Galatasaray, 2021-2022 sezonu öncesinde transfer planını yeni yabancı oyuncu düzenlemesine göre yeniden şekillendiriyor. TRT Spor'un 17 Haziran 2021 tarihli haberine göre sarı-kırmızılılar, devam eden yabancı futbolcu sözleşmeleri nedeniyle yerli oyuncu seçeneklerine daha fazla ağırlık verecek. Aytaç Kara ve Alpaslan Öztürk transferleri tamamlanırken Ömer Bayram ile Emre Taşdemir'in sözleşmeleri yenilendi. Gündemde yalnızca dışarıdan alınacak isimler değil, mevcut kadronun hangi şartlarla korunacağı da bulunuyor.
Galatasaraylı olarak yerli oyuncuların takım içindeki rolünün güçlenmesini destekliyorum. Ancak kontenjana uygun kadro kurmakla şampiyonluk yarışını taşıyacak takım kurmak aynı şey değil. Formayı yalnızca bir sayıyı tamamlamak için değil, sahada gerekli işi yapabildiği için giyen futbolcular görmek istiyorum. Yeni düzenlemeye uyum sağlanmalı; bu zorunluluk, düşük katkıyı kabullenmenin veya düşünülmemiş sözleşmeleri savunmanın gerekçesine dönüşmemeli. Asıl değişmesi gereken, sadece transfer edilen oyuncuların dağılımı değil, transfer kararının nasıl verildiği.
Yeni yabancı kuralı Galatasaray'ın planını neden etkiliyor?
TFF'nin 16 Haziran tarihli duyurusuna göre Süper Lig kulüpleri yeni sezonda A takım ve müsabaka listelerinde en fazla 14 yabancı futbolcu bulundurabilecek. Bu oyuncuların aynı anda sahada bulunabilecek sayısı ise sekizle sınırlı olacak. Dolayısıyla sözleşmeli kadronun büyüklüğü ile sahada birlikte kullanılabilecek oyuncuların sayısı farklı iki mesele. TFF'nin duyurusunda A takım listesi için ayrıca 28 kişilik üst sınır ve Türkiye A Milli Takımı'nda oynama uygunluğu bulunan en az 14 futbolcu koşulu yer alıyor.
Bu çerçeveyi yalnızca ilk 11'de üç yerli isim bulma hesabına indirgemeyi eksik buluyorum. On bir kişiyle oynanan bir maçta sekiz yabancı kullanıldığında geriye üç yer kalıyor; fakat sezon planı o üç oyuncunun her hafta eksiksiz hazır olacağı varsayımıyla kurulamaz. Sakatlık, ceza veya formsuzluk halinde aynı görevi karşılayabilecek seçenekler de düşünülmeli. Benim için gerçek kadro derinliği, listedeki isim sayısı değil, gerektiğinde oyunu bozmadan kullanılabilecek alternatiflerin bulunması.
Düzenleme yalnızca bir sezonluk plan olarak açıklanmadı
TFF'nin 2 Haziran'da duyurduğu yol haritasında yabancı sayısının sonraki iki sezonda kademeli olarak azaltılması öngörülüyor. Aşağıdaki tablo, 17 Haziran itibarıyla açıklanmış planı gösteriyor; ilerideki sezonların nasıl gerçekleştiğine ilişkin geriye dönük bir sonuç tablosu değil.
| Sezon | Listelerdeki yabancı üst sınırı | Aynı anda sahadaki yabancı üst sınırı |
|---|---|---|
| 2021-2022 | 14 | 8 |
| 2022-2023 | 12 | 7 |
| 2023-2024 | 10 | 6 |
Böyle bir takvim açıklanmışken üç yıllık sözleşmeyi yalnızca ilk sezonun ihtiyacına göre değerlendirmek bana yeterli gelmiyor. Oyuncunun sonraki yıllarda hangi görevi üstlenebileceği ve takımın değişen yapısına ne kadar uyabileceği de düşünülmeli. Gelecekte kuralların mutlaka değişeceğini varsayarak bugünün yükümlülüğünü artırmak, hazırlık yerine umuda dayanmak olur. Doğru yaklaşım, bilinen koşullara uygun hareket ederken farklı ihtimaller için de esneklik bırakmak.
Haberdeki 12 yabancı oyuncu hesabı ne anlatıyor?
TRT Spor'un kadro değerlendirmesinde, on yabancı futbolcuya kiradan dönen Mbaye Diagne ve Jesse Sekidika'nın eklenmesiyle sayının 12'ye çıktığı belirtiliyor. Aynı haberde bu grubun beş sözleşmesinin 2022, dördünün 2023, üçünün ise 2024 yılında sona ereceği aktarılıyor. Bu sayı, dönem haberinin sözleşmeli oyuncu hesabı; sezon için federasyona sunulmuş kesin bir tescil listesinin ilanı değil.
Buradan Galatasaray'ın yalnızca iki yabancı transfer yapabileceği şeklinde değişmez bir sonuç çıkarmam. Yaz döneminde kadrodan ayrılıklar veya yeni kararlar olabilir. Öte yandan iki kişilik sayısal boşluk görülmesi, o boşluğun mutlaka doldurulması gerektiği anlamına da gelmez. Önce ihtiyaç belirlenmeli; sayı, o ihtiyacın yerine geçmemeli.
Diagne ile Sekidika'nın geri dönmesi de tek başına sezon boyunca kadroda tutulacaklarını veya satışa çıkarıldıklarını göstermiyor. Açıklanmamış bir kararı bu iki futbolcunun adına yazmak doğru olmaz. Benim beklentim, her oyuncunun aynı soruyla değerlendirilmesi: Takıma hangi katkıyı verebilir ve bu katkı, üstlenilen maliyetle ne kadar uyumludur? Kiradan gelen futbolcuyu daha sahaya bakmadan sorun saymak da yeni transfer olmadığı için değersiz görmek de sağlıklı bir yöntem değil.
Aytaç Kara ve Alpaslan Öztürk: İki kesinleşmiş transfer
Galatasaray, Aytaç Kara ve Alpaslan Öztürk ile üçer sezonluk anlaşmaları 11 Haziran'da kamuoyuna duyurdu. Sözleşmeler 2021-2022 sezonundan başlayarak 2023-2024 sezonunun sonuna kadar uzanıyor. Bu iki dosya, transfer ihtimali veya görüşme haberi değil; kulübün Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden bildirdiği anlaşmalar.
Aytaç'ı değerlendirirken orta sahada hangi iş için seçildiğinin açık olmasını isterim. Topu kazanmak, baskı altında pas bağlantısı kurmak ve hücuma destek vermek aynı görev değil. Bir oyuncuyu bu işlerin hepsini tek başına çözecek isim gibi sunmak, daha sezon başlamadan yanlış beklenti yaratabilir. Onun rolü mevcut oyuncularla birlikte düşünülmeli; takım arkadaşlarının güçlü yanlarını tamamladığı ölçüde transfer anlam kazanır.
Alpaslan için de yalnızca savunmadaki yerli sayısını artırdı demekle yetinmem. Hangi savunma eşleşmesinde kullanılacağı, takım önde kurulduğunda arkasındaki alanı nasıl paylaşacağı ve ilk pasın kurulmasına ne şekilde katılacağı önemli. Bunlar futbolcunun yapamayacağını iddia ettiğim işler değil; sahadaki katkısını değerlendirmek için cevap beklediğim sorular. Resmî imza bir başlangıçtır, performansın önceden verilmiş garantisi değildir.
Ömer Bayram ve Emre Taşdemir ile devam kararı
Kulübün 16 Haziran akşamındaki bildirimleri, Ömer Bayram'ın sözleşmesinin 2023-2024, Emre Taşdemir'inkinin ise 2022-2023 sezonu sonuna kadar uzatıldığını ortaya koydu. Böylece dışarıdan yapılan iki transferin yanında mevcut kadrodaki iki yerli oyuncuyla ilgili belirsizlik de sözleşme düzeyinde giderildi.
Takımı ve çalışma ortamını bilen oyuncuyla devam etmenin bir değeri olabilir. Ancak sırf tanıdık olduğu için her yenilemeyi doğru saymam. Yeni dönemde kaç farklı görevde kullanılabilecek, ilk tercih olmadığında hazır bir alternatif oluşturabilecek mi, toplam kadro içinde benzer özellikte gereğinden fazla oyuncu birikiyor mu? Bu sorular yeni transfer için ne kadar gerekliyse sözleşme uzatma için de o kadar gerekli.
Özellikle sol taraftaki seçenekler değerlendirilirken hem ileri çıkış hem gerideki görev paylaşımı birlikte düşünülmeli. Ben kontenjanı rahatlatan ama teknik heyetin kullanmak istemediği bir yedek değil, sahaya girdiğinde belirli bir işi yapabilen oyuncu görmek istiyorum. Sözleşmenin yenilenmesi bu hazırlığın yerine geçmez. Oyuncunun sorumluluğu da yönetimin beklentisi de açık olduğunda devam kararı gerçek bir kadro avantajına dönüşebilir.
Dört oyuncunun açıklanan ücretleri ne kadar?
Aytaç, Alpaslan, Ömer ve Emre Taşdemir için kulübün yayımladığı sözleşme bildirimlerindeki sezonluk net sabit ücretler aşağıda yer alıyor. Tutarlar futbolculara yapılacak ödemeleri gösteriyor; eski kulüplerine ödenecek bonservis bedeli olarak okunmamalı.
| Futbolcu | 2021-2022 | 2022-2023 | 2023-2024 |
|---|---|---|---|
| Aytaç Kara | 6.000.000 TL | 6.000.000 TL | 6.000.000 TL |
| Alpaslan Öztürk | 5.000.000 TL | 5.500.000 TL | 6.000.000 TL |
| Ömer Bayram | 6.500.000 TL | 7.000.000 TL | 7.000.000 TL |
| Emre Taşdemir | 4.400.000 TL | 5.000.000 TL | Açıklanan sözleşme kapsamı dışında |
Bu dört oyuncunun yalnızca 2021-2022 sezonu için bildirilen net sabit ücretlerini topladığımızda 21 milyon 900 bin TL ediyor. Bu rakam Galatasaray'ın bütün maaş bütçesi değil. Vergi, varsa diğer sözleşme ödemeleri ve farklı maliyetler eklenmiş nihai kulüp gideri de değil. Ayrıca iki dosya sözleşme yenilemesi olduğu için toplamı önceki sezona göre aynı miktarda ilave harcama yapılmış gibi sunamayız.
Ben bu tutarları yalnızca büyük veya küçük göründükleri için değerlendirmem. Karşılığında alınacak katkı ve alternatiflerin maliyeti bilinmeden kesin bir tasarruf başarısı ilan edilemez. Türk lirasıyla anlaşılmış olması, sözleşmenin bütçeye uygunluğunu tek başına kanıtlamaz. Önemli olan, ödeme günleri geldiğinde karşılanabilir bir yükün ve sahada kullanılabilir bir oyuncu grubunun birlikte oluşturulması.
Emre Akbaba için beklenti var, açıklanmış yeni imza yok
17 Haziran tarihli TRT Spor haberinde Emre Akbaba'nın yeni sözleşme imzalamasının beklendiği aktarılıyor. Bu bilgi, Ömer Bayram ve Emre Taşdemir için yayımlanan resmî yenileme duyurularıyla aynı aşamada değil. Emre Akbaba'nın durumunu, kesinleşmiş anlaşmaların arasına eklemek doğru olmaz.
Ben bu dosyaya da oyuncunun geçmişte attığı birkaç gol veya kaçırdığı tek bir fırsat üzerinden yaklaşmam. Yeni sözleşme düşünülüyorsa hangi rolde, ne kadar süreyle ve hangi mali çerçevede kullanılacağı değerlendirilmelidir. Bir futbolcuyu elde tutma isteği anlaşılır; ama bu istek her koşulu kabul etmeyi gerektirmez. Aynı şekilde görüşmenin henüz sonuçlanmaması da taraflar arasında mutlaka bir sorun yaşandığını kanıtlamaz.
Taraftarın iç transferi daha az heyecan verici bulması mümkün. Buna rağmen mevcut oyuncuya verilen yeni taahhüt, dışarıdan alınan futbolcu kadar ciddi bir karardır. İmza sayısını artırmakla kadroyu geliştirmek arasında fark var. Devam edilecek oyuncunun gerçekten hangi ihtiyacı karşıladığını bilmek, benim için yeni bir duyurunun hızından daha önemli.
Muslera ve Marcao ile uzatılan sözleşmeler ne gösteriyor?
Galatasaray, Muslera ile 16 Mart'ta, Marcao ile 22 Mayıs'ta yaptığı açıklamalarda 2024'e uzanan yeni sözleşmeleri duyurmuştu. Yerli oyunculara ağırlık verilmesi, yabancı futbolcularla bütün ilişkilerin kesildiği veya takımın mevcut yabancı çekirdeğinden topluca vazgeçildiği anlamına gelmiyor. Kulübün elinde hem korunmuş sözleşmeler hem de yeniden değerlendirilmesi gereken kadro tercihleri bulunuyor.
Ben bu noktada oyuncunun statüsünü değil, vazgeçilmez katkısının ne olduğunu sorarım. Bir futbolcu takımın temel bir işini yüksek kalitede yapıyorsa, onun etrafına uygun destek kurmak daha anlamlı olabilir. Buna karşılık sırf eski sözleşmesi devam ediyor diye bütün futbol planını onun varlığına mecbur bırakmak doğru değil. Sözleşme gerçekliğiyle teknik tercih aynı dosyada birlikte ele alınmalı.
Yeni anlaşma, oyuncunun son güne kadar mutlaka aynı kulüpte oynayacağının ilanı olarak da okunmamalı. Burada kesin olan, açıklanan sözleşme süresidir. Gelecekteki transfer ihtimalleri hakkında ayrıca bilgi gerekir. Bu ayrımı korumak, hem kadrodaki oyuncuların durumunu hem yönetimin hareket alanını olduğundan farklı göstermemeyi sağlar.
Yerli oyuncu kalitesi, yabancı oyuncuların kullanımını da etkileyebilir
Benim taktik açıdan asıl önemsediğim ilişki şu: Güvendiğin yerli alternatif arttığında, yabancı tercihlerini farklı bölgelere dağıtmak için daha fazla seçeneğin olur. Bu, herhangi bir oyuncuya sırf pasaportu nedeniyle forma vermek değildir. Aynı görevi karşılayabilen iki seçenek arasından maçın ihtiyacına göre karar verebilmek demektir. Güçlü yerli kadro, yalnızca sayısal zorunluluğu karşılamaz; teknik heyetin elini de rahatlatabilir.
Basit bir maç senaryosu düşünelim. Sekiz yabancıyla sahadasın ve yerli oyuncularından birinin çıkması gerekiyor. Yerine mutlaka yabancı sokmak istiyorsan yabancı sayısının aşılmaması için başka bir düzenleme de gerekli hale gelebilir. Oysa aynı işi yapabilen hazır bir yerli alternatifin varsa müdahaleyi başka bir bölgede zorunlu değişikliğe bağlamazsın. Bu örnek, Galatasaray'ın açıklanmış maç planı değil; kadro dengesinin neden yalnızca ilk 11 hesabından ibaret olmadığını gösteren bir değerlendirme.
Bu nedenle bütün yerli seçenekleri tek bir mevkide toplamak bana eksik bir plan gibi gelir. Teknik kadronun farklı maç durumlarına verebileceği cevapları düşünmesini isterim. Transfer başarısı, sezonun ilk gününde kurulan ideal takım kadar, o takım bozulduğunda elde kalan çözümlerle de ölçülmeli.
Yerli oyuncuya yönelmek, fiyat sorgulamaktan vazgeçmek değildir
Yerli oyuncu ihtiyacının artmasının pazarlıkları zorlaştırabileceğini düşünüyorum; ancak bu ihtimali gerçekleşmiş bir fiyat artışı veya belirli bir futbolcunun kesin piyasa değeri gibi sunmam. Yönetim açısından önemli olan, ihtiyaç duyulduğu için her talebin kabul edilmemesi. Bir oyuncuyu ne kadar istediğimizi bilmek kadar, hangi noktada başka seçeneğe geçeceğimizi bilmek de gerekli.
Benim transfer ölçümde alternatif incelemesi merkezde duruyor. Aynı görevi kulübün içinden karşılayabilecek biri var mı, başka bir aday daha uygun koşul sunuyor mu, alınması düşünülen oyuncu gerçekten belirgin bir katkı farkı yaratıyor mu? Bu sorular sorulmadan verilen yüksek ücret, sonradan kural böyleydi denilerek savunulmamalı. Zorunluluk planlamayı zorlaştırabilir; planlamayı gereksiz hale getirmez.
Yerli futbolcuya değer vermekle ona ölçüsüz taahhütte bulunmayı da ayırıyorum. Futbolcunun emeğinin karşılığını almasını isterim. Aynı anda Galatasaray'ın birkaç sezon sonra kullanmakta zorlanacağı sözleşmeler altında kalmamasını beklerim. Sağlıklı anlaşma, oyuncuya güven verirken kulübün gelecekteki ihtiyaçlarına da makul hareket alanı bırakmalı.
Genç oyuncuya fırsat, sadece kontenjan çözümü olarak sunulmamalı
Yeni düzende genç futbolcuların daha fazla düşünülmesini olumlu karşılarım. Fakat altyapıdan bir ismi listeye yazmakla onu A takımda kullanılabilecek düzeye hazırlamak aynı şey değil. Oyuncunun hangi görevi öğreneceği, hangi antrenman desteğini alacağı ve hatası karşısında nasıl yönlendirileceği belirlenmeli. Hazırlık yapılmadan verilen forma, fırsat kadar ağır bir baskıya da dönüşebilir.
Galatasaray'ın genç oyuncuyu yalnızca maliyeti düşük bir yedek olarak görmesini istemiyorum. İyi bir gelişim süreci, ileride takımın daha güçlü ve daha dengeli olmasını sağlayabilecek bir yatırımdır. Ama bunun sonucunu bugünden garanti edemeyiz. Her genç oyuncu mutlaka yıldız olmayacak; bu gerçek, onlara düzenli ve adil bir değerlendirme sunma sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor.
Benim tercihim, kamp boyunca aynı oyuncuya farklı roller yükleyip sonra uyum sağlayamadığını söylemek yerine, güçlü olduğu işten başlayarak sorumluluğunu geliştirmek. Sezon içinde ihtiyaç doğduğunda ne yapacağını bilen bir futbolcu, yalnızca yaşı uygun olduğu için kadroda bulunan isimden daha değerlidir. Gençleştirme, yaş ortalamasını düşüren bir işlem değil, gelecek kadroyu hazırlayan çalışma olmalı.
PSV eşleşmesi transfer takviminin sportif tarafını hatırlatıyor
16 Haziran'daki kura sonucunda Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turundaki rakibi PSV Eindhoven oldu. Dolayısıyla Avrupa hazırlığı artık üç olası rakip üzerinden değil, belirlenmiş bir eşleşme üzerinden yürütülecek. Ryan Babel de aynı gün yaptığı açıklamada kısa süre içinde bir takım oluşturup bu karşılaşmaya iyi hazırlanmaları gerektiğini vurguladı.
Bu gelişme, transfer tartışmasının yalnızca yerli-yabancı sayısında kalamayacağını gösteriyor. Ben Avrupa sınavını düşünürken oyuncunun takıma ne zaman katılacağını da önemserim. Doğru futbolcu çok geç geliyorsa teknik ekip o görevi kiminle çalışacak? Mevcut kadroyla neyi hazırlayıp yeni geleni hangi bağlantıya dahil edecek? Kadro planı ile antrenman planı birbirinden ayrı yürütülmemeli.
Aynı nedenle sırf bu maça yetişsin diye uzun vadeli yanlış bir kararı savunmam. Hızlı hareket etmekle incelemeden imza atmak arasında fark var. İhtiyaçlar erken belirlendiğinde zaman baskısı daha yönetilebilir hale gelebilir. Galatasaray'ın hem lig için uygun hem Avrupa hedefi için rekabetçi bir takım kurmasını istiyorum; yalnızca listesi tamamlanmış bir kadroyu yeterli bulmuyorum.
Benim beklediğim transfer politikası: Sayı değil, görev ve katkı
Aytaç ve Alpaslan'ın gelişi, Ömer ile Emre Taşdemir'in devamı, yabancı oyuncuların sözleşme durumu ve Emre Akbaba için beklenen karar aynı plan içinde ele alınmalı. Her dosyayı tek tek kapatmak, sonunda iyi bir takım oluşacağını garanti etmiyor. Aynı işi yapan oyuncular birikebilir, başka bir ihtiyaç ise hâlâ açık kalabilir. Bu yüzden başarılı transfer dönemini açıklanan imzaların sayısıyla ölçmem.
Yönetimden görmek istediğim, önce görevlerin belirlenmesi. Savunmada eksik olan ne, orta sahada hangi pas bağlantısı kurulacak, hücumda hangi koşu veya bitiriş özelliği gerekiyor? Oyuncu seçimi bu soruların ardından gelmeli. Önce bir isimle anlaşmaya yaklaşıp sonra ona ihtiyaç üretmek, futbol planını pazarlığın arkasına koyar. Galatasaray'ın buna değil, pazarlığı kendi ihtiyacına göre yöneten bir yapıya ihtiyacı var.
Taraftar olarak yeni isme heyecanlanırım; mevcut futbolcunun daha iyi kullanılmasına da aynı ölçüde sevinirim. Bir oyuncunun yabancı olması kalite belgesi değil, yerli olması da düşük beklenti gerekçesi değildir. Formanın hakkı, hangi statüyle alındığından bağımsız biçimde sahada verilmeli. Benim savunduğum standart, oyuncuya kökeninden önce görevi ve katkısıyla bakmak.
Sonuç: Galatasaray kurala uyarken hedefini küçültmemeli
17 Haziran itibarıyla ortaya çıkan yönelim, yerli seçenekleri güçlendirirken devam eden yabancı sözleşmelerini de hesaba katan bir kadro arayışı. Bu yaklaşımın başarılı olup olmayacağını henüz oynanmamış maçların sonucu gibi bugünden ilan edemeyiz. Kesinleşen anlaşmalar var; bu anlaşmaların bir takım içinde nasıl işleyeceği ise hazırlığın ve teknik tercihlerin konusu.
Galatasaray'da transfer politikası değişiyorsa, değişim yalnızca kontenjan hesabında kalmamalı. Daha doğru maliyet, daha açık görev dağılımı ve daha kullanılabilir alternatifler üretmeli. Yeni kurala uymak zorunluluk; o kurala rağmen güçlü futbol oynamak ise kulübün hedefi olmalı. Ben bu yazdan daha uzun bir isim listesi değil, eksiklerini bilen ve her harcamasının sahadaki karşılığını düşünen bir Galatasaray bekliyorum. Gerçek gelişme, transfer duyurusunda değil, kurulan takımın birlikte yapabildiği işte görülecek.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap