Galatasaray'da 25 Temmuz 2020 tarihli olağan Divan Kurulu toplantısı, salgın tedbirleri nedeniyle çevrim içi gerçekleştirildi. Eşref Hamamcıoğlu'nun yönettiği oturumda yönetim adına Yusuf Günay konuştu. Sportif sonuçlar, harcamalar, tesis projeleri ve yönetimle Divan arasındaki iletişim tartışıldı.

Ben bu toplantıyı yalnızca sert açıklamaların karşılıklı sıralandığı bir oturum olarak görmüyorum. Asıl mesele, Galatasaray'ın kendisine hangi soruları sorabildiği ve verilen cevapların ne kadar izlenebilir olduğu. Taraftar olarak yönetimden iyi niyet beklemekle yetinemem; iyi niyetin plan, uygulama ve sonuçla desteklenmesini isterim. Aynı şekilde eleştirenlerin de kulübün sorunlarını kişisel hesaplaşmaların malzemesine dönüştürmeden çözüm üretmesini beklerim. Galatasaray'ın ihtiyacı, konuşmaların kazananını belirlemek değil, bir sonraki dönemin hatalarını bugünden azaltmak.

Toplantının gündeminde neler vardı?

22 Temmuz'da yayımlanan davette başlangıç saati 13.30 olarak belirtilmişti. Gündem; haziran tutanağının değerlendirilmesi, Divan'a ulaşan yazışmalar ve kulübün güncel konuları etrafında düzenlendi. Üyelere video konferansla katılım imkanı sağlandı.

Toplantı tutanağına göre hem gündem hem de haziran ayının toplantı tutanağı oybirliğiyle kabul edildi. Ardından üyelerin görüşlerine geçildi.

Bu usul ayrıntısının önemli bir sınırı var: Önceki toplantının tutanağını kabul etmek, yönetimin bütün faaliyetlerini onaylamak veya ibra etmek demek değildir. Ben böyle bir oturumdan çıkan sonucu değerlendirirken hangi konuda oy kullanıldığını, hangi konuda yalnızca görüş bildirildiğini ayrı tutarım. Aksi halde bir konuşma yönetim kararı, bir öneri de kulübün kesinleşmiş uygulaması sanılabilir. Bu toplantıyı okurken de aynı ayrımı korumak gerekiyor.

Hamamcıoğlu'ndan yönetim ve hesap verme eleştirisi

Hamamcıoğlu, yönetimin dağınık bir görüntü verdiğini savundu; başarısız sonuçlar karşısında sorumlulukların açıklanmasını istedi. Divan'ın birikiminden yararlanılması ve camianın birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Benim açımdan burada destek ile denetim arasında bir tercih yapmaya gerek yok. Galatasaray'ı desteklemek, yöneticilere sorulacak sorulardan vazgeçmek anlamına gelmez. Tam tersine, kulübü önemseyen insan önce kendi kurumunda neyin aksadığını öğrenmek ister. Bunun için her tartışmada istifa talep etmek de gerekmez. Bazen asıl ihtiyaç, yanlışın nerede başladığını gösteren açık bir değerlendirmedir. Hangi karar beklenen sonucu vermedi, o karar hangi bilgiyle alındı ve aynı durumun tekrarlanmaması için ne değiştirilecek? Benim karşılığını aradığım sorular bunlar.

Bununla birlikte yönetimin görüntüsüne ilişkin eleştiriyi, kulübün fiilen sahipsiz kaldığına dair kesin bir tespit gibi okumam. Bir konuşmacının değerlendirmesi ile kurumun doğrulanmış durumu aynı şey değildir. Eleştirinin güçlü olması için kullanılan kelimelerin sertliğinden çok, işaret edilen sorunun açıklığına ihtiyaç var.

Yusuf Günay sportif sorumluluğu kabul etti

Günay, futbol şampiyonluğunun kaybedilmesindeki yönetim sorumluluğunu kabul ederken bütün branşların başarısız sayılmasına itiraz etti; basketbol ve voleyboldaki salgın kaynaklı lig uygulamalarını hatırlattı.

Sorumluluğun kabul edilmesini değerli buluyorum, ancak bu kabulün tek başına yeterli olmadığını da düşünüyorum. Bir sonraki adım, başarısızlığın nedenlerini birbirinden ayırmak olmalı. Kadro tercihleri, oyuncuların kullanılabilirliği, teknik planlama ve yönetim kararları aynı başlık altında eritilirse düzeltilecek noktalar görünmez hale gelir. Benim beklentim, her şeyi tek bir kişiye yüklemek de her şeyi dış koşullarla açıklamak da değil. Kulübün kendi kontrolündeki alanlarda daha iyi ne yapabileceğini ortaya koyması.

Başarı beklentisinin yüksek tutulmasıyla değerlendirme yönteminin adil olması birbirini tamamlar. Her branşın yarışma koşullarını, bütçesini ve sezon içinde yaşadığı kesintileri kendi içinde ele almak isterim. Futboldaki hayal kırıklığı nedeniyle başka bir takımın emeğini otomatik olarak değersizleştirmek bana doğru gelmez. Aynı şekilde başka branşlarda kazanılan başarıların futbol takımındaki sorunları görünmez kılmasına da razı olmam.

28 kupa ve gelir açıklaması hangi çerçevede okunmalı?

Günay, Ocak 2018'den itibaren farklı branşlarda 28 kupa kazanıldığını ve kulüp gelirinin 1 milyar TL'yi aştığını söyledi. Bunlar toplantıda yönetim tarafından aktarılan verilerdir.

Ben bu rakamları ne küçümserim ne de bütün eleştirilere cevap veren bir kalkan haline getiririm. Geçmişte elde edilen başarı takdiri hak edebilir; bugünkü kararların gerekçesini açıklama sorumluluğu ise devam eder. Birden fazla dönemi kapsayan başarı toplamıyla tek bir sezonun değerlendirmesi farklı sorulara cevap verir. Bu nedenle karşılaştırmanın zaman aralığını kaybetmeden yapılmasını isterim.

Gelir tutarını da doğrudan harcanabilir para gibi görmem. Benim merak ettiğim, elde edilen gelirin karşısında hangi giderlerin bulunduğu ve kulübün ödeme takvimine ne kadar katkı sağladığı. Yüksek gelir açıklaması heyecan verici olabilir; fakat sonraki sözleşmeler için ne kadar güvenli alan açtığını ayrıca incelemek gerekir. Bu toplantıdaki beyanı, yeni bir borç bakiyesi veya bütün mali sorunların çözüldüğünün göstergesi olarak kullanmak doğru olmaz.

Divan'a katılım tartışması: Cevap vermek bir lütuf değil

Hamamcıoğlu, yöneticilerin toplantılara daha fazla katılmasını istedi ve Abdurrahim Albayrak'ın futbol harcamalarına ilişkin soruları yanıtlaması gerektiğini belirtti. Günay ise Divan'ı değersizleştirmek amacıyla toplantılardan uzak durulduğu yorumunu reddetti.

Benim bu tartışmadaki ölçüm, bir yöneticinin toplantıda kaç dakika göründüğü değil, kendi sorumluluk alanına ilişkin soruların cevapsız kalıp kalmadığı olur. Katılımın değeri, hazırlıklı bir açıklamayla ortaya çıkar. Bir projeyi bilen kişinin onun aşamalarını anlatması, genel bir güven mesajından daha yararlıdır. O gün katılamayan bir yöneticinin de soruları sonradan yazılı biçimde cevaplayabileceği bir düzen kurulmasını isterim.

Divan üyelerinin bilgi istemesini otomatik olarak muhalefet, yöneticinin karşı görüş bildirmesini de otomatik olarak saygısızlık saymam. Asıl sorun, tartışmanın veriden kopup niyet okumaya dönüşmesidir. Kimin hangi amaçla toplantıya gelmediğini tahmin etmek yerine hangi sorunun yanıtsız kaldığını kayda geçirmek daha işlevli. Böylece konuşmanın merkezinde kişilerin birbirine ilişkin düşünceleri değil, Galatasaray'ın işleri kalır.

Erken seçim kararı yok: Adaylık konuşmalarıyla resmî süreç ayrı

Hamamcıoğlu, yönetimin erken seçim kararı almadığını belirterek adaylık çalışmalarının böyle bir karar varmış gibi sunulmasını eleştirdi.

Bu açıklamadan benim çıkardığım sonuç, herkesin geleceğe ilişkin düşüncesini susturması gerektiği değil. Kulübü yönetmeye talip olmakla seçimin tarihinin belirlenmiş olması farklı şeylerdir. Bir kişinin isminin konuşulması, seçim takvimi açıklandığı anlamına gelmez. Taraftar olarak kim gelirse hangi sorunu nasıl çözeceğini öğrenmek isterim; fakat söylentileri kurumsal karar gibi okumam.

Yönetimde değişiklik tek başına başarı garantisi olmadığı gibi, mevcut yönetimin devamı da kendiliğinden istikrar sağlamaz. Ben isimlerden önce çalışma modeline bakarım. Bütçe nasıl korunacak, sportif kararları kim hangi ölçütlerle alacak, projeler nasıl takip edilecek? Geleceğe dair tartışmanın bu sorular etrafında yürütülmesi, yalnızca aday isimleri saymaktan daha değerli. Seçim konuşmaları günlük sorumlulukların önüne geçtiğinde ise kulübün gerçek gündemi arada kaybolabilir.

Ada, Sancaktepe ve tesis projeleri için somut bilgi beklentisi

Ada, Teknokent ve otel, Sancaktepe, spor salonu, Kemerburgaz ile Florya hakkında bilgi istendi. Günay, süreçlerin takip edildiğini ve spor salonunun iptal edilmediğini bildirdi.

Ben bu cevabı, projelerin tamamlandığı veya finansmanlarının kesinleştiği şeklinde yorumlamam. Takip ediliyor olması, bir projenin hangi aşamada bulunduğunu tek başına açıklamaz. Üyenin öğrenmek istediği; beklenen iznin, çözülmesi gereken uyuşmazlığın veya hazırlanmakta olan çalışmanın ne olduğudur. Her ticari ayrıntının açıklanması gerekmeyebilir, ancak paylaşılabilir bir ilerleme özeti hazırlanabilir.

Spor salonuyla ilgili duyumun aktarılmış olması da iptal işleminin gerçekleştiğini kanıtlamaz. Burada yönetimin yanıtını görünmez kılıp yalnızca iddiayı büyütmeyi doğru bulmam. Benim talebim, iddia ile cevabın ardından mümkün olan ölçüde belge ve takvim sunulmasıdır. Böyle bir yaklaşım hem yönetimin gereksiz suçlamalarla karşılaşmasını azaltır hem de üyelerin bilgi beklentisini karşılar.

Projeler konusunda görmek istediğim raporlama, aşağıdaki gibi kısa ama izlenebilir olabilir. Bu tablo toplantıda alınmış bir karar değil, benim önerdiğim takip biçimidir.

Takip başlığıAçıklanmasını beklediğim bilgi
Mevcut aşamaProjenin hazırlık, izin, finansman veya uygulama aşamasında olduğu.
Sıradaki adımİlerlemenin önündeki somut iş ve bu işin sorumlusu.
Kaynak ihtiyacıGerekli tutarın hangi bölümünün karşılandığı ve hangi bölümünün henüz planlandığı.
Yeniden bilgilendirmeÜyelerin hangi tarihte yeni bir durum açıklaması alacağı.

Türk Telekom açıklaması ve gelecekteki yönetimin hareket alanı

Günay, Türk Telekom'la anlaşmazlığın çözülerek bir yıllık ek anlaşma yapıldığını söyledi. Daha uzun taahhüt yerine sonraki yönetime değerlendirme alanı bırakmayı tercih ettiklerini anlattı.

Ben bu tercihi süre üzerinden peşinen başarılı veya başarısız ilan etmem. Kısa anlaşma esneklik sağlayabilir; uzun anlaşma ise uygun koşullarda gelir güvenliği sunabilir. Hangisinin doğru olduğu, bedel ve yükümlülüklerle birlikte değerlendirilir. Yalnızca bir yıl denildiği için iyi pazarlık yapıldığını, beş yıl yapılmadığı için fırsat kaçırıldığını söylemek eksik olur.

Benim için gelecekteki yönetimin imkanlarını korumak önemli bir ilke. Ancak bu ilkenin farklı sözleşmelerde ne ölçüde gözetildiğini de görmek isterim. Kulübün bugünkü nakit ihtiyacıyla sonraki dönemlerin hakları arasında anlaşılabilir bir denge kurulmalı. Bir yönetimin görevi, kendi döneminin sorununu çözerken sonrasına hangi yükü bıraktığını da hesaba katmaktır. Bu değerlendirmeyi kişilere göre değiştirmem.

Socios ve sponsorluk beklentisi: Potansiyel gelir, tahsilat değildir

Günay, Socios anlaşması için yüksek gelir potansiyelinden ve yeni sponsorluk görüşmelerinden söz etti.

Ben böyle bir açıklamada önce hangi kısmın ihtimal, hangi kısmın sözleşmeyle belirlenmiş yükümlülük olduğunu sorarım. Gelir elde etme imkanı ile kasaya girmiş para aynı şey değildir. Bu ayrımı korumadan kurulan bir bütçe, beklenen anlaşma geciktiğinde zorlanabilir. Taraftara umut verecek bir görüşmenin duyurulması anlaşılabilir; harcama kararının ise daha sağlam bir ödeme planına dayanmasını isterim.

Burada benim savunduğum yaklaşım yeni gelir fikirlerine kapıyı kapatmak değil. Galatasaray'ın farklı ticari imkanları araştırmasını desteklerim. Fakat her yeni gelir başlığının maliyeti, koşulları ve devamlılığı da değerlendirilmeli. Bir defalık imkanın sürekli gideri finanse edeceği varsayılmamalı. Yönetimin ticari başarısını, açıklanan potansiyelin büyüklüğü kadar bunun kulübe hangi şartlarla gerçek katkıya dönüştüğü üzerinden ölçerim.

Falcao ve Fatih Terim eleştirileri transfer kararlarını gündeme taşıdı

Nedret Yayla, Falcao transferinin maliyet ve katkı dengesini eleştirdi; Fatih Terim dahil karar süreçlerinde sorumluluk alınmasını istedi. Bunlar üyenin görüşleriydi, kurulun ortak hükmü değildi.

Ben transfer değerlendirmesini futbolcunun adına veya kariyerinin parlaklığına indirgemem. Oyuncu hangi ihtiyacı karşılamak için seçildi, takım içinde hangi görevi üstlenecek ve toplam maliyeti bu beklentiyle uyumlu mu? İncelemenin başlangıcı bu olmalı. Beklenen katkı alınmadığında ise sadece sonuca kızmak yetmez; kararın hangi aşamasında eksik değerlendirme yapıldığı araştırılmalı.

Bu soruları sormak Falcao'nun bütün kariyerini küçümsemeyi veya Terim'in geçmiş katkılarını yok saymayı gerektirmez. Aynı şekilde geçmiş başarılar da yeni kararları inceleme dışında bırakamaz. Ben Galatasaray'da isme göre değişmeyen bir değerlendirme standardı isterim. Bir transferin teknik tercihi, mali onayı ve sözleşme koşulları farklı sorumluluklar taşıyabilir. Hepsini tek kişiye yüklemek de herkesin sorumluluğunu belirsiz bırakmak da öğrenmeyi engeller.

Daha genç kadro hedefi, yalnızca yaş ortalamasıyla ölçülemez

Günay, ekonomik şartlara uygun, daha genç ve rekabet gücünü koruyan bir futbol kadrosu hedeflediklerini açıkladı. Fatih Terim ile Türk futbolcuların sözleşmelerinin TL üzerinden yürütüldüğünü de belirtti.

Ben gençleşme hedefini desteklerim, fakat bunu yalnızca doğum tarihlerinin ortalamasından ibaret görmem. Genç futbolcunun hangi rolde kullanılacağı, gelişiminin kim tarafından takip edileceği ve hatalarının nasıl yönetileceği düşünülmeli. Bir oyuncuyu geleceğe yatırım diye alıp sonra hiç kullanmamak, ne bugünkü ihtiyacı karşılar ne de beklenen gelişimi sağlar. Genç kadro kurulacaksa ona uygun çalışma düzeni de kurulmalı.

Ekonomik olmak da yalnızca düşük ücretli oyuncu bulmak değildir. İhtiyacı karşılamayan ucuz transfer, aynı mevkiye yeniden harcama yapılmasını gerektirebilir. Ben futbol aklının tasarruf söyleminin gerisinde kalmamasını isterim. Sözleşmenin para birimi hakkında verilen yanıt önemli bir bilgidir; fakat tek başına maliyetin uygun veya sportif tercihin doğru olduğunu göstermez. Burada açıklanan hedef, tamamlanmış bir kadro ilanı değil. Değerlendirmeyi de henüz yapılmamış transferleri başarılı saymadan sürdürmek gerekir.

Amatör branşlar futbol tartışmasının kolay tasarruf kalemi olmamalı

Hamamcıoğlu, futbol harcamalarıyla amatör şubelerin kapatılmasını savunan yaklaşım arasındaki tutarsızlığı eleştirdi. Toplantıda eleştiri dile getirilmesi, branş kapatma kararı alındığı anlamına gelmiyor.

Ben Galatasaray'ın çok branşlı kimliğinin yalnızca futbol bütçesine bağlı bir ek faaliyet gibi görülmesini istemem. Bir alanda oluşan harcama baskısını başka bir branşı küçülterek çözmek, ancak o branşın ihtiyaçları ve seçenekleri gerçekten incelendiyse tartışılabilir. Önce giderin nerede ve neden oluştuğuna bakılmalı. Bütün bir spor faaliyetini kolayca vazgeçilebilir saymak bana doğru gelmez.

Bu, her branşta sınırsız harcamayı savunduğum anlamına da gelmiyor. Branşlara göre gerçekçi hedef, kaynak planı ve altyapı yaklaşımı kurulmasını isterim. Sorumlu bütçe yönetimiyle sportif çeşitlilik birbirinin düşmanı olmak zorunda değil. Benim itirazım, çözüm arayışının yalnızca daha az görünür takımların imkanlarını kısma noktasına sıkışması. Futbolda yapılan tercihlerin sorgulanmasıyla diğer branşların geleceğinin planlanması aynı ciddiyetle yürütülmeli.

Üyelerin önerileri ve toplantı sonundaki takip ihtiyacı

İbrahim Göknar, birikimli üyelerin yönetime gönüllü katkısını önerdi. Dağhan Baydur, salgının mevcut sorunları ağırlaştırdığını savunarak daha güçlü tedbirler istedi. Günay'ın yanıtı sonrasında Hamamcıoğlu, projeler hakkında daha doyurucu açıklama beklentisini yineledi. Ağustosta toplantı yapılması yönünde de oylama gerçekleştirildi.

Ben gönüllü uzman katkısını, yetki ve sorumluluğu belirsiz yeni bir yönetim katmanı oluşturmak şeklinde düşünmem. Yapılacak iş tanımlanır, sorumlu yönetici belirlenir ve uzmanlık bu çerçevede kullanılırsa katkı değer kazanır. Örneğin tesis projesine ilişkin teknik görüşle transfer bütçesine ilişkin mali değerlendirme aynı çalışma değildir. Kulübün hangi bilgiye ihtiyaç duyduğu açıkça belirlenmeli.

Bir sonraki toplantının benim için değeri, aynı soruların yeniden sorulmasından değil, önceki sorulara ne yapıldığının görülmesinden gelir. Yanıt bekleyen konuların kısa bir takip çizelgesine dönüştürülmesini isterim. Çözülmüş olan kapatılır, devam edenin aşaması açıklanır, ilerlemeyen için gerekçe sunulur. Böylece Divan yalnızca eleştiri kaydı tutan bir yer olmaktan çıkıp çözümün takibini güçlendirebilir.

Galatasaraylı olarak sonuç beklentim: Hesap, plan ve uygulama

Ben ne yönetimin her açıklamasını peşinen yeterli bulurum ne de her eleştiriyi sırf sert söylendiği için haklı kabul ederim. Kulübün çıkarı, taraflardan birinin konuşmayı kazanmasına bağlı değil. İhtiyacımız olan; sorumluların netleşmesi, harcamaların gerekçelendirilmesi, projelerin aşamalarının görülmesi ve sportif hedeflerin uygulanabilir bir bütçeye dayanması. Bu konuların hiçbiri yalnızca iyi niyet açıklamasıyla kapanmaz.

Galatasaray'ın içinde tartışma olmasını bir zayıflık olarak görmüyorum. Zayıflık, tartışmadan öğrenememek ve aynı eksiklikleri yeniden üretmek olur. Benim bağlılığım herhangi bir yöneticiye, herhangi bir gruba veya tek bir döneme değil; kulübün kendisine. Bu yüzden hem destek verirken hem eleştirirken aynı soruyu sorarım: Bu tercih Galatasaray'ı yarın daha güçlü hale getirecek mi?

25 Temmuz toplantısından çıkardığım temel ders, güven talebinin izlenebilir işle desteklenmesi gerektiği. Bir sonraki değerlendirmede daha yüksek sesli savunmalar değil, tamamlanmış adımlar görmek isterim. Galatasaray'a yakışan hesap verme anlayışı da bana göre budur: Sorunu gizlememek, eleştiriden kaçmamak ve verilen cevabı uygulamayla göstermek.