Galatasaray, 5 Ekim 2020'de yaz transfer dönemini son gün yeni bir oyuncu almadan kapattı. Sarı-kırmızılı kulüpte yönetim ile teknik direktör Fatih Terim'in bir araya geldiği toplantıda durum değerlendirmesi yapıldı ve birlikte hareket etme mesajı verildi. Böylece transfer beklentisinin yerini, mevcut kadronun ihtiyaçları ne ölçüde karşılayacağı sorusu aldı. Son gün takviye yapılmaması, bütün transfer döneminin hareketsiz geçtiği anlamına gelmiyor; Galatasaray bu süreçte yedi yeni futbolcuyu kadrosuna katmıştı.

Galatasaraylı olarak benim meselem, son akşam mutlaka bir futbolcu açıklanması değil. Sırf transfer yapılmış olsun diye kulübün geleceğini bağlayan bir sözleşme imzalanmasını istemem. Ancak eksik görülen bir görevin nasıl karşılanacağını öğrenmek de hakkımız. Transfer defterini kapatmak, kadro planlaması hakkındaki soruları kapatmaz. Bundan sonra değerlendireceğimiz şey, gelen oyuncuların sayısından çok birlikte nasıl bir takım oluşturacakları olacak.

Mustafa Cengiz ve Fatih Terim aynı masada

DHA'nın 5 Ekim tarihli haberine göre Başkan Mustafa Cengiz, İkinci Başkan Abdurrahim Albayrak, Başkan Yardımcısı Yusuf Günay ve Fatih Terim statta bir araya geldi. Görüşmede Galatasaray için birlik ve beraberlik içinde çalışılması gerektiği vurgulandı. Toplantıdan yeni bir transfer duyurusu çıkmadı.

Bu buluşmayı olumlu buluyorum; fakat aynı masada oturmakla aynı plan üzerinde uzlaşmak arasında fark var. Benim görmek istediğim, teknik ihtiyacın mali imkanlarla birlikte değerlendirildiği ve herkesin sorumluluğunu bildiği bir çalışma düzeni. Teknik heyetin beklentisi başka, yönetimin hazırlığı başka yöndeyse verilen birlik mesajı sahaya kendiliğinden yansımaz. Görüşmenin gerçek değeri, bundan sonraki kararların tutarlılığıyla anlaşılacak.

Galatasaray yaz döneminde hangi oyuncuları transfer etti?

Sarı-kırmızılıların bu dönemde yaptığı yedi yeni transfer aşağıdaki isimlerden oluşuyor. Tablo, dışarıdan alınan oyuncuları gösteriyor; mevcut futbolcuların sözleşme yenilemeleri aynı kategoride değerlendirilmiyor.

FutbolcuTransfer öncesindeki kulüp bağlantısıİşlem
Arda TuranBarcelona ile sözleşmesi sona ermiştiYeni sözleşme
Emre KılınçSivassporYeni sözleşme
Oğulcan ÇağlayanÇaykur RizesporYeni sözleşme
Fatih ÖztürkKasımpaşaYeni sözleşme
Omar ElabdellaouiOlympiakosYeni sözleşme
Kerem Aktürkoğlu24 ErzincansporYeni sözleşme
Oghenekaro EteboStoke CitySezon sonuna kadar kiralama

Anadolu Ajansı'nın dönem içindeki değerlendirmesinde, ilk altı oyuncu için bonservis ödenmediği, Etebo için ise kiralama bedeli bulunduğu aktarılmıştı. Bu bilgi, transferlerin bütün maliyetinin sıfır olduğu anlamına gelmiyor. Oyuncuların ücretleri ve sözleşmelerindeki diğer yükümlülükler ayrıca değerlendirilmek zorunda.

Ben bu listeyi ne bütünüyle küçümserim ne de yedi imza atılmış olmasını başlı başına başarı sayarım. Bir kadroya farklı özelliklerde oyuncular eklemek değerli olabilir. Asıl sınav, ihtiyaç duyulan görevlerle yapılan tercihler arasındaki uyum. Aynı alanda çok sayıda seçenek bulunurken başka bir görevin tek oyuncuya bağlı kalması halinde, toplam transfer sayısı bize gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü anlatır.

Etebo'nun maliyeti: Kiralama bedeli ile oyuncu ücreti ayrı

Galatasaray'ın 9 Eylül 2020 tarihli resmî bildirimine göre Etebo, Stoke City'den 2020-2021 sezonunun sonuna kadar kiralandı. İngiliz kulübüne net 675 bin avro geçici transfer bedeli, futbolcuya net 1 milyon 200 bin avro sabit ücret ödenmesi kararlaştırıldı. Anlaşmada ayrıca 7 milyon 500 bin avroluk satın alma opsiyonu yer alıyor.

Açıklanan kiralama bedeliyle oyuncunun sabit ücretini topladığımızda 1 milyon 875 bin avro ediyor. Bu, yalnızca söz konusu iki kalemin toplamı; bütün olası giderleri kapsayan nihai kulüp maliyeti olarak sunulamaz. Satın alma opsiyonu da gerçekleşmiş bir bonservis ödemesi değil. Dolayısıyla Etebo'nun transferini yalnızca 675 bin avroya mal olmuş gibi anlatmak da opsiyon bedelini şimdiden harcanmış para saymak da yanlış.

Bu örnek, benim transfer değerlendirmesinde neden toplam taahhüde baktığımı açıklıyor. Daha düşük ilk ödeme, anlaşmanın her koşulda ucuz olduğunu göstermez. Oyuncunun sahada üstleneceği görev, sözleşmenin süresi ve garanti ödemeler birlikte ele alınmalı. Kiralama seçeneğini doğru veya yanlış yapan, adından çok ihtiyaçla ve bütçeyle kurduğu ilişki.

Seri ve Lemina'nın ayrılığından sonra orta saha nasıl kurulacak?

Önceki sezon kiralık olarak oynayan Jean Michael Seri ve Mario Lemina'nın Galatasaray'daki dönemleri sona erdi. Henry Onyekuru ve Florin Andone de kiralık sürelerinin ardından ayrıldı; sözleşmeleri biten Mariano ile Yuto Nagatomo'yla devam edilmedi. Bu değişim, kadro değerlendirmesinde yalnızca gelenlere bakmanın neden yeterli olmadığını gösteriyor.

Ben özellikle orta sahadaki görevlere odaklanıyorum. Savunmadan ilk pası almak, rakip baskısını aşmak, ikinci topları toplamak ve hücum sırasında geride kalan alanı korumak birbirinden farklı işler. Bir oyuncunun listede orta saha olarak yazılması, bunların tamamını aynı seviyede yapabildiği anlamına gelmez. Etebo'nun gelişi bu bölgeye yeni bir seçenek ekliyor; ancak onun bütün ayrılıkların etkisini tek başına ortadan kaldırmasını beklemek gerçekçi bir değerlendirme olmaz.

Burada istediğim, mutlaka belirli bir yabancı futbolcunun alınmış olması değil. Hangi görev mevcut oyuncularla karşılanacak, hangi görev için oyun düzeni değiştirilecek? Bu soruların cevabı varsa yeni imza gelmemesi savunulabilir. Cevap yalnızca mevcut futbolcuların her koşulda daha fazla iş yapmasını beklemekse kaygılanırım. Takım kurmak, isimleri aynı listeye yazmaktan daha fazlası.

Taylan Antalyalı ve Etebo'ya destek verecek düzen önemli

Transfer döneminin kapanışından bir gün önce oynanan Kasımpaşa maçında Taylan Antalyalı ile Etebo ilk 11'de birlikte görev aldı. Belhanda da başlangıç kadrosundaydı; Emre Kılınç ikinci yarıda oyuna girdi. Bu tercih, teknik heyetin o maçta elindeki orta saha seçeneklerini nasıl kullandığını gösteriyor.

Ben Taylan'ın önündeki fırsatın, bütün yükü tek başına taşıması gereken bir mecburiyete dönüşmesini istemem. Bir futbolcudan aynı anda hem ilk pası kurmasını hem rakibin bütün geçişlerini karşılamasını hem de sürekli hücuma destek vermesini beklemek kolay. Zor olan, bu görevleri takım içinde doğru paylaştırmak. Kanatlar top kaybından sonra geri dönmüyorsa veya savunmayla orta saha arasındaki mesafe açılıyorsa merkezdeki oyuncuyu değiştirmek sorunu bütünüyle çözmeyebilir.

Bu nedenle Etebo ile Taylan'ın birlikte mi, farklı eşleşmeler içinde mi daha yararlı olacağını saha içindeki iş bölümüne bakarak değerlendirmek isterim. Forma rekabeti gerekli; fakat her maçta değişen ve oyuncuların ne yapacağını belirsizleştiren görevler başka bir sorun yaratabilir. Benim beklentim, isimlerden önce işleyen bir orta saha düzeninin bulunması.

Arda, Emre ve Oğulcan için ölçü: Takıma hangi katkı verilecek?

Arda Turan, Emre Kılınç ve Oğulcan Çağlayan'ı aynı türden üç hamle gibi değerlendirmiyorum. Bana göre her biri için farklı bir katkı beklentisi tanımlanmalı. Arda'dan beklenen tecrübe ve oyun bağlantısı, Emre'den istenebilecek hareketlilik ya da Oğulcan'a verilecek hücum görevi, aynı ölçüye indirgenmemeli. Bu, teknik heyetin açıklanmış görev dağılımı değil; kadroyu değerlendirirken benim benimsediğim yaklaşım.

Özellikle Arda konusunda duyguyla futbol hesabını birbirinden ayırmak isterim. Dönüşünün taşıdığı anlam, sahada nasıl kullanılacağını konuşmamıza engel olmamalı. Geçmişteki katkıya saygı göstermekle bugünkü performansı sorgulamak çelişmez. Aynı ilke diğer oyuncular için de geçerli: Yeni gelen bir futbolcuyu daha baştan bütün sorunların çözümü ilan etmek, sonrasında onu gereksiz bir beklentinin altında bırakabilir.

Ben iyi bir transferden yalnızca bireysel bir parıltı beklemem. Yanındaki oyuncunun işini kolaylaştırıyor mu, takıma farklı bir çözüm sağlıyor mu, gerektiğinde başka bir göreve uyum gösterebiliyor mu? Bu soruların cevabı, transfer duyurusundaki heyecandan daha kalıcı olacak.

Kerem Aktürkoğlu'nu geliştirmek, kadroya yazmaktan daha fazlasını gerektiriyor

24 Erzincanspor'dan gelen Kerem Aktürkoğlu, bu dönemin genç oyuncu tercihlerinden biri. Ben böyle bir hamleyi, yalnızca bugünkü kadro açığını kapatacak acil çözüm olarak görmem. Önce oyuncunun Galatasaray'ın çalışma temposuna ve kendisinden beklenen görevlere hazırlanması gerekir. Potansiyel taşıması, henüz göstermediği performansları bugünden kazanılmış saymamıza izin vermez.

Kerem'e fırsat verilmesini isterim; fakat fırsattan anladığım, sonuç alınamayan bir maçın son birkaç dakikasında bütün beklentiyi onun üzerine yıkmak değil. Antrenmanda çalışılmış bir görevle, neden oyuna girdiğini bilerek sahaya çıkması daha değerli. Genç oyuncuya güvenmek, ilk hatasında vazgeçmemek kadar, onu hazırlıksız biçimde büyük bir yükün altında bırakmamayı da içeriyor.

Bu transferin değerini ileride ortaya çıkacak gelişim gösterecek. Bugünden kesin başarı veya başarısızlık hükmü vermek yerine, oyuncuya gerçekten gelişebileceği bir ortam sağlanıp sağlanmadığına bakmak isterim. Galatasaray'ın genç futbolcudan yararlanması, yalnızca sözleşme imzaladığı gün başlayan değil, her antrenmanda devam eden bir iş.

Kaleye ve savunmaya yapılan hamleler de takım bütünlüğüyle değerlendirilmeli

Fatih Öztürk ile Omar Elabdellaoui, Kasımpaşa karşısında ilk 11'de yer alan yeni isimlerdi. Ben kaleci ve savunma oyuncularını değerlendirirken önlerindeki düzeni hesaptan çıkarmam. Bir kalecinin kurtarışları elbette önemlidir; ancak takım rakibe sürekli aynı bölgelerden şut imkanı veriyorsa yalnızca kaleciyi konuşmak eksik kalır. Benzer şekilde bir savunmacının hücuma verdiği destek, geride bıraktığı alanın nasıl korunduğuyla birlikte ele alınmalı.

Yeni oyuncuyu sisteme yerleştirmek ile bütün sistemi onun bireysel becerisine bırakmak farklı şeyler. Galatasaray'ın bundan sonraki çalışma sürecinde, topun kaybedildiği anlarda kimin hangi alanı kapatacağını daha net görmek isterim. Bir bölgede yapılan iyi transferin değerini, başka bölgedeki koordinasyon eksikliği azaltabilir. Bu yüzden transfer dosyasının kapanmasıyla birlikte değerlendirme odağını bireysel isimlerden takımın birlikte hareket etmesine çevirmek gerekiyor.

Son günün ayrılığı: Ahmet Çalık'ın sözleşmesi feshedildi

Galatasaray'da 5 Ekim günü hiç işlem yapılmadığını söylemek doğru değil. Kulüp aynı gün Ahmet Çalık'ın sözleşmesinin karşılıklı olarak sona erdirildiğini açıkladı. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan bildirimde, oyuncunun Galatasaray'a net 1 milyon 100 bin TL karşılıklı sona erdirme tazminatı ödeyeceği belirtildi.

Ödemenin yönü burada önemli: Açıklanan tutar, kulübün futbolcuya ödeyeceği bir ayrılık bedeli değil; futbolcunun şirkete ödeyeceği bedel. Ayrıca bir ödeme yükümlülüğünün açıklanmasıyla tutarın aynı gün tahsil edilmiş olması aynı şey değildir. Bildirimden çıkarılabilecek kesin bilgi, sözleşmenin sona erdiği ve bu koşulun kararlaştırıldığıdır.

Ben ayrılık kararlarını da yeni transferlerle aynı ciddiyetle değerlendirmek isterim. Bir oyuncuyla yolları ayırmak yalnızca ücret yükünü değiştirmez; o oyuncunun gerektiğinde üstleneceği görevin de yeniden planlanmasını gerektirir. Kamuya açık bu kısa açıklamadan Ahmet Çalık'ın görüşmelerdeki bütün gerekçelerini bilemeyiz. Bu nedenle kişisel niyet atfetmek yerine işlemin açıklanan koşullarını ve kadroya etkisini konuşmak daha doğru.

Kasımpaşa yenilgisi, transfer tartışmasının hemen öncesinde geldi

Galatasaray, 4 Ekim'de Kasımpaşa'ya 1-0 yenildi ve Süper Lig'in ilk dört haftasını 7 puanla geçti. Karşılaşmanın golünü Yusuf Erdoğan attı. Sarı-kırmızılı takım aynı hafta UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Rangers'a 2-1 mağlup olarak Avrupa'ya da veda etmişti. Dolayısıyla transferin son günü, sportif açıdan zor sonuçların ardından geldi.

Ben bu sonuçları görmezden gelmem; ancak birkaç gün içindeki iki yenilgiden hareketle bütün transferlerin yanlış olduğunu da ilan etmem. Kaybedilen maçın ardından yeni oyuncu istemek anlaşılabilir bir tepki. Yine de yeni bir imzanın, kötü kullanılan mevcut seçenekleri veya aksayan oyun düzenini kendiliğinden düzelteceğini varsaymak kolaycılık olur. Eksik oyuncu ile eksik organizasyonu birbirinden ayırmadan yapılacak değerlendirme, yanlış çözümü öne çıkarabilir.

Öte yandan alınan kötü sonuçları tamamen rastlantıya bağlamak da beni ikna etmez. Ben teknik heyetin, takımın hangi anlarda kontrolü kaybettiğini ve hangi hücum biçimlerinde üretmekte zorlandığını çalışmasını beklerim. Transfer gelmediğine göre bu soruların cevabı artık daha fazla önem taşıyor. Takımın elindeki imkanları daha iyi kullanması gerekiyor.

Neden son gün transfer yapılmadı?

Son günkü toplantıya ilişkin haber, yeni oyuncu alınmamasının bütün mali ve teknik gerekçelerini açıklamıyor. Dolayısıyla belirli bir transferin kim tarafından engellendiğini, hangi talebin kabul edilmediğini veya masada hangi rakamların bulunduğunu kesin bilgi gibi aktaramayız. Sonuç belli: Yeni takviye gelmedi. Bunun arkasındaki bütün karar süreci ise kamuya açık değil.

Benim yönetimden beklediğim, her pazarlığın ayrıntısını paylaşması değil; ortaya çıkan kadronun hangi tercihlerle kurulduğunu anlatabilmesi. Bir oyuncudan mali şartları nedeniyle vazgeçilmiş olabilir. Böyle bir durumda alternatifin ne olduğu önem kazanır. Tercih edilen futbolcu alınamadı diye aynı ihtiyacın ortadan kalktığını varsayamayız. Yönetimle teknik heyetin cevabı, yalnızca transfer yapılamadığını bildirmekten daha açıklayıcı olmalı.

Aynı nedenle söylentiler üzerinden kişi veya kurumları suçlamam. Kulübün çıkarını savunmak için doğrulanmamış bir hikayeye ihtiyacımız yok. Açıklanmış işlemleri, kadronun görünen yapısını ve sahadaki tercihleri değerlendirerek de sert ve anlamlı sorular sorabiliriz.

Benim itirazım az transfer değil, karşılanmamış ihtiyaç

Rakibin çok sayıda oyuncu alması, Galatasaray'ın da aynı sayıya ulaşması gerektiği anlamına gelmez. Ben transferi bir alışveriş yarışı olarak görmüyorum. Gereken katkıyı mevcut futbolcudan almak, yanlış bir yeni sözleşmeden daha değerlidir. Ancak mevcut kadroya güvenmek, hiçbir eksik bulunmadığını söylemekle karıştırılmamalı. Güvenin arkasında görev dağılımı, alternatifler ve oyuncuların gelişimini destekleyen bir hazırlık bulunmalı.

Bana göre asıl test şu: İlk tercih oynayamadığında takım aynı temel işleri yapabiliyor mu? Merkezdeki bir oyuncu baskı altında kaldığında pası başka kim taşıyor? Hücum planı işlemediğinde yalnızca isim değiştiriliyor, yoksa oyuna farklı bir çözüm mü ekleniyor? Bu sorulara güçlü cevaplar verilebiliyorsa son günün sessizliğini büyük bir sorun olarak görmem. Cevaplar belirsizse transfer sayısıyla teselli olmam.

Ben ne her pahalı futbolcunun doğru tercih olduğunu düşünürüm ne de bonservissiz her oyuncuyu fırsat sayarım. Galatasaray'ın ihtiyacını karşılamayan bir anlaşma, ilk bakışta ucuz görünse bile sonraki dönemde yeniden harcama yapılmasını gerektirebilir. Tasarrufun gerçek değeri, sportif ihtiyacın bilinçli biçimde karşılanmasıyla ortaya çıkar.

Fatih Terim'in sorumluluğu, eldeki kadrodan işler bir takım çıkarmak

Bir teknik direktörün tercih ettiği bütün oyuncuların alınmaması, işini zorlaştırabilir. Ben bu ihtimali kabul ederim. Bununla birlikte transfer döneminin kapanmasının ardından teknik sorumluluğun ortadan kalktığını düşünmem. Fatih Terim'in önündeki görev, elindeki oyuncuların güçlü yanlarını bir araya getirmek ve eksiklerini mümkün olduğunca takım düzeniyle dengelemek.

Bunu söylerken bütün yükü teknik heyete bırakmıyorum. Yönetimin kurduğu kadronun yeterliliği ayrıca değerlendirilmeli. Fakat bundan sonraki her puan kaybında sadece alınamayan futbolcuların konuşulması, sahadaki düzeltme imkanlarını görünmez hale getirebilir. Aynı şekilde kazanılan her maç da transfer sürecindeki bütün tercihleri geriye dönük olarak kusursuz yapmaz. Sonuçla kararın kalitesini ilişkilendirelim, ama ikisini birbirinin tek ölçüsü haline getirmeyelim.

Benim görmek istediğim, futbolcuların yerini ve görevini bildiği, değişikliklerin anlaşılabilir gerekçelere dayandığı bir takım. Bir oyuncu kötü oynadığında onu değiştirmek gerekebilir; ancak yeni görev alan kişinin hangi sorunu çözeceği de belli olmalı. Transferden sonra futbol aklının kendisini göstereceği yer tam olarak burası.

Milli ara, yeni isim beklemekten çok çalışma fırsatı olmalı

Kasımpaşa karşılaşmasının ardından milli maç arası başlıyor. Ben Galatasaray'ın bu dönemi, yalnızca transfer yapılamamış olmasının tartışıldığı günlere çevirmesini istemem. Mevcut oyuncular arasındaki pas bağlantıları, savunmaya dönüş düzeni ve hücumda birbirini tamamlayan hareketler üzerinde çalışmak için bu aranın değerlendirilmesini beklerim.

Özellikle aynı alanı kullanmaya çalışan oyuncuların birbirine engel olmadığı, topu taşıyan futbolcunun pas seçeneği bulabildiği bir yapı önemli. Bunlar sadece daha yetenekli bir isim alınarak çözülecek konular değil. Antrenmanda tekrar, doğru görev dağılımı ve teknik heyetin açık beklentileri de gerekiyor. Yeni transfer gelmedi diye geliştirilebilecek alanları yok saymak, takımın elindeki zamanı boşa harcamak olur.

Genç oyuncuların hazırlığı da bu çalışmanın parçası olmalı. Yedek kulübesindeki futbolcunun sadece bir isim olarak bulunmasıyla gerektiğinde oyuna katkı vermeye hazır olması farklı şeyler. Ben kadro derinliğini, listedeki oyuncu sayısından çok kullanılabilir seçeneklerin sayısıyla değerlendiririm.

Taraftar olarak destek veririm, fakat soruları unutmam

Transfer döneminin kapanmasına kızgın olan taraftarın duygusunu anlıyorum. Ben de Galatasaray'ın ihtiyaçlarını zamanında karşılamasını isterim. Fakat bundan sonra formayı giyecek oyunculara, henüz gelmemiş bir futbolcunun gölgesinde davranmayı doğru bulmam. Mevcut takımı desteklemek, yönetimin transfer politikasını sorgulamaktan vazgeçmek değildir. İkisini aynı anda yapmak mümkün.

Oyuncunun emeğini küçümsemeden kadronun dengesini eleştirebiliriz. Teknik heyetin geçmişine saygı duyarak bugünkü tercihlerine itiraz edebiliriz. Kulübün mali imkanlarını önemseyip buna rağmen daha iyi hazırlık bekleyebiliriz. Benim için bağlılık, her açıklamaya inanmak veya her yenilgide bütün yapıyı reddetmek değil; aynı değerlendirme ölçülerini hem iyi hem kötü günde korumaktır.

Bu yüzden transfer dönemine ilişkin kesin notumu yalnızca kapanış akşamındaki duyguyla vermem. Şimdi atılan imzaların nasıl kullanıldığını, yapılamayan hamlelerin etkisinin nasıl yönetildiğini ve yeni oyuncuların takıma nasıl dahil edildiğini görmek gerekiyor. Beklemek, eleştiriyi ertelemek değil; hükmü somut performansla desteklemek demek.

Sonuç: Transfer defteri kapandı, sorumluluk devam ediyor

5 Ekim akşamında Galatasaray'ın önündeki mesele artık hangi ismin açıklanacağı değil, oluşan kadronun nasıl daha iyi çalıştırılacağı. Bana göre transfer sürecinin olumlu taraflarıyla soru işaretlerini birlikte değerlendirmek gerekiyor. Yapılan her hamleyi yok saymak da bütün ihtiyaçların karşılandığını peşinen kabul etmek de sağlıklı değil.

Benim beklentim, transfer döneminin sessiz kapanmasını sezonun hedeflerinden sessizce vazgeçmeye dönüştürmemek. Yönetim yaptığı planın, teknik heyet oynattığı futbolun, oyuncular da kendilerine verilen görevin sorumluluğunu taşımalı. Yeni bir imza artık bu dönemin eksiklerini değiştirmeyecek; fakat daha doğru bir çalışma düzeni mevcut imkanların değerini artırabilir. Galatasaray'a yakışan, kapanan defterin başında kalmak değil, oluşan takımı sahada daha güçlü hale getirmek.