Galatasaray, 8 Mayıs 2021'de Beşiktaş'ı 3-1 yenerek şampiyonluk mücadelesini son iki haftaya taşıdı. Süper Lig'in 40. haftasında Türk Telekom Stadı'nda oynanan derbide sarı-kırmızılıların gollerini Ryan Babel, penaltıdan Radamel Falcao ve Arda Turan attı. Beşiktaş'ın tek golü Rachid Ghezzal'ın penaltısından geldi. Galatasaray puanını 78'e çıkarırken lider Beşiktaş 81 puanda kaldı; iki takım arasındaki fark altıdan üçe indi. Aynı akşam kazanan Fenerbahçe ise 79 puanla ikinci sıradaki yerini korudu. Derbinin galibi Galatasaray oldu, fakat şampiyonluk yarışı henüz sonuçlanmadı.

Bu akşamın benim için anlamı yalnızca ezeli rakibi yenmek değil. Kazanmaktan başka işe yarar seçeneği bulunmayan bir takımın, baskının altında futbolunu kaybetmeden karşılık verebilmesi. Beraberlik golünü yedik, yeniden öne geçtik ve son bölümde farkı artırdık. Galatasaray, umudunu başkasının puan kaybına bağlamadan önce kendi yapması gereken işi yaptı. Buna sevinmekte sonuna kadar haklıyız. Ancak derbi coşkusuyla puan cetvelini birbirine karıştırmayalım: Bu galibiyet bize kupayı vermedi, kupa için mücadele etme imkanımızı korudu.

Galatasaray-Beşiktaş derbisinin skor akışı

Cüneyt Çakır'ın yönettiği karşılaşmanın ilk yarısı Galatasaray'ın 2-1 üstünlüğüyle tamamlandı. TFF maç kaydındaki gol dakikalarına göre derbinin tablosu şöyle oluştu:

DakikaGolü atan oyuncuSkor
12Ryan BabelGalatasaray 1-0 Beşiktaş
42Rachid Ghezzal, penaltıGalatasaray 1-1 Beşiktaş
45+1Radamel Falcao, penaltıGalatasaray 2-1 Beşiktaş
76Arda TuranGalatasaray 3-1 Beşiktaş

Skorun gelişiminde asıl dikkatimi çeken, Galatasaray'ın rakibine maçın yönünü değiştirecek kadar uzun bir beraberlik bölümü bırakmaması. İlk yarının sonundaki eşitliğe hemen cevap verildi. İkinci yarıda ise yalnızca mevcut üstünlüğü korumaya çalışılmadı; rakibi kendi kalesini düşünmeye zorlayacak hücumlar da sürdü. Bu iki davranış, derbi galibiyetini benim gözümde tek bir güzel vuruşun ötesine taşıyor.

Fatih Terim'in tercihi: Falcao ileride, Gedson ve Taylan merkezde

Galatasaray maça Muslera; Yedlin, Donk, Marcao, Saracchi; Taylan Antalyalı, Gedson Fernandes, Emre Akbaba, Babel, Onyekuru ve Falcao ile başladı. Mostafa Mohamed, Kerem Aktürkoğlu, Arda Turan ve Emre Kılınç ise karşılaşmanın ilerleyen bölümünde kullanılacak seçenekler arasındaydı.

Ben bu kadroda yalnızca golcülerin veya tecrübeli isimlerin varlığını değil, farklı görevlerin bir araya gelme ihtimalini önemsiyorum. Taylan'ın çevresinde pas alabilecek arkadaşlar, ön tarafta savunma arkasını tehdit edecek koşular ve ceza sahasında bitiriş yapabilecek bir santrfor bulunmalıydı. Bu parçalar birbirinden koparsa tek tek kaliteli oyunculara sahip olmak yetmez. Derbide özellikle golü hazırlayan paslarla bu pasları karşılayan hareketlerin buluşması değerliydi.

Kulübedeki seçenekler de başlangıç kadrosunun alternatifi olmaktan fazlasını yaptı. Maç ilerledikçe rakibin yorulan bölgelerine yeni koşular getirebilmek, ilk 11'deki oyuncuların üzerine bütün yükü bırakmamayı sağladı. Galatasaray'ın kadro genişliğini değerlendirirken baktığım şey tam da bu: Kaç tanınmış futbolcumuz olduğu değil, ihtiyaç doğduğunda hangi işi farklı yapabileceğimiz.

Babel'in golünü hazırlayan iş: Gedson'un pası ve savunma arkasına koşu

Açılışta Gedson Fernandes'in derinlemesine pası Babel'i kaleci Ersin Destanoğlu ile karşı karşıya bıraktı. Hollandalı oyuncu fırsatı değerlendirdi. Yardımcı hakemin ofsayt bayrağının ardından yapılan VAR kontrolü, golün geçerli olduğunu belirledi.

Bu pozisyonu sadece Babel'in iyi bitirişi olarak anlatmak eksik kalır. Gedson, topu kendisinde tutup rakibin yeniden yerleşmesini beklemek yerine koşuyu gördü. Babel de pası ayağına istemekle yetinmeyip savunmanın arkasına hareketlendi. Bir oyuncunun görüşüyle diğerinin zamanlaması aynı anda doğru olduğunda, kaleye ulaşmak için çok sayıda pas yapmak gerekmeyebiliyor. Buradaki doğrudan oyun, rastgele uzun top göndermekten farklıydı; hedefi ve hareketi belliydi.

Galatasaray'ın sezon içinde zaman zaman yaşadığı hücum sıkışıklığını düşününce bu golü ayrıca değerli buluyorum. Herkes topun bulunduğu alana yaklaşırsa rakip dar bir bölgede savunma yapabilir. Bazen en yararlı oyuncu, topa yaklaşan değil, savunmacıyı geriye götüren oyuncudur. Babel'in koşusu bu yüzden yalnızca kendisine fırsat yaratmadı; Gedson'un pas kalitesinin kullanılabileceği bir alan da açtı. Golü getiren ortaklığın iki tarafına da hakkını vermek gerekiyor.

Beşiktaş'ın ilk yarıdaki tehlikeleri ve Muslera'nın görevi

Beşiktaş, Larin üzerinden tehdit oluşturdu. Josef'in pasında savunma arkasına hareketlenen Larin'e Muslera zamanında çıktı; Ghezzal'ın kullandığı serbest vuruşta ise aynı oyuncu arka direkte topa dokunamadı. Galatasaray'ın öne geçmiş olması, ilk devrenin tehlikesiz geçtiği anlamına gelmiyordu.

Ben derbi kazanıldığında rakibin bulduğu imkanları haberden çıkarmayı doğru bulmam. Muslera'nın zamanlaması gol kadar gösterişli görünmeyebilir, fakat kaleciyle karşı karşıya kalabilecek bir hücumu bitirmesi doğrudan katkıdır. Aynı zamanda rakibin savunma arkasına nasıl ulaşabildiği de değerlendirilmelidir. Kalecinin iyi müdahalesi, önündeki her tercihin doğru olduğunu kanıtlamaz.

Bu ayrımı korumak taraftarlığı zayıflatmaz. Aksine, kazandığımız maçtan da öğrenmemizi sağlar. Savunmada hangi koşunun tehlike yarattığını görürsek bir sonraki karşılaşmada benzer pası daha erken engelleme imkanımız olur. Büyük bir galibiyetin en iyi kullanımı, yalnızca görüntülerini tekrar izlemek değil, iyi yapılanlarla düzeltilmesi gerekenleri ayırabilmektir.

Ghezzal'ın penaltısı eşitliği getirdi, Galatasaray oyundan kopmadı

Beşiktaş'ın kullandığı kornerde Donk ile Atiba Hutchinson arasındaki mücadele VAR incelemesine konu oldu. Cüneyt Çakır penaltı kararı verdi; Ghezzal atışı gole çevirdi. Galatasaray'ın erken bulduğu üstünlük, devrenin sonuna yaklaşılırken ortadan kalktı.

