Fatih Terim, 8 Mayıs 2021'de Beşiktaş ile oynanan derbinin başlangıç kadrosunda Gençlerbirliği maçına göre dört değişiklik yaptı. Şener Özbayraklı, Ömer Bayram, Kerem Aktürkoğlu ve Halil Dervişoğlu yedekler arasında yer alırken DeAndre Yedlin, Marcelo Saracchi, Henry Onyekuru ve Radamel Falcao ilk 11'e girdi. Süper Lig'in 40. haftasındaki karşılaşma öncesinde açıklanan tercihler, özellikle iki bekteki değişim ve hücumdaki dönüşlerle dikkat çekti. Sakatlığı nedeniyle bir süredir oynayamayan Yedlin formasına kavuşurken Falcao ile Onyekuru da uzun aranın ardından maça başlayan oyuncular arasında yer aldı.

Galatasaraylı olarak bu kadroya baktığımda yalnızca dört futbolcunun değiştiğini görmüyorum; kazanılmış bir karşılaşmanın ardından farklı bir rakibe nasıl hazırlanıldığını da sorguluyorum. Gençlerbirliği önünde görev yapan oyuncuların emeğini yok saymadan Beşiktaş karşısında başka özelliklere ihtiyaç duyulabileceğini kabul etmek gerekir. Ancak kadro değişikliğinin değeri, isimlerin tanınmışlığında değil, takımın hangi sorununa cevap verdiğinde ortaya çıkar. Benim bu tercihlerden beklentim, savunmadaki güveni kaybetmeden hücum seçeneklerini artıran bir Galatasaray. Bunu sağlayacak olan yalnızca sahaya çıkan futbolcular değil, aralarındaki görev paylaşımı olacak.

Dört değişiklik hangi oyuncular arasında yapıldı?

Karşılaştırmanın dayanağı, 2 Mayıs'ta Gençlerbirliği deplasmanında 2-0 kazanan takımın ilk 11'i. Haberdeki dört değişiklik, derbi sırasında yapılan oyuncu değişikliklerini değil, iki karşılaşmanın başlangıç kadroları arasındaki farkı anlatıyor.

Görev bölgesiGençlerbirliği maçında başlayanBeşiktaş derbisinde başlayan
Sağ bekŞener ÖzbayraklıDeAndre Yedlin
Sol bekÖmer BayramMarcelo Saracchi
Hücum kanadıKerem AktürkoğluHenry Onyekuru
SantrforHalil DervişoğluRadamel Falcao

Yedeklere geçen bu dört oyuncu maç kadrosundan çıkarılmış değildi. Bu ayrımı önemsiyorum: İlk 11'e seçilmemek, bir futbolcunun artık düşünülmediği veya teknik heyet tarafından cezalandırıldığı anlamına gelmez. Böyle bir açıklama yokken tercihin arkasına bir kriz hikayesi yerleştirmek doğru olmaz. Elimizdeki bilgi, Terim'in başlangıç için farklı isimler seçtiği; o kararın futbol karşılığını ise görevler üzerinden değerlendirmeliyiz.

Galatasaray'ın Beşiktaş karşısındaki ilk 11'i

Kalede Fernando Muslera; savunmada Yedlin, Ryan Donk, Marcao ve Saracchi görev aldı. Taylan Antalyalı, Gedson Fernandes, Emre Akbaba, Ryan Babel, Onyekuru ve Falcao başlangıç kadrosunu tamamladı. Böylece önceki maçın ilk 11'indeki yedi futbolcu yerini korudu. İki bek ve iki hücum oyuncusu değişirken kaleci, stoperler ve orta sahadaki temel isimler aynı kaldı.

Bu dağılımı bütün düzenin sökülüp yeniden kurulması olarak okumuyorum. Daha çok, belirli bağlantıları koruyup kenarlarda ve ileride farklı seçenekler kullanma arayışı görüyorum. Yine de kadro kağıdı, futbolcuların bütün maç boyunca nerede duracağını açıklamaz. Babel'in içeri yaklaştığı anda genişliği kimin sağlayacağı veya Emre Akbaba'nın ileri çıktığında arkasını kimin koruyacağı, isim listesinden daha önemli olacak. Aşağıdaki değerlendirmem bu olası işleyişe ilişkin; teknik heyetin açıklanmamış talimatlarını bildiğim iddiasını taşımıyor.

Kazanan takım neden değişir?

Galatasaray, Gençlerbirliği karşılaşmasını Halil Dervişoğlu ve Emre Akbaba'nın golleriyle kazanmıştı. Kulübün derbi öncesi hatırlattığı diğer iki sonuç da Antalyaspor ve Konyaspor galibiyetleriydi. Sarı-kırmızılılar, Beşiktaş maçına son üç lig karşılaşmasında gol yemeden kazanmış bir takım olarak hazırlanıyordu.

Böyle bir dönemde dört değişiklik yapılmasına ilk bakışta itiraz edilebilir. Fakat kazanan kadroyu korumayı değişmez bir kural saymıyorum. Bir önceki rakibin savunma yerleşimi, baskısı ve topu kullanma biçimi yeni rakiple aynı olmak zorunda değil. Aynı oyuncularla devam etmek bazen uyumu korur; bazen de başka bir ihtiyaca cevap vermeyi geciktirir. Teknik heyetin görevi, geçmişte işe yarayanla bugün gerekli olanı birbirinden ayırabilmek.

Diğer taraftan sadece derbi olduğu için tecrübeli veya daha tanınmış isimlere dönmek de yeterli bir gerekçe olmaz. Tercihin sahada hangi avantajı sağlayacağı açıklanabilmeli. Ben istikrarı, her hafta aynı on bir kişiyi yazmakta değil, değişen oyunculara rağmen takımın ne yapmak istediğinin anlaşılmasında ararım. Dört değişiklik, ancak bu anlayışı güçlendirdiğinde anlamlıdır.

Yedlin'in dönüşü: Sağ bekte yeniden başlayan sorumluluk

Yedlin, Fatih Karagümrük karşılaşmasında yaşadığı ayak bileği sakatlığının ardından beş lig maçında forma giyememişti. Beşiktaş derbisiyle yeniden sahaya döndü. Kulübün 11 Nisan tarihli açıklamasında sağ ayak bileğinin dış yan bağlarında yırtık, kanama ve ödem saptandığı bildirilmişti. Dolayısıyla bu tercih, yalnızca Şener'in yerine başka bir sağ bekin seçilmesi değil, sakatlık arasından dönen bir futbolcuya başlangıç görevi verilmesi anlamına da geliyor.

Ben Yedlin'den ilk olarak hücumla savunma arasındaki kararlarını doğru vermesini beklerim. Öne çıkması gerektiğinde çıkacak, fakat top kaybedildiğinde hangi alanı koruyacağını da bilecek. Bir bekin değerini sadece çizgi boyunca ne kadar koştuğuyla ölçmek eksik. Önündeki arkadaşının konumuna göre bazen genişlik sağlaması, bazen de merkezdeki pas bağlantısına yaklaşması gerekebilir.

Aranın ardından görev almasını olumlu karşılarım, ama hazır olduğunu yalnızca kadroda adının bulunmasından hareketle doksan dakikalık performans garantisine dönüştürmem. Teknik ekip, maçın temposunu ve oyuncunun sahadaki durumunu izlemeli. Şener'in yedeklerde bulunması bu açıdan bir seçenek. Sağ bek değişikliğinin başarısı, Yedlin'in her pozisyonu tek başına çözmesinden değil, yanındaki ve önündeki oyuncularla uyumundan geçecek.

Saracchi tercihi: Sol tarafta genişlik ile güvenceyi birlikte kurmak

Sol bekte Ömer Bayram'ın yerine Saracchi'nin başlaması, Yedlin'in dönüşüyle birlikte savunmanın iki kenarını da değiştirdi. Saracchi, Gençlerbirliği karşısında ikinci yarıda oyuna girmişti; derbide ise başlangıç sorumluluğunu üstlendi.

Bu değişiklikten benim beklediğim, sol tarafta topu alan oyuncunun yalnız kalmaması. Kanattaki futbolcu içeriye hareketleniyorsa Saracchi dışarıdan bir pas yolu açabilir. Buna karşılık ikisi de aynı anda ileri gidiyorsa arkalarındaki alanın nasıl korunacağı belirlenmeli. Hücumda bir fazla seçenek oluştururken savunmada kontrolsüz bir boşluk bırakmak, kazanılan avantajı kısa sürede kaybettirebilir.

İki bekin birlikte değiştiği bir maçta stoperlerle kurulacak iletişim daha da önem kazanıyor. Bir taraf ileri çıkarken diğer tarafın ne kadar daralacağı, rakibin uzun pasında kimin ilk müdahaleyi yapacağı ve ikinci topu kimin karşılayacağı üzerinde uzlaşılmalı. Ben Saracchi'nin tercihini yalnızca daha iyi orta bekleyerek değerlendirmem. Derbide doğru anda hücuma katılması kadar, arkadaşının savunma görevini kolaylaştırması da önemli.

Onyekuru altı maçlık aranın ardından ilk 11'de

Onyekuru, altı karşılaşmalık ilk 11 arasının ardından Beşiktaş karşısında başlangıç kadrosuna döndü. Yerini aldığı isim Kerem Aktürkoğlu oldu. Son dönemde sakatlık yaşayan Nijeryalı futbolcunun yeniden tercih edilmesi, hücumdaki koşulara ilişkin beklentiyi öne çıkarıyor.

Ben Onyekuru'nun bu kadroda en değerli olabileceği alanı, savunmanın arkasına yapılacak zamanlaması doğru koşularda görüyorum. Ancak koşunun işe yaraması için topu kullanan oyuncunun da başını kaldırıp aynı alanı görmesi gerekir. Onyekuru ileri giderken pas sürekli yana veya geriye oynanırsa yalnızca boşa enerji harcanır. Derbide orta saha ile hücum arasındaki anlaşma, oyuncunun bireysel özelliğinden daha az önemli değil.

Rakip geriye çekildiğinde ise başka bir görev gerekecek. Arkada geniş alan bulunmadığında ceza sahasına ne zaman yaklaşacağı, bekine nasıl yer açacağı ve top ters taraftayken hangi bölgeyi dolduracağı önem kazanır. Bu yüzden onun sahaya çıkmasını otomatik gol ihtimali gibi sunmam. Doğru kullanılırsa değerli bir seçenek; fakat her topu önüne atıp kendi başına çözüm bulmasını beklediğimiz bir oyuncuya dönüşmemeli.

Falcao yedi maç sonra başlangıçta: Halil'in yerine farklı bir tercih

Radamel Falcao da yedi maçlık aranın ardından ilk 11'de görevlendirildi. Burada yeniden başlamayı, ilk kez tekrar süre almakla karıştırmamak gerekiyor. Kolombiyalı santrfor Gençlerbirliği karşısında Halil'in yerine sonradan oyuna girmişti. Beşiktaş maçında değişen, müsabakaya başlangıçtan itibaren dahil olmasıydı.

Falcao'dan beklentimi yalnızca geçmişindeki gol sayılarıyla kurmam. Bu kadroda kendisine uygun pas ulaştırıldığında ceza sahasında doğru alanı kullanmasını, baskı altında gelen topu arkadaşına aktarabilmesini ve rakip savunmacıları meşgul etmesini isterim. Topu sürekli kaleden uzakta almak zorunda kalan bir santrforun bitiriciliğine güvenmek tek başına yeterli değildir. Bekler ve hücumun diğer oyuncuları, ona vuruş hazırlayacak bir düzenin parçası olmalı.

Bu tercih Halil'in Gençlerbirliği karşısındaki emeğini ortadan kaldırmıyor. Önceki maçta gol atan genç bir futbolcunun yerine tecrübeli bir ismin başlaması tartışmaya açıktır. Bana göre cevabı yaşta veya şöhrette değil, rakibe karşı düşünülen rolde aramak gerekir. Falcao'nun seçimini savunacaksak ondan hangi farklı katkıyı beklediğimizi söylemeliyiz; Halil'i savunacaksak da tek bir golün her maç için değişmez forma hakkı yaratmadığını kabul etmeliyiz.

Kerem ve Halil'i yedek bırakmak, onlardan vazgeçmek değil

Kerem ile Halil'in birlikte ilk 11 dışında kalması, genç oyunculara verilen sorumluluk açısından üzerinde durulabilecek bir karar. Ben iyi performansın karşılığının görülmesini isterim. Ama bunun tek biçiminin sonraki her maça aynı oyuncuyla başlamak olduğunu düşünmüyorum. Rakibin özelliklerine göre oyuna sonradan girecek futbolcunun da belirleyici bir görevi olabilir.

Asıl itiraz edeceğim durum, yedek bırakılan oyuncunun maç planında artık hiçbir yerinin bulunmaması olur. Kerem oyuna girecekse hangi savunma boşluğunu kullanacak, Halil'in hareketliliğine ihtiyaç doğarsa ön taraftaki görevler nasıl paylaşılacak? Bunlar önceden çalışılmalı. Gençlere güvenmek, yalnızca kadro listesinde isimlerini bulundurmak değil, ihtiyaç duyulduğunda ne yapacaklarını bilmelerini sağlamak demek.

Tercihi hemen bir adaletsizlik veya kusursuz hamle olarak ilan etmem. Kadro rekabetinin sağlıklı olması için oyuncuların değerlendirme ölçülerini anlayabilmesi gerekir. Dün başarılı olanın emeği unutulmadan, bugün başka birine neden ihtiyaç duyulduğu açıklanabilmeli. Böyle bir ortamda yedek kulübesi cezalandırma yeri olmaktan çıkar, takımın başka bir çözüm alanına dönüşür.

Değişmeyen merkez: Taylan, Gedson ve Emre Akbaba

Terim, dört değişikliğe rağmen Taylan, Gedson ve Emre Akbaba'yı başlangıçta tuttu. Emre Akbaba, kulübün derbi öncesi değerlendirmesinde son dört lig maçında attığı üç golle öne çıkarılmıştı. Böylece hücumdan iki isim değişirken yakın dönemde gol katkısı veren bir orta saha oyuncusunun görevi korundu.

Bu üçlüden beklediğim, yaptıkları işlerin birbirini tamamlaması. Taylan topu savunmadan alırken yakınında bir seçenek bulunmalı; Gedson ileri taşıdığında onun arkasındaki alan boşalmamalı; Emre Akbaba ceza sahasına girdiğinde merkezde pas bağlantısı kopmamalı. Hepsinden aynı anda her işi yapmasını istemek yerine, hangi durumda hangi sorumluluğun öncelikli olduğunu belirlemek gerekiyor.

Falcao ile Onyekuru'nun katkısı da bu merkezin kararlarına bağlı olacak. Top rakibin savunması yerleşmeden ileriye taşınabiliyorsa koşuların değeri artabilir. Pas sürekli gecikiyorsa hücumcular topu almak için geriye gelmek zorunda kalabilir. Kadro değişikliğinin asıl sınavı bu ilişkide: Yeni başlayanlar takımın ihtiyaçlarını çözecek mi, yoksa değişmeyen bir sorunun önüne farklı isimler mi konulacak? Ben değerlendirmeyi burada yaparım.

Babel'in korunması, yeni gelenlerle bağlantıyı önemli hale getiriyor

Babel, Gençlerbirliği maçından ilk 11'de kalan hücum oyuncularından biri. Onun sahadaki yerini yalnızca bir kanat etiketiyle sınırlandırmak yerine, top kendisindeyken çevresindeki hareketi değerlendirmek isterim. İçeriye yaklaştığında bekine alan bırakabilir; rakibi üzerine çektiğinde başka bir arkadaşına pas yolu açabilir. Ancak bu hareketler birlikte planlanmazsa aynı bölgede gereksiz bir kalabalık da oluşabilir.

Bu yüzden Falcao, Babel ve Onyekuru'yu birbirinden bağımsız üç gol beklentisi olarak görmüyorum. Birinin topa yaklaştığı anda diğerinin derine koşması, birinin ceza sahasında savunmacıyı tuttuğu yerde diğerinin boşluğu değerlendirmesi gerekiyor. Galatasaray'ın ihtiyacı, bütün hücumcuların ayrı ayrı iyi oynamasını beklemekten çok, birinin doğru hareketinin diğerine fırsat yaratması. Terim'in değişikliklerini güçlü kılabilecek olan da böyle bir iş birliği.

Yedek kulübesindeki seçenekler maç planının parçası olmalı

Galatasaray'ın yedekleri Okan Kocuk, Şener Özbayraklı, Luyindama, Ömer Bayram, Emre Kılınç, Arda Turan, Feghouli, Kerem Aktürkoğlu, Halil Dervişoğlu ve Mostafa Mohamed'den oluştu. Böylece başlangıç kadrosundan ayrılan dört oyuncunun yanında, farklı görevler üstlenebilecek başka isimler de hazır tutuldu.

Ben bu listeye bakıp otomatik olarak güçlü kulübe demekle yetinmem. Güç, seçeneklerin hangi anda kullanılacağını bilmekle ortaya çıkar. Skor arandığında daha fazla hücumcu almak gerekebilir; ancak orta saha ile forvet arasındaki bağ kopmuşsa önce o bağlantının düzeltilmesi daha yararlı olabilir. Öndeyken de sadece savunmacı sayısını artırmak yerine topu saklayabilecek bir oyuncuya ihtiyaç duyulabilir.

İyi teknik müdahale, oyuncunun hangi mevkide yazıldığından çok hangi sorunu çözebileceğini görmektir. İlk 11'in açıklanması planın başlangıcı olmalı, tamamı değil. Sakatlıktan dönen isimler de düşünülünce, farklı oyun sürelerine ve maçın değişen ihtiyaçlarına hazır olmak özellikle önem taşıyor.

Kadroda bulunmayan isimlerle yedekleri karıştırmamak gerekiyor

Etebo, koronavirüs nedeniyle karantinada olduğu için karşılaşma kadrosunda bulunmadı. Linnes, Emre Taşdemir ve Oğulcan Çağlayan da maç listesinde yer almadı. Bu isimlerin durumunu, Şener, Ömer, Kerem ve Halil'in yedek başlamasıyla aynı kategoride değerlendiremeyiz. Birinde o akşam kullanılabilecek kadronun sınırı, diğerinde mevcut seçenekler arasındaki teknik tercih söz konusu.

Ben teknik ekibin kararlarını değerlendirirken bu sınırı gözetirim. Eldeki seçenekleri bilmeden neden başka türlü oynamadı diye kesin hüküm vermek kolaydır. Buna karşılık mevcut alternatiflerin bulunması da her tercihi doğru yapmaz. Sorumluluğu sağlıklı tartışabilmek için önce gerçekten kullanılabilen oyuncuları, ardından onlara verilen görevleri bilmek gerekiyor.

Marcao'nun 100. resmî maçı, savunmadaki devamlılığın ayrı notu

Beşiktaş karşılaşması, Marcao'nun Galatasaray formasıyla 100. resmî maçı olma özelliğini de taşıyor. Bu sayı yalnızca Süper Lig müsabakalarını değil, farklı resmî organizasyonlardaki toplamını ifade ediyor. İki bek değişirken Donk ile Marcao'nun birlikte korunması, savunmanın merkezindeki devamlılığı sürdürüyor.

Ben bu devamlılığı, yeni başlayan beklerin daha kolay uyum sağlayabileceği bir imkan olarak görüyorum; hata yapılmayacağının garantisi olarak değil. Stoperler, önlerindeki orta saha ve iki kenar arasındaki mesafeyi birlikte yönetmeli. Özellikle iki bekten biri hücuma katıldığında diğer oyuncuların aynı anda doğru yere hareket etmesi gerekiyor. Savunmada anlaşmak, yalnızca son müdahaleyi yapan futbolcunun değil, o müdahaleyi gereksiz kılmaya çalışan bütün takımın işi.

Florya'daki hazırlık: Kadro kararının arkasında çalışma olmalı

Kulübün 7 Mayıs tarihli antrenman raporuna göre derbi hazırlıkları Florya Metin Oktay Tesisleri'nde tamamlandı. Dar alanda pas çalışmasının ardından antrenmanın ana bölümünde Terim yönetiminde taktik çalışma yapıldı. Rapor, çalışmanın bütün eşleşmelerini ve talimatlarını açıklamıyor; dolayısıyla belirli bir oyuncuya verilen ayrıntılı görevi buradan çıkarmak mümkün değil.

Benim beklentim, dört değişikliğin birbirinden ayrı dört karar olarak kalmaması. Yeni başlayan beklerle önlerindeki oyuncular birlikte hareket etmeli, Falcao'nun top almak istediği bölgeler orta sahaca bilinmeli, Onyekuru'nun koşusuna ne zaman pas atılacağı çalışılmalı. Kadro kağıdında mantıklı görünen tercih, antrenmanda bağlantıları kurulmadıysa maçın baskısı altında yalnızca iyi bir fikir olarak kalabilir.

Derbiye hazırlanmak sadece daha çok mücadele edeceğiz konuşmasıyla tamamlanmaz. Rakip pası bir tarafa yönlendirdiğinde ne yapacağımızı, ilk baskı aşıldığında nerede toplanacağımızı ve topu kazandığımızda ilk seçeneğin kim olduğunu bilmek gerekiyor. Ben teknik heyetin tecrübesinin en somut karşılığını bu ayrıntılarda ararım. Büyük maçı kazanma isteğini, sahada uygulanabilir kararlarla desteklemek zorundayız.

Benim ölçüm: Dört değişiklik değil, dört doğru görev

Bu tercihlerde umut veren taraf, geri dönen oyuncuların farklı çözümler sunabilmesi. Sorgulanması gereken taraf ise kazanılan maçın düzeni değiştirilirken mevcut uyumun ne kadar korunacağı. İkisini birlikte görebilirim: Terim'in rakibe göre karar vermesini desteklerken, genç oyuncuların katkısının unutulmamasını ve sakatlıktan dönenlere uygun görev verilmesini de isterim.

Galatasaraylı olarak hocamın tecrübesine değer veririm; fakat her tercihini daha maç başlamadan doğru ilan etmem. Aynı şekilde ilk 11'de görmek istediğim bir oyuncu yok diye bütün planı reddetmem. Bakacağım şey, topa sahip olduğumuzda birbirimize seçenek sunup sunmadığımız ve topu kaybettiğimizde birlikte savunup savunmadığımız olacak. İsimler bu işi kolaylaştırabilir, ama kendiliğinden yapmaz.

Fatih Terim'in dört değişikliği, derbi için verilmiş bir başlangıç kararı. Bu kararın değerini belirleyecek olan, Yedlin, Saracchi, Onyekuru ve Falcao'nun takımın geri kalanıyla kuracağı uyum. Ben daha gösterişli bir kadro değil, oyuncularının birbirini daha iyi tamamladığı bir Galatasaray istiyorum. Kazanmanın yolunu açacak olan da yalnızca kimin başladığı değil, başlayanların ve sonradan görev alabileceklerin aynı planın içinde ne yaptığı olacak.