Galatasaray, 13 Mart 2021'de Hes Kablo Kayserispor'u deplasmanda 3-0 yenerek iki maçlık galibiyet hasretini bitirdi ve puanını 61'e yükseltti. Süper Lig'in 30. haftasında sarı-kırmızılılara üç puanı getiren goller Radamel Falcao ile iki kez ağları bulan Henry Onyekuru'dan geldi. Ankaragücü yenilgisi ve Sivasspor beraberliğinde beş puan bırakan Galatasaray, bu kez hücumdaki emeğinin karşılığını aldı. Kayserispor ise karşılaşmanın ardından 31 puanda kaldı.

Bu gecenin benim için en güçlü mesajı, galibiyetin yalnızca başlangıç kadrosunun işi olmaması. Falcao öne geçirdi, sonradan giren Onyekuru farkı açtı, Feghouli son golün yolunu hazırladı. Galatasaray Kayseri'de sadece kazanmadı; maçın gidişatını değiştirebilecek seçenekleri bulunduğunu da gösterdi. Ancak 3-0'lık sonucun bizi yanıltmasına izin vermem. İkinci gol 81. dakikada geldi. Ondan önce tek bir rakip golünün bütün hesabı değiştirebileceği bir karşılaşma oynanıyordu. Değerli olan, bu ihtimali ortadan kaldıracak hamleleri yapıp üstünlüğü büyütebilmekti.

Kayserispor-Galatasaray maçının golleri

Büyükşehir Belediyesi Kadir Has Stadı'nda oynanan mücadeleyi Halis Özkahya yönetti. Galatasaray ilk yarıyı tek golle önde tamamladı; son bölümde bulduğu iki golle maçı daha güvenli bir sonuca taşıdı.

DakikaGolü atan futbolcuSkor
44Radamel FalcaoKayserispor 0-1 Galatasaray
81Henry OnyekuruKayserispor 0-2 Galatasaray
89Henry OnyekuruKayserispor 0-3 Galatasaray

Gollerin dağılımı, karşılaşmanın iki ayrı ihtiyacına cevap verildiğini gösteriyor. Önce rakibin direncini kıracak vuruş bulundu, ardından oyunun sonuna kadar taşınabilecek beraberlik riski azaltıldı. Benim kazanma olgunluğundan anladığım da bu: Öne geçtikten sonra yalnızca saatin ilerlemesini beklememek, rakibin şartları değiştirme ihtimalini hesaba katmak. İlk gol kadar ikinci golün nasıl arandığı da takımın değerlendirilmesinde önemli.

Falcao ile Mostafa Mohamed aynı ilk 11'de

Fatih Terim maça Muslera; Yedlin, Luyindama, Marcao, Saracchi; Taylan Antalyalı, Gedson Fernandes, Emre Kılınç, Emre Akbaba; Falcao ve Mostafa Mohamed ile başladı. Onyekuru, Kerem Aktürkoğlu ve Feghouli ise oyuna sonradan girecek seçenekler arasındaydı. Başlangıçta iki santrforun birlikte kullanılması, gecenin dikkat çeken tercihlerindendi.

İki golcüyle sahaya çıkmayı desteklemek kolay; önemli olan onların çevresindeki oyunu hazırlamak. Merkezde iki santrfor bulunurken kenardan servis gelmiyorsa veya orta saha topu ileriye taşıyamıyorsa sadece ceza sahasında bekleyen oyuncu sayısını artırmış olursunuz. Bu yüzden Falcao-Mohamed birlikteliğini yalnızca kaç gol attıklarıyla değerlendirmem. Birinin hareketi diğerine alan açıyor mu, orta sahadan gelen oyuncuya pas imkanı doğuyor mu, bekler hücuma çıktığında arkaları korunuyor mu? Tercihin gerçek karşılığı bu sorularda bulunuyor.

Bu maçtan sonra her rakibe mutlaka aynı kadroyla çıkılmasını istemem. Kayseri'de işleyen bir seçenek bulmak, diğer bütün seçeneklerden vazgeçmek anlamına gelmez. Galatasaray'ın kazancı tek bir dizilişi keşfetmiş olmak değil, gerektiğinde farklı bir hücum düzenini uygulayabileceğini göstermesi. Esneklik, bir yöntem işe yaradığında onu kurala dönüştürmeden kullanabilmektir.

Emre Akbaba'nın erken fırsatı hücumun yönünü gösterdi

Dokuzuncu dakikada Yedlin'in ortasına Emre Akbaba kafa vurdu; Doğan Alemdar topu çıkardı. Emre'nin ikinci denemesi direğe takıldı, devamında Gedson'un şutu savunmadan döndü. Galatasaray gol bulamadı ama tek hücumda farklı oyuncularla sonuca gitme imkanı oluşturdu.

Burada beğendiğim şey, ilk kurtarıştan sonra herkesin oyundan kopmaması. Ceza sahasına gönderilen topun yalnızca iki santrfor tarafından karşılanması gerekmiyor. Orta sahadan gelen oyuncu da bitirici olabilir; onun denemesi sonuç vermediğinde arkadan gelen arkadaşının yeni bir şansı bulunabilir. Hücumun devamlılığı böyle kuruluyor. İkinci ve üçüncü topa hazır olmak, rakibe savunmasını yeniden yerleştirecek zamanı azaltabilir.

Emre Akbaba gol atamadığı için bu pozisyondaki emeğini silmem. Aynı zamanda fırsatın kaçmasına sadece talihsizlik demekle de yetinmem. Son vuruşun yönü ve oyuncunun topa hazırlanışı geliştirilebilir. Benim istediğim, iyi hücum hazırlığının korunması ve bitirişin daha güçlü hale getirilmesi. Birini düzeltmek için diğerinden vazgeçmeye gerek yok.

Muslera'nın müdahaleleri, golsüz geçen bölümde önem taşıdı

Kayserispor da golü bulabilecek anlar yaşadı. Savunma hatasının ardından Pedro Henrique 29. dakikada Muslera ile karşı karşıya kaldı, ancak vuruşu kalecimizde kaldı. Avramovski'nin 38. dakikadaki serbest vuruşunda da Muslera gole izin vermedi. Galatasaray'ın devre bitmeden öne geçebilmesi, o ana kadar kendi kalesini koruyabilmesiyle birlikte anlam kazandı.

Bu bölümü hatırlatmak, farklı galibiyetten kusur çıkarmaya çalışmak değil. Kazandığımız gün tehlikeli bir top kaybını fark edebilirsek, aynı hata başka bir maçta puana mal olmadan önlem alabiliriz. Muslera'nın güveni büyük bir avantaj; ama savunmacının yanlış kararını her seferinde onun düzeltmesini beklemek doğru değil. Özellikle rakibi öne davet eden paslarda kimin ne zaman risk alacağı daha net olmalı.

Ben gol yemeden biten maçı kusursuz savunmayla eş anlamlı kullanmam. Kalecinin müdahalesi, rakibin zayıf vuruşu ve takımın doğru yerleşimi farklı şeylerdir. Bu akşam tabelada sıfır vardı; teknik değerlendirmede ise o sıfıra hangi anlarda zorlanarak ulaştığımız da görülmeli. Böylece galibiyet, sorunları erteleyen değil çözmeyi kolaylaştıran bir sonuç olur.

Saracchi'nin servisi, Falcao'nun ön direk koşusu

İlk yarının sonuna yaklaşılırken Saracchi soldan ortasını yaptı. Ön direğe hareketlenen Falcao, savunmanın önüne geçip topu ağlara gönderdi. Bu gol, uzun süre devam eden arayışın ardından Galatasaray'a devre arasında skor avantajı sağladı.

Falcao'nun hareketinde benim için belirleyici olan, topun geleceği yeri savunmacıdan önce okuyabilmesi. Bir santrforun iyi pozisyon alması bazen uzun bir koşu değil, birkaç adımı doğru anda atması demek. Top gelmeden önce kazanılan küçük mesafe, vuruş anında büyük fark yaratabilir. Bu nedenle golü sadece kaliteli bir son dokunuş olarak değil, pas ile koşunun zamanlamasının buluşması olarak değerlendiriyorum.

Saracchi'nin katkısı da aynı derecede somut. Orta yapmış olmak için topu kalabalığa göndermekle, arkadaşının hareketlendiği noktaya servis yapmak arasında fark bulunuyor. Galatasaray'ın kanatlardan üretirken aradığı şey yalnızca daha fazla orta olmamalı. Ortanın kime ve nereye gideceği belli olduğunda, ceza sahasındaki oyuncuların becerisi de daha görünür hale geliyor.

Falcao'nun katkısı ilk golle sınırlı kalmadı

Kolombiyalı futbolcu, ikinci golde de bitiriş noktasındaydı. Onyekuru'nun pasıyla buluştuğunda yaptığı vuruş üst direkten döndü ve devamındaki top gole çevrildi. Böylece Falcao hem açılışı yaptı hem de farkın büyümesine doğrudan katkıda bulundu.

Ben böyle bir performansı, oyuncunun geçmişine veya adına sığınmadan takdir ederim. Gecenin ihtiyacı neydi? Gol bulmak ve ikinci golü ararken ceza sahasında doğru tercihi yapmak. Falcao bu iki bölümde de işin içindeydi. İkinci pozisyondaki vuruş gol olmadı diye katkısı yok sayılamaz; aynı şekilde direkten dönen şutu bilinçli verilmiş bir gol pasıymış gibi anlatmaya da gerek yok. Gerçekleşen hareket kendi başına yeterince değerli.

Falcao ile Mohamed'i sürekli birbirine karşı değerlendirmeyi de doğru bulmuyorum. Biri iyi oynadığında diğerinin gereksiz hale geldiğini söylemek, teknik heyetin seçeneklerini taraftar tartışmasına daraltır. Bu maçta birlikte başladılar, ilerleyen bölümde farklı bir hücum düzenine geçildi. Kulübün yararına olan, oyuncular arasında değişmez bir sıralama kurmak değil, o günün görevine en uygun katkıyı alabilmek.

Terim'in hamlesi: Oyuncu kadar hücum biçimi de değişti

67. dakikada Emre Akbaba ile Mostafa Mohamed'in yerine Onyekuru ve Kerem girdi. Feghouli de 75. dakikada Gedson'un yerini aldı. İkinci golden sonra Falcao ile Emre Kılınç kenara gelirken Babel ve Etebo görev aldı. Galatasaray, maça başladığı oyuncu yapısını son düdüğe kadar değiştirmeden sürdürmedi.

Benim bu müdahalelerde önem verdiğim şey, öndeyken de oyuna dokunulması. Bir teknik direktör yalnızca geriye düştüğünde değişiklik yapmak zorunda değil. Takımın bazı bölgelerinde yorgunluk başladığında veya rakibin oyun tarzı değiştiğinde müdahale edebilmek, beraberlik golünü beklemekten daha akılcıdır. Bu gece kulübenin katkısı, skor bozulduktan sonra yetişmeye çalışan bir tepki değil, kazanılan avantajı büyüten bir destek oldu.

İki santrforla başlayan oyundan hareketli kenar oyuncularının daha fazla rol aldığı düzene geçebilmek ayrıca değerli. Bunu sadece hücumcu çıkarıp hücumcu almak diye okumam. Ceza sahasına hangi oyuncunun hangi yönden gireceği değişiyor; rakibin savunması da yeni koşulara cevap vermek zorunda kalıyor. Galatasaray'ın oyun içindeki bu değişimi kullanabilmesi, başlangıç tercihinden bağımsız ikinci bir kazanma yolu sundu.

81. dakikada Onyekuru hem hazırladı hem tamamladı

İkinci golde Onyekuru soldan ilerleyip Falcao'yu kaleciyle karşı karşıya bıraktı. Falcao'nun üst direkten dönen vuruşunu takip eden yine Onyekuru oldu. Nijeryalı oyuncu, pası verdikten sonra durmayarak başladığı hücumu kendisi bitirdi.

Maçtan özellikle korunmasını istediğim davranış bu: Pas verdikten sonra oyunda kalmak. Topu arkadaşına göndermek görevin sonu değil, yeni hareketin başlangıcı olabilir. Onyekuru Falcao'nun vuruşunu uzaktan izleseydi direkten dönen top başka bir sonuca gidebilirdi. O ise ceza sahasına yaklaşmayı sürdürüp ikinci fırsata hazır bulundu. Golcülük burada yalnızca vuruş tekniği değil, pozisyonun devamını sezmek anlamına geliyor.

Bu golün 81. dakikada gelmesi de önemli. Kayserispor, bundan kısa süre önce İlhan Parlak'ın kafa vuruşuyla eşitliği aramıştı. Tek gollük üstünlükte rakibin bir hücumu her şeyi değiştirebilirken farkı ikiye çıkarmak, son bölümün şartlarını değiştirdi. Galatasaray sadece zamana oynamadı; rakibin beraberlik umudunu zayıflatacak karşılığı sahada üretti.

Feghouli'nin pası ve Onyekuru'nun ikinci golü

89. dakikada Feghouli'nin savunmanın arkasına gönderdiği pasla Onyekuru kaleciyle karşı karşıya kaldı. Yerden vuruşu üçüncü golü getirdi. Galatasaray'ın son golünü, oyuna sonradan giren iki oyuncunun birlikte hazırlaması gecenin hikayesini tamamladı.

Feghouli'nin katkısını yalnızca güzel bir pas olarak değil, arkadaşının hangi anda hızlanacağını görmesi olarak okuyorum. Onyekuru'nun koşusu çok erken olursa savunma önlem alabilir, pas gecikirse açıklık kapanabilir. İki hareketin birbirini bulması, teknik kaliteyi doğru zamana bağladı. İyi pasörle hızlı oyuncuyu aynı takımda bulundurmak yetmez; bu özellikleri aynı pozisyonda bir araya getirebilmek gerekiyor.

Rakip skoru değiştirmek için daha fazla risk alırken hücumdaki en önemli ihtiyaçlardan biri soğukkanlılık. Topu kazandığımız her anda acele bir vuruş yapmak yerine doğru koşuyu seçebilmek, maçı bitirecek fırsatı oluşturabilir. Son golde bu sakinliği gördüm. Üçüncü gol sadece farkı süslemedi; kulübeden gelen katkının planlı ve sonuç alıcı olabileceğini de gösterdi.

Onyekuru'nun sözleri: İlk 11 kadar sonradan verilen görev de önemli

Onyekuru maç sonunda üç puana katkı verdiği için mutlu olduğunu söyledi. Falcao ile kurdukları bağlantıyı öne çıkardı; bir oyuncunun bazen ilk 11'de gol bulamadığını, bazen sonradan girip sonucu değiştirebildiğini anlattı. Kendi başarısını takımın kazanmasıyla birlikte değerlendirdi.

Bu sözlerdeki yaklaşımın saha içinde karşılığı vardı. Yedek başlamak, futbolcunun maçın dışında kaldığı anlamına gelmedi. Görev geldiğinde hazır olmak ve takımın ihtiyacına cevap vermek, profesyonelliğin görünür bir parçası. Taraftar olarak formda oyuncuyu elbette ilk dakikadan izlemek isterim; ama teknik heyetin maçın ilerleyen bölümüne sakladığı bir silah da bulunabilir.

Bunun tersine, Onyekuru sonradan girip iki gol attı diye bundan sonra her maça yedek başlaması gerektiğini savunmam. Aynı çözüm farklı rakipte aynı sonucu vermeyebilir. Buradan çıkarılacak doğru ders, oyuncuya değişmez bir etiket yapıştırmak değil, takımın birden fazla kullanım biçimine sahip olmasını değerlendirmek. Bu gece başlangıç kadrosu ile yedek kulübesi birbirinin rakibi değil, galibiyetin tamamlayıcılarıydı.

Fatih Terim hücumdaki katılımı öne çıkardı

Terim, karşılaşmanın ardından en çok hücumlara farklı oyuncuların katılmasından memnun olduğunu belirtti. Oyunu genel olarak kontrol ettiklerini söylerken bazı hataları da kabul etti. Değişikliklerin gerekçesini, ilerleyen bölümde kenarlarda yaşanan sıkıntılar ve orta sahada beliren yorgunluk üzerinden açıkladı.

Benim bu değerlendirmede benimsediğim nokta, hücumu birkaç oyuncunun özel işi olmaktan çıkarmak. Saracchi'nin ortası, Emre Akbaba'nın ceza sahasındaki hareketi, Onyekuru'nun takibi ve Feghouli'nin pası farklı görevlerin katkısını gösteriyor. Böyle bir yapı, bir oyuncu durdurulduğunda bütün üretimin durması riskini azaltabilir. Galatasaray'ın iyi hücum etmesi için herkesin golcü olması gerekmiyor; her oyuncunun kendi göreviyle golü mümkün kılması gerekiyor.

Hocanın hamlelerini takdir etmem, bütün sorunların artık çözüldüğünü düşündüğüm anlamına gelmiyor. Yorgunluğun fark edilmesi ve değişiklikle karşılanması doğruysa, bu yaklaşımın sonraki maçlarda da sürmesini beklerim. Kazanan kadroyu bozmama düşüncesi, oyunun ihtiyaçlarını görmeyi engellememeli. İyi teknik yönetim, başlangıçta doğru oyuncuyu seçtiği kadar maç ilerlerken kararını güncelleyebilmelidir.

Taylan'ın değerlendirmesi ve Rizespor için doğan eksik

Taylan Antalyalı, maç sonrasında daha fazla hücum oyuncusuyla ve alışık olduklarından farklı bir düzenle oynadıklarını söyledi. Son iki haftanın puan kayıplarının ardından bu galibiyetin önemini vurguladı. Ancak 35. dakikada gördüğü sarı kart nedeniyle sonraki lig maçında cezalı duruma düştü; Çaykur Rizespor karşısında görev alamayacak.

İki santrforun arkasında dengeyi sağlayan bölgeyi, sadece hücuma gönderdiği paslarla değerlendirmemek gerekiyor. Bekler çıktığında boşalan alanlar ve kaybedilen topun ardından rakibin ilk pası da orta sahayı ilgilendiriyor. Taylan'ın yokluğu için hazırlanacak çözüm bu görevlerin tamamını hesaba katmalı. Yerine bir isim yazmakla sahadaki iş bölümünü yeniden kurmak aynı şey değil.

Bu yüzden Rizespor hazırlığında yalnızca kimin ilk 11'e gireceğini merak etmiyorum. Pası kimin başlatacağı, hangi oyuncunun savunmanın önünü koruyacağı ve hücumcuların geri dönüşte nasıl destek vereceği de belirlenmeli. Kayseri'deki galibiyet bir fırsat sundu: Bu değişikliği yeni bir puan kaybının baskısı altında değil, kazanmış bir takımın sakinliğiyle hazırlamak mümkün.

61 puan, zirve takibini sürdürmek demek

Galatasaray bu sonuçla 61 puana yükseldi. Bir gün önce Başakşehir'i 3-2 yenen Beşiktaş ise 63 puandaydı. Dolayısıyla Kayseri galibiyeti, Galatasaray'ın o akşam liderliği geri aldığı anlamına gelmiyor. İki puanlık farkla zirve takibi sürerken Beşiktaş'ın bir maç daha az oynadığı da unutulmamalı.

Ben yarayı sarmayı önceki kayıplar hiç yaşanmamış gibi davranmak olarak görmüyorum. Ankara'da ve Sivasspor karşısında bırakılan puanlar geri gelmedi; onların ardından yeni bir kayıp eklenmesi önlendi. Bu fark önemli. Geçmişi değiştiremeyiz, fakat bundan sonraki maçlarda aynı sorunun büyümesini engelleyebiliriz. Kayseri'nin değeri, takıma yeniden puan ve güven kazandırmasında.

Rakibin eksik maçını şimdiden kazanılmış veya kaybedilmiş saymak da doğru değil. Galatasaray'ın kendi elindeki iş, maçlarına daha iyi hazırlanıp puan üretmek. Taraftar olarak başkalarının sonuçlarını takip ederim; takımın planını ise buna bağlamam. Liderliğe yaklaşmanın en sağlam yolu, kendi oyunumuzun tutarlılığını artırmak ve kazandığımız haftanın ardından aynı ciddiyeti korumak.

Benim maç notum: Galibiyeti hücumdaki iş birliği getirdi

Bu akşamın yıldızları Falcao ve Onyekuru olabilir; fakat hikayeyi onların gol sayısına sıkıştırmak istemem. Birinde Saracchi doğru servisi yaptı, diğerinde Onyekuru pasından sonra koşusunu sürdürdü, son golde Feghouli uygun anı gördü. Ortak nokta, oyuncuların birbirinin işini tamamlaması. Galatasaray'ın çoğaltması gereken şey sadece gol sayısı değil, bu iş birliği.

Eleştirimi de aynı yerde tutuyorum: Tek gollük skorun çok uzun sürmesi, rakibin maçta kalmasına izin verdi. Bulunan fırsatlar daha erken değerlendirilebilseydi son bölüm daha rahat yönetilebilirdi. Buna rağmen ikinci golü aramayı bırakmamak ve oyuna taze seçenekler sokmak doğruydu. Ben bu galibiyeti ne şampiyonluğun garantisi ilan ederim ne de önceki kayıpların öfkesiyle küçümserim.

Aslan, Kayseri'de yara sardı; şimdi mesele bu iyileşmeyi bir sonraki maça taşıyabilmek. Falcao'nun doğru koşusunu, Onyekuru'nun takibini ve kulübenin katkısını koruyalım. Savunmada rakibe kolay fırsat çıkaran kararları da kazandık diye unutmayalım. Galatasaray'a güven veren, yalnızca güçlü isimlere sahip olması değil, o isimleri aynı işin parçaları haline getirebilmesi. Bu gece bunun güzel bir örneğini gördük; devamını istemek için de sağlam bir nedenimiz var.