Böyle bir anda takımın önünde iki yol bulunur: Kararın tartışmasına takılıp kalan dakikaları da kaybetmek veya itirazı bir kenara bırakıp yeniden gol aramak. Bu derbide bizim adımıza değerli olan ikinci yolun karşılık bulmasıydı. Beraberlik golünün ardından rakibin moral kazanması beklenebilir; fakat Galatasaray bunun oyunun bütününe yayılmasına izin vermedi.

Penaltılar ayrı ayrı tartışılabilir. Ancak ben bir takım lehine verilen kararı, diğer takım için daha sonra verilen kararın telafisi gibi anlatmam. Hakem her pozisyonu kendi koşullarıyla değerlendirmek zorunda. Galatasaray'ın bu akşamki emeğini de yalnızca düdüklere indirgeyemeyiz. Pas, koşu, mücadele ve bitiriş sahada vardı; bunlar tartışmaların gölgesinde kaybolmamalı.

Falcao'nun cevabı: Devre arasına yeniden önde girdik

Galatasaray'ın serbest vuruşunda Atiba ile Falcao arasındaki mücadele bu kez sarı-kırmızılılara penaltı getirdi. Topun başına geçen Falcao, 45+1'de skoru 2-1 yaptı. Galatasaray, eşitlik golünden kısa süre sonra üstünlüğünü geri aldı.

Bu golün değeri yalnızca tabela değişikliği değil. Rakibin beraberliği bulmuş halde soyunma odasına girmesiyle, yeniden geriye düştüğünü bilerek girmesi farklı durumlar yaratır. Bunların sonucu mutlaka belirlediğini söyleyemeyiz; fakat ikinci yarının başlangıç şartlarını değiştirdiği açık. Galatasaray, kazanmak zorunda olduğu bir maçta yeniden skorun peşinden koşacak duruma düşmeden devreyi tamamladı.

Falcao'nun sorumluluğunu da sadece penaltıdan gol attı diyerek küçültmem. Derbide, şampiyonluk hesabının böylesine daraldığı bir anda vuruşu tamamlamak önemli. Bununla birlikte golün penaltıdan geldiğini saklayıp bütün hücum performansını tek vuruşla açıklamaya da gerek yok. Tecrübeli futbolcunun o anki görevi netti ve görevini yaptı. Takımın ihtiyacı olan şey, tam zamanında verilen bu karşılıktı.

İkinci yarıda sadece savunmak yerine farkı artırmayı aramak

Yedlin'in ortasında Onyekuru'nun kafa vuruşu Ersin'de kaldı. Ardından Marcao'nun pasıyla hücuma çıkan Saracchi, kaleciyle karşı karşıya yakaladığı fırsatı değerlendiremedi. Beşiktaş'ın Ghezzal ile yaptığı bir denemeyi de Muslera kontrol etti. Bu bölümde Galatasaray'ın önünde skoru daha erken rahatlatabilecek imkanlar vardı.

Tek farklı üstünlüğe sahip bir takımın her hücumu gereksiz risk değildir. Rakibi kendi savunmasıyla uğraştırmak, bizim kalemizin üzerindeki baskıyı da azaltabilir. Saracchi'nin koşusunu bu açıdan önemli buluyorum. Topu çıkaran stoperle ileriye giden bekin aynı hücumda buluşması, üretimin yalnızca hücum oyuncularına bırakılmadığını gösterdi.

Elbette bek ileri çıktığında boşalan alan da paylaşılmalı. Ben hücum cesaretini, geride hiç önlem bırakmamak şeklinde yorumlamıyorum. Bu derbide olumlu olan, üstünlüğü savunurken ikinci ve üçüncü gol düşüncesinin kaybolmamasıydı. Geliştirilebilecek taraf ise bulunan fırsatların daha yüksek oranla gole çevrilmesi. Bazı maçlarda rakip o tek gollük farktan yeniden yararlanabilir; galip geldiğimiz akşam bunu söylemek de gerekir.

Kulübeden gelen müdahale, maçın sonucuna doğrudan yansıdı

64. dakikada Onyekuru ve Falcao'nun yerine Kerem ile Mostafa Mohamed girdi. 73. dakikada Babel ile Emre Akbaba çıkarken Arda Turan ve Emre Kılınç oyuna dahil oldu. Son bölümde Halil Dervişoğlu da Gedson'un yerini aldı. Özellikle ikinci değişiklik grubunun ardından gelen gol, bu hamlelerin skor üzerindeki en görünür karşılığıydı.

Burada dikkat çekici olan, gol atan Babel ile Falcao'nun da değiştirilebilmesi. Bir oyuncunun ağları bulmuş olması, maçın sonuna kadar aynı görevi sürdürmesinin her koşulda en doğru tercih olduğu anlamına gelmez. Yorgunluk, rakibin düzeni ve ön tarafta ihtiyaç duyulan hareket farklılaşabilir. Teknik heyetin başarıyı korumak için gerektiğinde başarılı oyuncuya da müdahale edebilmesini önemli buluyorum.

Yedek kulübesinin değerini uzun bir isim listesiyle ölçmek yerine bu örneğe bakarım. Oyuna giren futbolcu neyi değiştirdi? Arkadaşının yarattığı alanı kullanabildi mi, baskıya katıldı mı, takımın görev paylaşımına uydu mu? Derbide Emre Kılınç ile Arda'nın katkısı bu soruların sahadaki cevabını verdi. Başlangıç kadrosuna girmemiş olmaları, galibiyetin merkezinde yer almalarına engel olmadı.

Arda'nın golü: Emre Kılınç'ın baskısı, doğru pas ve sakin bitiriş

Üçüncü golün hazırlığında Kerem'in pası sonrasında Rosier'nin uzaklaştıramadığı topu Emre Kılınç kazandı. Emre, Ersin'den sıyrılıp son çizgiden topu Arda Turan'a çıkardı. Arda tek vuruşla farkı ikiye taşıdı. Golü hazırlayan ve bitiren iki oyuncu, kısa süre önce birlikte oyuna girmişti.

Benim bu hücumda en çok sevdiğim hareket, Emre'nin kaleciyi geçtikten sonra mutlaka kendi golünü aramaması. Açı daralmışken zor bir vuruşu denemek yerine daha uygun durumdaki arkadaşını görmesi, takım lehine verilen doğru karardı. Pası verebilmek de en az golü atmak kadar kıymetli. Futbolcunun bireysel sevincinden önce hücumun sonuçlanmasını düşünmesi, böyle büyük maçlarda fark yaratabiliyor.

Arda'nın katkısı da yalnızca topa dokunmak değildi. Hücumun nereye geliştiğini takip edip pas alınabilecek bölgede bulunması gerekiyordu. Emre oraya top çıkarıyor ama o alanı dolduran kimse bulunmuyorsa bütün emek sonuçsuz kalabilirdi. Üçüncü gol, baskıyla kazanılan topun doğru tercihle ve zamanında tamamlanmasının örneğiydi. Bu yüzden golün sevincini sadece son vuruşu yapan isimle sınırlayamıyorum.

Gedson'un oyunu ve orta sahanın görünmeyen değeri

İlk golün pası, Gedson'un bu karşılaşmadaki katkısını görünür hale getirdi. Benim maçtan çıkardığım taktik değerlendirme ise daha geniş: Galatasaray, topu alan oyuncunun tek başına çözüm üretmesini beklemek yerine birbirini tamamlayan hareketler bulduğunda daha etkili oluyor. Orta sahanın işi yalnızca pas yüzdesini yüksek tutmak değil, doğru anda rakibin dengesini bozacak pası seçmek.

Taylan'ın çevresindeki yerleşimle Gedson'un ileriye taşıdığı tehdit birbirine rakip görevler değil. Biri diğerinin çalışabileceği koşulu hazırlamalı. Merkezdeki oyuncu baskı altındayken yakında destek bulunması, topu güvenli kullanmayı kolaylaştırır; ileride koşu olması da rakibin bütün gücüyle öne çıkmasını zorlaştırır. Bu akşam ilk golde gördüğümüz ilişki, benim devamını istediğim futbolun özeti.

Bu yorumu kusursuz bir orta saha oynandığı iddiasına dönüştürmem. İlk yarıdaki rakip tehditleri ortada. Fakat sonuca yalnızca golcülerin üzerinden bakarsak o tehditleri azaltmak ve kendi fırsatlarımızı hazırlamak için yapılan işleri eksik değerlendiririz. Galatasaray'ın daha iyi olması, görünmeyen bu görevleri de en az gol kadar ciddiye almasına bağlı.

Fatih Terim: Önce kendi maçını kazanmak

Terim, maç sonrasında yerleşimin ve hazırlanan planın karşılık bulduğunu söyledi. Özellikle ikinci yarıdaki kontrolü, yaratılan fırsatları ve sonradan giren oyuncuların katkısını olumlu değerlendirdi. Şampiyonluk yarışı için ise “Galatasaray vazgeçmeyecek; ama önce kendi maçını kazanmaya çalışacak.” ifadesini kullandı.

Bana göre gecenin en doğru cümlesi bu. Rakiplerin puan kaybını konuşmak kolay; kendi kazanman gereken maçı kazanamadığında bütün hesap anlamsızlaşıyor. Galatasaray bu derbide önce kendi sorumluluğunu yerine getirdi. Bundan sonra aynı yaklaşımın sürmesi gerekiyor. Bir sonraki maçın hazırlığı, başka statlardan beklenen haberlerden daha önemli olmalı.

Terim'in bu akşamki tercihlerini takdir etmek, sezonun önceki hatalarını unuttuğum anlamına gelmiyor. Nasıl mağlubiyette bütün geçmişi silmek doğru değilse, büyük bir galibiyetle bütün kararları geriye dönük olarak kusursuz saymak da doğru değil. Teknik heyetin değeri, iyi çalışan planı geliştirmesinde ve yeni rakibe uygun cevap bulmasında ortaya çıkacak. Derbiden kalan en sağlam güven, bir kez daha aynı ciddiyetle hazırlanabilecek olmamızdır.

İkili averajda denge kuruldu, üstünlük alınmadı

Galatasaray, sezonun ilk yarısındaki Beşiktaş deplasmanını 2-0 kaybetmişti. Bu akşamki 3-1'lik galibiyetle iki takımın karşılıklı maçlarında puanlar üçer, atılan goller de üçer oldu. Böylece ikili averaj eşitlendi. Derbinin kazanılması, Beşiktaş'a karşı bu hesapta kesin üstünlük elde edildiği anlamına gelmiyor.

Arda'nın golü bu yüzden maçın içindeki rahatlamanın yanında ayrı bir önem taşıdı. Farkın ikiye çıkması, ilk karşılaşmanın dezavantajını dengeledi. Ben taraftar olarak bir gol daha istemenin nedenini anlıyorum; böyle bir gol, karşılıklı maçların toplamını da lehimize çevirebilirdi. Ancak bunun gerçekleşmediğini bilerek konuşmalıyız. Atılmayan golü varsayıp şampiyonluk hesabını ona göre yapamayız.

Buradaki ders, sezonun son bölümünde her golün aynı anda birden fazla anlam taşıyabilmesi. Üç puanı güvenceye almak öncelik, ama skorun ilerideki eşitlik hesaplarına etkisi de gözden kaçmamalı. Bu, kontrolsüz biçimde yüklenelim demek değil. Teknik ekibin hem o anki maç riskini hem de ligdeki durumu birlikte değerlendirmesi gerektiğini söylüyorum. Galibiyeti kutlamakla tamamlanamayan avantajı görmek birbirine engel değil.

40. hafta sonunda puan tablosu: Galatasaray 78 puanla üçüncü

SıraTakımOynanan maçPuanGenel averaj
1Beşiktaş3881+45
2Fenerbahçe3879+31
3Galatasaray3878+39

Bu tabloyu okumak için karmaşık bir iddiaya gerek yok. Üç takımın da iki lig maçı kalmış durumda ve Galatasaray ikisini de kazanırsa 84 puana ulaşabilir. Ancak bu toplamın şampiyonluğa yetmesi, diğer takımların sonuçlarına ve oluşabilecek eşitliklere bağlı. Yalnızca kendi iki galibiyetimizle kupanın kesinleşeceğini söylemek yanlış olur.

Fenerbahçe'nin de önümüzde olduğunu unutamayız. Beşiktaş'ı yenmenin heyecanıyla yarışı yalnızca iki takımın hesabına indirmek, puan cetvelindeki gerçeği dışarıda bırakır. Benim sevincim bu nedenle ölçülü ama güçlü: Şansımızı kaybetmedik ve doğrudan rakibimizi mağlup ettik. Buna karşılık hâlâ tamamlamamız gereken işler ve kontrol edemeyeceğimiz sonuçlar bulunuyor. Gerçeği kabul etmek umudu küçültmez; umudun neye bağlı olduğunu anlaşılır hale getirir.

Son iki maç: Denizlispor deplasmanı ve Yeni Malatyaspor karşılaşması

Galatasaray kalan iki haftada önce Yukatel Denizlispor deplasmanına gidecek, ardından sahasında Yeni Malatyaspor ile karşılaşacak. Derbinin kazandırdığı moral, bu maçlar için iyi bir başlangıç olabilir. Fakat oynanmamış bir karşılaşmanın puanını şimdiden haneye yazmak, bugünkü kazanma ciddiyetiyle bağdaşmaz.

Ben Denizlispor maçına derbinin kutlamasının devamı gibi bakılmasını istemem. Her rakibin oluşturduğu sorun farklı olabilir. Beşiktaş'ın geride bıraktığı alanı kullandığımız yöntem, başka bir savunmanın karşısında aynı ölçüde çalışmayabilir. Gerektiğinde daha sabırlı pas, başka zaman daha hızlı koşu veya duran top çözümü gerekebilir. Takımın rakibe göre hazırlanması, kendi kimliğinden vazgeçmesi değil, hedefe ulaşmak için doğru yöntemi seçmesidir.

Aynı şekilde son haftanın hesabına bugünden dalıp önümüzdeki ilk görevi küçültemeyiz. İki maçı da kazanmak istiyorsak önce ilkini kazanacak oyunu kurmalıyız. Derbide işe yarayan yardımlaşma, yedekten gelen katkı ve öne geçtikten sonra gol arama isteği korunmalı. Seyircinin heyecanını oyuncuya taşımanın en iyi yolu, onu telaşa sürüklemek değil, yapacağı işe güvenmesini sağlamaktır.

Galatasaraylı olarak notum: Kazandık, çünkü yeniden karşılık verebildik

Bu sezon daha önce ağır eleştiriler yaptığımız isimlerin önemli bir derbide katkı verebilmesini değerli buluyorum. Babel açılışı yaptı, Falcao kritik penaltıyı gole çevirdi, Arda son vuruşu yaptı. Bu performansları takdir ederken geçmişteki eleştirileri inkâr etmek zorunda değiliz. Bir futbolcuya adil davranmak, her gün aynı övgüyü veya aynı itirazı tekrarlamak değil, o gün yaptığı işi doğru değerlendirmek demek.

Benim için üç golün ortak noktası, arkadaşının emeğini tamamlamak. Gedson'un gördüğü koşuyu Babel bitirdi; Falcao kazanılan fırsatı değerlendirdi; Emre Kılınç kendi golünü zorlamak yerine Arda'nın önüne doğru topu çıkardı. Böyle bir paylaşım bulunduğunda takım, tek bir oyuncunun iyi gününe daha az bağımlı hale geliyor. Derbi galibiyetinin geleceğe taşımasını istediğim asıl özellik bu.

Dev derbi Galatasaray'ın; şimdi bu zaferi sezonun son iki görevine aynı dikkatle taşıma zamanı. Beşiktaş karşısında alınan 3-1'lik sonuç, vazgeçmeden çalışmanın karşılığını gösterdi. Ancak bundan sonrası için büyük sözlere değil, aynı pas kalitesine, aynı görev bilincine ve aynı sorumluluk duygusuna ihtiyaç var. Ben kupanın şimdiden bizim olduğunu söylemiyorum. Galatasaray'ın, son fırsatını da ciddiyetle kullanacak bir takım gibi davranmasını istiyorum. Bu akşam o beklentiye güçlü bir cevap verildi.