Galatasaray, 26 Ağustos 2021'de Randers'ı 2-1 yenerek UEFA Avrupa Ligi grup aşamasına yükseldi. Danimarka'daki ilk karşılaşmanın 1-1 tamamlanmasının ardından İstanbul'da geriye düşen sarı-kırmızılılar, ikinci yarıda skoru çevirdi ve eşleşmeyi toplam 3-2 üstünlükle bitirdi. Patrick van Aanholt beraberliği getirirken galibiyet golü, Barış Alper Yılmaz'ın hazırladığı pozisyonda Frederik Lauenborg'un ters vuruşuyla geldi. Galatasaray böylece Avrupa takvimini sonbahara taşıdı; yeni oyuncularla değişen takımın önüne grup maçlarında kendisini geliştirebileceği önemli bir hedef koydu.
Galatasaraylı olarak bu gecenin sevincini yaşıyorum. Ama sevindiğim şey yalnızca kuraya girecek olmamız değil; geriye düştükten sonra oyundan kopmayan, ikinci yarıda daha etkili çözümler bulan bir takım görmek. Tur geldi, fakat bitiricilik sorunu ortadan kalkmadı. Daha erken rahatlayabileceğimiz karşılaşmayı son dakikalara kadar tek gollük farkla götürdük. Kazanılan emeği küçümsemeden bunu da söylemek gerekiyor. Avrupa'da devam etmek istiyorsak iyi hücumu daha doğru son kararlarla, hücum cesaretini de daha dikkatli savunmayla tamamlamalıyız.
Galatasaray-Randers maçının golleri ve tur hesabı
Recep Tayyip Erdoğan Stadı'ndaki rövanşı Belaruslu hakem Aleksei Kulbakov yönetti. İlk yarıyı konuk takım 1-0 önde kapattı. Galatasaray'ın ikinci devrede bulduğu iki gol, uzatmaya veya penaltı atışlarına gerek kalmadan turu getirdi.
| Dakika | Golü atan oyuncu | Maç skoru |
|---|---|---|
| 11 | Marvin Egho | Galatasaray 0-1 Randers |
| 48 | Patrick van Aanholt | Galatasaray 1-1 Randers |
| 59 | Frederik Lauenborg, kendi kalesine | Galatasaray 2-1 Randers |
İkinci golün Barış Alper'in hanesine yazılmadığını özellikle ayırmak gerekiyor. Genç oyuncu pozisyonun hazırlanmasında belirleyici rol oynadı, ancak resmî gol kaydı Lauenborg'un kendi kalesine vuruşu. Barış'ın katkısını takdir etmek için ona atmadığı bir golü eklemeye ihtiyacımız yok. Doğru hareketin değeri, her zaman golcü listesinde görünmek zorunda değil.
Galatasaray neden Kasımpaşa'nın stadında oynadı?
Türk Telekom Stadı'ndaki zemin yenileme çalışmaları nedeniyle Randers, Kasımpaşa'nın sahasında ağırlandı. Fatih Terim de maç sonrasında bu stadı tercih etmelerinde tribün desteğinin sahaya daha belirgin yansımasını istemelerinin etkili olduğunu anlattı. Galatasaray kendi stadında bulunmasa da taraftarının desteğini yanında hissetti.
Ben bu atmosferin değerini yalnızca gürültüyle açıklamam. Geriye düşülen anda futbolcuya verilen destek, topu yeniden istemesini ve bir sonraki pozisyona dönmesini kolaylaştırabilir. Bununla birlikte taraftarı her sorunu çözecek bir güç gibi görmek de yanlış. Tribün oyuncunun yerine savunma yapmaz, kaçan şutu tamamlamaz. Taraftarın enerjisiyle sahadaki plan birbirini desteklediğinde anlamlı bir üstünlük oluşur. Bu gece tribünün katkısını teslim ederken takımın kendi sorumluluğunu da aynı yerde tutuyorum.
İlk 11'de yeni transferlerle mevcut kadronun birlikteliği
Galatasaray; Muslera, Boey, Luyindama, Alpaslan Öztürk, van Aanholt, Taylan Antalyalı, Berkan Kutlu, Feghouli, Kerem Aktürkoğlu, Babel ve Diagne ile başladı. İki bekte yeni isimler, savunmanın merkezinde Alpaslan-Luyindama birlikteliği ve orta sahada Taylan ile Berkan'ın yer aldığı bir başlangıç tercih edildi.
Bu kadroyu değerlendirirken yalnızca kimin yeni, kimin eski olduğuna bakmıyorum. Yeni oyuncunun ihtiyacı olan desteği tecrübeli arkadaşından alabilmesi, takımda daha uzun süredir bulunan futbolcunun da değişen görevlere uyum göstermesi gerekiyor. Van Aanholt ileri çıktığında önündeki oyuncunun, Boey hızlandığında merkezdeki arkadaşının ne yapacağı açık olmalı. İsimlerin niteliği önemli; aynı takımın parçaları gibi hareket edebilmeleri daha önemli.
Egho'nun golü: Hücumdayken savunma hazırlığını kaybetmemek gerekiyor
Galatasaray'ın rakip yarı alandaki taç atışının ardından kaybettiği top, Randers'ın hızlı hücumuna dönüştü. Kehinde'nin hazırladığı ortayı Egho kafayla tamamladı ve 11. dakikada konuk takım öne geçti. Baskı kurmaya çalışan Galatasaray, kendi hücum bölgesinde başlayan bir pozisyonun sonunda geriye düştü.
Benim burada ilk sorum, golü kimin engelleyemediğinden önce top kaybedildiğinde takımın nasıl yerleştiği. Hücuma çıkmışken de rakibin ilk pasını yavaşlatacak bir güvence bulunmalı. Kenardaki oyuncu geçildiğinde merkezden yardım gelmiyorsa savunmacı zor bir tercihle baş başa kalır. Bütün eleştiriyi son kafa vuruşunun yapıldığı noktaya indirgersek pozisyonun başlangıcında düzeltilebilecek işleri kaçırırız.
Rakibin kendi sahasında beklemesi, bizim top kayıplarımızı önemsiz hale getirmiyor. Tam tersine, savunmadan hızlı çıkış arayan takıma karşı hazırlıksız yakalanmamak gerekiyor. Galatasaray'ın baskın oynamasını isterim; bunun gereği herkesin aynı anda topun önüne geçmesi değil. Hücumun devamını sağlayacak destekle rakibin çıkışını karşılayacak düzen birlikte kurulmalı.
İlk yarıdaki fırsatlar neden skora dönüşmedi?
Galatasaray özellikle Feghouli'nin paslarıyla Diagne'yi kaleye yaklaştırdı. Senegalli santrforun 32. dakikada kaleciyi geçtikten sonra yaptığı vuruş üst direkten döndü. Randers kalecisi Patrik Carlgren de farklı hücumlarda gole izin vermedi. İlk yarı boyunca aranan beraberlik, devre arasından önce gelmedi.
Burada iki kolay açıklamadan da kaçınırım. Takım hiç pozisyon bulamadı demek doğru değil; sadece şanssızdık demek de yeterli değil. Direğe takılan vuruşta küçük bir fark sonucu değiştirebilir, fakat başka bir fırsatta daha uygun pası görmek veya topa daha dengeli vurmak oyuncunun geliştirebileceği bir iştir. Bütün pozisyonları aynı şanssızlık başlığında topladığımızda çalışılabilecek alanı daraltıyoruz.
Carlgren'in yaptığı işi de kabul etmek gerekir. Rakip kaleci iyi oynadığında bunu söylemek bizim futbolcularımızı küçültmez. Ancak kaleciyi zorlayan şutla doğrudan onun üzerine giden vuruşu aynı değerlendirmeye koymam. Hücumu hazırlarken yapılan doğru işler kadar, son dokunuşun kalitesi de maçın sonucuna etki ediyor. Galatasaray'ın gelişmesi için bu iki kısmın birlikte ilerlemesi şart.
Van Aanholt ikinci yarının başında dengeyi değiştirdi
Babel'in pasıyla ceza sahasının solunda topla buluşan van Aanholt, 48. dakikada uzak köşeyi buldu. Hollandalı sol bek, Galatasaray formasıyla çıktığı altıncı resmî maçında ilk golünü atarken eşleşmenin toplam skorunu da yeniden eşitledi. Bu gol, ikinci yarının geriden gelme telaşıyla uzayıp gitmesini önledi.
Ben bu pozisyonda bir bekin hücum katkısının yalnızca orta yapmakla sınırlı olmadığını görüyorum. İçeriye yapılan doğru koşu, rakibin savunma paylaşımını değiştirebilir. Babel topu tutarken arkadaşının hangi alana gireceğini gördü; van Aanholt da pası aldıktan sonra kararını geciktirmedi. İkisi aynı düşüncede buluşunca Galatasaray, merkezdeki santrforun dışında başka bir bitiriciyle sonuç buldu.
Yeni transferin gol atmasına elbette sevinirim. Fakat daha önemli olan, bu hareketin takımın tekrar kullanabileceği bir seçenek olması. Sol bek içeriye girerken kanattaki oyuncu ona alan bırakıyor ve gerideki sorumluluklar korunuyorsa bu katkı tesadüfi bir hücumdan daha değerli hale gelir. Golün güzel vuruşunu hatırlayalım; o vuruşu mümkün kılan pas ve hareketi de unutmayalım.
Van Aanholt'un özeleştirisi galibiyet kadar değerli
Van Aanholt, maç sonunda ilk yarıda kendisinden beklenen seviyede olmadığını kabul etti. İkinci devrede daha iyi hissettiğini ve katkısını artırdığını söyledi. İlk hedeflerinin gruplara kalmak olduğunu, golü ve galibiyetteki payı nedeniyle mutlu olduğunu belirtti.
Gol atan bir futbolcunun bütün performansını o golün arkasına saklamaması hoşuma gidiyor. Kazanan takımda da aksayan bir bölüm bulunabilir. Bunu kabul etmek özgüven eksikliği değil, gelişim için doğru başlangıçtır. Benim oyuncudan beklediğim kusursuz olduğunu savunması değil; neyi daha iyi yapabileceğini görmesi ve bir sonraki çalışmada o noktaya dönmesi.
Bu yaklaşımı takımın geneline de taşımak isterim. Tur atlandı diye ilk yarıdaki top kayıpları unutulmamalı, ilk yarı zayıf geçti diye ikinci devredeki doğru hareketler değersizleşmemeli. Futbolu tek bir duyguya göre değerlendirmek yerine maçın farklı bölümlerini ayırabildiğimizde, neyi koruyup neyi değiştireceğimiz daha açık hale geliyor.
Barış Alper'in girişi, sağ kanada yeni bir çözüm getirdi
Devre arasında Kerem'in yerine Barış Alper Yılmaz oyuna girdi. Feghouli'nin pasıyla sağdan ilerleyip topu içeri çevirdiği pozisyonda Lauenborg'un ters müdahalesi 59. dakikada galibiyet golünü getirdi. Galatasaray, beraberliği bulduktan sonra sağ taraftan geliştirdiği hücumla üstünlüğü de aldı.
Bu golü sadece rakibin hatası diye anlatmam. Savunmacıyı o müdahaleye zorlayan bir koşu ve kaleye doğru gönderilmiş tehlikeli bir top vardı. Barış'ın katkısı, rastgele bir ortanın sonucunu beklemekten daha fazlasıydı; pası aldıktan sonra hücumu ileri taşıyıp savunmayı karar vermeye zorladı. Kendi kalesine atılan golün arkasındaki hücum emeği de görülmeli.
Genç oyuncuya verilen görevin hemen karşılık bulması sevindirici. Fakat bundan sonra her maçı Barış'ın çözmesini beklemek de Kerem'in oyundan alınmasını kalıcı bir hiyerarşi değişimi gibi görmek de doğru olmaz. Teknik tercih o akşamın ihtiyacına cevap verdi. Şimdi bu katkının nasıl devam ettirileceği, oyuncunun farklı rakiplere karşı hangi görevlerle kullanılacağı üzerinde çalışılmalı. Bir iyi devre başlangıçtır; düzenli gelişimin yerine geçmez.
Feghouli'nin pasları, gol hanesinde görünmeyen katkıyı anlattı
Feghouli hem Diagne'yi savunma arkasında topla buluşturdu hem de ikinci golü hazırlayan hücumda Barış Alper'e pas verdi. Kendisinin gol atmaması, hücumdaki etkisini azaltmıyor. Galatasaray'ın kaleye ulaşabilmesinde son pası veya bir önceki bağlantıyı kuran oyuncunun payı önemliydi.
Ben bu performansı değerlendirirken tecrübeli oyuncunun çevresindeki hareketi de hesaba katıyorum. İyi pas verebilen futbolcunun önünde koşu yoksa yeteneğini kullanacağı alan daralır. Diagne'nin savunmadan kopması ve Barış'ın çizgiye yönelmesi, pasın hedefini belirledi. Yaratıcılık yalnızca top ayağındaki oyuncunun zihninde üretilen bir şey değil; arkadaşlarının ona sunduğu seçeneklerle birlikte ortaya çıkıyor.
Bu nedenle takımın hücumunu tek bir pasöre bağımlı bırakmak istemem. Feghouli baskı altına alındığında başka bir oyuncunun bağlantıyı kurabilmesi gerekiyor. Bu akşam işe yarayan ilişkiyi koruyalım, ama rakip o ilişkiye önlem aldığında kullanabileceğimiz ikinci yolu da hazırlayalım. Grup aşamasında farklı oyunlara karşı aynı rahatlığı bulacağımızın garantisi yok.
Üç top direkten döndü; Diagne'nin gecesi yalnızca gol sayısıyla ölçülemez
Diagne'nin iki, van Aanholt'un bir vuruşu direkten döndü. Senegalli oyuncu ikinci yarının başında da üst üste fırsatlar yakaladı; buna rağmen karşılaşmayı gol atmadan tamamladı. Galatasaray'ın üçüncü golü bulamaması, skorun son ana kadar tartışmaya açık kalmasına neden oldu.
Santrfordan gol beklemek en doğal talep. Yine de Diagne'nin pozisyona girmesini, savunmanın arkasında pas alabilmesini ve hücumu canlı tutmasını yok saymam. Sorun, bütün bunları yeterince iyi bir bitirişle tamamlayamamasıydı. Doğru eleştiri hem katkıyı hem eksiği görmeli. Gol atamadı diye hiçbir şey yapmadığını söylemek ne kadar yanlışsa, çok fırsat buldu diye kaçırdıklarını önemsiz saymak da o kadar yanlış.
Ben taraftar öfkesinin futbolcunun bir sonraki doğru kararını zorlaştıran bir yüke dönüşmesini istemiyorum. Eleştirinin amacı oyuncuyu oyundan düşürmek değil, hangi tercihin geliştirileceğini göstermek olmalı. Bazı fırsatlarda daha sakin bir vuruş, bazılarında daha az dokunuş veya daha uygun durumdaki arkadaşına pas gerekebilir. Hepsine tek bir açıklamayla yaklaşmak yerine somut pozisyon üzerinden çalışmak daha yararlı.
Tek gollük üstünlük ve kaldırılan deplasman golü kuralı
İlk maç 1-1 bittiği için rövanştaki 2-1, toplamda 3-2 üstünlük anlamına geliyordu. Randers ikinci golü bulsaydı toplam skor 3-3 olacaktı. Ancak bu sezondan itibaren deplasman golü kuralı kaldırıldığı için böyle bir eşitlik Danimarka temsilcisini doğrudan tur atlatmayacak, normal süre sonunda korunursa karşılaşma uzatmaya gidecekti.
Bu ayrıntı, rakibin olası golünün önemsiz olduğu anlamına gelmez. Galatasaray'ın bitirmek istediği bir eşleşme yeniden yarım saatlik mücadeleye dönüşebilirdi. Ben üçüncü golün aranmaya devam edilmesini bu yüzden doğru buluyorum. Yalnızca topu uzaklaştırıp son düdüğü beklemek yerine rakibin kendi kalesini de düşünmesini sağlamak, üstünlüğü korumanın başka bir yoludur.
Öte yandan her hücumu maçı tek başına bitirme fırsatı gibi görmek de aceleye yol açabilir. İleride doğru tercih yapılmazsa top hemen rakibe döner. O yüzden kontrol, sadece geri çekilmek veya sürekli ileri gitmek değildir. Hangi anda topu tutacağımızı, hangi anda hızlanacağımızı ve top kaybından sonra hangi alanı koruyacağımızı bilmektir. Avrupa'da bir üst aşamaya geçerken geliştirmemiz gereken alışkanlıklardan biri bu.
Terim'in mesajı: Daha fazla gol, daha az hata
Fatih Terim, maç sonunda özellikle ikinci yarının başlangıcındaki tempodan ve üretilen fırsatlardan memnun olduğunu söyledi. Barış Alper'in katkısını vurguladı; 2-1'den sonra da gol aramayı sürdürmelerini olumlu değerlendirdi. Bunun yanında daha çok gol atmaları ve daha az gol yemeleri gerektiğini belirtti.
Hocanın memnuniyetinde haklı taraflar var. Takım geriye düştüğünde maçı bırakmadı, devre arasından sonra hücumu hızlandırdı ve skoru çevirdi. Ancak benim beklentim, bu doğru tepkinin her karşılaşmada önce gol yedikten sonra aranması değil. Maç başındaki baskıyı skora dönüştürürken savunma hazırlığını da koruyabilmeliyiz. Böylece toparlanmak için gereğinden fazla enerji harcamamız gerekmez.
Terim'in müdahalesini takdir ederken eleştiri hakkımı da koruyorum. Takımın kazandığı gece, eksikleri daha sakin konuşabilmek için iyi bir fırsat. Başarıyı kabul etmekle bütün kararları kusursuz saymak aynı şey değil. Teknik heyetin değeri, iyi çalışan bölümü koruyup tekrarlayan hataya çözüm üretebilmesinde görülecek.
PSV yenilgisinden sonra Avrupa Ligi'ne uzanan yol
Galatasaray sezona Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turunda PSV karşısında başladı ve o eşleşmeden elendi. Avrupa Ligi üçüncü eleme turunda ise St. Johnstone ile İstanbul'da 1-1 berabere kaldı, İskoçya'daki rövanşı 4-2 kazanarak play-off'a çıktı. Randers karşısındaki 1-1 ve 2-1'lik sonuçlar, bu yolculuğun grup aşamasına ulaşmasını sağladı.
Ben PSV karşısındaki kaybı bu geceki galibiyetle silinmiş kabul etmiyorum. İlk hedefe ulaşılamadı; sonrasında önümüzde kalan önemli fırsat kullanıldı. Bunun ikisini de aynı anda söyleyebiliriz. Avrupa Ligi'ni küçümseyerek Şampiyonlar Ligi özlemi anlatmak da geçmişteki ağır sonucu unutmak için bu turu sezonun tamamlanmış başarısı ilan etmek de bana doğru gelmiyor.
Yapılması gereken, yeni kadronun gelişebileceği bu maçları değerli kullanmak. Eleme baskısından çıkıp bir grup programına hazırlanmak teknik ekibe başka bir çalışma alanı sunacak. Fakat rakipleri daha tanımadan ulaşılacak turu veya alınacak puanı ilan edemeyiz. Bugünkü kazanım, bundan sonra daha büyük bir iş yapabilme imkanının korunması.
UEFA Kupası ve Avrupa Ligi geçmişinde dördüncü grup katılımı
Galatasaray, UEFA Kupası dönemini de kapsayan bu organizasyonun grup aşamasında dördüncü kez yer alacak. Daha önce 2007-2008, 2008-2009 ve 2009-2010 sezonlarında gruplarda mücadele etmişti. Bu kayıt bütün Avrupa kupalarının toplamı değil; Şampiyonlar Ligi gruplarıyla karıştırılmamalı.
Böyle bir geçmişi bilmek güzel, ancak benim için asıl değer bugünkü katılımın nasıl değerlendirileceğinde. Formanın tarihini rakibe karşı bir üstünlük belgesi gibi kullanmak yerine, sahada daha dikkatli olmamız için bir sorumluluk olarak görmeyi tercih ediyorum. Galatasaray'ın Avrupa'da bulunmasını doğal bir hedef sayabiliriz; bunu sağlamak için yapılan çalışmayı ve gereken mücadeleyi doğal olarak gerçekleşecek işler gibi göremeyiz.
Grup kurası 27 Ağustos'ta; rakipler henüz belli değil
Avrupa Ligi grup kura çekimi 27 Ağustos Cuma günü İstanbul'da, Türkiye saatiyle 13.00'te yapılacak. Galatasaray'ın hangi grupta ve hangi rakiplerle karşılaşacağı 26 Ağustos akşamı itibarıyla henüz belirlenmiş değil. Elde edilen sonuç, kura öncesinde grup aşamasına katılım hakkının kesinleşmesi.
Ben kura beklentisini yalnızca kolay rakip gelsin düşüncesine bağlamam. Elbette eşleşmelerin güçlüğü farklı olabilir; fakat kendi takımımızın eksiklerini kura kâğıdı çözmeyecek. Rakip kim olursa olsun baskı altında pas kullanmamız, duran topu savunmamız ve bulduğumuz fırsatı daha iyi bitirmemiz gerekiyor. Güçlü bir takımla karşılaşmak çalışma ihtiyacını artırır, daha uygun görülen bir rakip de hazırlıksızlığı affetmek zorunda değildir.
Yeni grup düzeninde birincilik ile ikincilik aynı yere götürmüyor
2021-2022 Avrupa Ligi'nde 32 takım, dörder ekipten oluşan sekiz grupta mücadele edecek. Grup liderleri doğrudan son 16 turuna çıkarken ikinciler, Şampiyonlar Ligi gruplarını üçüncü bitiren takımlarla eleme turu play-off'u oynayacak. Avrupa Ligi grup üçüncüleri ise Konferans Ligi'nin eleme turu play-off'una geçecek. Galatasaray henüz bu aşamalardan birini kazanmış değil; önünde altı grup karşılaşması bulunuyor.
Maç günleri 16 ve 30 Eylül, 21 Ekim, 4 ve 25 Kasım ile 9 Aralık olarak planlandı. Ben bu takvimde ilk haftadan itibaren ciddiyet beklerim. Grubu birinci bitirmekle ikinci bitirmek arasında ek bir eşleşme farkı bulunduğu için her puanın anlamı değişiyor. Nasıl olsa gruptan çıkarız rahatlığıyla oynanacak bir dönem olmamalı. Hedefi yüksek tutmak güzel; o hedefin hangi maç planıyla takip edileceğini bilmek daha önemli.
Sırada Kasımpaşa var: Avrupa sevincini ligdeki işe taşımak
Galatasaray, Randers rövanşının ardından ligde Kasımpaşa ile oynayacağı karşılaşmanın hazırlıklarına geçecek. Avrupa Ligi'ne kalmak önemli bir moral sağladı, ancak sonraki maçın puanını bugünden kazandırmadı. Teknik heyetin şimdi hem yeni rakibe hazırlanması hem de kısa aralıklarla oynayan futbolcuların durumunu değerlendirmesi gerekiyor.
Ben rotasyonu yalnızca yorgun oyuncuyu çıkarıp başka isim koymak olarak görmüyorum. Yerine giren futbolcunun aynı temel işleri yapabilmesi, takım arkadaşlarının onun özelliklerine göre hareket etmesi gerekir. Barış Alper'in bu maçtaki katkısı, kulübenin doğru görevle kullanıldığında neler ekleyebileceğini gösterdi. Böyle seçeneklerin sayısını artırmak, sonbaharda lig ile Avrupa'yı birlikte yürütürken değerli olacak.
Son söz: Avrupa'dayız; şimdi bu bileti daha iyi futbolla değerlendirelim
Randers karşısında geriye düşüp kazanmanın hakkını veriyorum. Van Aanholt'un golü, Barış Alper'in hazırladığı hücum ve takımın ikinci yarıdaki isteği turu getirdi. Buna karşılık golü daha erken bulamamak ve farkı artıracak fırsatları değerlendirememek hâlâ üzerinde durulması gereken konular. Üç topun direkten dönmesi üzücü; fakat bütün değerlendirmeyi direklere bırakırsak kendi kararlarımızı geliştirme şansını kaçırırız.
Galatasaray Avrupa Ligi'nde. Şimdi hedef, gruplara kalmanın sevincini daha sağlam bir takım oyununa dönüştürmek olmalı. Ben bu geceyi bir son değil, yeni kadronun kendisini daha ciddi rakiplere karşı gösterebileceği başlangıç olarak görüyorum. Kazandığımızda eksikleri konuşabilen, yeni oyuncusuna görevini öğreten ve hücumdaki emeğini doğru bitirişle tamamlayan bir Galatasaray istiyorum. Avrupa bileti alındı; o biletin sahadaki değerini bundan sonra birlikte yapılacak iş belirleyecek.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap