Galatasaray, Spor Toto Süper Lig Ahmet Çalık Sezonu'nun 30. haftasında deplasmanda Gaziantep FK'ya 3-1 mağlup oldu. Kalyon Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılılar 34. dakikada Bafetimbi Gomis'in golüyle öne geçmesine rağmen üstünlüğünü koruyamadı. Gaziantep FK ilk yarının uzatma bölümünde Papy Djilobodji ile beraberliği yakaladı, 71. dakikada Alexandru Maxim'in penaltısıyla öne geçti ve 81. dakikada Joao Figueiredo ile skoru 3-1'e taşıdı. Galatasaray böylece Beşiktaş derbisinde aldığı 2-1'lik galibiyetin ve Barcelona karşısında verdiği büyük Avrupa mücadelesinin ardından lige yenilgiyle döndü; 30 maç sonunda 38 puanda kaldı.
Galatasaraylı olarak bu mağlubiyeti yalnızca Barcelona maçının yorgunluğuna bağlamayı doğru bulmuyorum. Evet, takım çok ağır bir takvimden çıktı. Camp Nou, Beşiktaş derbisi, Barcelona rövanşı ve hemen ardından Gaziantep deplasmanı fiziksel ve zihinsel olarak kolay bir süreç değildi. Ama Galatasaray'ın Avrupa'nın en güçlü takımlarından birine karşı gösterdiği konsantrasyonu ligde bu kadar çabuk kaybetmesini de normalleştiremeyiz. Gaziantep'te öne geçtik, ikinci gol için fırsatlar bulduk, buna rağmen maçın kritik anlarında yine kontrolü rakibe verdik. Sorun sadece yorgunluk değil; aynı sezon içinde büyük maçlarla sıradan lig haftaları arasında oluşan konsantrasyon farkı.
Gaziantep FK-Galatasaray maçının golleri
| Dakika | Gol | Skor |
|---|---|---|
| 34 | Bafetimbi Gomis | Gaziantep FK 0-1 Galatasaray |
| 45+4 | Papy Djilobodji | Gaziantep FK 1-1 Galatasaray |
| 71 | Alexandru Maxim, penaltı | Gaziantep FK 2-1 Galatasaray |
| 81 | Joao Figueiredo | Gaziantep FK 3-1 Galatasaray |
Maçın skor akışı Galatasaray açısından son derece tanıdık bir problemi yeniden ortaya çıkardı. Sarı-kırmızılı takım öne geçti ancak üstünlüğünü devre arasına taşıyamadı. İkinci yarıda beraberlik veya yeniden öne geçme fırsatları oluştu fakat bunlar değerlendirilemedi. Gaziantep FK ise Galatasaray'ın hatalarını daha verimli kullandı ve son bölümde farkı ikiye çıkardı.
Muslera uzun aranın ardından yeniden kalede
Karşılaşmanın Galatasaray açısından en önemli gelişmelerinden biri Fernando Muslera'nın dönüşüydü. Uruguaylı kaptan, 13 Aralık 2021'de Sivasspor deplasmanında yaşadığı sakatlığın ardından yaklaşık üç ay boyunca forma giyememişti. Gaziantep FK karşılaşmasıyla yeniden ilk 11'e döndü. Böylece Iñaki Peña'nın devre arasında Barcelona'dan kiralanmasının ardından oluşan kaleci rotasyonunda Muslera yeniden sahaya çıkmış oldu.
Ben Muslera'nın dönüşünü skor ne olursa olsun değerli görüyorum. Yıllardır Galatasaray'ın en önemli liderlerinden biri olan kaptanın sahaya yeniden çıkabilmesi takım açısından büyük kazanım. Fakat ilk maçında üç gol yemesi üzerinden kaleciyi suçlamak kolaycılık olur. Gaziantep'in gollerinin hazırlanışına baktığımızda duran top savunması, ceza sahasındaki müdahale ve geçiş savunması gibi takımın tamamını ilgilendiren sorunlar görüyoruz.
Muslera da maç sonrasında Gaziantep FK'nın iyi organize olduğunu ve özellikle kontra ataklarda etkili geldiğini kabul etti. Kendi dönüşünden dolayı mutlu olduğunu söylerken takım olarak çalışmaya devam edeceklerini ve ligi mümkün olan en iyi noktada bitirmeye çalışacaklarını belirtti. Ben kaptanın bu yaklaşımını doğru buluyorum. Avrupa defteri kapanmış olabilir ama Galatasaray formasının kalan sekiz lig maçını önemsiz görme lüksü yok.
Muslera daha ikinci dakikada tehlikeyle karşılaştı
Gaziantep FK maça Galatasaray'dan daha canlı başladı. Henüz 2. dakikada Muslera'nın pas hatasının ardından ev sahibi ekip çok önemli bir fırsat yakaladı. Doğan Erdoğan'ın aktardığı topla Muhammet Demir kaleyi yokladı ancak vuruş üstten dışarı çıktı. Bu pozisyon Muslera'nın uzun sakatlık döneminden sonra maç ritmine geri dönüşünün de ne kadar zorlu bir ortamda başladığını gösterdi.
24. dakikada bu kez Maxim'in ara pasında Kitsiou savunmanın arkasına sarktı ve Muslera ile karşı karşıya kaldı. Uruguaylı kaleci zamanında çıkarak açıyı kapattı ve gole izin vermedi. Galatasaray golü bulmadan önce rakibin iki ciddi fırsat yakalaması, maçın aslında sarı-kırmızılı takım açısından rahat başlamadığını açık biçimde gösteriyor.
Ben burada skor tabelasına bakıp “Galatasaray 1-0 öne geçti, demek ki oyunu kontrol ediyordu” demem. Futbolun akışı tabeladan daha ayrıntılıdır. Gaziantep ilk bölümde tehlikeler üretti, Galatasaray ise maçın ikinci çeyreğinde hücumda daha fazla görünmeye başladı. Gomis'in golü tam bu dengenin değişmeye başladığı bölümde geldi.
Semih Kaya sağ tarafta başladı
Domènec Torrent karşılaşmaya Fernando Muslera, Semih Kaya, Patrick van Aanholt, Victor Nelsson, Marcao, Berkan Kutlu, Taylan Antalyalı, Emre Kılınç, Kerem Aktürkoğlu, Olimpiu Moruţan ve Bafetimbi Gomis ilk 11'iyle çıktı. Mostafa Mohamed ile Ömer Bayram kart cezaları nedeniyle kadroda görev alamadı. Sacha Boey ve Omar Elabdellaoui gibi sağ bek seçeneklerinin bulunduğu kafilede başlangıç tercihi Semih Kaya oldu.
Ben bu tercihe bakarken önce takvimi hatırlıyorum. Barcelona rövanşının üzerinden üç gün geçmişti. Oyuncuların fiziksel yükleri farklıydı ve Torrent bazı bölgelerde değişiklik yapmak zorundaydı. Ancak rotasyonun doğal olması, çıkan kadronun görevlerinin belirsiz olmasını haklı çıkarmaz. Semih'in sağ tarafta kullanıldığı bir yapıda ondan Boey veya Omar ile aynı hücum katkısını beklemek doğru olmaz; takımın geri kalanı da bu farklılığa göre şekillenmeli.
Bir oyuncuyu alışık olmadığı veya daha az kullandığı rolde sahaya sürüyorsanız onun güçlü yönlerini öne çıkaracak destek mekanizması oluşturmalısınız. Bekten sürekli çizgiye basmasını beklemeyecekseniz genişliği başka oyuncu sağlayabilir. Ben teknik tercihi sadece isim üzerinden değil, o ismin takımın bütün davranışını nasıl değiştirdiği üzerinden değerlendiririm.
Gomis 18. dakikada ilk kez gole yaklaştı
Galatasaray'ın ilk ciddi hücumlarından biri Semih Kaya'nın sağ taraftan yaptığı orta ile geldi. Bafetimbi Gomis ceza sahasında topla buluştu ve vuruşunu yaptı ancak top kalenin üzerinden dışarı çıktı. Bu pozisyon santrforun ceza sahasında doğru noktayı aradığını gösteriyordu.
Ben Gomis'in bu dönemdeki kullanımını hep aynı noktadan değerlendiriyorum. Tecrübeli santrforu mümkün olduğunca ceza sahasına yakın tutmak gerekiyor. Onu sürekli orta saha çizgisine kadar indirirsek en önemli özelliğini kaybederiz. Gaziantep karşısında Galatasaray topu onun bulunduğu bölgeye ulaştırabildiği anlarda tehlike yaratabildi.
34. dakika: Kerem başladı, Moruţan vurdu, Gomis tamamladı
Galatasaray'ın golü 34. dakikada geldi. Kerem Aktürkoğlu sol tarafta Djilobodji'yi çok şık bir hareketle geçerek hücumu başlattı ve topu ceza alanı çevresindeki Moruţan'a aktardı. Rumen oyuncunun vuruşu savunmadan döndü. Dönen topu doğru yerde takip eden Gomis fırsatı kaçırmadı ve Günay Güvenç'in sağından topu ağlara gönderdi.
Bu gol bana hücumun üç farklı özelliğini aynı pozisyonda gösterdi. Kerem bire birde rakip eksiltti, Moruţan gecikmeden kaleyi düşündü, Gomis ise santrfor içgüdüsüyle seken topu takip etti. Bir hücumda üç oyuncunun güçlü tarafı aynı anda ortaya çıkınca gol geldi.
Gomis'in burada yaptığı iş basit görünebilir: Dönen topu tamamlamak. Oysa iyi santrforun değerlerinden biri, topun nereye düşebileceğini önceden sezmek. Savunmadan dönen şutta hareketini bırakmayıp pozisyonu takip etti. Golcü olmanın her zaman 30 metreden olağanüstü şut çekmek olmadığını bu tip pozisyonlar hatırlatıyor.
Kerem bir kez daha hücumun başlangıç noktasıydı
Kerem Aktürkoğlu yalnızca gol pozisyonunda değil, maç boyunca Galatasaray'ın en fazla tehdit üretmeye çalışan oyuncularından biriydi. Barcelona karşısında birkaç gün önce çok yüksek efor harcamış olmasına rağmen Gaziantep deplasmanında da bire birlerde sorumluluk aldı. İlk yarının başında sert bir müdahale sonrasında tedavi gördü, ikinci yarının hemen başında bir başka ikili mücadeleden sonra yine yerde kaldı ancak oyuna devam etti.
Ben Kerem'in her maçta takımın bütün hücum sorumluluğunu yüklenmesini istemiyorum. Beşiktaş'a iki gol attı, Barcelona karşısında geçişlerin önemli bölümünü taşıdı ve Gaziantep'te Gomis'in golünün başlangıcını yaptı. Bu kadar yoğun biçimde aynı oyuncuya bağımlı kalmak rakiplerin savunmasını kolaylaştırabilir. Moruţan, Emre Kılınç, Babel ve diğer hücum oyuncularının da düzenli olarak yaratıcı yük alması gerekiyor.
Kerem'in enerjisinin sezonun bu döneminde korunması da önemli. Genç olması yorulmadığı anlamına gelmez. Barcelona-Beşiktaş-Barcelona-Gaziantep dizisinin fiziksel yükü çok ağırdı. Teknik ekip kalan haftalarda onun dakikalarını ve performansını dikkatli yönetmek zorunda.
Van Aanholt ve Moruţan uzaktan denedi
Galatasaray öne geçtikten sonra ikinci golü arama fırsatları da buldu. Patrick van Aanholt ve Olimpiu Moruţan ceza sahası dışından kaleyi yokladı. Berkan Kutlu'nun ilk yarının son bölümündeki sert vuruşunu da Günay Güvenç kornere çeldi. Sarı-kırmızılı takım soyunma odasına 2-0 veya en azından 1-0 girebilecek fırsatlara sahipti.
Ben bu nedenle devrenin sonunda gelen beraberlik golünü daha ağır buluyorum. Bir takım 34. dakikada öne geçtikten sonra rakip kaleye de gidebiliyorsa ilk yarının son birkaç dakikasını daha kontrollü oynamalı. Önde olmanın getirdiği avantajı devre arasına taşıyabilmek maç yönetiminin temel parçalarından biri.
45+4: Duran top savunmasında Djilobodji unutuldu
Gaziantep FK beraberlik golünü ilk yarının son saniyelerinde buldu. Sağ taraftan Maxim'in kullandığı serbest vuruşta Papy Djilobodji arka bölgede topa ulaştı ve yaptığı vuruşla Muslera'yı mağlup etti. Böylece Galatasaray soyunma odasına önde gitme fırsatını bir kez daha kötü zamanda yediği golle kaybetti.
Ben duran top golüne iki açıdan bakıyorum. Birincisi, topun gönderileceği bölgenin ve Gaziantep'in hava topu gücünün maç öncesinde biliniyor olması gerekir. İkincisi, devrenin bitmesine saniyeler kalmışken konsantrasyonun en yüksek seviyede olması gerekiyor. Futbolcu zihnen soyunma odasına birkaç saniye erken giderse bu seviyede bedelini ödersiniz.
Torrent de maç sonrasında özellikle ilk yarının son saniyesindeki golün oyunun kontrolünü etkilediğini söyledi. Bu doğru olabilir, ancak ben bunun Galatasaray için artık tekrarlayan bir problem haline gelmesini kabul edemem. Kasımpaşa maçında da ilk yarının uzatma bölümünde öne geçtiğimiz skoru koruyamamıştık. Aynı tip kırılma yeniden yaşanıyorsa teknik ekip ve oyuncular bunun üzerine özel olarak çalışmalı.
İkinci yarıda Galatasaray daha fazla pozisyon aradı
Galatasaray ikinci yarının bazı bölümlerinde rakip kaleye ilk yarıdan daha düzenli gitmeye başladı. Moruţan uzaktan şut denedi. 65. dakikada hızlı gelişen hücumda Kerem ceza sahasındaki Gomis'i buldu. Gomis topu gerideki Emre Kılınç'a çıkardı ve Emre'nin sert vuruşunda Günay Güvenç çok önemli bir kurtarış yaparak topu kornere gönderdi.
Bu pozisyon bana Galatasaray'ın hücumda ne yapması gerektiğini gösteren iyi bir örnek. Kerem doğrudan son vuruşa zorlanmadı, Gomis santrfor olmasına rağmen geriden gelen arkadaşını gördü ve Emre ceza alanı çevresine doğru zamanda yaklaştı. Oyuncular birbirinin hareketini tamamladığında savunmanın markajı bozuldu ve net şut imkanı oluştu.
Gol gelmemiş olması pozisyonun doğru hazırlanmadığı anlamına gelmez. Kaleci Günay iyi bir kurtarış yaptı. Ancak Galatasaray'ın problemi bu tür organize hücumları maç içerisinde yeterince sık tekrarlayamaması. Bir-iki doğru hücumla değil, rakibi sürekli aynı karar sorunuyla karşı karşıya bırakarak kontrol kurabilirsiniz.
Berkan'ın müdahalesi sonrası Gaziantep penaltı kazandı
Maçın en çok tartışılan anlarından biri ikinci yarının ortasında yaşandı. Gaziantep FK'nın ceza alanına taşıdığı topun ardından Berkan Kutlu ile Joao Figueiredo arasındaki müdahalede hakem Arda Kardeşler penaltı noktasını gösterdi. Alexandru Maxim 71. dakikada penaltıyı gole çevirdi ve Gaziantep FK 2-1 öne geçti.
Domènec Torrent maçtan sonra bu penaltı kararını anlamadığını söyledi. Bunu teknik direktörün görüşü olarak kayda geçirmek gerekir; hakemin resmî kararı penaltı ve gol geçerli. Ben tarihsel haberde tartışmalı pozisyonu sanki kesin biçimde yanlış karar verilmiş gibi yazmam. Hakem kararını eleştirebiliriz ama görüş ile resmî sonucu birbirinden ayırmalıyız.
Benim Galatasaray açısından asıl üzerinde durduğum şey, pozisyonun neden ceza alanı içinde böyle bir müdahaleye kadar geldiği. Rakibi tehlikeli bölgeye sokmadan önce topa baskı yapılabiliyor muydu? İkinci top kimin kontrolündeydi? Hakem kararını değiştiremeyiz ama pozisyonun oluşmasını azaltacak takım davranışlarını geliştirebiliriz.
Gomis 75. dakikada 2-2'yi kaçırdı
Gaziantep'in penaltı golünden yalnızca birkaç dakika sonra Galatasaray çok büyük bir beraberlik fırsatı buldu. Kerem sol taraftan ceza alanına girdi ve topu uygun durumdaki Gomis'e gönderdi. Tecrübeli santrfor yakın mesafeden vuruşunu yaptı ancak Günay Güvenç gole izin vermedi.
Torrent maç sonrasında özellikle bu pozisyonun üzerinde durdu ve skor 2-2'ye gelse maçın farklı bir yere gidebileceğini söyledi. Ben buna katılıyorum. Futbolun sonucu bazen birkaç dakikadaki iki olay arasında değişiyor. Bir tarafta penaltıyla 2-1 geriye düşüyorsunuz, diğer tarafta hemen eşitlik fırsatı buluyorsunuz. Bunu değerlendirirseniz psikoloji yeniden sizin tarafınıza geçebilir.
Ancak Gomis'in bu fırsatı kaçırmasını bütün mağlubiyetin nedeni yapmam. Bir santrfor gol kaçırabilir. Galatasaray'ın 90 dakika içinde başka yollarla da gol üretebilmesi gerekir. Aynı zamanda Torrent'in belirttiği gibi Gomis maç boyunca birden fazla gol pozisyonunun içinde bulundu. “Yavaş kaldı, o yüzden kaybettik” kadar basit bir değerlendirme bu maçın bütününü açıklamaz.
Torrent neden Gomis'i oyunda tuttu?
Maç sonrasında Torrent'e Gomis'in fiziksel olarak yavaş kaldığı yönünde soru yöneltildi. İspanyol teknik adam ise tecrübeli santrforun üç gol fırsatının içinde bulunduğunu, 2-2'lik pozisyonu gole çevirmesi halinde değerlendirmenin tamamen farklı olabileceğini söyledi. Gomis'in ceza sahası içerisinde sürekli gol tehdidi olduğunu ve takımın golcü oyuncularından biri olarak sahada tutulmasını savundu.
Ben bu açıklamanın futbol mantığını anlayabiliyorum. Geriye düşmüş ve gole ihtiyacı olan takımın en önemli bitiricilerinden birini çıkarmak her zaman doğru çözüm olmayabilir. Diğer taraftan maçın temposu santrforun özelliklerine uymuyorsa daha hareketli profil de düşünülebilir. Teknik direktörlük zaten bu iki risk arasında karar vermek demek.
Mostafa Mohamed'in kart cezası nedeniyle forma giyememesi de seçeneği daralttı. Torrent'in elinde aynı özellikte ikinci bir net santrfor bulunmuyordu. Bu nedenle Gomis'in oyunda tutulmasını sadece inat olarak yorumlamam. Kadro koşulları da hesaba katılmalı.
Moruţan ve Emre çıktı, Babel ile Barış Alper girdi
Gaziantep FK'nın ikinci golünden sonra Torrent hücumda değişikliklere gitti. Moruţan'ın yerine Ryan Babel, Emre Kılınç'ın yerine Barış Alper Yılmaz oyuna dahil edildi. Amaç kanatlarda daha farklı özellikler kullanarak rakibin geriye çekilen savunmasını zorlamaktı.
Babel topu ayağında tutabilen, Barış ise daha doğrudan ve yüksek tempolu koşular yapabilen oyuncu. Ben iki değişikliğin profil olarak anlaşılır olduğunu düşünüyorum. Fakat değişiklik yapıldığında takımın pas bağlantılarının da yeniden kurulması gerekir. Yeni oyuncu sahaya girip sadece kendi bireysel hareketini yapmaya çalışırsa takımın yapısı daha da kopabilir.
Galatasaray 2-1'in ardından daha fazla risk almak zorundaydı. Bu riskin doğal sonucu savunma arkasında daha fazla alan bırakılmasıydı. Gaziantep FK tam da bu alanları değerlendirmeyi bekleyen bir takımdı.
81. dakika: Figueiredo maçı kopardı
Gaziantep FK üçüncü golü hızlı gelişen hücumun sonunda buldu. Alexandru Maxim sol taraftan aldığı topu ceza alanının arka bölümüne doğru taşıdı ve Joao Figueiredo'yu gördü. Figueiredo yakın mesafeden yaptığı vuruşla topu ağlara gönderdi ve skor 3-1 oldu.
Bu gol Galatasaray'ın beraberlik için ileri çıktığı bölümde geldi. Dolayısıyla ilk iki golle aynı şekilde değerlendirmiyorum. 2-1 gerideyken risk almak zorundasınız. Ancak risk almak savunma yerleşimini tamamen bırakmak anlamına gelmez. Hücum sırasında geride kalan oyuncuların rakibin ilk pasını yavaşlatması ve koşu yollarını önceden görmesi gerekir.
Muslera'nın maç sonrasında Gaziantep'in kontra atakları çok iyi kullandığını söylemesi de bu pozisyonla doğrudan örtüşüyor. Gaziantep'in ne yapmak istediği bilinmeyen bir plan değildi. Torrent de kontraya hazırlıklı olduklarını söyledi. Rakibin planını bilip yine de o plana yakalanıyorsanız uygulamada bir eksik var demektir.
Gaziantep FK altı maç sonra kazandı
Gaziantep ekibi Galatasaray karşılaşması öncesinde ligde altı maçtır galibiyet alamıyordu. Sarı-kırmızılılara karşı aldığı 3-1'lik sonuç bu kötü seriyi sona erdirdi ve Gaziantep FK puanını 40'a yükseltti. Galatasaray ise 38 puanda kaldı.
Ben rakibin kendi sorunlarını bitirdiği takımın Galatasaray olmasını özellikle rahatsız edici buluyorum. Bu sezon benzer biçimde form arayan rakiplere karşı istediğimiz reaksiyonu gösteremediğimiz maçlar oldu. Avrupa'nın devine karşı 180 dakika büyük mücadele gösteren takımın birkaç gün sonra galibiyete hasret rakibe karşı aynı zihinsel seviyeye çıkamaması tesadüf diye geçiştirilemez.
Burada rakibi küçümsemiyorum. Gaziantep iyi organize oldu ve kendi oyununu oynadı. Erol Bulut maç sonunda tempolarını koruduklarını, fırsatları bu kez değerlendirdiklerini ve galibiyeti hak ettiklerini söyledi. Rakibin iyi yaptığı işi kabul etmek Galatasaray'ın eksiklerini daha net görmemizi sağlar.
Barcelona'nın ardından yalnızca üç günlük ara
Galatasaray 17 Mart Perşembe günü Barcelona ile UEFA Avrupa Ligi son 16 rövanşını oynadı. 20 Mart Pazar günü ise Gaziantep'te lig maçına çıktı. Arada yalnızca üç takvim günü vardı. Üstelik Barcelona karşılaşması fiziksel ve mental olarak son derece yüksek yoğunluk taşıyordu. Sarı-kırmızılı takım 1-0 öne geçtiği maçta 2-1 yenilmiş ve Avrupa'ya veda etmişti.
Torrent Barcelona maçından hemen sonra oyuncuların çok yorgun olduğunu ve Gaziantep deplasmanı için toparlanmaları gerektiğini söylemişti. Bu nedenle Gaziantep'teki bazı performans düşüşlerinde yorgunluğun payı bulunması son derece mantıklı. Ancak ben bunu sonucu açıklayan etkenlerden biri olarak görürüm, bütün sorumluluğu ortadan kaldıran gerekçe olarak değil.
Büyük kulüpler Avrupa kupalarında ilerlediğinde zaten yoğun takvimle yaşamayı öğrenmek zorunda. Eğer Galatasaray gelecekte yeniden Şampiyonlar Ligi veya Avrupa Ligi'nde uzun yürüyüşler yapmak istiyorsa perşembe-pazar ritmini kaldırabilecek kadro genişliğini ve fiziksel hazırlığı kurmalı. Avrupa maçı sonrası ligde sürekli puan bırakmak sürdürülebilir bir başarı modeli olmaz.
Beşiktaş ve Barcelona maçlarındaki konsantrasyon ligde neden yok?
Torrent maç sonrasında en dikkat çekici tespitlerinden birini bu konuda yaptı. Beşiktaş ve Barcelona karşısında bu kadar yüksek konsantrasyon gösterebilen takımın Süper Lig'de de aynı seviyeye çıkması gerektiğini söyledi. Ben bu ifadeye tamamen katılıyorum.
Galatasaray Barcelona karşısında her pas açısını kapatmak için koşuyor, ikinci top için iki oyuncuyla mücadele ediyor ve ceza alanında birkaç saniye konsantrasyon kaybetmemeye çalışıyordu. Beşiktaş derbisinin ilk yarısında rakibe yüksek baskıyla iki gol buldu. Gaziantep'te ise bazı bölümlerde takım aynı yoğunluğu gösteremedi.
Bu farkı “oyuncular büyük maçı seçiyor” diye kolay bir suçlamaya dönüştürmem. Avrupa maçının atmosferi ve rakibin oyun tarzı doğal olarak konsantrasyonu etkiler. Ancak profesyonel seviyede teknik heyetin ve oyuncuların görevi, aynı ciddiyeti her rakibe taşımak. Galatasaray'ın ligde bulunduğu kötü sıranın nedenlerinden biri de bunu sezon boyunca istikrarlı biçimde yapamaması.
Marcao Süper Lig'de 100. maçına çıktı
Gaziantep karşılaşması Marcao açısından özel bir istatistiğe sahne oldu. Brezilyalı stoper Galatasaray formasıyla Süper Lig'deki 100. maçına çıktı. Kulübün açıklamasına göre bu karşılaşma aynı zamanda Marcao'nun Galatasaray formasıyla bütün kulvarlardaki 135. müsabakasıydı.
Marcao birkaç gün önce Barcelona'ya karşı rövanşta Galatasaray'ın golünü atmış ve Avrupa maçlarında önemli performanslar ortaya koymuştu. Gaziantep'te dalya demesi, oyuncunun 2019 başında başlayan Galatasaray döneminde önemli bir devamlılığa ulaştığını gösteriyor.
Ben istatistiklerin futbolcunun bütün performansını açıklamadığını biliyorum. Ancak yabancı bir stoperin bir kulüpte 100 lig maçına ulaşması süreklilik göstergesidir. Marcao'nun Galatasaray döneminde iyi performansları da ciddi disiplin tartışmaları da oldu. Tarihsel değerlendirmede bunların tamamı birlikte yer almalı.
Semih Kaya'nın yeniden ilk 11'e dönüşü
Gaziantep maçı Semih Kaya açısından da dikkat çekiciydi. Ara transfer döneminde Galatasaray'a yeniden dönen tecrübeli savunmacı, sağ tarafta başlangıç kadrosunda görev aldı. Uzun yıllar önce Galatasaray altyapısından A takıma çıkan ve önemli şampiyonluklarda forma giyen Semih'in yeniden sarı-kırmızılı formayla ilk 11'e dönmesi sezonun ilginç hikâyelerinden biri.
Ben geçmişte başarılı olmuş oyuncunun dönüşünü romantik duyguyla tek başına değerlendirmem. Semih'in bugün takıma ne verebildiği önemli. Torrent onu sağ tarafta veya savunmanın farklı bölgelerinde kullanıyorsa oyuncunun tecrübesinden ve pozisyon bilgisinden yararlanmak istiyor olabilir. Ancak modern bek rolündeki hücum beklentileriyle stoper kökenli oyuncunun özellikleri aynı değil. Takımın oyun planı buna göre ayarlanmalı.
Mostafa Mohamed ve Ömer Bayram cezalıydı
Galatasaray'ın Gaziantep kadrosundaki önemli eksiklerinden ikisi Mostafa Mohamed ve Ömer Bayram'dı. İki futbolcu Beşiktaş derbisinde gördükleri sarı kartlar nedeniyle cezalı duruma düşmüş ve Gaziantep deplasmanında forma giyememişti. Mostafa'nın yokluğu özellikle santrfor rotasyonunu daralttı.
Ben kart cezalarını sezon planlamasının doğal parçası olarak görüyorum. Bir oyuncunun yokluğu takımı etkileyebilir ama büyük kadronun amacı zaten bu dönemleri karşılamak. Galatasaray'ın yaz ve ocak transferlerinde çok sayıda hücum oyuncusu bulunduğu düşünüldüğünde tek santrfor eksikliğini bütün hücum yetersizliğinin nedeni olarak gösteremeyiz.
Torrent: Sonuç sahadaki oyunu tam yansıtmıyor
Domènec Torrent maç sonrasında karşılaşmanın uzun süre dengeli geçtiğini ve 3-1'lik sonucun sahadaki oyunu tam olarak yansıtmadığını savundu. İlk yarının son saniyesinde yenilen golün, ikinci yarıdaki penaltının ve Gomis'in kaçırdığı 2-2 fırsatının maçın kırılma noktaları olduğunu söyledi.
Ben skorun bazı maçlarda oyundan daha ağır görünebileceğini kabul ederim. Gerçekten de Galatasaray 2-1 gerideyken net bir beraberlik fırsatı buldu. Emre'nin şutunda Günay önemli kurtarış yaptı. Fakat futbolun sonucu da oyunun parçası. Rakip üç fırsatı gole çevirirken siz fırsatlarınızı kaçırıyorsanız bitiricilik ve savunma hataları değerlendirmeye dahil olmak zorunda.
“Hak etmedik” veya “skor adil değildi” cümlesi oyuncuları korumak için anlaşılabilir. Fakat ben Galatasaray'ın sürekli iyi oynadık ama kaybettik noktasında kalmasını istemem. İyi oyun zamanla sonuca dönüşmüyorsa iyi dediğimiz şeyin hangi bölümünün eksik olduğunu yeniden düşünmek gerekir.
Gaziantep'in geçişleri maçın temel problemi oldu
Muslera'nın maç sonu açıklamasında rakibin kontra ataklarına özellikle dikkat çekmesi önemliydi. Gaziantep FK topu Galatasaray'a bıraktığı bazı bölümlerde hızla çıkmayı planladı. Maxim, Figueiredo ve çevrelerindeki oyuncular Galatasaray'ın ileri çıktığı anlarda oluşan alanları kullandı.
Ben geçiş savunmasını bu sezonun Galatasaray adına temel sorunlarından biri olarak görüyorum. Takım hücumdayken kaç oyuncunun topun gerisinde kaldığı, orta sahanın kaybedilen topa ne kadar yakın olduğu ve ilk rakip pasın kimin tarafından yavaşlatıldığı önemli. Top kaybından sonra herkes aynı anda geriye koşuyorsa savunma çoğu zaman zaten geç kalmıştır.
Barcelona karşısında bu konuya çok daha fazla dikkat edildi. Çünkü rakibin kalitesi herkesin konsantrasyonunu artırdı. Gaziantep karşısında aynı standart korunamadı. İşte Torrent'in “Barcelona ve Beşiktaş'taki konsantrasyon ligde de olmalı” sözü tam olarak bu noktada anlam kazanıyor.
Galatasaray deplasmanda farklı bir takım görüntüsü veriyor
Torrent maç sonrası açıklamasında İstanbul'daki Galatasaray ile deplasmandaki Galatasaray arasında fark gördüğünü de söyledi. Bu tespiti kalan haftalar açısından önemli buluyorum. Büyük takım sadece taraftarının önünde veya büyük rakibe karşı güçlü görünemez. Deplasmanda da kendi oyununa güvenmek zorunda.
Kalyon Stadyumu gibi rakibin kendi sahasında güçlü oynadığı deplasmanlarda maçı tamamen kontrol etmek kolay değildir. Ancak Galatasaray'ın deplasman kimliği sadece rakibin baskısına cevap vermekten ibaret kalmamalı. Topu daha uzun süre rakip yarı alanda tutabilecek, skoru öne geçtiğinde yönetebilecek ve taraftar baskısına rağmen sakin kalabilecek bir yapı gerekiyor.
Lig artık Galatasaray'ın tek kulvarı
Barcelona karşısında Avrupa Ligi'ne veda edilmesi ve Türkiye Kupası'ndaki erken elenme nedeniyle Galatasaray'ın sezonun geri kalanında sadece Süper Lig maçları kaldı. Gaziantep karşılaşması bu yeni dönemin ilk maçıydı ve sonuç beklendiği gibi olmadı.
Ben buradan sonra yoğun fikstür mazeretinin de ortadan kalkacağını düşünüyorum. Milli aranın ardından takım büyük ölçüde haftada bir maç oynayacak. Torrent antrenmanlarda oyuncularıyla çok daha fazla zaman geçirebilecek. Savunma geçişleri, duran toplar, hücum setleri ve fiziksel çalışmalar için haftalık düzen kurulabilecek.
Bu nedenle kalan sekiz maç teknik heyet açısından ciddi bir değerlendirme dönemi olacak. Galatasaray'ın sezonu şampiyonluk hedefinden kopmuş olabilir, fakat teknik direktörün gelecek planı, oyuncuların kadrodaki geleceği ve takımın oyun gelişimi açısından bu karşılaşmaların hiçbiri anlamsız değil.
Milli ara toparlanma fırsatı
Gaziantep maçının ardından Süper Lig milli maçlar nedeniyle ara verecek. Galatasaray bu süreci değerlendirip 31. haftadaki Fatih Karagümrük karşılaşmasına hazırlanacak. Torrent de oyunculara kısa bir dinlenme vereceklerini, son yaklaşık 20 günlük yoğun maç ve yolculuk trafiğinin ardından hem mental hem fiziksel olarak toparlanmayı hedeflediklerini söyledi.
Ben bu arayı teknik ekip için çok önemli görüyorum. Barcelona maçlarına hazırlanırken antrenmanların önemli bölümü rakip planına ve toparlanmaya ayrıldı. Şimdi birkaç hafta boyunca sadece kendi oyunumuzu geliştirme fırsatı var. Eğer milli aradan sonra aynı sorunlar aynı biçimde devam ediyorsa zaman yetersizliği açıklaması giderek geçerliliğini kaybeder.
Sırada Fatih Karagümrük var
Galatasaray milli aranın ardından 2 Nisan'da Fatih Karagümrük'ü kendi sahasında ağırlayacak. Gaziantep yenilgisinin ardından hedef yeniden galibiyet olacak. Sezonun kalan bölümünde özellikle iç saha maçlarında taraftarın önünde daha güçlü ve daha kontrollü bir takım görülmesi gerekiyor.
Ben Karagümrük maçını sadece Gaziantep yenilgisinin telafisi olarak görmüyorum. Milli ara sonrası Galatasaray'ın hangi noktaya geldiğini gösterecek ilk sınav olacak. Torrent'in futbolcularıyla geçireceği çalışma döneminin sonucu sahada görülmeli. Aynı duran top hataları, aynı geçiş zaafları ve aynı skor yönetimi problemleri devam ederse sadece oyuncu yorgunluğuyla açıklama yapmak mümkün olmayacak.
Avrupa'daki kaliteyi lige taşımak artık zorunluluk
Bu sezon Galatasaray'ın en büyük paradoksu Avrupa ve Süper Lig performansları arasındaki fark. Lazio, Marsilya, Barcelona gibi rakiplere karşı ortaya çıkan konsantrasyonun Türkiye'deki birçok lig maçında görülmemesi tesadüften fazlasını düşündürüyor. Futbolcular aynı, forma aynı; değişen şey rakip, maçın atmosferi ve takımın görevi.
Avrupa'da Galatasaray daha fazla savunma yapacağını bildiği için roller daha açık olabilir. Ligde ise topa sahip olup oyunu kurmak zorunda olduğumuzda sorunlar büyüyor. Bu teknik bir gerçek olabilir. O halde çözüm de teknik olmak zorunda. Topa sahip olduğumuz oyunu geliştirmek, kapalı savunmaya karşı daha hızlı pas yapmak ve kaybettiğimiz topun arkasında daha doğru pozisyon almak gerekiyor.
Ben “Avrupa'da farklı motive oluyoruz” açıklamasını kabul etmek istemem. Galatasaray formasının Gaziantep deplasmanında da Barcelona maçındaki kadar sorumluluk taşıması gerekiyor. Torrent'in ve oyuncuların sezonun kalanında kanıtlaması gereken şeylerden biri bu.
Sonuç: Öne geçtik, fırsatları kullanamadık ve yine kaybettik
Galatasaray Gaziantep'te ideal olmayan bir başlangıç yaptı ama 34. dakikada Gomis ile öne geçmeyi başardı. Kerem'in bireysel becerisi, Moruţan'ın şutu ve Gomis'in doğru yerde bulunmasıyla gelen gol maçın Galatasaray lehine çevrilebileceği bir an yarattı. Fakat ilk yarının son saniyelerinde Djilobodji'nin duran top golü bütün psikolojiyi değiştirdi.
İkinci yarıda Emre Kılınç'ın şutunda ve Gomis'in yakın mesafedeki vuruşunda beraberlik veya yeniden üstünlük için önemli fırsatlar oluştu. Bunları değerlendiremeyen Galatasaray, Berkan'ın müdahalesi sonrası Maxim'in penaltısıyla geriye düştü. Daha fazla risk alınca Gaziantep'in beklediği geçiş alanları oluştu ve Figueiredo skoru 3-1'e taşıdı.
Aslan Gaziantep'te kayıp. Ama benim için daha önemli soru, Galatasaray'ın neden büyük maçlarda gösterdiği zihinsel ve taktik disiplini lig boyunca sürdüremediği. Barcelona'ya karşı iki maçta dünya çapında bir rakibi zorlayan takımın üç gün sonra Gaziantep karşısında bir duran top, bir penaltı ve bir geçiş golüyle yenilmesi sezonun bütün çelişkisini özetliyor.
Muslera'nın dönüşü güzel, Marcao'nun 100. lig maçı değerli, Gomis'in golü sevindirici. Fakat Galatasaray'ın ihtiyacı artık bireysel güzel hikâyelerden fazlası. Takım olarak düzenli biçimde kazanmayı, öne geçtiği maçı yönetmeyi ve rakibin ne yapmak istediğini bildiği halde aynı tuzağa düşmemeyi öğrenmek zorunda.
Avrupa defteri üç gün önce kapandı. Şimdi önümüzde yalnızca lig var. Yoğun fikstür azalacak, milli ara nefes alma fırsatı sağlayacak ve teknik heyetin çalışma süresi artacak. Bundan sonra Galatasaray'ın mazeret değil gelişim göstermesi gerekiyor. Gaziantep'teki 3-1'lik yenilgi geride kalacak; fakat aynı hatalar milli aradan sonra da karşımıza çıkarsa bu maç sadece kaybedilmiş üç puan değil, değerlendirilmemiş bir uyarı olarak hatırlanacak.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap