Galatasaray'ın 2021-2022 sezonundaki UEFA Avrupa Ligi macerası, son 16 turu rövanşında Barcelona'ya İstanbul'da 2-1 mağlup olmasıyla sona erdi. Camp Nou'da oynanan ilk karşılaşmadan 0-0'lık beraberlikle dönen sarı-kırmızılılar, Ali Sami Yen Spor Kompleksi'ndeki rövanşta 28. dakikada Marcao'nun kafa golüyle öne geçti. Barcelona 37. dakikada Pedri ile beraberliği sağladı, ikinci yarının başında Pierre-Emerick Aubameyang'ın golüyle skoru 2-1'e çevirdi. Kalan sürede Galatasaray turu uzatmaya taşıyacak golü bulamayınca eşleşmeyi toplam 2-1 kazanan Barcelona çeyrek finale yükseldi.
Galatasaraylı olarak bu geceyi yalnızca elendik cümlesiyle kapatamıyorum. Çünkü Avrupa Ligi'nde sezon boyunca ortaya koyduğumuz mücadele, Süper Lig'deki ağır tabloyla karşılaştırıldığında bu takımın doğru konsantrasyon ve doğru düzen içinde neler yapabildiğini gösterdi. Barcelona'ya elendik ama Avrupa'dan başımızı öne eğerek ayrıldığımızı düşünmüyorum. Camp Nou'da gol yemeyen, İstanbul'da rakibini geriye düşüren ve Avrupa'nın en büyük kulüplerinden biri karşısında son dakikaya kadar tur arayan Galatasaray vardı. Bununla gurur duyarım. Fakat gurur, kaçan çeyrek final fırsatını ve yaptığımız hataları konuşmamıza engel olmamalı.
Galatasaray-Barcelona rövanşının gol dakikaları
| Dakika | Gol | Skor |
|---|---|---|
| 28 | Marcao Teixeira | Galatasaray 1-0 Barcelona |
| 37 | Pedri | Galatasaray 1-1 Barcelona |
| 50 | Pierre-Emerick Aubameyang | Galatasaray 1-2 Barcelona |
Gol dakikalarında kaynaklar arasında küçük kayıt farkları bulunuyor. Galatasaray'ın maç anlatımında Marcao pozisyonunun devamı 30. dakika, Aubameyang golü ise 49. dakika şeklinde aktarılabiliyor. TFF müsabaka kaydında ise Marcao 28, Pedri 37 ve Aubameyang 50. dakika olarak yer alıyor. Tarihsel istatistikte burada TFF'nin resmî kaydını esas almak daha doğru.
İlk maçtaki 0-0 bütün hesabı İstanbul'a taşımıştı
Galatasaray bir hafta önce Camp Nou'da Barcelona ile golsüz berabere kalmıştı. Iñaki Peña'nın kurtarışları, Marcao-Nelsson ikilisinin savunma performansı ve takımın kompakt oyunu ilk karşılaşmada öne çıkmıştı. UEFA'nın deplasman golü kuralını kaldırmış olması nedeniyle bu 0-0 Galatasaray'a kural açısından ekstra üstünlük sağlamıyordu. İstanbul'daki karşılaşma 0-0'dan başlayan ve kazananın çeyrek finale çıkacağı bir mücadeleydi.
Ben ilk maçtan sonra tam olarak bunu söylemiştim: Camp Nou'dan avantajlı hissederek dönebiliriz ama toplam skorda önde değiliz. Rövanşta gol atmak zorundaydık. Marcao'nun golü geldiğinde eşleşmenin dengesi gerçekten bizim tarafımıza geçti. Barcelona artık sadece maçı kontrol etmek değil gol bulmak zorundaydı. O an tribünde oluşan atmosfer, turun ne kadar yakına geldiğini hepimize hissettirdi.
50 binin üzerinde taraftar ve çok güçlü bir başlangıç
UEFA'nın müsabaka kayıtlarında İstanbul'daki rövanşın seyirci sayısı 50 bin 110 olarak yer alıyor. Maç başlamadan önce oluşan atmosfer Galatasaray'ın Avrupa gecelerindeki klasik görüntülerinden biriydi. Sarı-kırmızılı taraftarlar ilk düdükten itibaren takıma büyük destek verdi ve Barcelona'nın topa sahip olduğu bölümlerde bile tribün baskısını sürdürdü.
Galatasaray karşılaşmaya Iñaki Peña, Sacha Boey, Victor Nelsson, Marcao, Patrick van Aanholt, Taylan Antalyalı, Berkan Kutlu, Alexandru Cicâldău, Ryan Babel, Kerem Aktürkoğlu ve Bafetimbi Gomis ilk 11'iyle çıktı. Torrent, Camp Nou'daki yapıya göre hücum merkezinde Mostafa Mohamed yerine Gomis'i, orta saha bağlantısında ise farklı bir başlangıç tercihini kullandı.
Ben bu kadronun ilk dakikalardaki yaklaşımını doğru buluyorum. Galatasaray yalnızca ceza sahasına kapanıp Barcelona'nın ne yapacağını beklemedi. Rakip topu kullandığında alanları daralttı ama top kazanıldığında Kerem, Babel ve Gomis üzerinden ileri çıkmaya çalıştı. Barcelona'ya karşı sadece savunursanız baskının süresini kendiniz uzatırsınız. Rakibin de arkasındaki alanı düşünmesini sağlamak zorundasınız.
Gomis henüz maçın başında golü kokladı
Galatasaray ilk dakikalarda önemli bir fırsat yakaladı. Hızlı gelişen hücumda savunmanın arkasına sarkan Bafetimbi Gomis kaleyi karşısına aldı ve vuruşunu yaptı. Barcelona savunması son anda müdahale etti. Dönen topa Kerem Aktürkoğlu vurmak istedi ancak bir kez daha savunmadan döndü ve pozisyon kornerle sonuçlandı.
Bu pozisyon Barcelona'ya verilen ilk mesajdı: Galatasaray yalnızca skoru tutmaya gelmemişti. Gomis savunma arkasında doğru koşuyu yapabildiğinde Barcelona'nın öne çıkan savunma çizgisinin arkasında fırsat bulunabileceğini gösterdi. Camp Nou'da ofsayt nedeniyle iptal edilen golünde de benzer bir koşu yapmıştı.
Ben Gomis'in başlangıç tercihini bu nedenle anlaşılır buluyorum. Tecrübeli santrforun sprint kapasitesi gençlik yıllarındaki seviyesinde olmayabilir, fakat savunma çizgisinin ne zaman bozulduğunu okuyabilmesi hâlâ önemli bir özellik. Barcelona gibi topa sahip olurken savunmasını orta sahaya yaklaştıran takıma karşı birkaç doğru koşu bütün eşleşmeyi değiştirebilir.
Frenkie de Jong 10. dakikada büyük fırsatı kaçırdı
Barcelona da karşılaşmanın hemen başında Galatasaray savunmasının arkasına girdi. Frenkie de Jong uygun pozisyonda Peña ile karşı karşıya kaldı ancak vuruşunu yandan auta gönderdi. İlk on dakika içinde iki takımın da önemli fırsat bulması, rövanşın Camp Nou'daki ilk maça göre daha açık geçeceğinin erken işaretiydi.
Ben burada Galatasaray'ın dikkat etmesi gereken tehlikeyi net biçimde gördüm. Barcelona merkezde birkaç hızlı pas yaptığında savunmanın arkasına koşu gönderebiliyordu. Taylan ve Berkan'ın öncelikli işlerinden biri Pedri ve De Jong'un rahat biçimde yüzlerini kaleye dönmesini engellemekti. Bunu maçın birçok bölümünde yaptık, fakat Barcelona'nın kalitesinde bir rakibe karşı tek bir boşluk bile büyük fırsata dönüşebiliyor.
28. dakika: Marcao yükseldi, İstanbul ayağa kalktı
Galatasaray'ın golü duran toptan geldi. Patrick van Aanholt'un sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda Marcao arka direkte son derece iyi yükseldi ve güçlü kafa vuruşuyla topu Ter Stegen'in yanından ağlara gönderdi. Resmî kayıtlara göre 28. dakikada Galatasaray 1-0 öne geçti.
Marcao golün ardından tribünlere doğru koştu ve takım arkadaşlarıyla büyük bir sevinç yaşadı. O anda eşleşme Galatasaray lehine dönmüş durumdaydı. Camp Nou'daki 0-0'ın ardından Barcelona artık tur için gol atmak zorundaydı. Tribündeki coşkunun birkaç kat artmasının nedeni de buydu.
Ben bu golü özellikle anlamlı buluyorum. Barcelona karşısında sürekli açık oyunda mükemmel hücum üretmek kolay değil. Böyle eşleşmelerde duran toplar çok değerlidir. İyi hazırlanmış bir köşe vuruşu size dakikalarca kurmaya çalıştığınız hücumdan daha net fırsat verebilir. Van Aanholt'un ortası ve Marcao'nun zamanlaması tam olarak böyle bir an yarattı.
Marcao'nun sezon başında yaşadığı Kerem olayı nedeniyle çok tartışıldığı dönemden, Avrupa'nın en büyük maçlarından birinde kaptan olarak gol atmasına uzanan süreç de futbol açısından dikkat çekici. Bu gol geçmişteki yanlış davranışı silmez; fakat oyuncunun sahadaki sorumluluğunu yeniden üstlendiği ve takım için önemli performanslar verdiği gerçeğini de görmezden gelemeyiz.
Galatasaray öne geçtikten sonra asıl sınav başladı
1-0'ın ardından Barcelona topun hızını yükseltti. Galatasaray'ın bu bölümde yapması gereken sadece geriye yaslanmak değildi. Rakibin ilk baskısını aşıp oyunu birkaç kez karşı sahaya taşıyabilmek, savunmaya nefes aldırmak gerekiyordu. Ancak Barcelona beraberlik golüne kadar topu daha fazla kontrol etmeye başladı.
Ben burada maç yönetiminin en zor tarafını görüyorum. Barcelona'ya karşı öne geçtiğinizde insanın doğal refleksi sahip olduğunuz skoru korumak olabilir. Fakat dünyanın en iyi pas takımlarından birine karşı 60 dakika boyunca ceza alanı çevresinde beklemek çok tehlikeli. Galatasaray zaman zaman çıkmayı denedi ama Barcelona'nın baskısı giderek arttı.
Pedri'nin 37. dakikadaki golü bireysel kalite örneğiydi
Barcelona beraberlik golünü 37. dakikada Pedri ile buldu. Ceza sahası içinde topla buluşan genç İspanyol, Galatasaray savunmasının arasındaki dar bölgede son derece soğukkanlı kaldı. İki kez vuruş yapacakmış gibi davranarak savunmacıları oyundan düşürdü ve ardından topu Peña'nın yanından ağlara gönderdi.
Bu golü sadece Galatasaray'ın kötü savunması olarak anlatmak Pedri'nin yaptığı işe haksızlık olur. Üst düzey oyuncu bazen doğru yerleşmiş savunmaya rağmen bireysel beceriyle çözüm üretebilir. Ancak bizim açımızdan bakıldığında ceza sahasında bu kadar kaliteli bir oyuncuya iki kez yön değiştirecek süre verilmesi de sorgulanmalı.
Kerem maçtan sonra ilk golü bir anlık konsantrasyon kaybıyla yediklerini söyledi. Ben de bu ifadeyi anlaşılır buluyorum. Galatasaray uzun süre doğru savunmuştu fakat Barcelona seviyesinde rakip, birkaç saniyelik kararsızlığı gole çevirebiliyor. Büyük Avrupa maçlarında detayların önemi tam olarak burada ortaya çıkıyor.
İlk yarının sonunda Aubameyang'ın kafa vuruşu üst direkten döndü
Barcelona beraberlik golünden sonra baskısını sürdürdü. İlk yarının son anlarında Pierre-Emerick Aubameyang'ın kafa vuruşu üst direkten döndü. Galatasaray devre arasına 1-1'lik eşitlikle girebildi ancak son dakikalardaki bu pozisyon rakibin giderek artan hücum tehdidini açık biçimde gösterdi.
Devreye 1-1 girmek hâlâ Galatasaray için kötü bir tablo değildi. Eşleşme toplamda eşitti ve önümüzde 45 dakika vardı. Ben soyunma odasında ilk hedefin ilk on dakikayı kontrollü geçirmek olması gerektiğini düşünüyorum. Barcelona ilk yarının sonunda tempoyu bulmuştu; ikinci yarının başlangıcında aynı baskıyla geleceği tahmin edilebilirdi.
İkinci yarının hemen başında kırılma: Aubameyang 2-1
Barcelona ikinci yarıya hızlı başladı ve TFF kaydına göre 50. dakikada Aubameyang ile öne geçti. Pozisyonun başlangıcında Galatasaray sahada geçici olarak 10 kişi kalmıştı; Patrick van Aanholt saha dışında tedavi görüyordu. Barcelona hücumu devam ettirdi. Peña art arda gelen vuruşlarda gole izin vermeye çalıştı ancak pozisyon tamamen temizlenemedi. Frenkie de Jong'un kale önündeki pasının ardından Aubameyang topu ağlara gönderdi.
Torrent maç sonunda bu golün, oyuncularından biri tedavi görürken oyunun devam ettiği bölümde gelmesini eleştirdi ancak futbol kuralına saygı duyduklarını da söyledi. Kerem ve Berkan da takımın o anda eksik oyuncuyla sahada bulunduğunu hatırlattı. Bu, golün geçersiz olduğu anlamına gelmiyor; karşılaşmanın önemli koşullarından biri olarak kayda geçirilmesi gerekiyor.
Ben burada iki ayrı şeyi birbirinden ayırıyorum. Van Aanholt'un saha dışında bulunması bizim için gerçek bir dezavantajdı. Fakat hakem oyunu durdurmadıysa kalan oyuncuların o pozisyon bitene kadar yeniden yerleşmesi gerekiyor. Barcelona gibi takım sayısal boşluğu birkaç saniye içinde bulabiliyor. Avrupa'nın bu seviyesinde rakibin size bekleme hakkı tanımasını bekleyemezsiniz.
Peña yine eski takımına karşı kritik müdahaleler yaptı
Aubameyang'ın golü öncesindeki pozisyonda Peña'nın yaptığı müdahaleler, Camp Nou'daki performansının tesadüf olmadığını bir kez daha gösterdi. Barcelona'dan kiralanan genç kaleci iki maç boyunca bonservisini elinde bulunduran kulübe karşı çok ciddi bir sınav verdi.
Ben Peña'nın bu eşleşmedeki performansını Avrupa macerasının olumlu hikâyelerinden biri sayıyorum. Barcelona altyapısından yetişmiş genç bir kalecinin, birkaç hafta önce geldiği Galatasaray formasıyla Camp Nou ve İstanbul'da eski takımına karşı sakin kalması kolay değildi. Rövanşta iki gol yemesine rağmen skoru kalecinin üzerine bırakmak mümkün değil.
İlk gol Pedri'nin ceza sahasındaki olağanüstü bireysel hareketinden, ikinci gol ise birkaç vuruşun ardından oluşan yakın mesafeli pozisyondan geldi. Peña farklı anlarda yine önemli kurtarışlar yaptı. Ben iyi kaleciyi sadece temiz kâğıt sayısıyla değerlendirmem; takımın oyunda kalmasını sağlayan müdahaleleri de hesaba katarım.
2-1'den sonra Galatasaray'ın ihtiyacı yalnızca bir goldü
Deplasman golü kuralı olmadığı için Barcelona'nın ikinci golünden sonra durum son derece açıktı: Galatasaray'ın karşılaşmayı uzatmaya taşıması için bir gol bulması gerekiyordu. İki gole değil, bir gole ihtiyaç vardı. Dolayısıyla maç hâlâ tamamen bitmiş değildi.
Ben bu nedenle 2-1'den sonraki bölümde biraz daha fazla hücum sürekliliği görmek isterdim. Barcelona'nın kalitesini biliyorum; topu her aldığımızda 30 saniye boyunca rakip yarı alanda kalmak kolay değildi. Fakat rakibi kendi ceza sahasına birkaç kez daha geri götürebilseydik tribünün baskısı da daha fazla büyüyebilirdi.
Galatasaray'ın problemi topu kazandıktan sonra ilk ve ikinci pası bir araya getirmekteydi. Kerem topu aldığında etrafında yeterli sayıda arkadaşını bulamadığı anlar oldu. Gomis stoperler arasında yalnız kaldı. Cicâldău'nun merkezde topa ulaşması zorlaştı. Barcelona önde yaptığı baskıyla Galatasaray'ın kısa pasla çıkmasını engellerken uzun topların ikinci toplarını da büyük ölçüde topladı.
63. dakikada Mostafa Mohamed hamlesi
Torrent ilk oyuncu değişikliğini 63. dakikada yaptı ve Bafetimbi Gomis'in yerine Mostafa Mohamed'i oyuna aldı. Mısırlı santrforun daha fazla fiziksel mücadele ve koşu gücü getirmesi amaçlandı. Gomis ilk bölümde önemli işler yaptı ancak Barcelona savunması ikinci yarıda santrforla orta saha arasındaki bağlantıyı büyük ölçüde kesmişti.
Ben değişikliği mantıklı buluyorum. Tur için gole ihtiyacınız varken yorgun santrfor yerine daha hareketli ve hava toplarında etkili bir oyuncu kullanabilirsiniz. Fakat santrfor değişikliğinin tek başına hücum yaratmasını bekleyemeyiz. Mostafa'nın etkili olabilmesi için ona gelecek topun kalitesi ve etrafındaki oyuncuların yakınlığı da artmalıydı.
Marcao savunmada bir kez daha kritik müdahale yaptı
70. dakika civarında Barcelona savunmanın arkasına yeniden tehlikeli bir top gönderdi. Marcao zamanında araya girerek önemli bir gol fırsatını önledi. Gol atmış bir stoperin aynı maçta savunmada kritik müdahale yapması onun gecedeki etkisini gösteriyor.
Ben Marcao ile Nelsson'un Barcelona eşleşmesindeki performansını genel olarak başarılı buluyorum. İki maç boyunca rakibin çok yüksek hücum kalitesine karşı ciddi mücadele verdiler. Elbette Barcelona pozisyon buldu ve İstanbul'da iki gol attı; böyle bir rakibi 180 dakika boyunca sıfır fırsatta tutmak gerçekçi değil. Önemli olan savunmanın uzun bölümlerde birlikte hareket edebilmesiydi.
Özellikle Marcao'nun geriden pas çıkarma cesareti, Galatasaray'ın birkaç kez Barcelona baskısını aşmasına yardım etti. Fakat stoperlerin önündeki orta saha yeterince pas seçeneği oluşturamadığında onların da uzun oynamaktan başka çözümü kalmıyor. Savunmadan oyun kurmak sadece savunmacıların görevi değildir.
Torrent 74. dakikada Moruţan ve Halil'i sahaya sürdü
Galatasaray'ın gole ihtiyacı devam ederken Torrent hücum seçeneklerini artırdı. Ryan Babel'in yerine Halil Dervişoğlu, Alexandru Cicâldău'nun yerine Olimpiu Moruţan oyuna dahil oldu. Amaç Barcelona savunmasına karşı daha hareketli ve bire bir becerisi yüksek oyuncularla yeni çözüm üretmekti.
Ben bu hamlenin mantığını anlayabiliyorum. Babel ilk yarıda top tutma açısından yardımcı oldu ancak son bölümde daha fazla hız gerekiyordu. Moruţan ise dar alanda rakip geçebilen ve beklenmedik pas çıkarabilen oyuncu olarak kullanılabilirdi. Sorun, bu oyuncuların topu tehlikeli bölgelerde yeterince sık alamamasıydı.
Oyuncu değiştirmek hücum planı değildir; değişiklik planın parçasıdır. Galatasaray'ın son bölümde Barcelona'nın ilk baskısını daha fazla aşması gerekirdi. Moruţan'ı kendi yarı alanında top almaya mecbur bırakırsanız onun asıl özelliğinden yararlanamazsınız. Halil'in de ceza sahası ile orta saha arasında bağlantı kurabileceği alanlara daha fazla top taşınmalıydı.
80. dakikada Kerem-Moruţan bağlantısı beraberliği getirebilirdi
Galatasaray'ın ikinci yarıdaki en dikkat çekici hücumlarından biri 80. dakika civarında gelişti. Kerem Aktürkoğlu sol çaprazdan ceza sahasına girdi ve topu arka direğe doğru gönderdi. Moruţan pozisyona hareketlendi ancak topa yetişemedi. Birkaç küçük detay farklı olsa skor 2-2'ye gelebilecek bir pozisyondu.
Bu hücum bana Barcelona savunmasının tamamen aşılamaz olmadığını gösteriyor. Kerem yüzünü kaleye döndüğünde ve hızlandığında rakibin savunması geriye koşmak zorunda kalıyor. Sorun, bu hareketlerin sayısının yeterli olmamasıydı. Galatasaray daha fazla topu onun önüne ve koşu yoluna gönderebilse Barcelona'nın beklerini geri çekebilirdi.
Ben Kerem'den her pozisyonda üç kişiyi geçmesini beklemiyorum. Böyle bir beklenti genç oyuncuya haksızlık olur. Takım ona doğru ortamı hazırlamalı. Kerem bir rakibi üzerine çektiğinde diğer taraftaki oyuncu boşluğu kullanmalı. Hücum bir kişinin bireysel yeteneğinden ortak avantaja dönüşmeli.
Son dakikalar ve tribündeki gerilim
Maçın son bölümlerinde Galatasaray tur için baskı kurmaya çalışırken tribünlerde de gerilim yükseldi. Barcelona oyuncularına yönelik sahaya yabancı madde atıldığı anlarda oyun kısa süreli olarak durdu. Böyle davranışların Galatasaray'a hiçbir fayda sağlamadığını düşünüyorum. Takımın gole ihtiyacı varken oyunun durması rakibin lehine zaman ve nefes yaratır.
Taraftarımızın 90 dakika boyunca verdiği büyük desteğin değerini böyle birkaç davranışın gölgelemesini istemem. Camp Nou'da ve İstanbul'da oyuncuların da sürekli vurguladığı gibi tribün desteği takımın mücadelesini büyüttü. Ancak destek rakibe yabancı madde atmak değil, kendi oyuncunuzu son saniyeye kadar ileri itmek olmalı.
Galatasaray Avrupa'da büyük kulüp kimliğini sadece sahadaki futboluyla değil tribündeki davranışıyla da göstermeli. Avrupa maçında oluşan atmosferi koruyalım; sahaya zarar verecek hareketlerden uzak duralım.
Maç 2-1 bitti, toplam skor da 2-1 oldu
Camp Nou'daki ilk karşılaşma 0-0 sona erdiği için İstanbul'daki 2-1'lik Barcelona galibiyeti eşleşmenin toplam skorunu da 2-1 yaptı. Barcelona böylece UEFA Avrupa Ligi çeyrek finaline yükseldi. Galatasaray'ın ise 2021-2022 sezonundaki Avrupa serüveni sona erdi.
Burada herhangi bir deplasman golü hesabı yok. Eski kurala göre bile ilk maçın 0-0 olması nedeniyle bu maçın temel hesabı farklı değildi; ancak 2021-2022 sezonunda deplasman golü uygulaması zaten tamamen kaldırılmıştı. Galatasaray'a son bölümde gereken şey bir beraberlik golüydü. 2-2 olsaydı eşleşme toplamda eşitlenecek ve uzatma oynanacaktı.
Avrupa Ligi'ndeki ilk yenilgi son maçta geldi
Galatasaray'ın bu Avrupa Ligi sezonunda Barcelona rövanşına kadar yenilgisi yoktu. Sarı-kırmızılı ekip organizasyonda daha önce oynadığı 11 maçta beş galibiyet ve altı beraberlik aldı. İstanbul'daki Barcelona maçı UEFA Avrupa Ligi'ndeki 12. karşılaşmaydı ve sezonun organizasyondaki ilk mağlubiyeti oldu.
| Aşama | Maçlar | Sonuç |
|---|---|---|
| 3. eleme turu | St. Johnstone | 1-1, 4-2 |
| Play-off | Randers | 1-1, 2-1 |
| Grup | Lazio | 1-0, 0-0 |
| Grup | Marsilya | 0-0, 4-2 |
| Grup | Lokomotiv Moskova | 1-0, 1-1 |
| Son 16 | Barcelona | 0-0, 1-2 |
Bu tabloyu küçümsemek mümkün değil. Galatasaray St. Johnstone ve Randers elemelerini geçti, Lazio-Marsilya-Lokomotiv Moskova grubundan namağlup lider çıktı ve Barcelona'ya karşı 180 dakika boyunca eşleşmenin içinde kaldı. Avrupa Ligi'ndeki tek mağlubiyet, takımın turnuvaya veda ettiği son maçta geldi.
Ben bu Avrupa sezonunun kulübün ligde yaşadığı kötü döneme rağmen önemli bir başarı olduğunu düşünüyorum. Ligde haftalarca galibiyet alamayan aynı takımın Avrupa'da bu kadar dirençli olması, oyuncu kalitesinin ve potansiyelin tamamen yetersiz olmadığını açık biçimde gösteriyor. Asıl soru, bu performansın neden Süper Lig'e aynı ölçüde taşınamadığı.
Grup aşamasında namağlup liderlik bu sezonun en güçlü hatırası
Galatasaray E Grubu'nda Lazio, Olympique Marsilya ve Lokomotiv Moskova ile mücadele etti. Altı maçta üç galibiyet ve üç beraberlikle 12 puan topladı. UEFA'nın yeni turnuva formatında grup liderleri doğrudan son 16 turuna yükseldiği için Galatasaray ek bir play-off turu oynamadan Barcelona eşleşmesine geldi.
Bu başarı özellikle grubun kalitesi düşünüldüğünde değerliydi. Lazio ve Marsilya Avrupa tecrübesi son derece yüksek kulüpler. Galatasaray bu rakiplere karşı dört maçta yenilmedi. Lokomotiv karşısında da dört puan topladı. Avrupa yolculuğunun temelini savunma disiplini ve maçın farklı bölümlerini yönetebilme becerisi oluşturdu.
Ben sezon sonunda dönüp baktığımızda Avrupa Ligi grubunu bu takımın neler yapabileceğinin önemli kanıtlarından biri olarak göreceğim. Bu yüzden Barcelona'ya elenmekten sonra yapılması gereken bütün Avrupa performansını unutmak değil. Tam tersine orada çalışan davranışları kulübün gelecek futbol planının içine taşımak.
Avrupa yolu aslında PSV karşısında başlamıştı
Galatasaray'ın Avrupa sezonu Avrupa Ligi ile başlamadı. Sarı-kırmızılılar yeni sezonun ilk resmî maçlarında UEFA Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turunda PSV Eindhoven ile karşılaştı. Hollanda'daki ilk maç 5-1, İstanbul'daki rövanş 2-1 kaybedildi ve Şampiyonlar Ligi hedefi daha temmuz ayında sona erdi.
Ardından Avrupa Ligi'ne geçen Galatasaray için sezonun hikâyesi tamamen değişti. St. Johnstone ve Randers engelleri geçildi. Grup aşamasında beklenenden çok daha güçlü bir performans geldi. Aralık ayında Roma'daki Lazio beraberliğiyle liderlik kesinleşti. Mart ayında ise karşımıza Barcelona çıktı.
Ben bu yolculuğun tamamına bakınca ilginç bir dönüşüm görüyorum. Sezonun başında PSV karşısında ağır biçimde dağılan takım, birkaç ay sonra Barcelona karşısında 180 dakika boyunca tur mücadelesi verebilen bir takıma dönüştü. Bu gelişimin hakkını vermek gerekiyor.
Fatih Terim başladı, Torrent Barcelona eşleşmesinde takımın başındaydı
Avrupa sezonunun büyük bölümü Fatih Terim yönetiminde geçti. PSV, St. Johnstone, Randers ve grup maçlarında takımın teknik direktörü Terim'di. Galatasaray grubu onun yönetiminde namağlup lider tamamladı. Ocak ayında Terim ile yollar ayrıldı ve göreve Domènec Torrent geldi. Barcelona son 16 eşleşmesinde takımın başında Torrent bulunuyordu.
Bu nedenle Avrupa performansının tamamını sadece bir teknik direktöre yazmak tarihsel olarak eksik olur. Terim grubun lider tamamlanmasında büyük pay sahibi. Torrent ise Barcelona'ya karşı Camp Nou'daki 0-0 ve İstanbul'daki mücadeleyi yönetti. Aynı sezonun iki ayrı teknik dönemini doğru yerde tutmak gerekiyor.
Ben Terim'in ayrılışına ilişkin görüşüm ne olursa olsun Avrupa grubundaki başarının hakkını ona ve o dönemdeki teknik ekibe veririm. Aynı şekilde Camp Nou'da takımın sahaya doğru planla çıkmasını Torrent'in hanesine yazmak gerekir. Kulüp tarihi kişisel kamplara göre yeniden yazılmamalı.
Torrent: Oyuncularımla gurur duyuyorum
Domènec Torrent maç sonunda oyuncularıyla ve taraftarlarla gurur duyduğunu söyledi. Galatasaray'ın son ana kadar beraberliği aradığını, Pedri'nin ilk golde bireysel kalitesini gösterdiğini ve ikinci gol sırasında takımın sahada 10 kişi kaldığını vurguladı. Bundan sonra Süper Lig'e odaklanarak sezonu mümkün olan en iyi yerde bitirmeye çalışacaklarını ifade etti.
Ben hocanın oyuncularının mücadelesini övmesini doğru buluyorum. Barcelona karşısında iki maçta da Galatasaray kolay teslim olmadı. Ancak artık Avrupa defteri kapandığı için teknik heyetin önünde başka bir mazeret de kalmadı. Haftada tek maça hazırlanabilecek takımın Süper Lig'de çok daha düzenli bir futbol göstermesi gerekiyor.
Barcelona karşısındaki konsantrasyonun ligde de görülmesini beklemek son derece doğal. Bu futbolcular Lazio'ya, Marsilya'ya ve Barcelona'ya karşı alan kapatabiliyorsa Süper Lig maçlarında da savunma mesafesini koruyabilir. Avrupa'da oyuncuların motivasyonu daha yüksek olabilir; teknik heyetin görevi aynı profesyonel ciddiyeti her maça taşımak.
Kerem: Çeyrek finale kalmayı çok istiyorduk
Kerem Aktürkoğlu karşılaşma sonrasında takıma ve taraftara teşekkür ederken çeyrek finale ulaşamamaktan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. İlk golde yaşanan konsantrasyon eksikliğine ve ikinci gol sırasında takımın geçici olarak eksik kalmasına dikkat çekti. Barcelona gibi takıma karşı ortaya koydukları mücadeleden dolayı arkadaşlarını tebrik etti.
Ben Kerem'in açıklamalarındaki hayal kırıklığını olumlu anlamda değerli buluyorum. Barcelona'ya karşı iyi oynadık, bu yeter demek yerine çeyrek finale kalmak istediklerini söylüyor. Galatasaray'ın Avrupa kültürü tam olarak böyle bir beklenti gerektiriyor. Rakibin adı ne kadar büyük olursa olsun güzel yenildik düşüncesini hedef haline getiremeyiz.
Elbette gerçekçi olacağız. Barcelona'nın kadro kalitesi ve bütçesi ortada. Ama Galatasaray Camp Nou'da 0-0 yapmış ve İstanbul'da 1-0 öne geçmişse tur istemek hayalcilik değil. O fırsat gerçekti ve birkaç detayla elimizden kaçtı. Bunun üzüntüsünü yaşamak doğal.
Marcao: Başımızı yukarıda tutmamız gerekiyor
Galatasaray'ın golünü atan Marcao da iki karşılaşmada iyi mücadele ettiklerini, bu performansın kendi kalitelerini yeniden görmelerini sağladığını ve başlarını yukarıda tutmaları gerektiğini söyledi. Taraftarların bütün maç boyunca takımı ileri ittiğini özellikle vurguladı.
Ben Marcao'nun sözlerinin sezonun geri kalanı açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Avrupa Ligi bitti diye takım sezonu bırakmamalı. Lig tablosu kötü olabilir, şampiyonluk hedefi kalmamış olabilir; ancak Galatasaray formasını taşıyan futbolcunun kalan her maçı ciddiye alma sorumluluğu var.
Ayrıca Avrupa performansından alınacak özgüven gelecek sezon için de değerli olabilir. Barcelona'ya karşı mücadele edebildiğini gören genç kadro, doğru çalışmayla seviyesini yükseltebileceğini anlamalı. Bu maçların sadece güzel hatıra olarak kalması değil, gelişim referansına dönüşmesi gerekiyor.
Gomis: Çok küçük farklarla kaçırdık
Bafetimbi Gomis maçtan sonra Barcelona'ya karşı turu Galatasaray taraftarına hediye etmek istediklerini ancak bunu başaramadıklarını söyledi. Dünyanın en büyük kulüplerinden biri karşısında ne kadar iyi mücadele edebileceklerini gösterdiklerini vurguladı.
Gomis'in “küçük fark” yaklaşımını anlayabiliyorum. Bir hafta önce Camp Nou'da Gomis'in golü ofsayta takıldı. İstanbul'da Marcao ile öne geçtik. İkinci golü sayısal olarak eksik kaldığımız bir pozisyonun devamında yedik. 80. dakikada Kerem'in ortasında Moruţan topa yetişemedi. Böyle eşleşmeler birkaç saniye ve birkaç santimetreyle değişebilir.
Fakat ben bütün elenmeyi şanssızlığa bağlamam. Barcelona topa daha fazla hükmetti, ikinci yarıda bizi uzun süre geriye itti ve ihtiyaç duyduğu iki golü buldu. Galatasaray iyi mücadele etti ama tur için gereken ikinci golü üretemedi. Rakibin kalitesinin hakkını vermek kendi takımımızın mücadelesini küçültmez.
Berkan: Büyük takımlara karşı detaylar çok önemli
Berkan Kutlu maç sonrasında Barcelona'nın dünya standartlarında oyunculara sahip olduğunu, böyle rakiplere karşı küçük detayların belirleyici olduğunu söyledi. Galatasaray'ın ikinci gol sırasında eksik oyuncuyla kaldığını hatırlattı ve bundan sonra yalnızca lige odaklanacaklarını ifade etti.
Ben bu “detaylar” kelimesini sezonun Avrupa hikâyesi için çok doğru buluyorum. Rakibin ceza sahasında bir saniye geç kalmak, ofsayt çizgisini birkaç santimetre kaçırmak veya dönen topu rakibe vermek bu seviyede doğrudan gol anlamına gelebiliyor. Barcelona eşleşmesi genç oyuncular açısından büyük bir eğitimdi.
Önemli olan bu dersleri sadece Avrupa maçı geldiğinde hatırlamamak. Süper Lig'deki rakip de aynı hatayı cezalandırabilir. Profesyonel gelişimin gerçek karşılığı, büyük maçta öğrendiğini bir sonraki hafta daha küçük görülen karşılaşmada da uygulayabilmektir.
Avrupa defteri kapandı, artık yalnızca Süper Lig kaldı
Galatasaray daha önce Ziraat Türkiye Kupası'ndan Altaş Denizlispor karşısında elenmişti. UEFA Avrupa Ligi'ne de Barcelona karşısında veda edilmesiyle birlikte sezonun geri kalanındaki tek resmî kulvar Süper Lig oldu. Sarı-kırmızılı takımın ligdeki konumu ise kulüp standartlarının oldukça uzağında.
Ben buradan sonra “sezon zaten bitti” yaklaşımına kesinlikle karşıyım. Lig şampiyonluğu hedefi kalmamış olabilir, Avrupa kupası macerası bitmiş olabilir; fakat Galatasaray'ın oynayacağı her maçın değeri var. Hem kulüp prestiji hem gelecek sezonun kadro planı hem de oyuncuların gelişimi açısından kalan haftalar ciddi biçimde kullanılmalı.
Torrent açısından da artık çalışma süresi bahanesi giderek azalacak. Ocak ayında göreve geldi, takım birkaç ay içinde yeni oyun prensiplerini çalıştı ve şimdi haftada bir maça hazırlanabileceği daha geniş antrenman dönemleri olacak. Yönetim gelecek sezon planında Torrent'i düşünüyorsa sahadaki gelişimin de görünür olması gerekir.
Bu Avrupa sezonundan neyi yanımıza almalıyız?
Birincisi savunma disiplini. Galatasaray Avrupa'da güçlü rakiplere karşı kompakt kalabildi. İkincisi deplasman cesareti. Marsilya, Lazio ve Barcelona deplasmanlarında gol yemeden oynandı. Üçüncüsü genç oyuncuların büyük maç tecrübesi. Kerem, Berkan, Nelsson, Boey ve diğer genç isimler Avrupa'nın çok yüksek seviyesinde önemli dakikalar aldı.
Dördüncüsü ise eksiklerin farkına varmak. Galatasaray topa çok yüksek seviyede baskı yapan rakipler karşısında geriden çıkarken zorlanabiliyor. Hücum geçişlerinde Kerem'in bireysel taşımasına gereğinden fazla bağımlı kalabiliyor. Santrforla orta saha arasındaki bağlantı koptuğunda rakip yarı alanda top tutmak zorlaşıyor. Bu problemler gelecek kadro planlamasında dikkate alınmalı.
Ben Barcelona eşleşmesini “biz zaten yapamayız” sonucu çıkarmak için değil, aradaki farkın nerede olduğunu görmek için kullanırım. Bazı farklar bütçeyle, bazıları oyuncu kalitesiyle, bazıları ise antrenman ve karar hızıyla ilgilidir. Değiştirebileceğimiz alanlara odaklanırsak bu Avrupa sezonu gelecek başarıların temelini oluşturabilir.
Sonuç: Avrupa yolculuğu bitti ama mücadele hafızada kalacak
17 Mart 2022 gecesi Galatasaray için büyük bir Avrupa hayalinin sona erdiği gece oldu. Camp Nou'daki 0-0'ın ardından İstanbul'da çeyrek final ihtimali son derece gerçekti. Marcao'nun kafa golüyle öne geçtik ve birkaç dakika boyunca tur bizim elimizdeydi. Pedri'nin bireysel kalitesi skoru eşitledi, Aubameyang ikinci yarının başında Barcelona'yı öne geçirdi ve son bölümde aradığımız beraberlik golünü bulamadık.
Galatasaray Avrupa defterini kapattı; ama bu defter başarısızlık kelimesiyle kapatılamaz. St. Johnstone'dan Randers'a, Lazio'dan Marsilya'ya, Lokomotiv Moskova'dan Barcelona'ya kadar uzun bir yol oynandı. Avrupa Ligi'ndeki ilk 11 maçımızı kaybetmedik. Grubumuzu namağlup lider tamamladık. Camp Nou'dan gol yemeden döndük. Barcelona karşısındaki ilk yenilgimiz aynı zamanda Avrupa Ligi'ndeki son maçımız oldu.
Elendiğimiz için üzgünüm. Galatasaray'ın Avrupa'daki hedefinin sadece büyük rakibe iyi direnmek olmadığına inanıyorum. Bu kulübün tarihinde Avrupa kupası var ve çıtamızın yüksek olması gerektiğini düşünüyorum. Fakat bugünkü takımın yaptığı mücadeleyi de sırf sonuç gelmedi diye değersizleştirmem. Oyuncular iki Barcelona maçında formanın hakkını vermeye çalıştı ve dünya çapındaki rakibini son dakikaya kadar rahat bırakmadı.
Şimdi en önemli görev, bu Avrupa karakterini kaybetmemek. Barcelona önünde birbirine beş metre yakın oynayan takım, Süper Lig'de de aynı ciddiyeti göstermeli. Avrupa gecesinde her ikinci top için mücadele eden oyuncu ligde de bunu yapmalı. Camp Nou'da ve İstanbul'da rakibin ismine teslim olmayan Galatasaray, kendi liginde de hiçbir maça isteksiz başlayamaz.
Ben bu sezonu yıllar sonra hatırladığımda sadece 17 Mart'taki 2-1'i değil, bütün Avrupa yolculuğunu hatırlamak isterim. Lazio karşısındaki galibiyeti, Marsilya'daki direnci, Moskova'daki Kerem golünü, Marsilya'ya İstanbul'da attığımız dört golü, Roma'da alınan liderliği, Camp Nou'daki Peña performansını ve İstanbul'da Marcao'nun Barcelona ağlarına gönderdiği o kafa vuruşunu. Çünkü futbolun tarihi yalnızca kupayı kazananlarla değil, bir takımın hangi yolda nasıl mücadele ettiğiyle de yazılıyor.
Avrupa defteri 17 Mart gecesi kapandı. Şimdi Galatasaray'ın görevi, o defterde ortaya çıkan disiplin ve cesareti geleceğe taşımak. Barcelona çeyrek finale gitti; biz ise elimizde çok önemli bir tecrübe ve aynı zamanda büyük bir “neden olmasın?” duygusuyla kaldık. Bu hissi boşa harcamazsak, bu Avrupa yolculuğunun gerçek değeri yalnızca 2021-2022 sezonunun sonuç tablosunda değil, bundan sonra kurulacak Galatasaray'da da görülebilir.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap