Galatasaray, 21 Temmuz 2021'de PSV Eindhoven karşısında Avrupa kupalarındaki 289. maçına çıkacak. UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turunun ilk karşılaşması, sarı-kırmızılıların 2021-2022 sezonundaki ilk resmî sınavı olacak. Eindhoven'daki Philips Stadı'nda Türkiye saatiyle 22.00'de başlayacak mücadele öncesinde Galatasaray, uzun Avrupa geçmişine yeni bir sayfa eklemeye hazırlanıyor. Fatih Terim'in takımının hedefi, Hollanda'dan rövanş için elverişli bir sonuçla dönmek ve grup aşamasına uzanan yoldaki ilk engeli aşmak.

Galatasaraylı olarak Avrupa gecelerinin bende ayrı bir karşılığı var. Ancak geçmişimizi hatırlarken bugünün hazırlığını ikinci plana atmayı doğru bulmuyorum. 289. maça çıkmak bir birikimi anlatır; o maçı kazanmak için gereken futbolu kendiliğinden sağlamaz. PSV karşısında görmek istediğim, eski zaferlerini tekrarlayıp duran değil, onlardan aldığı güvenle yeni bir mücadeleye hazırlanan Galatasaray. Rakibe saygı duyalım, ama sahaya onun adından çekinerek çıkmayalım. Kendimize güvenelim, fakat eksiklerimizi de yalnızca formanın ağırlığıyla kapatabileceğimizi düşünmeyelim.

İlk 288 Avrupa maçının bilançosu

PSV karşılaşması öncesindeki Avrupa kupası kayıtlarında Galatasaray'ın 101 galibiyeti, 75 beraberliği ve 112 yenilgisi bulunuyor. Sarı-kırmızılılar bu maçlarda 383 gol atarken kalesinde 431 gol gördü. Aşağıdaki rakamlar, henüz oynanmamış PSV maçını kapsamıyor.

Gösterge20 Temmuz 2021 itibarıyla
Oynanan Avrupa kupası maçı288
Galibiyet101
Beraberlik75
Yenilgi112
Atılan gol383
Yenilen gol431
PSV karşılaşmasının sırası289. Avrupa kupası maçı

Buradaki toplamı yalnızca Şampiyonlar Ligi maçlarının sayısı gibi okumamak gerekiyor. Başlık, Galatasaray'ın farklı Avrupa kupalarındaki resmî karşılaşmalarını birlikte ele alıyor; lig, Türkiye Kupası ve hazırlık müsabakalarını değil. Bu ayrım özellikle önemli, çünkü aynı kulüp için farklı organizasyonlara göre verilen maç sayıları birbirinden farklı olabilir. Bir istatistiğin doğru anlaşılması, rakamın yanında hangi karşılaşmaları kapsadığının da bilinmesine bağlı.

Avrupa tecrübesi neden yalnızca galibiyet sayısına sığmaz?

Bu bilançoda gurur verici sonuçlarla hayal kırıklıkları yan yana duruyor. Ben Avrupa geçmişimizi anlatırken yalnızca kazandığımız geceleri seçip geri kalanını görünmez kılmam. Farklı dönemlerde farklı rakiplerle oynanmış maçların toplamından yarınki karşılaşmanın sonucunu çıkaramayız. Buna karşılık o geçmiş, kulübün hangi seviyelerde rekabet edebildiğini ve nerelerde zorlandığını düşünmek için değerli bir başlangıç sunuyor.

Eski bir zaferi hatırlamak bugünkü oyuncuya cesaret verebilir; rakibin baskısını nasıl aşacağını ise bugünkü çalışma belirler. Bu yüzden benim için gerçek tecrübe, geçmişte çok maç oynamış olmaktan fazlası. Zor bir deplasmanda ne zaman sakin kalacağını, eşleşmenin hangi bölümünde ne kadar risk alacağını ve kötü başlayan bir maçta nasıl yeniden düzen kurulacağını bilmek demek. Galatasaray'ın Avrupa birikiminin sahaya böyle yansımasını istiyorum.

1956-1957'de Dinamo Bükreş ile başlayan yol

Galatasaray'ın Avrupa kupalarındaki ilk deneyimi 1956-1957 sezonunda Dinamo Bükreş karşısında yaşandı. Romanya'daki ilk maç 3-1 kaybedildi, İstanbul'daki rövanş 2-1 kazanıldı. İlk galibiyet gelmişti, ancak toplam sonuç tur için yeterli değildi. Bugün konuşulan 289. karşılaşmanın arkasındaki yolculuk, hem kazanmanın hem elenmenin birlikte yaşandığı bu ilk eşleşmeye kadar uzanıyor.

Bu başlangıcın bana hatırlattığı şey, tek maç kazanmakla tur atlamanın aynı hedef olmadığı. Bir deplasman sonucunun değeri, rövanşta yapılabileceklerle birlikte değerlendirilir. PSV öncesinde de yalnızca ilk gecenin duygusuna göre hüküm vermemek gerekiyor. Hollanda'da elde edilecek sonuç ne olursa olsun, asıl hedef iki karşılaşmanın sonunda yoluna devam eden takım olmak. Geçmişi hatırlamanın yararı, böyle temel dersleri bugünkü futbola taşıyabilmek.

Yarı final ve çeyrek finallerle büyüyen Avrupa hafızası

Galatasaray'ın Avrupa geçmişi, yalnızca kupa kazandığı 2000 yılından oluşmuyor. Farklı kuşakların ulaştığı ileri turlar da bu birikimin parçası. Bazı önemli dereceler şöyle sıralanıyor:

SezonOrganizasyonUlaşılan aşama
1962-1963Şampiyon Kulüpler KupasıÇeyrek final
1969-1970Şampiyon Kulüpler KupasıÇeyrek final
1988-1989Şampiyon Kulüpler KupasıYarı final
1993-1994UEFA Şampiyonlar LigiSon sekiz takımın yer aldığı grup aşaması
2000-2001UEFA Şampiyonlar LigiÇeyrek final
2012-2013UEFA Şampiyonlar LigiÇeyrek final

1993-1994 sezonundaki son sekiz başarısını, bugünkü anlamıyla oynanmış bir çeyrek final eşleşmesi gibi anlatmamak gerekiyor. O sezon sekiz takım iki grupta mücadele ediyordu. Organizasyonun biçimi değiştiği için aynı ifadeyi farklı dönemlere uygularken dikkatli olmak şart. Ben kulübümün başarısını doğru adıyla anlatmayı tercih ederim; bir dereceyi büyütmek için formatını değiştirmeye ihtiyacımız yok.

Bu tabloyu genç taraftar için değerli buluyorum. Avrupa'da iddia sahibi olma düşüncesi tek bir kadronun veya tek bir sezonun eseri değil. Birbirinden farklı dönemlerin oyuncuları ve teknik ekipleri aynı hikayeye katkı verdi. Bugünkü takımın sorumluluğu, onların sonuçlarını kopyalayacağını vaat etmek değil, kendi koşullarında aynı ciddiyetle hazırlanmak. Her kuşağın karşısındaki sınav başka; formanın gerektirdiği emek ise değişmiyor.

2000'in iki kupası: Terim ve Lucescu'nun ayrı başarıları

Galatasaray, 17 Mayıs 2000'de Kopenhag'da Arsenal ile oynadığı UEFA Kupası finalinde normal süreyi ve uzatmaları 0-0 tamamladı. Penaltı atışlarını 4-1 kazanarak Fatih Terim yönetiminde kupaya ulaştı. Buradaki 4-1 penaltı serisinin sonucudur; karşılaşmanın oyun içindeki skoru değildir. Avrupa tarihini anlatırken bu ayrımı korumak, kazanılan kupanın değerini azaltmaz.

Aynı yıl 25 Ağustos'ta Monaco'da Real Madrid karşısında UEFA Süper Kupa kazanıldı. Bu kez teknik direktör Mircea Lucescu'ydu. Mario Jardel'in iki golüyle gelen 2-1'lik sonuç, uzatmadaki altın golle kesinleşti. Galatasaray böylece aynı takvim yılında iki farklı Avrupa kupasını müzesine götürdü. UEFA Kupası'nın teknik direktörüyle Süper Kupa'yı kazanan hocanın farklı olduğunu doğru yerde tutmak, iki emeğe de saygının gereği.

Ben bu kupaları her zor maç öncesinde rakibe üstünlük ilan etmek için kullanmam. Kopenhag ve Monaco, doğru takımın büyük hedefe ulaşabileceğini gösteren örnekler. O günün başarısını mümkün kılan iş birliğini, hazırlığı ve mücadeleyi konuşmak; yalnızca kupa fotoğrafını gösterip yine yaparız demekten daha anlamlı. PSV karşısındaki güvenimizin geçmişi olabilir, ama karşılığının bugünkü sahada üretilmesi gerekiyor.

Bülent Korkmaz'ın 101 Avrupa maçı, başka bir devamlılık ölçüsü

20 Temmuz 2021 itibarıyla Galatasaray formasıyla Avrupa kupalarında en fazla maça çıkan isim, 101 karşılaşmayla Bülent Korkmaz. Buradaki sayı bireysel forma giyme kaydıdır; takımın galibiyet toplamıyla aynı rakama denk gelmesi iki istatistiği aynı şey yapmaz.

Bir savunmacının bu kadar uzun süre aynı Avrupa hikayesinin içinde bulunmasını, gösterişli anların dışında kalan emeği hatırlattığı için önemsiyorum. Bir kupaya giden yolda yalnızca son golü atan değil, zor deplasmanda arkadaşının açığını kapatan oyuncu da belirleyicidir. Bugünkü kadrodan beklediğim de bireysel görüntülerden önce bu görev bilinci. Takım arkadaşının işini kolaylaştıran futbolcu, istatistik kağıdında her zaman öne çıkmasa da oyunun içinde fark yaratabilir.

PSV ile yedinci Avrupa randevusu

İki takım daha önce Avrupa kupalarında altı kez karşılaştı: Galatasaray iki, PSV dört galibiyet aldı; beraberlik çıkmadı. Galatasaray altı, Hollanda ekibi on gol attı. Önceki buluşmalar 1987-1988 Şampiyon Kulüpler Kupası ile 2001-2002 ve 2006-2007 Şampiyonlar Ligi sezonlarında gerçekleşti.

Bu geçmişi ne görmezden gelirim ne de yarınki maçın kesin hükmü sayarım. Önceki eşleşmelerde oynayan kadrolarla bugünkü oyuncular aynı değil. Geçmişte zorlandığımız bir rakip olması dikkat gerektirir; sahaya kaybetmeyi kabullenerek çıkmayı gerektirmez. Ben futbolu iki kulübün eski sonuçlarını yan yana koyup kazananı önceden seçmek olarak görmüyorum. Belirleyici olan, bu kez hangi takımın rakibin güçlü yanlarına daha iyi cevap verdiği olacak.

PSV-Galatasaray maçı ne zaman, nerede ve hangi kanalda?

BaşlıkAçıklanan program
İlk maç21 Temmuz 2021 Çarşamba
Başlama saatiTürkiye saatiyle 22.00
StadyumPhilips Stadı, Eindhoven
OrganizasyonUEFA Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turu, ilk maç
Hakemİspanya'dan Alejandro Hernandez
YayınTV8
Rövanş28 Temmuz 2021, Türkiye saatiyle 21.00
Rövanşın stadyumuBaşakşehir Fatih Terim Stadyumu

İlk karşılaşmada alınabilecek galibiyet değerli, ama tek başına tur bileti değil. Aynı şekilde bir beraberlik de her koşulda yeterli sonuç sayılmaz. Ben ilk maçı değerlendirirken skorla birlikte takımın rövanşa nasıl bir oyun ve kadro durumuyla döneceğine bakacağım. Eşleşmenin tamamını düşünmek, kazanmayı istememek değil; kazanma hedefini iki maça doğru biçimde yaymak demek.

Bu eşleşmede deplasman golü üstünlüğü uygulanmayacak

UEFA, 24 Haziran 2021'de deplasman golü kuralını 2021-2022 sezonunun eleme turlarından itibaren kaldırdığını açıkladı. Dolayısıyla PSV-Galatasaray eşleşmesinde toplam goller eşitse, deplasmanda daha fazla gol atan takım doğrudan tur atlamayacak. Rövanşın normal süresi sonunda toplam eşitlik bulunursa uzatma oynanacak; eşitlik devam ederse penaltı atışlarına geçilecek.

Örneğin bir takımın deplasmanda 2-1 kaybedip evinde 1-0 kazanması, yeni uygulamada doğrudan tur getirmiyor; toplam 2-2 olduğu için uzatma gerekiyor. Bu yalnızca kuralı açıklayan varsayımsal bir örnek, maçlara ilişkin tahmin değil. Hollanda'da atılacak gol elbette değerli, fakat fazladan bir eşitlik bozma hakkı sağlamayacak. Ben teknik hesabın da taraftar beklentisinin de bu değişikliğe göre kurulmasını isterim.

Deplasman golünün ayrıcalığının kalkmasını, ilk maçta gol aramaya gerek kalmadığı şeklinde yorumlamam. Atılan her gol toplam skoru etkiliyor. Değişen şey, golün nerede atıldığına bağlı ek üstünlük. Bu nedenle kontrollü oynamakla hücumdan vazgeçmek arasındaki ayrımı korumalıyız. Rakibi savunma yapmak zorunda bırakmadan yalnızca kendi kalemizi korumayı beklemek, baskıyı azaltmak yerine büyütebilir.

Terim'in uyarısı: PSV'nin öndeki baskısına dikkat

Fatih Terim, 20 Temmuz'daki basın toplantısında Roger Schmidt'in takımını önde baskı yapabilen ve topu kaybettiğinde hızla geri kazanmaya çalışan bir rakip olarak değerlendirdi. PSV'nin hazırlık maçlarını izlediklerini belirtti ve rövanşa avantaj sağlayacak bir sonuç istediğini anlattı. Bu tespit, karşılaşmanın yalnızca ceza sahalarındaki son vuruşlarla değil, topun ilk kazanıldığı ve kaybedildiği anlarla da şekillenebileceğine işaret ediyor.

Benim bu uyarıdan çıkardığım taktik beklenti açık: Kaleciye veya stopere dönen her topu, onların tek başına çözmesi gereken bir sorun haline getirmemeliyiz. Orta sahadaki oyuncu pas almak için doğru açıya gelmeli; kanattaki arkadaş da rakibin arkasını tehdit ederek baskıyı düşünmesini sağlamalı. Topu alan kişinin önünde hiçbir seçenek yokken ondan kusursuz pas istemek kolay, ama adil değil. Baskıdan çıkış takımın ortak işi olmalı.

Gerektiğinde uzun oynamaya da karşı değilim. Ancak top ileriye gönderildiğinde onu karşılayacak futbolcu yalnız kalıyorsa birkaç saniye sonra yeniden savunmak zorunda kalabiliriz. İlk mücadeleyi yapanın çevresinde ikinci topu alabilecek destek bulunmalı. Ben topa sahip olma süresinden önce, topu aldığımızda bir sonraki davranışımızın ne kadar hazırlıklı olduğunu görmek istiyorum.

23 kişilik kafile, açıklanmış bir ilk 11 değildir

Kulübün kamp listesinde 23 futbolcu yer alıyor. Muslera, Marcao, Luyindama, Arda Turan, Babel, Falcao, Mostafa Mohamed ve Feghouli gibi isimlerin yanında Aytaç Kara, Alpaslan Öztürk, Barış Alper Yılmaz, Kerem Aktürkoğlu ve diğer genç seçenekler de kafilede bulunuyor. Bu liste, karşılaşmanın başlangıç kadrosunun veya herkesin alacağı sürenin açıklandığı anlamına gelmiyor.

Terim, basın toplantısında Falcao'nun küçük sakatlığının ardından kafileye katılmak istediğini, Feghouli'nin dinlendirilmesinin de sağlık ve performans ekibiyle değerlendirildiğini anlattı. Ben bu açıklamalardan bir oyuncunun doksan dakika oynamaya kesin hazır olduğu sonucunu çıkarmam. Takımda bulunmak, ilk 11'e seçilmek ve maçın tamamını aynı tempoda sürdürebilmek farklı aşamalar. Teknik tercih yapılırken futbolcunun adı kadar mevcut durumu da hesaba katılmalı.

Genç oyuncular için de aynı ciddiyet gerekli. Kerem'in veya Barış Alper'in heyecanını görmek güzel olabilir; fakat onlara verilecek görev net değilse yalnızca enerjilerine güvenmek yeterli olmaz. Oyuna girdiklerinde hangi alanı kullanacaklarını, top kaybında kime yardım edeceklerini bilmelerini isterim. Genç futbolcuya gerçek güven, kritik anda sahaya gönderilmeden önce onu o göreve hazırlamakla başlar.

İki hazırlık galibiyeti, resmî maçın garantisi değil

Galatasaray sezon öncesinde Dinamo Bükreş'i 2-1, Kasımpaşa'yı 4-2 yendi. Aytaç Kara bu iki karşılaşmada üç gol attı. Bunlar yeni sezon için olumlu işaretler; fakat PSV karşısındaki rekabet düzeyinin aynı olacağını söylemez. Terim de hazırlık maçlarıyla Şampiyonlar Ligi karşılaşmalarındaki mücadele yoğunluğunun farklı olacağını vurguladı.

Ben hazırlık maçında gol atan oyuncuyu takdir ederim, ama ondan Avrupa deplasmanında da aynı rahatlıkta oynamasını otomatik olarak beklemem. Rakibin baskısı artınca daha az sürede karar vermek gerekebilir. Ortak pas bağlantıları ve görev paylaşımı bu nedenle önemli. Yeni transferin performansını yalnızca gol sayısına değil, oyun zorlaştığında takıma nasıl katkı verebildiğine bakarak değerlendirmeliyiz.

Transfer beklentisi, sahaya çıkacak oyuncuların sorumluluğunu gölgelememeli

Terim, Eindhoven'a gelen oyunculara saygı nedeniyle maç öncesinde transfer tartışmasını geri plana almak istediğini söyledi. Yönetimle üç sezonluk bir çalışma düşündüklerini, sadece bir karşılaşmaya yetiştirmek amacıyla kulübü yüksek maliyetli acele kararlara zorlamak istemediklerini anlattı. Bu açıklama tamamlanmış yeni transferlerin ilanı değil, izlenmek istenen yaklaşımın ifadesiydi.

Galatasaray'ın geleceğini tek bir eşleşmenin baskısıyla karşılanamayacak sözleşmelere bağlamamasını desteklerim. Buna karşılık uzun vadeli planı, bugünkü hazırlığın yeterliliğini sormaya engel saymam. Yönetimin kadro ihtiyaçlarına cevap verme sorumluluğu devam ediyor; teknik ekibin elindeki oyuncularla uygulanabilir bir oyun hazırlaması da öyle. İkisini birbirine karşı kullanırsak ilk kötü sonuçta sadece kimin suçlanacağını konuşuruz.

Ben yarın sahaya çıkacak oyuncuya, henüz alınmamış bir futbolcunun gölgesinde davranılmasını istemem. Formayı o giyecek ve mevcut görevi o yapacak. Eksikleri kabul edebilir, daha iyi kadro isteyebiliriz; aynı anda eldeki takımı destekleyip ondan disiplinli bir mücadele bekleyebiliriz. Taraftarlık, bu seçeneklerden yalnızca birine sıkışmak zorunda değil.

İlk maçta kazanma isteği ile tur hesabı birlikte yürümeli

Eindhoven'da benim önceliğim, maçın başında yapılan bir hatanın bütün takımı dağıtmaması. İlk pas yanlış gidebilir, bir fırsat kaçabilir veya rakip kısa süreli baskı kurabilir. Önemli olan bir sonraki pozisyonda yeniden görevine dönebilmek. Her topu hemen kaleye götürmek zorundaymış gibi davranmak, rakibin istediği aceleyi yaratabilir. Soğukkanlılık, isteksizlik değil; doğru kararı verecek kadar oyunun içinde kalabilmektir.

Öne geçersek yalnızca skoru savunmayı, geriye düşersek kontrolsüz biçimde bütün oyuncularla yüklenmeyi tek çözüm olarak görmem. İki maçlık eşleşmede riskin zamanı önemli. Hücum etmek gerekiyor, ancak top kaybının ardından rakibin kalemize hangi yoldan gelebileceği de düşünülmeli. Avrupa tecrübesi dediğimiz şeyin sahadaki karşılığını, özellikle skor değiştiğinde verilen bu kararlarda görmek istiyorum.

Sonuç: 289. maç, geçmişe saygının yanında yeni bir sorumluluk

Galatasaray'ın Avrupa geçmişiyle gurur duyuyorum. Fakat bu gururun en iyi ifadesi, eski zaferleri her rakibe karşı bir üstünlük belgesi gibi göstermek değil, yeni maçın gereğini aynı ciddiyetle yerine getirmek. Dinamo Bükreş ile başlayan yoldan Kopenhag ve Monaco'ya uzanan hatıranın değeri büyük. Bugünkü futbolcuların görevi ise kendi sayfalarını emekle yazmak.

Galatasaray Avrupa'da 289. maçına çıkarken beklentim, tarihinin arkasına saklanmayan ve rakibinin gücü karşısında kendi iddiasından vazgeçmeyen bir takım. PSV'yi küçümsemeyelim, ama maçı oynanmadan kaybetmeyelim. İyi hazırlanılmış pasları, birbirini tamamlayan koşuları ve zor anda korunabilen düzeni görmek istiyorum. Yarının sonucunu bugünden ilan edemeyiz; bugün isteyebileceğimiz şey, o sonuca etki edecek bütün hazırlığın hakkının verilmesi. Avrupa'daki birikimi yeni bir başarıya yaklaştıracak olan da tam olarak bu.