Galatasaray, Spor Toto Süper Lig Ahmet Çalık Sezonu'nun 26. haftasında Göztepe'yi deplasmanda 3-2 mağlup ederek altı maçlık galibiyet hasretine son verdi. İzmir Gürsel Aksel Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılılar Victor Nelsson'un 3. dakikadaki golüyle öne geçti. Göztepe, Cherif Ndiaye'nin 45+1 ve 70. dakikalarda penaltıdan attığı gollerle skoru 2-1'e çevirdi. Maçın son bölümünde oyuna sonradan giren Bafetimbi Gomis sahneye çıktı; 87 ve 90+9. dakikalarda kullandığı iki penaltıyı gole çevirerek Galatasaray'a 3-2'lik galibiyeti getirdi. Sarı-kırmızılılar böylece 25 Aralık 2021'de Antalyaspor karşısında aldığı galibiyetten sonra ilk kez ligde üç puana ulaşırken puanını 32'ye yükseltti.
Galatasaraylı olarak bu galibiyetin değerini yalnızca üç puanla ölçmüyorum. Haftalardır kazanamayan, öne geçtiği maçlarda skoru koruyamayan, geriye düştüğünde güvenini kaybeden bir takımın 2-1'den geri dönüp son saniyelere kadar galibiyeti araması önemli. Bu maç kusursuz bir Galatasaray göstermedi; fakat uzun süredir kaybolmuş görünen kazanma iradesini yeniden hatırlattı. Dört penaltı kararının, VAR müdahalelerinin ve uzayan son bölümün içinde sakin kalıp maçı çevirmek kolay değildi. Bu yüzden Göztepe galibiyetini sezonun bütün sorunlarını çözen bir dönüm noktası ilan etmem ama takımın yeniden ayağa kalkabilmesi için ihtiyaç duyduğu çok önemli bir başlangıç olarak görürüm.
Göztepe-Galatasaray maçının golleri
| Dakika | Gol | Skor |
|---|---|---|
| 3 | Victor Nelsson | Göztepe 0-1 Galatasaray |
| 45+1 | Cherif Ndiaye, penaltı | Göztepe 1-1 Galatasaray |
| 70 | Cherif Ndiaye, penaltı | Göztepe 2-1 Galatasaray |
| 87 | Bafetimbi Gomis, penaltı | Göztepe 2-2 Galatasaray |
| 90+9 | Bafetimbi Gomis, penaltı | Göztepe 2-3 Galatasaray |
Maçın skor akışı bile karşılaşmanın ne kadar sıra dışı geçtiğini anlatıyor. Galatasaray henüz 3. dakikada öne geçti, devre sonunda beraberliği verdi, ikinci yarıda penaltıyla geriye düştü ve son dakikalarda iki kez beyaz noktadan gol bularak kazandı. Böyle bir karşılaşmayı yalnızca taktik tahtası üzerinden anlatmak mümkün değil; psikolojik dayanıklılık, hakem kararlarından sonra oyunda kalabilme ve son ana kadar mücadele etme de sonucun önemli parçalarıydı.
Nelsson üçüncü dakikada Galatasaray'ı öne geçirdi
Galatasaray ilk ciddi fırsatında golü buldu. Ömer Bayram'ın sağ taraftan kullandığı serbest vuruşta Mostafa Mohamed topu kafayla ceza alanına indirdi. Victor Nelsson penaltı noktası yakınlarında önünde kalan topa sert vurdu ve Galatasaray'ı 1-0 öne geçirdi. Danimarkalı savunmacının erken golü, haftalardır galibiyet arayan takım için ideal başlangıç anlamına geliyordu.
Ben bu golün yalnızca Nelsson'un hanesine yazılan bir skor katkısı olarak görülmesini istemem. Duran topun devamında santrforun hava topuna müdahalesi ve stoperin ceza sahasında doğru noktayı takip etmesiyle gelen bir organizasyon vardı. Galatasaray'ın son haftalarda hücumda zorlandığı düşünülürse savunma oyuncularının duran toplardan vereceği katkı önemli. Her golü Kerem'den, santrfordan veya yaratıcı orta saha oyuncusundan beklemek rakiplerin işini kolaylaştırır.
Nelsson'un sezon boyunca savunmadaki performansının yanında gol katkısı vermesi de değerliydi. Ancak 3. dakikada gelen golün ardından maçın tamamen Galatasaray'ın kontrolüne geçtiğini söylemek mümkün değildi. Göztepe hemen karşılık vermeye çalışan, özellikle kanatlardan ve ceza alanına gönderdiği toplarla tehdit oluşturan bir takım görüntüsündeydi.
İlk yarının sonunda gelen penaltı bütün dengeyi değiştirdi
Galatasaray 1-0 üstünlüğü devre arasına taşımaya hazırlanırken 45. dakikada Göztepe atağında Taylan Antalyalı'nın ceza sahasındaki elle müdahalesi üzerine hakem Arda Kardeşler penaltı kararı verdi. Cherif Ndiaye topu ağlara gönderdi ve TFF kayıtlarına göre 45+1. dakikada skor 1-1 oldu. Böylece Galatasaray bir kez daha öne geçtiği bir maçta devreyi üstün tamamlayamadı.
Ben bu sezonun en önemli problemlerinden birinin tam olarak bu olduğunu düşünüyorum. Öne geçmek Galatasaray'a güven vermesi gerekirken zaman zaman oyuncularda skoru koruma endişesi yaratıyor. Rakip biraz baskı kurduğunda takım geriye yaslanıyor, pas mesafeleri açılıyor ve gereksiz hatalar ortaya çıkıyor. Göztepe karşısındaki ilk penaltı da kötü bir zamanda geldi.
Ancak bir penaltı kararıyla bütün maç planının yıkılmaması gerekir. Galatasaray formasını giyen oyuncu devre arasında soyunma odasına 1-1 girdiğinde hâlâ maçın kazanılabileceğini bilmek zorunda. Son haftalardaki kötü sonuçların yarattığı psikolojik yük burada devreye giriyor. Takımın sadece teknik olarak değil, kötü bir olaydan sonra yeniden odaklanma konusunda da gelişmesi gerekiyor.
Erick Pulgar Galatasaray'da ilk kez ilk 11'deydi
Domènec Torrent, Göztepe deplasmanında orta sahada önemli bir değişiklik yaptı ve ara transfer döneminde Fiorentina'dan kiralanan Erick Pulgar'a Galatasaray formasıyla ilk kez ilk 11'de görev verdi. Şilili futbolcu Taylan Antalyalı ile merkezde oynadı. Galatasaray maça Iñaki Peña, Omar Elabdellaoui, Victor Nelsson, Marcao, Ömer Bayram, Taylan Antalyalı, Erick Pulgar, Ryan Babel, Kerem Aktürkoğlu, Halil Dervişoğlu ve Mostafa Mohamed ile başladı.
Ben Pulgar'ın gelişini orta sahadaki bütün sorunların tek çözümü olarak görmüyorum. Yönetim bu transferi özellikle savunmanın önündeki altı numara ihtiyacına cevap olarak açıklamıştı. Oyuncunun görevi yalnızca rakipten top kapmak değil; stoperlerden çıkacak ilk pası almak, takımın hangi tarafa oynayacağını belirlemek ve hücum sırasında arkadaki güvenliği sağlamak.
Göztepe karşısındaki ilk 11 tercihi, Torrent'in Pulgar'ı artık doğrudan oyun planının içine almak istediğini gösterdi. Fakat yeni oyuncunun takım arkadaşlarının hareketlerini öğrenmesi zaman alacak. Orta sahadaki oyuncular birbirine ne kadar yakın duracağını ve biri öne çıktığında diğerinin hangi alanı kapatacağını maçlarla geliştirecek. Ben ilk 60 dakikalık performansından büyük hükümler çıkarmak yerine rolünün ilerleyen haftalarda nasıl oturacağına bakmayı daha doğru buluyorum.
Omar Elabdellaoui 423 gün sonra sahalara döndü
Karşılaşmanın Galatasaray açısından skorun da ötesinde en özel hikâyesi Omar Elabdellaoui'nin dönüşüydü. Norveçli sağ bek, 2020 yılının son gününde yaşadığı ciddi göz kazasının ardından 423 gün sonra yeniden resmî bir maçta forma giydi. Torrent onu Göztepe karşısında doğrudan ilk 11'de sahaya sürdü.
Omar'ın yaşadığı sürecin ağırlığını sıradan bir sakatlık dönüşü gibi değerlendirmek mümkün değil. Futbol kariyerinin devam edip etmeyeceğinin dahi tartışıldığı, çok sayıda operasyon ve uzun tedavi sürecinin ardından yeniden sahaya çıkabilmesi başlı başına büyük bir mücadele. Ben bu yüzden bu maçın onun kariyerinde çok özel bir yere sahip olduğunu düşünüyorum.
Omar maç sonunda sahaya dönmesini ikinci kez futbol hayatına başlamak gibi hissettiğini söyledi. Ailesine, sağlık ekibine, Fatih Terim'e, Domènec Torrent'e, kulüp çalışanlarına, takım arkadaşlarına ve kendisine destek verenlere teşekkür etti. Galibiyetin dönüş gününe denk gelmesinin mutluluğunu ayrıca vurguladı.
Ben bu dönüşü sağ bek rekabetinin ötesinde değerlendiriyorum. Galatasaray taraftarının oyuncuya verdiği desteğin karşılığını sahada yeniden görmek çok değerli. Yine de teknik değerlendirme açısından oyuncunun 423 gün sonra döndüğünü unutmamak gerekiyor. Omar'dan ilk maçından itibaren sakatlık öncesindeki fiziksel seviyesini beklemek haksızlık olur. Dakikaları ve yükü dikkatli yönetilmeli.
Galatasaray ikinci yarıda büyük bir fırsatı değerlendiremedi
Maçın 60. dakikasında Galatasaray çok önemli bir gol fırsatı yakaladı. Göztepe kalecisi İrfan Can Eğribayat'ın hatalı pasında Halil Dervişoğlu boş kaleye yakın bir pozisyonda topla buluştu. Halil doğrudan kaleye vurmak yerine ofsayt durumundaki Mostafa Mohamed'e pas vermeyi tercih etti ve pozisyon sonuçsuz kaldı.
Ben bu pozisyonu maçın en önemli karar hatalarından biri olarak görüyorum. Futbolda oyuncuya birkaç saniyenin bile altında karar süresi kalıyor. Halil burada arkadaşını düşünerek pas vermiş olabilir, ancak kaleye doğrudan gidebileceği pozisyonda daha net davranması gerekiyordu. Büyük maçlarda veya zor dönemlerde bulunan böyle fırsatların değeri daha da artar.
Bu pozisyonun ardından Galatasaray kısa süre içinde iki değişiklik yaptı. Pulgar'ın yerine Berkan Kutlu, Halil'in yerine Alexandru Cicâldău oyuna girdi. Maçın orta saha ve hücum yapısı değişti. Torrent'in amacı yeniden kontrolü almak ve rakip ceza sahasına daha fazla oyuncuyla girebilmekti.
Göztepe ikinci penaltıyla öne geçti
67. dakikada Göztepe atağında Galatasaray ceza sahasının sağ tarafında yaşanan pozisyon sonrası VAR devreye girdi. Hakem Arda Kardeşler pozisyonu saha kenarındaki ekrandan izledi ve Ömer Bayram'ın elle oynadığına karar vererek maçta Göztepe lehine ikinci kez penaltı noktasını gösterdi. Cherif Ndiaye, TFF kayıtlarına göre 70. dakikada kullandığı penaltıyı gole çevirdi ve Göztepe 2-1 öne geçti.
Galatasaray açısından artık yalnızca galibiyetsizlik değil, yeni bir mağlubiyet tehlikesi vardı. Son altı maçta kazanamayan takımın deplasmanda 2-1 geriye düştüğünde dağılması şaşırtıcı olmayabilirdi. Ancak bu kez tam tersine son bölümde daha fazla risk alan ve rakip kaleyi daha fazla zorlayan bir Galatasaray ortaya çıktı.
Ben bu reaksiyonu maçın en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. İyi takım sadece planı doğru gittiğinde iyi oynayan takım değildir. Maç istediği gibi gitmediğinde yeni çözüm üretebilen takım olmalıdır. Galatasaray bu sezon bunu çok az gösterebildi. Göztepe karşısındaki son yirmi dakika bu nedenle ayrıca önemli.
Gomis 73. dakikada oyuna girdi ve maçı değiştirdi
Torrent 73. dakikada Ryan Babel'in yerine Emre Kılınç'ı, Mostafa Mohamed'in yerine ise Bafetimbi Gomis'i oyuna aldı. Galatasaray'a yeniden dönen Fransız santrfor bir hafta önce Kayserispor karşısında ilk 11'de başlamış ancak gol bulamamıştı. İzmir'de ise kulübeden geldi ve maçın kaderini değiştiren isim oldu.
Gomis'in oyuna girişinden sonra Galatasaray ceza sahasında daha belirgin bir hedef oyuncuya kavuştu. Onun değerini yalnızca iki penaltıyı gole çevirmesiyle sınırlamam. Tecrübeli santrfor rakip stoperlerin dikkatini üzerine çekiyor, ceza sahasına gönderilen toplarda doğru alanı arıyor ve takım arkadaşlarının çevresinde hareket edebileceği bir referans noktası oluşturuyor.
Ancak iki penaltıyı gole çevirmek de küçümsenmemeli. Haftalardır kazanamayan, 2-1 geride bulunan ve maçın son dakikalarına girmiş bir takım adına penaltı kullanmak yüksek baskı demek. Hele ilk penaltının ardından birkaç dakika içinde ikinci kez aynı sorumluluğu almak daha da zor. Gomis'in tecrübesinin karşılığını tam burada gördük.
84. dakikadaki VAR incelemesi Galatasaray'a penaltı getirdi
Galatasaray'ın beraberlik golüne giden süreçte VAR bir kez daha maçın merkezine yerleşti. Göztepe ceza sahasında Dino Arslanagic'in topa elle müdahalesi sonrasında hakem pozisyonu incelemeye çağrıldı ve Galatasaray lehine penaltı kararı verdi. Gomis 87. dakikada beyaz noktadan hata yapmadı ve skoru 2-2'ye getirdi.
Ben penaltının ardından Galatasaray'ın beraberliğe razı olmamasını değerli buluyorum. Altı maçtır kazanamayan takım için deplasmanda 2-1'den 2-2'yi bulmak psikolojik olarak rahatlatıcı olabilirdi. Ancak oyuncular oyunu durdurmak yerine üçüncü golü aramaya devam etti. Tam olarak görmek istediğim büyük takım refleksi bu.
Beraberlikten sonraki baskıda Cicâldău ve Emre Kılınç'ın şutlarında İrfan Can Eğribayat kritik kurtarışlar yaptı. Galatasaray topu rakip yarı alanda tutmaya ve maçın sonuna kadar hücum etmeye devam etti. Son dakikalar adeta karşılaşmanın başlı başına başka bir bölümü haline geldi.
90+1'de verilen penaltı VAR ile iptal edildi
Maçın uzatma bölümünde Galatasaray lehine bir penaltı daha verildi ancak VAR incelemesi sonrasında karar iptal edildi. Bu an karşılaşmanın hakem ve VAR kararları açısından ne kadar hareketli geçtiğinin en açık örneklerinden biriydi. Birkaç dakika sonra ise başka bir pozisyonda yeniden inceleme yapılacak ve bu kez Galatasaray lehine karar çıkacaktı.
Ben bu maçın değerlendirmesini sadece hakem üzerinden kurmayı doğru bulmuyorum. Dört penaltı kararı, bir iptal ve uzun VAR incelemeleri elbette tartışılır. Ancak Galatasaray'ın görevi hakemin kararından bağımsız biçimde oyunun içinde kalmak. Oyuncuların son bölümde yaptığı tam olarak buydu. Bir karar iptal edildiğinde itirazın etkisinde kalıp oyunu bırakmak yerine yeniden rakip ceza sahasına gittiler.
90+6'daki müdahale sonrası bir kez daha penaltı
Uzatmanın ilerleyen dakikalarında Emre Kılınç ceza sahasına girdiği sırada Berkan Emir'in müdahalesiyle yerde kaldı. VAR incelemesi sonrasında hakem penaltı noktasını gösterdi. TFF kayıtlarına göre Gomis 90+9. dakikada topun başına geçti ve ikinci kez penaltıyı gole çevirdi: 3-2.
Bu gol Galatasaray'ın yaklaşık iki aylık lig hasretini sona erdiren vuruş oldu. Gomis'in topun başına ikinci kez geçmesi benim için önemli. İlk penaltıyı atmış olmak ikinciyi kolaylaştırmaz; aksine kaleci sizin tercihiniz hakkında daha fazla bilgiye sahip olur, maçın son saniyesinde kaçırmanın psikolojik bedeli de büyüktür. Tecrübeli santrfor bu sorumluluğu aldı ve hata yapmadı.
Gol sonrası yaşanan sevinç, Galatasaray'ın bu üç puana ne kadar ihtiyaç duyduğunu açık biçimde gösteriyordu. Bu sadece Göztepe deplasmanındaki bir galibiyet değildi; haftalardır devam eden kazanamama baskısının kırılmasıydı.
Gomis: Bu galibiyeti Omar'a armağan ediyorum
Gomis maçın ardından takım oyununun iyi olduğunu, her şey kusursuz olmasa da neler yapabileceklerini gösterdiklerini söyledi. İki golle gelen galibiyeti, 423 gün sonra sahaya dönen Omar Elabdellaoui'ye armağan etti. Taraftarlara ve Galatasaray camiasına da teşekkür etti.
Ben bu açıklamanın takım ruhu açısından güzel bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Maçın kahramanı olarak bütün dikkati kendi üzerine çekmek yerine yıllardır çok ağır bir mücadele veren takım arkadaşını öne çıkarması değerli. Galatasaray'ın içinde bulunduğu krizden çıkması için sadece taktik gelişim değil, oyuncular arasında böyle bir birlik hissi de gerekiyor.
Gomis'in dönüş transferi yapıldığında yaşından ve fiziksel seviyesinden dolayı soru işaretleri vardı. Bunların hepsi hâlâ geçerli değerlendirme başlıkları olabilir. İki penaltı golü bir futbolcunun bütün sezon performansını kanıtlamaz. Ancak böyle bir gecede sorumluluk alması, transferin kısa vadede takıma katabileceği şeyin çok net bir örneği oldu.
Torrent ilk lig galibiyetini aldı
Domènec Torrent, Galatasaray teknik direktörü olarak Süper Lig'deki altıncı karşılaşmasında ilk galibiyetine ulaştı. İspanyol teknik adam göreve başladıktan sonra Hatayspor, Kasımpaşa ve Trabzonspor'a mağlup olmuş; Alanyaspor ve Kayserispor ile berabere kalmıştı. Göztepe karşısındaki 3-2'lik sonuç, Torrent döneminin ilk üç puanı oldu.
| Torrent dönemindeki lig maçı | Sonuç |
|---|---|
| Hatayspor - Galatasaray | 4-2 |
| Galatasaray - Kasımpaşa | 1-3 |
| Galatasaray - Trabzonspor | 1-2 |
| Alanyaspor - Galatasaray | 1-1 |
| Galatasaray - Kayserispor | 1-1 |
| Göztepe - Galatasaray | 2-3 |
Ben bu galibiyetin Torrent üzerindeki baskıyı bir miktar azaltacağını düşünüyorum. Göreve geldikten sonra beş maç boyunca kazanamayan teknik direktörün her basın toplantısında ilk galibiyet sorusuyla karşılaşması kaçınılmazdı. Oyuncuların da yeni teknik ekibe güvenebilmesi için çalışılan şeylerin bir noktada sonuç üretmesi gerekiyor.
Fakat ilk galibiyet geldi diye Torrent döneminin bütün sorunlarının çözüldüğünü söylemek mümkün değil. Galatasaray bu maçta iki kez penaltıdan gol yedi, savunmadan çıkışlarda yine bazı riskler yaşadı ve oyun uzun bölümlerde kontrolsüz hale geldi. Hocanın işi, galibiyetin verdiği güveni kullanarak bu problemleri düzeltmek.
Torrent: Takımın kendine inanması için bu galibiyete ihtiyacı vardı
Torrent'in maç sonrası değerlendirmesinde öne çıkan düşünce, takımın özgüven açısından bu galibiyete ihtiyaç duyduğu yönündeydi. Haftalardır sonuç alamayan bir takım için kazanmanın taktik analizden bağımsız bir psikolojik etkisi bulunuyor. Antrenmanda anlatılan fikrin oyuncunun zihninde daha güçlü yer etmesi için sahada ödülünü görmesi gerekiyor.
Ben hocanın bu yaklaşımına katılıyorum. Futbolcu sürekli doğru şeyi yaptığını duyup maç sonunda kaybediyorsa bir süre sonra sisteme olan güveni azalabilir. Kazanmak, oyuncuya çalışmanın karşılığını gösterir. Ancak bu galibiyetin değeri bir sonraki maçta yeniden aynı mücadeleyi gösterebilirsek artacak. Tek gecelik rahatlama şeklinde kalırsa eski sorunlar kısa sürede geri gelir.
Galatasaray altı maç sonra kazandı
Bu galibiyetten önce Galatasaray'ın son lig zaferi 25 Aralık 2021'de Antalyaspor karşısında aldığı 2-0'lık sonuçtu. Ardından oynanan altı karşılaşmada dört mağlubiyet ve iki beraberlik geldi. Giresunspor, Hatayspor, Kasımpaşa ve Trabzonspor maçları kaybedilirken Alanyaspor ve Kayserispor karşılaşmaları beraberlikle tamamlandı.
| Galibiyetsiz seri | Sonuç |
|---|---|
| Galatasaray - Giresunspor | 0-1 |
| Hatayspor - Galatasaray | 4-2 |
| Galatasaray - Kasımpaşa | 1-3 |
| Galatasaray - Trabzonspor | 1-2 |
| Alanyaspor - Galatasaray | 1-1 |
| Galatasaray - Kayserispor | 1-1 |
| Göztepe - Galatasaray | 2-3 |
Bu seri Galatasaray'ın neden bu kadar büyük baskı altında olduğunu anlatıyor. Altı maç boyunca üç puan alamamak, hele bu dönemde teknik direktör değişikliği de yaşanmışken, takımın özgüvenini doğrudan etkiler. Göztepe galibiyeti bu nedenle yalnızca puan tablosundaki üç rakam değil; kötü alışkanlığın kırıldığı ilk gece.
Galatasaray 26 maç sonunda 32 puana ulaştı
Galatasaray bu sonuçla ligdeki sekizinci galibiyetini aldı. Sarı-kırmızılılar 26 maç sonunda sekiz galibiyet, sekiz beraberlik ve 10 mağlubiyetle 32 puana yükseldi ve haftayı 13. sırada tamamladı. Sezona şampiyonluk hedefiyle başlayan bir kulüp için bu konum hâlâ son derece yetersiz.
Ben bir galibiyet geldi diye lig tablosunu unutamam. Galatasaray'ın 13. sıradaki görüntüsü kulübün standardına uygun değil. Ancak bulunduğumuz noktadan bir gecede zirveye sıçramak mümkün olmadığına göre önce seri kazanmayı öğrenmek gerekiyor. İlk üç puan Göztepe'de geldi. Bundan sonraki hedef bunu devam ettirmek olmalı.
Takımın şu aşamada puan hesabından önce oyun ve özgüven istikrarına ihtiyacı var. Galibiyetin ardından yeniden kaybetmek, bütün psikolojik kazanımı kısa sürede silebilir. Bu yüzden sıradaki haftalar Torrent'in takımının gerçekten yükselişe geçip geçmediğini gösterecek.
Taylan Antalyalı çıkışın başlayacağına inanıyor
Taylan Antalyalı maçın ardından uzun zamandır kazanamamaktan dolayı çok zor bir süreçten geçtiklerini ve Göztepe galibiyetinin takım açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu maçla birlikte çıkışa geçeceklerine inandığını ifade etti. Galatasaray'ın kötü döneminde sorumluluk alan oyunculardan biri olarak bu açıklaması takımın soyunma odasındaki rahatlamayı yansıtıyordu.
Ben oyuncuların güven kazanmasını önemsiyorum, ancak çıkışın başladığını bir galibiyetle kesinleştirmem. Çıkış dediğimiz şey birkaç hafta üst üste daha iyi futbol ve daha iyi sonuç üretmekle anlaşılır. Göztepe maçı başlangıç olabilir; kanıt değildir. Taylan ve arkadaşlarının görevi şimdi bunu devam ettirmek.
Muslera oynamadı ama kafileyle İzmir'e geldi
Fernando Muslera sakatlığı nedeniyle forma giyememesine rağmen takım arkadaşlarına destek olmak amacıyla Göztepe maçı kafilesinde yer aldı. Kaleyi yine Iñaki Peña korudu. Uzun süreli kaptanın takımla birlikte seyahat etmesi, Galatasaray'ın bu zorlu dönemde soyunma odası birlikteliğine verdiği önemi gösteren ayrıntılardan biriydi.
Ben Muslera'nın katkısını sadece kurtarışlarla sınırlamıyorum. Yıllardır Galatasaray'ın kaptanlarından biri olan oyuncunun kriz döneminde arkadaşlarının yanında bulunması da liderlik görevinin parçası. Peña'nın yeni geldiği bir takımda Muslera'nın tecrübesinden yararlanabilmesi ayrıca değerli.
Penaltılar maça damga vurdu ama Galatasaray'ın geri dönüşü unutulmamalı
Karşılaşma uzun süre hakem ve VAR kararları üzerinden tartışılacaktır. Göztepe iki, Galatasaray iki penaltıdan gol buldu; Galatasaray lehine verilen bir başka penaltı ise VAR incelemesiyle iptal edildi. Bu kadar çok kritik kararın olduğu maçın futbol tartışmasının hakem eksenine kayması doğal.
Ben Galatasaraylı olarak hakem kararlarını sorgulama hakkımız olduğunu düşünüyorum. Ancak takımımızın yaptığı işi de bu tartışmanın içinde kaybetmeyelim. 70. dakikada 2-1 geride olan Galatasaray oyunu bırakmadı. Oyuncu değişiklikleriyle hücum ağırlığını artırdı, rakip kalede baskı kurdu, beraberliği buldu ve iptal edilen penaltıdan sonra bile yeniden galibiyet golünü aradı.
Uzun süredir eksikliğini hissettiğimiz şey tam da buydu: Bir olay ters gittiğinde maçın bitmediğini hatırlamak. Hakem kararı, kaçan gol veya yenilen gol oyuncuların zihnini tamamen ele geçirmemeli. Göztepe karşısında takım son bölümü bu açıdan çok daha güçlü oynadı.
Sırada Çaykur Rizespor var
Galatasaray, Göztepe galibiyetinin ardından Süper Lig'in 27. haftasında Çaykur Rizespor'u kendi sahasında ağırlayacak. Sezonun ilk yarısında Rize'de oynanan karşılaşmayı sarı-kırmızılılar 3-2 kazanmıştı. Şimdi amaç altı maçlık galibiyet hasretini bitirdikten sonra ilk kez art arda galibiyetlere ulaşabilecek bir seri oluşturmak.
Ben Göztepe maçının gerçek değerinin Rizespor karşılaşmasında daha net anlaşılacağını düşünüyorum. Eğer takım özgüven kazandıysa kendi sahasında bunu daha kontrollü bir oyunla göstermeli. Yine maçın son dakikalarında mucize aramak zorunda kalmadan, oyunu mümkün olduğunca baştan kontrol eden Galatasaray görmek istiyorum.
Avrupa Ligi öncesinde kazanma alışkanlığına ihtiyaç var
Galatasaray'ın mart ayında UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda önemli bir Avrupa sınavı bulunuyor. Grup aşamasını namağlup lider tamamlayan takımın Avrupa'daki performansı sezonun en başarılı tarafı. Fakat ligde aylarca kazanamayan bir takımın Avrupa maçlarına sadece geçmiş grup performansının güveniyle hazırlanması yeterli olmaz.
Göztepe karşısındaki üç puan bu nedenle Avrupa hazırlığı açısından da değerli. Oyuncular yeniden kazanabildiklerini hatırlıyor. Gomis golle, Omar dönüşle, Pulgar ilk 11 tecrübesiyle, Torrent ise ilk lig galibiyetiyle geceden önemli kazanımlar çıkardı. Şimdi bunları takımın ortak gelişimine çevirmek gerekiyor.
Sonuç: Altı maçlık hasret bitti, şimdi sıra galibiyeti alışkanlığa çevirmekte
Galatasaray için İzmir gecesi uzun zamandır beklenen üç puanı getirdi. Victor Nelsson'un erken golüne rağmen Göztepe iki penaltıyla maçı çevirdi, fakat Bafetimbi Gomis son bölümde kullandığı iki penaltıyı da gole dönüştürdü ve Galatasaray 3-2 kazandı. Torrent ilk lig galibiyetini alırken Omar Elabdellaoui 423 günlük çok ağır bir aradan sonra yeniden sahaya çıktı.
Ben bu galibiyeti yalnızca sonuç olarak değil, takımın uzun süredir kaybettiği direnç açısından değerli buluyorum. 2-1 geriye düştükten sonra mücadele etmek, iptal edilen penaltı kararından sonra yeniden hücum etmek ve 90+9'da gelen fırsatta sorumluluk almak önemliydi. Galatasaray'ın bu sezon çok ihtiyacı olan bir davranış gördük: Maç gerçekten bitmeden teslim olmamak.
Fakat gerçekleri de unutmuyorum. Galatasaray hâlâ 26 hafta sonunda 32 puanla 13. sırada. Bir galibiyet kötü sezonu iyi sezona çevirmiyor. Takımın savunma geçişleri, pozisyon kararları ve 90 dakika boyunca oyunu kontrol etme konusunda geliştirmesi gereken çok şey var. Torrent'in işi şimdi bu galibiyeti yeni bir başlangıç haline getirmek.
Gomis'in iki golü, Omar'ın dönüşü, Nelsson'un erken golü ve son dakikadaki kazanma isteği bu gecenin güzel tarafları. Bunların hepsini yanımıza alalım. Ama Galatasaray için asıl hedef altı maç sonra bir kez kazanmak değil, yeniden düzenli kazanan takım olmak. Galibiyet hasreti İzmir'de sona erdi; şimdi Galatasaray'ın yeniden kendine inanıp bu üç puanı gerçek bir çıkışın ilk adımına dönüştürmesi gerekiyor.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap