Galatasaray’ın 9 Haziran 2020’de konuşulan transfer planı, savunmayı ön sıraya koyuyordu. Stoper ve sağ bek takviyesi gündemin merkezindeydi; forvete yapılacak hamlenin ise Mbaye Diagne’nin durumuna göre şekillenmesi bekleniyordu. Ben bu sıralamayı, yalnızca taraftarın heyecan duyacağı isimlerin listesi olarak görmüyorum. Kadronun hangi noktada eksileceği ve o eksilmenin nasıl karşılanacağı üzerinden okunması gereken bir hazırlık olarak görüyorum.
Önce haberin niteliğini doğru belirleyelim. Burada anlatılanlar, o tarihte basına yansıyan planlama başlıklarıydı. Henüz açıklanmış bütün transferleri gösteren bir sonuç listesi değildi. Hangi oyuncunun kesin olarak geleceğini bilmeden kadro kurmak kolay; önemli olan ihtiyacı doğru tarif etmek ve uygulanabilir seçenekleri aynı çerçevede değerlendirmek.
Stoper önceliği neden önemliydi?
Dönemin transfer haberinde Marcao ve Luyindama için gelebilecek tekliflerin hesaba katıldığı, stoper rotasyonuna biri yerli, biri yabancı iki oyuncu eklenmesinin planlandığı aktarılıyordu. Bu bilgi, mevcut savunmacıların mutlaka ayrılacağı anlamına gelmiyordu. Yönetimin farklı ihtimallere hazırlanması gerektiğini gösteriyordu.
Ben stoper transferini yalnızca boy, güç veya hava topu üzerinden değerlendirmem. Savunma önde kurulduğunda gerideki alanı nasıl koruyacak? Baskı geldiğinde topu hangi ayağıyla ve hangi açıyla çıkaracak? Yanındaki oyuncu öne çıktığında boşalan bölgeyi okuyabilecek mi? İki iyi stoperin yan yana gelmesi, kendiliğinden iyi bir savunma ortaklığı oluşturmaz. Birbirlerini tamamlamaları gerekir.
Yerli ve yabancı seçeneğini birlikte düşünmek kadro esnekliği sağlayabilir. Ancak pasaport, saha içindeki rolün yerine geçmez. Yeni futbolcunun hangi eşleşmede kullanılacağını, yalnızca yedek olarak mı düşünüldüğünü, yoksa düzenli forma rekabetine mi gireceğini bilmek isterim. Transferin başarısı biraz da oyuncuya baştan verilen görevin gerçekçi olmasına bağlıdır.
Sağ bekte doğrudan katkı beklentisi
Mariano’nun sezon sonunda bitecek sözleşmesi ve ayrılık beklentisi, sağ bek arayışının önemli gerekçelerindendi. Haberde Fatih Terim’in bu bölge için ilk on bir düzeyinde bir takviye istediği belirtiliyordu. Linnes ve Şener’in mevcut seçenekler arasında bulunması, yeni bir oyuncu ihtiyacının konuşulmasını engellemiyordu.
Ben sağ bekteki değişimin yalnızca savunma kenarını etkilemeyeceğini düşünüyorum. Önündeki kanat oyuncusuyla pas alışkanlığı, orta sahayla kurduğu bağlantı ve çizgiye ne zaman çıkacağı da değişir. Yeni gelen oyuncu her pozisyonda ileri koşuyorsa, geride onun bıraktığı alanı kimin kapatacağı açık olmalı. Sürekli geride kalıyorsa da hücumun genişliğini başka birinin sağlaması gerekir.
Bu yüzden “hızlı bek” veya “iyi orta yapan bek” tanımı bana tek başına yeterli gelmez. Rakip baskı kurduğunda ilk pası doğru verebilmesi, top ters kanattayken savunma çizgisini bozmaması ve kanat oyuncusunun koşusunu tamamlaması da gerekir. Galatasaray’da ilk on bir düzeyi dediğimiz şey, birkaç dikkat çekici hareketten daha fazlasıdır.
Diagne kararı forvet hesabını nasıl değiştiriyordu?
Forvet planının Diagne’nin sezon başı kampındaki performansına bağlandığı aktarılıyordu. Andone’nin kiralık döneminin sona ermesiyle Falcao ve Adem Büyük’ün yanına üçüncü bir seçenek ihtiyacı öne çıkıyordu. O günkü haberin söylediği, Diagne hakkında nihai bir karar verildiği değil; değerlendirmesinin transfer tercihine yön vereceğiydi.
Bana göre bu yaklaşımı anlamlı kılacak şart, değerlendirme ölçüsünün belli olması. Bir golcünün hazırlık maçında attığı gol elbette dikkate alınır; fakat bağlantı oyununa katılımı, topsuz hareketleri ve takımın baskı düzenine uyumu da izlenmeli. Yalnızca sonuç hanesine bakarsak, takımın ihtiyaç duyduğu profille oyuncunun sunduğu özellikler arasındaki farkı kaçırabiliriz.
Üçüncü forveti de sadece acil durumda kulübeye yazılacak isim olarak görmem. Farklı bir maç senaryosunda kullanılabilecek özellik sunmalı. Rakip ceza alanına kapandığında hava tehdidi, önde baskı yaptığında alan koşusu, skoru korurken topu ileride tutma becerisi değer kazanabilir. Kadro derinliği, aynı özellikteki futbolcuların sayısını artırmaktan ibaret değildir.
Bonservis bedeli toplam maliyetin tamamı değil
Ekonomik açıdan dikkatli davranma ihtiyacı, dönemin transfer gündeminin belirgin parçasıydı. Ben bunu hedef küçültmek olarak okumam. Doğru ihtiyaç için makul şartlarda oyuncu bulmak, sportif iddianın devam etmesini sağlayabilir. Buna karşılık yalnızca bonservis ödenmediği için bir anlaşmayı ucuz kabul etmek de sağlıklı bir değerlendirme olmaz.
Ücret, sözleşme süresi, primler ve varsa diğer yükümlülükler birlikte düşünülmeli. Burada herhangi bir oyuncu için açıklanmamış tutar ileri sürmüyorum. Söylediğim, değerlendirme yönteminin nasıl olması gerektiği. Kulübün gelecek yıllardaki hareket alanını daraltan bir anlaşma, imza gününde uygun görünse bile sonradan kadro yenilemeyi zorlaştırabilir.
Önce ayrılık, sonra çözüm sıralaması riskli
Benim transfer planında en fazla önem verdiğim konulardan biri işlemlerin sırası. Bir oyuncu için teklif gelmesi, hemen kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Yerine koyacağınız seçeneğin hazır olması, takımın hazırlık dönemine yetişmesi ve aynı bütçe içinde değerlendirilebilmesi gerekir. Aksi hâlde iyi görünen satış, sportif açıdan yeni bir açık yaratabilir.
Ocak ayındaki kadro değişimini konuşurken de benzer sorular vardı. Haziran planında fark, yeni sezonun daha geniş çerçevesinin kurulmasıydı. Stoper, sağ bek ve forvet kararları birbirinden bağımsız alınırsa bütçe bir yerde biter, başka bir ihtiyaç açık kalır. Öncelik sırasının açık olması bu yüzden önemli.
Galatasaray’dan beklentim gösterişli bir transfer listesi değil, sahada birbirini tamamlayan oyuncularla kurulmuş güçlü bir kadro. 9 Haziran’daki haber akışı savunma ve forvet rotasyonuna odaklanıyordu. Ben bu başlıkların değerini, kaç ismin konuşulduğuyla değil, takımın hangi sorununa ne kadar tutarlı cevap verildiğiyle ölçerim.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap