Galatasaray, 6 Şubat 2021'de Fenerbahçe'yi Kadıköy'de 1-0 yenerek Süper Lig'de liderliğe yükseldi. Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi'nde oynanan 24. hafta derbisinin tek golünü 54. dakikada Mostafa Mohamed attı. Sarı-kırmızılılar üst üste beşinci lig galibiyetiyle 48 puana ulaştı; Fenerbahçe aynı puanda kaldı. Geçen sezon deplasmanda kazanılan 3-1'lik derbinin ardından Kadıköy'den bir kez daha üç puanla dönüldü. Böylece gecenin sevinci yalnızca ezeli rakibi yenmekle sınırlı kalmadı, zirve yarışında da önemli bir karşılık buldu.
Galatasaraylı olarak benim için bu galibiyetin en güzel tarafı, zor bir deplasmana kendi futbolunu oynamaya gelmiş bir takım görmek. Kazanma isteği vardı, ama sonucu yalnızca heyecan getirmedi. Muslera'nın müdahaleleri, orta sahanın golü hazırlayan katkısı ve Mohamed'in doğru anda verdiği karar aynı sonucun parçaları oldu. Kadıköy'de kazanmak güzel; bunu planına güvenerek ve bulduğun üstünlüğü koruyarak yapmak daha da değerli. Yine de bu sevinci şampiyonluk ilanına dönüştürmem. Bu akşam çok önemli bir maç kazandık, sezonun tamamını değil.
Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin maç bilgileri
| Başlık | Bilgi |
|---|---|
| Tarih ve organizasyon | 6 Şubat 2021, Süper Lig 24. hafta |
| Stadyum | Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi |
| Hakem | Cüneyt Çakır |
| İlk yarı | Fenerbahçe 0-0 Galatasaray |
| Maç sonucu | Fenerbahçe 0-1 Galatasaray |
| Gol | 54. dakika, Mostafa Mohamed |
Galatasaray'ın başlangıç kadrosunda Fernando Muslera; Martin Linnes, Ryan Donk, Marcao, Marcelo Saracchi; Taylan Antalyalı, Younes Belhanda, Emre Kılınç, Arda Turan, Henry Onyekuru ve Mostafa Mohamed yer aldı. Mohamed ilk kez sarı-kırmızılı formayla bir karşılaşmaya ilk 11'de başladı. Başakşehir maçında başlangıç kadrosunda bulunan Etebo ve Babel'in yerine bu kez Belhanda ile Mohamed tercih edildi.
İlk yarıdaki uyarı: Galibiyet, rakibin fırsatlarını yok saydırmamalı
Karşılaşmanın başında Samatta, kalesinden çıkan Muslera'dan sıyrılıp dar açıdan kaleyi denedi; top dışarı çıktı. Galatasaray ise Emre Kılınç'ın ceza sahası dışından vuruşuyla gol aradı. İlk yarının sonlarına doğru Sosa'nın şutunda ve ardından Samatta'nın kafa vuruşunda Muslera gole izin vermedi. Devre arasına 0-0 girilmesinde Uruguaylı kalecinin belirgin bir payı vardı.
Bu bölümü hatırlamak galibiyetin değerini azaltmıyor. Tam tersine, sonucu hangi anlarda ayakta tuttuğumuzu gösteriyor. Galatasaray kazandı diye Fenerbahçe'nin hiç tehlike oluşturmadığını söylemek, bizim kalecimizin yaptığı işi de küçültür. Rakibin savunma arkasına ulaşabildiği anlarla Muslera'nın kurtarışlarını birlikte değerlendirmek gerekir. İyi bir sonuç, maçın içindeki bütün risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Benim görmek istediğim takım, topu kullanırken önde cesur, kaybettiğinde ise geride hazırlıklı olan takım. Savunma çizgisini ileri taşımanın avantajı olabilir; fakat arkasındaki koşuların takibi de aynı planın içinde bulunmalı. Derbide rakibin vereceği cevapları düşünmek korkmak değil, kendi oyununu daha güvenli oynamaktır. İlk yarının bize hatırlattığı nokta buydu.
Muslera: Golü Mohamed attı, skoru ayakta tutanlardan biri kaptandı
Muslera'nın katkısı ilk yarıyla sınırlı kalmadı. Galatasaray öne geçtikten sonra Ozan Tufan'ın uzak mesafeli şutunu da kurtardı. Böylece gol ararken olduğu kadar, bulunan golü korumaya çalışırken de takımının yanında olduğunu gösterdi.
Ben büyük kaleciyi yalnızca maç sonunda gol yemediği için değerlendirmem. Hangi anda, nasıl bir tehlikeyi önlediği daha açıklayıcıdır. Takım henüz öne geçmemişken yapılan müdahaleyle üstünlüğü koruyan kurtarışın maç içindeki yükü farklıdır; bu akşam Muslera iki sorumluluğa da karşılık verdi. Derbi golünü tekrar tekrar izlerken bu emeği arada bırakmamak gerekiyor.
Yine de Muslera'ya güvenmekle bütün tehlikeleri ona havale etmek aynı şey değil. Kalecimizin kalitesi, savunma paylaşımında daha dikkatsiz davranabileceğimiz anlamına gelmez. Ben onun kurtarışlarının bir alışkanlık haline gelip önündeki sorunları görünmez kılmasını istemem. En güçlü Galatasaray, iyi kalecisini sürekli zor pozisyonlara bırakan değil, onun güvenini daha sağlam bir takım düzeniyle tamamlayan Galatasaray olur.
Onyekuru'nun fırsatı, ikinci yarıdaki hücum düşüncesini gösterdi
52. dakikada Belhanda'nın pasını alan Linnes, topukla Onyekuru'yu buldu. Nijeryalı oyuncunun yakın mesafeden vuruşunda Altay Bayındır gole izin vermedi. Galatasaray, kazanma isteğini ikinci yarının başlangıcında somut bir fırsata dönüştürmüş ancak tabelayı henüz değiştirememişti.
Bu pozisyonda sevdiğim taraf, topa sahip olmanın bir amaca bağlanması. Sadece pas sayısını artırmak yerine rakibin dengesini bozacak bir bağlantı kuruldu. Bekin hücuma katılması, merkezdeki oyuncunun doğru pası vermesi ve arka tarafta bitiricinin bulunması birlikte anlam kazandı. Onyekuru golü atamadı diye hücumun hazırlığını değersizleştirmem; Altay'ın müdahalesini de teslim ederim.
Kaçan fırsatın ardından asıl önemli olan, takımın aynı düşünceyi sürdürüp sürdürememesi. Böyle anlarda hemen aceleye kapılmak veya bütün hücumu zor şutlarla tamamlamaya çalışmak kolaydır. Ben rakibin açığını aramaya devam eden, uygun an geldiğinde de tereddüt etmeyen bir takım isterim. Galatasaray'ın kısa süre sonra bulduğu gol, bu açıdan anlamlı bir cevap oldu.
54. dakika: Belhanda kazandı, Emre taşıdı, Mohamed bitirdi
Galibiyet golü Belhanda'nın orta sahada topu kazanmasıyla başladı. Emre Kılınç hücumu ilerletip ceza sahası önündeki Mostafa Mohamed'e pas verdi. Mısırlı santrfor, Serdar Aziz'den sıyrılarak kendisine vuruş alanı açtı ve sağ ayağıyla topu köşeye gönderdi. Galatasaray 54. dakikada öne geçti.
Golün son dokunuşu çok güzeldi; fakat ben bu pozisyonun yalnızca santrforun kalitesiyle anlatılmasına razı değilim. Topu geri kazanan oyuncu hücumu mümkün kıldı, pası taşıyan oyuncu savunma yerleşmeden ilerlemeyi sağladı, bitirici de kendisine gelen fırsatı değerlendirdi. Üç farklı görevin aynı pozisyonda birbirini tamamlaması, takım oyununun en somut karşılıklarından biri.
Belhanda ve Emre'nin katkısını özellikle önemsiyorum. Bir golün bütün alkışını son vuruşu yapan futbolcuya ayırırsak hücumu hazırlayan emeği kaçırabiliriz. Galatasaray'ın orta sahası sadece geride top dolaştıran bir alan olmamalı; rakibin dengesiz yakalandığı anda pası ileri taşıyabilmeli. Bu golde aradığım karar hızı vardı. Mohamed de aldığı topu gereksiz dokunuşlarla yavaşlatmak yerine bitirebileceği alanı oluşturdu.
Mostafa Mohamed'in iki maçta iki golü: Umut verici başlangıç
Mostafa Mohamed, Başakşehir karşısında ikinci yarıda oyuna girip penaltıdan gol atmıştı. İlk 11'de başladığı ilk maçını ise derbiyi kazandıran golle tamamladı. Böylece Galatasaray'daki ilk iki lig karşılaşmasında iki gole ulaştı. Bu kez tabelayı değiştiren vuruş duran toptan değil, hareketli oyunun içinden geldi.
Yeni bir santrfor için bundan daha güçlü bir başlangıç istemek kolay değil. Ancak iki maçla bütün sezonu çözdüğümüzü söylemem. Benim sevincim, oyuncunun hangi ihtiyaca cevap verebileceğini hemen göstermesi. Ceza sahasına yakın bir bölgede topu alıp savunmacının karşısında kendi vuruşunu hazırlayabilmesi, takımımıza değerli bir seçenek sunuyor.
Fatih Terim de maç sonrasında Mohamed'in yeni ülkeye ve takıma hızlı uyumunu olumlu değerlendirdi, ilerleyen dönemde daha fazla katkı beklediğini söyledi. Bu beklentiyi desteklerim; ama genç oyuncuyu hemen her karşılaşmada kurtarıcı olmak zorunda bırakmam. Doğru servis, anlaşılır görev ve takım arkadaşlarıyla uyum arttıkça performansının daha sağlıklı değerlendirilmesi mümkün olacak. İlk iki golü kutlayalım, gelişimin devamını da aynı ciddiyetle hazırlayalım.
İkinci gol gelmedi: Tek farklı üstünlüğün yükü
Mohamed, golünün ardından Linnes'in ve daha sonra Taylan'ın ortalarında kafa vuruşlarıyla farkı artırmayı denedi; bu toplar dışarı çıktı. Galatasaray öne geçince hücumdan tamamen vazgeçmedi, fakat maçı daha rahat bir skora taşıyacak golü bulamadı.
Bu ayrım benim için önemli. Son bölüm zor geçti diye takımın golü attığı anda kalenin önüne kapandığını söylemek doğru olmaz. Farkı artırma arayışı vardı. Yine de fırsatın üretilmesiyle değerlendirilmesi arasındaki mesafe kapanmadığında derbinin baskısı devam ediyor. Tek bir duran topun veya bir uzak şutun sonucu değiştirebileceği ihtimali oyunda kalıyor.
Ben ikinci golü ararken gösterilen isteği olumlu bulurum; bunun savunma güvenliğini unutturmamasını da isterim. Maçı bitirecek fırsatı yakalamakla her hücumu son fırsatmış gibi oynamak farklı şeyler. Bazen doğru bir pasla topu korumak, acele bir vuruştan daha yararlıdır. Galatasaray'ın kazanma olgunluğu, hangi anda hangisine ihtiyaç duyduğunu okuyabilmesinde gelişecek.
Ozan Tufan'ın sayılmayan golü ve hakem tartışması
İkinci yarının son bölümüne girilirken Mesut Özil'in kullandığı serbest vuruşta Ozan Tufan topu kafayla ağlara gönderdi. VAR incelemesinin ardından ofsayt gerekçesiyle gol geçerli sayılmadı. Karar sonrasında skor 0-1 olarak kaldı. Karşılaşmanın resmî sonucunda Fenerbahçe adına bir gol bulunmuyor.
Ben bu pozisyonun yarattığı tartışmayı galibiyetin tamamını açıklayan bir hikayeye çevirmem. Kararın gerekçesini aktarmakla, elimizde bulunmayan teknik ölçümlere dayanarak kesin mesafeler söylemek aynı şey değil. Aynı şekilde rakibin itirazını, maçın sonucunun değiştiği veya bir usulsüzlüğün kanıtlandığı anlamında sunamayız.
Terim de maç sonrasında Donk'a ceza sahasında yapılan müdahale için penaltı verilmesi gerektiğini savundu. Bu, teknik direktörün hakem değerlendirmesiydi; verilmiş bir penaltı kararı değil. Galatasaray'ın lehine veya aleyhine olsun, görüşle gerçekleşmiş kararı ayrı tutmak gerekir. Taraftar olarak hakkımızın savunulmasını isterim, fakat takımın emeğini dayanaksız suçlamalara yaslayarak anlatmaya ihtiyacımız yok. Mohamed'in golü de Muslera'nın kurtarışları da sahada gerçekleşti.
Yedlin'in ilk maçı ve iki bekte zorunlu değişiklik
TFF kaydına göre Galatasaray 78. dakikada Arda ile Onyekuru'nun yerine Babel ve Kerem'i aldı. Linnes'in yerine Yedlin 82. dakikada girdi. 87. dakikada ise Emre Kılınç'ın yerini Etebo, Saracchi'nin yerini Emre Taşdemir aldı. Linnes ve Saracchi'nin sakatlık yaşadığı bu bölümde Yedlin de sarı-kırmızılı formayla ilk maçına çıkmış oldu.
Yeni bir oyuncunun ilk dakikalarını Kadıköy'de, tek farklı üstünlüğü korumaya çalışırken oynaması kolay bir başlangıç değil. Bu kadar kısa bir bölüm üzerinden Yedlin'in bütün geleceğine ilişkin hüküm kurmam; ama göreve hazır olmasının değerini görürüm. İlk 11'de olmayan futbolcunun katkısı, yalnızca gol veya asistle ölçülmemeli. Değişen şartlarda verilen işi yerine getirmek de kadro derinliğinin bir parçası.
İki bekte birden değişikliğe ihtiyaç doğduğunda takımın kalan oyuncularının da buna uyum sağlaması gerekir. Yeni giren kişi henüz maçın hızına alışırken yanındaki stoperin ve önündeki oyuncunun desteği daha önemli hale gelir. Bana göre kulübenin gerçek değeri, yedekte kaç tanınmış isim bulunduğundan çok, ihtiyaç anında takım düzeninin ne ölçüde korunabildiğiyle anlaşılır.
Fatih Terim'in planı: Kadıköy'de kendi oyunundan vazgeçmemek
Terim, maç sonrasında rakibin uzun toplarla ve Galatasaray'ın kaybettiği toplarla tehlike oluşturmasını beklediklerini anlattı. Hazırlıkta öngördükleri senaryolarla karşılaştıklarını, deplasmanda da oyun anlayışlarını koruduklarını belirtti. Sakatlıklara rağmen son bölümü geçebilmelerini de takımın başarısı olarak değerlendirdi.
Bu yaklaşımda benimsediğim nokta, rakibin kimliğinin kendi futbolumuzu tamamen unutturmaması. Derbiye saygı duymak başka, derbi baskısı nedeniyle alıştığın bütün davranışları terk etmek başka. Galatasaray'ın güçlü yanı pas bağlantılarıysa bunları kullanmaya çalışması doğal. Ancak kendi oyununa sadık kalmak, rakibin bulduğu açıkları hiç değiştirmeden sürdürmek anlamına da gelmemeli.
İyi planın değeri, beklenmedik durum karşısında bütünüyle dağılmamasında ortaya çıkar. Bir oyuncu sakatlanabilir, öne geçtikten sonra rakibin tercihi değişebilir, ikinci gol gelmeyebilir. Teknik heyetten beklentim yalnızca başlangıcı iyi hazırlaması değil, bunlara da cevap verebilmesi. Bu galibiyette maçın farklı bölümlerinin birbirinden ayrı sorumluluklar istediğini gördük. Terim'in hakkını teslim ederken oyuncuların bu planı sahada taşıyan emeğini de aynı yerde tutarım.
Arda'nın anlattığı maç sabahı: Hazırlık, motivasyonun önüne geçiyor
Arda Turan, Fatih Terim'in maç sabahı ek bir taktik çalışma yaptırdığını ve beklenen oyun durumlarını ayrıntılı biçimde anlattığını söyledi. Sahada bu hazırlığın karşılığını bulduklarını belirtti. Mohamed'le yaptıkları gol sevincini de sabah konuştuklarını aktardı.
Bir kaptanın derbiden sonra yalnızca daha çok istedik demek yerine hazırlığı öne çıkarmasını değerli buluyorum. İstek bütün büyük maçlarda gerekli; ama herkes kazanmak isterken farkı yalnızca istek açıklamaz. Rakibin baskısı karşısında pasın nereye çıkacağı, hangi koşuya kimin eşlik edeceği ve skor değişince nasıl yerleşileceği çalışılmalı. Duyguya yön veren bilgi olmadığında heyecan kolayca telaşa dönüşebilir.
Arda ile Mohamed'in gol sevincinin taşıdığı sıcaklık da takım olmanın başka bir tarafı. Yeni gelen oyuncunun yalnızca sözleşmeyle değil, arkadaşlarıyla kurduğu ilişkiyle de takıma katılmasını isterim. Ancak bu yakınlığın en kıymetli karşılığı fotoğraf değil, sahada birbirini anlayabilmek. Derbideki ortak sevinç güzel; onu kalıcı kılacak olan günlük çalışmadaki dayanışma.
Kadıköy'de üst üste ikinci galibiyetin anlamı
Galatasaray geçen sezon Fenerbahçe deplasmanında 3-1 kazanarak yirmi yılı aşan galibiyet özlemini bitirmişti. Bu kez 1-0'lık sonuçla Kadıköy'de üst üste ikinci lig galibiyeti geldi. Önceki iki sezondaki 0-0 ve 1-1'lik beraberlikler de dikkate alındığında, bu deplasmandaki son dört lig maçında iki galibiyet ve iki beraberlik bulunuyor.
Bu geçmişi hatırlamak güzel, fakat bugünkü galibiyeti hâlâ aynı eski bekleyişin sonu gibi anlatmamak gerekiyor. O eşik geçen sezon aşılmıştı. Bu akşamki sevincin farkı, bir kez yapılabilenin yeniden yapılması. Taraftar olarak bunu, rakibin sahasını zihnimizde aşılmaz bir yere dönüştürmemek açısından önemli buluyorum.
Kadıköy'de kazanmak elbette özel bir mutluluk. Yine de Galatasaray'ın büyüklüğünü tek bir rakibe karşı aldığı sonuçlara hapsetmem. Bu zaferin değeri, kendi sezon hedefimize katkısıyla daha da artıyor. Rakibi yenmenin gururunu yaşayalım; fakat bütün yılın çalışmasını yalnızca bu geceyle ölçmeyelim. Büyük takım olmak, böyle maçlardan sonra diğer karşılaşmalara da aynı özeni gösterebilmeyi gerektirir.
Beş maçta 15 puan: Liderlik sevincinin ligdeki karşılığı
Galatasaray, Denizlispor, Yeni Malatyaspor, Gaziantep ve Başakşehir galibiyetlerinin ardından Fenerbahçe'yi de yenerek son beş lig maçından 15 puan çıkardı. Derbi sonunda 48 puana ulaşıp aynı puandaki rakibinin önüne geçti. Sezonun ilk yarısındaki iki takım arasındaki maçın 0-0 bittiği düşünüldüğünde, Galatasaray bu sezonki iki lig derbisinden dört puan topladı.
Benim için bu tablo, derbinin tek başına ortaya çıkmış bir başarı olmadığını gösteriyor. Önceki haftalarda alınan puanlar bu akşamki galibiyetin liderliğe dönüşmesini mümkün kıldı. Birbirinden farklı rakipleri yenebilmek, yalnızca büyük maçlara hazırlanan bir takım olmaktan daha değerli. Yarışın bütünü, aynı ciddiyetin tekrarını istiyor.
Ancak 6 Şubat akşamındaki liderlik sezon sonu şampiyonluğu değildir. Puanların eşit olması bile yarışın ne kadar açık olduğunu gösteriyor. Bu sonucu rahatlama gerekçesi yaparsak kazandığımız avantajı yanlış kullanmış oluruz. Benim beklentim, özgüvenin hazırlığı azaltması değil, iyi yaptığımız işleri sürdürme kararlılığını artırması. Liderliği almak önemli; o noktada kalmayı sağlayacak düzeni korumak daha uzun bir iş.
Boş deplasman tribününe giden takımın mesajı
Maçın ardından futbolcular ve teknik heyet galibiyeti birlikte kutladı; sarı-kırmızılılar boş deplasman tribününün önüne giderek sevinçlerini taraftara armağan etti. Terim de açıklamasında taraftara ve sağlık çalışanlarına değindi, galibiyeti andığı babası Talat Terim'e de ithaf etti.
Bu görüntünün benim için anlamı, taraftarın takımın parçası olmasının sadece tribünde fiziksel olarak bulunmasına bağlı olmaması. Sahada olmayan insanlara dönüp selam vermek, kazanılan sonucun kiminle paylaşıldığını hatırlatıyor. Derbi sevincinin güçlü yanı da bu ortaklık. Bir golü atan kişi tek olabilir; o golün sevincini taşıyan çok daha geniş bir camia var.
Yine de sevinci rakibe hakaretle büyütmeye ihtiyaç duymuyorum. Galatasaray kazandı; bunu anlatmak için başka bir kulübün veya taraftarının değerini düşürmek gerekmiyor. Benim gururum kendi takımımın yaptığı işte. Mohamed'in vuruşu, Muslera'nın müdahaleleri ve son düdükte korunan skor bu gururu taşımaya yeter.
Derbi bitti, sırada kupa ve Kasımpaşa hazırlığı var
Galatasaray'ın önündeki ilk gündem Türkiye Kupası çeyrek finalindeki Alanyaspor karşılaşması. Ligde ise sıradaki rakip Kasımpaşa olacak. Bu nedenle derbi sevincinin ardından hazırlık yeniden başlayacak; Kadıköy'de kazanılan üç puan sonraki maçların sonucunu garanti etmiyor.
Ben bu geceden korunmasını istediğim üç özelliği net görüyorum: Rakibin sahasında kendi oyununu oynamaya çalışmak, golü tek kişinin işine bırakmadan birlikte hazırlamak ve öne geçtikten sonra sorumluluğu sürdürmek. Geliştirilmesi gereken taraf ise fırsat bulunduğunda farkı artırıp son bölümü daha güvenli hale getirmek. Galibiyetin değerini bilmek, eksik kalan işi görmemeye dönüşmemeli.
Dev derbinin kazananı Galatasaray; gecenin bize hatırlattığı şey ise büyük maçların doğru hazırlıkla, kaliteli müdahalelerle ve birlikte hareket ederek kazanıldığı. Bu akşam sevineceğiz, Mohamed'in golünü ve Kadıköy'den lider dönüşümüzü hatırlayacağız. Yarın aynı formanın başka bir maça hazırlanması gerekecek. Benim görmek istediğim Galatasaray, büyük galibiyetin ardından ciddiyetini kaybetmeyen Galatasaray. Çünkü bu zaferi daha büyük bir başarının parçası yapacak olan, bundan sonra göstereceğimiz devamlılık.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap