Galatasaray Kulübü yönetim kurulu üyeleri Mahmut Recevik ve Emre Erdoğan, olağan seçimli genel kurul takviminin iptal edildiğinin açıklanmasının ardından görevlerinden istifa ettiklerini duyurdu. Ayrılık açıklamaları 5 Mayıs 2021 akşamında geldi; gelişme, 6 Mayıs'ta sarı-kırmızılı camianın seçim gündemindeki yerini korudu. Recevik, kararın alındığı yönetim kurulu toplantısına katılmadığını özellikle belirtti. Erdoğan da sosyal medya üzerinden istifasını doğruladı. Böylece seçim takvimine ilişkin anlaşmazlık, yönetim kurulunun içinden gelen ayrılıklarla yeni bir boyut kazandı.
Galatasaraylı olarak burada yalnızca iki yöneticinin görev bırakmasını görmüyorum. Kulübün nasıl yönetileceği kadar, onu yönetecek kişilerin hangi süreçle belirleneceği de tartışılıyor. Benim önceliğim bir başkanın veya adayın kazanması değil, Galatasaray'ın seçim sürecine duyulan güvenin korunması. Sağlık koşulları elbette önemsenmeli; ancak hangi kararın neden alındığı ve bundan sonra hangi adımların atılacağı da üyelerin anlayabileceği açıklıkta anlatılmalı. Kurumun geleceğini ilgilendiren bir konuda güven, yalnızca iyi niyet beyanıyla kurulamaz.
İstifaların tarihi ile haberin tarihi farklı
Bu gelişmeyi kayda geçirirken bir günlük ayrımı korumak gerekiyor. Kulübün seçim takvimini iptal eden açıklaması 5 Mayıs akşamında yayımlandı; iki yöneticinin ayrılıkları da aynı akşam haber oldu. Anadolu Ajansı'nın bu başlıkla yayımladığı haber ise 6 Mayıs tarihini taşıyor. Dolayısıyla 6 Mayıs tarihli bir arşiv kaydı hazırlamak, istifaların mutlaka o gün açıklandığını söylemeyi gerektirmiyor.
Kronoloji burada basit bir tarih düzeltmesinden fazlası. Önce takvime ilişkin karar duyuruldu, ardından yönetim içindeki ayrılıklar kamuoyuna yansıdı. Sonraki açıklamaları bu sıranın içine doğru yerleştirmeden, kimin hangi gelişmeye cevap verdiğini anlayamayız. Haber tarihiyle olay tarihini ayırmak, tartışmanın neden büyüdüğünü de daha anlaşılır hale getiriyor.
Mahmut Recevik, katılmadığı toplantının ardından görevi bıraktı
Recevik, kişisel Twitter hesabındaki açıklamasında şu ifadeyi kullandı: “Bugün bulunmadığım yönetim kurulu toplantısında alınan karar sonrası görevimden istifa ettiğimi saygıyla duyururum.” Bu kısa açıklama, hem görevden ayrılma kararını hem de toplantıda bulunmadığı bilgisini doğrudan kendisinden öğrenmemizi sağlıyor. Ancak toplantıya neden katılmadığını veya içeride hangi görüşmelerin yapıldığını anlatmıyor.
Bu yüzden onun adına ayrıntılı bir tartışma sahnesi kurmam. Kimin ne söylediğini, hangi oylamada nasıl davrandığını bilmiyorsak bunları kesin bilgi gibi yazamayız. Bildiğimiz, Recevik'in açıklanan karar sonrasında mevcut görevini sürdürmemeyi seçtiği. Bunu yönetimdeki görüş ayrılığının önemli bir işareti olarak değerlendiririm; açıklanmayan kişisel gerekçeleri ise tahmin ederek tamamlamam.
Bir yöneticinin itiraz ettiği kararın sorumluluğunu taşımak istememesi anlaşılabilir. Bunun camia açısından değer kazanması, itirazın hangi ilkeye dayandığının açıkça ortaya konulmasıyla mümkün olur. İstifa güçlü bir tavırdır; fakat tek başına kulübün bundan sonra nasıl daha iyi yönetileceğini açıklamaz. Ben ayrılık kararının yanında, sorunun çözümüne katkı sağlayabilecek açıklık da beklerim.
Emre Erdoğan'ın istifası da doğrulandı
Emre Erdoğan, sosyal medyada görevinden ayrıldığına ilişkin haberi doğruladı. Böylece istifa gelişmesi yalnızca Recevik'in açıklamasıyla sınırlı kalmadı. Bununla birlikte Erdoğan'ın kısa doğrulamasını, Recevik'in sözleriyle aynı ayrıntıları içeren ortak bir açıklama gibi sunmak doğru olmaz. İki kişinin aynı süreçte görev bırakması, bütün gerekçelerini aynı cümlelerle ifade ettikleri anlamına gelmiyor.
Benim haberden çıkardığım kurumsal sonuç, seçime ilişkin kararın yönetim içinde de tartışmasız karşılanmadığı. Bundan daha ileri giderek iki yöneticinin belirli bir adayla anlaştığını veya ortak bir seçim planı yürüttüğünü söylemek için elimizde yeterli bilgi yok. Kişilerin kendi duyurularıyla doğrulanan ayrılığı anlatmak başka, o ayrılığa açıklanmamış bir seçim hesabı yüklemek başka. Galatasaray'ın iç gündeminde zaten yeterince gerilim varken söylentiyi bilgiye dönüştürmemeliyiz.
İptal edilen seçim takvimi neydi?
Yönetim kurulunun 13 Nisan 2021 tarihli kararıyla olağan seçimli genel kurulun ilk toplantısı 22 Mayıs, çoğunluk sağlanamazsa ikinci toplantısı 29 Mayıs olarak belirlenmişti. Kulübün 5 Mayıs açıklaması bu takvimi iptal etti. Açıklamada, salgın tedbirleri ve adaylık işlemlerinin yürütülmesine ilişkin güçlükler gerekçe gösterildi; yeni idari düzenlemeler dikkate alınarak uygun olan en yakın tarihte seçim yapılmasının amaçlandığı bildirildi.
Dolayısıyla ortada seçim yapılmasından sonsuza kadar vazgeçildiğine ilişkin bir duyuru değil, ilan edilmiş tarihlerden vazgeçildiğine ilişkin bir karar var. Buna karşılık yeni günün aynı anda kesinleştirilmemiş olması, üyelerin ve adayların önündeki belirsizliği artırıyor. Benim eleştirdiğim yer de tam burası: Takvimi kaldırırken yerine nasıl bir yol izleneceğini yeterince somutlaştırmak gerekiyor. Seçim hazırlığı, tarihleri belirsiz bir beklentiye bırakılamayacak kadar önemli.
Tam kapanma ve 7 Mayıs başvuru süresi tartışmanın merkezinde
Yönetim, 29 Nisan-17 Mayıs arasındaki tam kapanmayı ve sonrasında hafta sonu kısıtlamalarının sürüp sürmeyeceğinin bilinmemesini değerlendirmesine dahil etti. Açıklamada tüzüğün 61. maddesine atıfla, adayların en az 100 uygun üyenin önerisini ve kurul listelerini içeren başvurularını 7 Mayıs saat 18.00'e kadar teslim etmeleri gerektiği belirtildi. Bu hazırlıkların kapanma dönemine rastlaması, iptal kararının dayanaklarından biri olarak sunuldu.
Burada iki ayrı soruyu birlikte ele almak gerekir. Birincisi, geniş katılımlı toplantının güvenli biçimde yapılıp yapılamayacağı. İkincisi ise o toplantıdan önceki adaylık işlemlerinin yürütülüp yürütülemeyeceği. Bunlar aynı işlem değil. Birinin güçleşmesi, diğerinin nasıl yapılacağına ilişkin bütün seçeneklerin incelendiğini kendiliğinden göstermiyor.
Ben sağlık riskinin küçümsenmesini istemem; aynı ölçüde, riskin açıkça tarif edilmeden her soruya tek cevap olarak kullanılmasını da yeterli bulmam. Hangi işlemin hangi kısıtlama nedeniyle yapılamadığı, hangi alternatiflerin değerlendirildiği ve yeni koşullar açıklandığında neyin yeniden ele alınacağı anlatılmalı. Böyle bir açıklama hem yönetimin gerekçesini güçlendirir hem de üyelerin süreci denetleyebilmesini sağlar.
6 Mayıs açıklaması haziran ayını hedef gösterdi
Kulüp, 6 Mayıs'ta yayımladığı yeni duyuruda İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğünün aynı tarihli yazısına atıfta bulundu. Tam kapanma sonrasında açıklanması beklenen tedbirlerin dikkate alınacağını, seçim için haziran ayının hedeflendiğini bildirdi. İkinci Başkan Abdurrahim Albayrak da seçimin en geç haziran içinde yapılacağını açıkladı.
Bu iki açıklamanın ortak yönü, seçimin yapılacağına ilişkin güvence verme çabası. Fakat bir ayın hedef gösterilmesiyle kesin bir toplantı gününün ilan edilmesi aynı şey değil. 6 Mayıs itibarıyla bu duyurulardan hareketle belirli bir haziran tarihini kesinleşmiş gibi yazamayız. Aynı şekilde sonraki idari kararların ne olacağını da bugünden biliyormuş gibi davranamayız.
Benim yönetimden beklediğim, hedefin hangi aşamalardan geçerek takvime dönüşeceğini göstermesi. Gerekli koşullar oluştuğunda ne kadar sürede duyuru yapılacak, adayların mevcut başvuruları nasıl ele alınacak, üyeler hangi kanaldan bilgilendirilecek? Güven veren açıklama, yalnızca seçimin yapılacağını söylemez; ona ulaşmak için izlenecek yolu da görünür kılar.
Divan Kurulu farklı bir değerlendirme yaptı
Divan Kurulu Başkanlığı, 6 Mayıs tarihli açıklamasında 17 Mayıs sonrasına ilişkin henüz yeni bir kısıtlama kararı bulunmadığına dikkat çekti. Belirlenen tarihlerde seçim yapılmasının önünde o gün itibarıyla engel olmadığı görüşünü bildirdi. Adayların hak kaybına uğramaması için 7 Mayıs saat 18.00'e kadar başvuru sürecinin devam ettiğini duyurdu.
Böylece camianın karşısında aynı sürece ilişkin farklı değerlendirmeler ortaya çıktı. Yönetim sonraki koşulların belirsizliğini vurgularken Divan mevcut takvimin sürdürülmesi gerektiğini savunuyor. Bunlar ilgili organların açıklamaları; haber metninin taraflardan birini kesinleşmiş mahkeme kararı veriyormuş gibi sunması doğru olmaz. Hukuki tartışmayı aktarırken görüşün sahibini açık tutmak gerekiyor.
Benim için çözüm, hangi kurulun daha sert konuştuğunu izlemek değil. Aynı belgelerin birlikte değerlendirilmesi ve üyelerin hangi işlemi hangi tarihte yapacağını anlayabilmesi gerekli. Bir aday aynı gün içinde iki farklı yönlendirmeyle karşılaşıyorsa mesele yalnızca kurulların itibarı değildir; başvuru hazırlığının ve seçim güveninin kendisidir. Kurumsal anlaşmazlığın yükü üyelerin omzuna bırakılmamalı.
Başkan adayları iptal kararına itiraz etti
Burak Elmas, adaylık başvurularının kısıtlamalara rağmen ilerleyebildiğini savunarak seçim takviminin korunmasını istedi. Metin Öztürk, genel kurul iradesinin korunmasını istedi; iptal yerine tüzükteki erteleme düzenlemelerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eşref Hamamcıoğlu da kararın kanun ve tüzük çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirterek yönetime geri adım çağrısında bulundu.
Bu itirazları kişilerin hukuki ve idari değerlendirmeleri olarak aktarmak gerekir. Bir adayın kararı geçersiz bulması, onun görüşünün kendiliğinden bağlayıcı bir sonuca dönüştüğü anlamına gelmez. Yönetimin karar açıklamış olması da eleştirinin sona erdiğini göstermez. Tartışmanın konusu tam olarak bu kararın gerekçesi, usulü ve adayların haklarına etkisi.
Adaylardan beklentim yalnızca mevcut yönetimi eleştirmeleri değil, savundukları ilkeleri kendileri görev aldığında da uygulayacaklarını gösterebilmeleri. Bugün takvim açıklığı isteyen bir aday, yarın kendi yönetimine yöneltilen aynı soruyu rahatsızlık saymamalı. Galatasaray'ın ihtiyacı kişiye göre değişen ölçüler değil, görevi kim üstlenirse üstlensin korunacak bir yönetim anlayışı.
Mustafa Cengiz'in adaylık açıklaması, istifa duyurusu değildi
Başkan Mustafa Cengiz de 6 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, yapılacak ilk seçimde mevcut şartlar altında aday olmayacağını bildirdi. Bu gelişmeyi Recevik ve Erdoğan'ın görevlerinden ayrılmasıyla aynı işlem gibi değerlendirmemek gerekiyor. Yeniden aday olmama kararı, o gün başkanlık görevinden istifa edildiğine ilişkin bir açıklama değildir.
Cengiz'in bu tutumu seçim yarışındaki beklentileri ilgilendiriyor; ancak seçim takvimiyle ilgili bütün soruları ortadan kaldırmıyor. Başkanın yeniden yarışıp yarışmamasından bağımsız olarak üyelerin ne zaman ve hangi koşullarda oy kullanacağını bilmesi gerekiyor. Benim ölçüm de kişi üzerinden değil, bu düzenin açıklığı üzerinden kuruluyor. Aday değişebilir; kulübün öngörülebilir biçimde yönetilmesi ihtiyacı değişmez.
Yönetim kurulu görevinden ayrılmak, kulüp üyeliğinden ayrılmak değil
Recevik ve Erdoğan hakkındaki duyuruların konusu yönetim kurulu görevleri. Bu açıklamaları, Galatasaray üyeliğinden de ayrıldıkları veya kulüple bütün bağlarını kestikleri biçiminde genişletemeyiz. Aynı şekilde iki kişinin istifa haberi, yönetim kurulunun tamamının topluca görev bıraktığını göstermez.
Bundan sonra hangi görevin kim tarafından yürütüleceği ve kurulun çalışma düzeninin nasıl şekilleneceği ayrıca açıklanması gereken konular. Yalnızca iki ayrılık haberinden hareketle kurulun bütün karar yetkisini kaybettiğini ya da belirli bir tarihte zorunlu seçim oluştuğunu söylemek için yeterli dayanak yok. Ben kulüp içindeki idari sonuçları tahmin ederek büyütmek yerine, açıklanmış işlemleri izlemeyi tercih ederim.
İstifa bir tutumdur; geçmiş dönemin değerlendirilmesini kapatmaz
Bir yöneticinin katılmadığı bir uygulama karşısında görevini bırakabilmesini önemli buluyorum. Fakat bu tercihi, önceki bütün kararlarının doğru olduğunu gösteren bir belge saymam. Aynı şekilde görevde kalan herkesin yanlış, ayrılan herkesin haklı olduğu sonucuna da ulaşmam. İstifa kararı kendi gerekçesiyle; geçmiş dönemde yapılan işler ise kendi sonuçlarıyla değerlendirilmelidir.
Bu ilke her isim için geçerli olmalı. Görev yapan kişi hangi projeye nasıl katkıda bulundu, üstlendiği sorumlulukları nasıl yerine getirdi ve geride ne bıraktı? Bunları konuşmak için istifa etmiş olmasını görmezden gelmeye gerek yok. Galatasaray'ın geçmişini sağlıklı değerlendirebilmesi, kişileri bir günde kahraman veya bütün sorunların sebebi ilan etmemesine bağlı.
Recevik ve Erdoğan'ın ayrılıklarını da böyle okuyorum. Ayrılık kararlarıyla mevcut görevlerini sürdürmeyeceklerini ortaya koydular; bundan sonrası için benim beklentim kulübün işlerinin aksamamasına ve tartışmanın açıklığa kavuşmasına katkı verilmesi. Görevden çıkmakla kuruma karşı duyulan sorumluluğun tamamen bittiğini düşünmüyorum. En azından devralacak kişilerin neyi takip edeceğini bilmesi sağlanmalı.
Ayrılıklardan sonra görevlerin devri ihmal edilmemeli
Ben böyle bir dönemde yönetsel tartışmanın günlük işleri durdurmasına karşıyım. Takip edilen bir dosya, süresi yaklaşan bir işlem veya yerine getirilmesi gereken bir taahhüt varsa bunların kişilerin ayrılığıyla ortada kalmaması gerekir. Bu, söz konusu yöneticilerin görevlerini eksik devrettiği iddiası değil; Galatasaray'da görmek istediğim çalışma standardı.
Somut beklentim basit: Devam eden işin son durumu yazılı olmalı, sıradaki adımın sorumlusu belli olmalı, gerekli belgeler kurumun erişiminde bulunmalı. Bir yöneticinin telefonundaki bilgi, o kişi görevden ayrılınca kulübün kaybettiği bilgiye dönüşmemeli. Kişilere duyulan güven değerlidir; fakat kurumun bütün hafızası kişisel ilişkilere emanet edilemez.
İyi bir devir süreci, ayrılan kişinin emeğini de korur. Neyi tamamladığı ve neyi devrettiği anlaşıldığında sonradan oluşacak belirsizlikler azalır. Kulübün çıkarı, ayrılığı bir hesaplaşma gösterisine çevirmekten çok, kalan işlerin doğru biçimde sürdürülmesinde. Bu konuda titizlik beklemek, istifa gerekçesini küçümsemek değildir.
Benim tarafım bir yönetim listesi değil, Galatasaray'ın kuralları
Bu tartışmada beni ikna edecek olan, kimin daha yüksek sesle Galatasaraylı olduğunu söylemesi değil. Karar alırken hangi belgeye dayandığı, kendisine yöneltilen soruya nasıl cevap verdiği ve karşı görüşün hakkını ne kadar koruduğu önemli. Kulübe bağlılığın ölçüsünü yalnızca kişisel sadakate indirgemeyi doğru bulmuyorum. Bir yöneticiyi desteklerken onun yanlış bulduğum kararını eleştirebilmeliyim.
Sağlık koşullarını gerekçe gösteren bir yönetimden somut açıklama istemek, salgını önemsememek değildir. Seçim yapılmasını savunan bir adaydan güvenli katılımın nasıl sağlanacağını sormak da onu susturmak değildir. İki tarafa da aynı ciddiyetle soru sorabildiğimizde kulübün yararını kişilerin yararından ayırabiliriz. Benim için adil yaklaşım, cevabı önceden belirleyip ona uygun kanıt aramak değil, sunulan gerekçeleri gerçekten incelemek.
Kuralların değeri, işler herkesin istediği gibi giderken değil, uyuşmazlık çıktığında anlaşılır. Galatasaray'ın güçlü olması, hiç tartışma yaşamaması demek değil. Tartışma yaşandığında görevlerin, hakların ve izlenecek yolun kişisel yakınlıklardan bağımsız biçimde belirlenebilmesi demek. Bu nedenle seçim sürecindeki açıklık, herhangi bir başkanlık yarışından daha kalıcı bir mesele.
Beşiktaş derbisi öncesinde futbolun hazırlığı korunmalı
Galatasaray, 2 Mayıs'ta Gençlerbirliği'ni deplasmanda 2-0 yenmiş ve ardından Beşiktaş ile oynayacağı lig derbisinin hazırlıklarına yönelmişti. Yönetimdeki istifalar ve seçim tartışması, futbol takımının önemli bir karşılaşmaya hazırlandığı bu döneme denk geldi. Bunun saha performansını ne ölçüde etkilediğini gösterecek bir bilgi yok; ancak sportif hazırlığın gereksiz gerilimden korunması gerektiğini düşünüyorum.
Ben derbi var diye kulübün bütün idari sorularının rafa kaldırılmasını istemem. Buna karşılık futbolcuların ve teknik heyetin, kendi görevleri dışındaki bir anlaşmazlığın tarafı olmaya zorlanmasını da doğru bulmam. İki iş aynı anda yürütülebilir: Takım maçına hazırlanır, ilgili kurullar da seçim konusundaki sorumluluklarını yerine getirir.
Bir sonraki maçın sonucu ne olursa olsun, seçim tartışmasının haklı tarafını tek başına belirlemeyecek. Galibiyet, açıklanmamış bir kararı kendiliğinden doğru yapmaz; mağlubiyet de bir istifanın bütün gerekçelerini kanıtlamaz. Galatasaray'ın hem sahada hem yönetimde daha sağlıklı değerlendirilmesi için bu alanları birbirine mazeret veya baskı aracı haline getirmemeliyiz.
Yeni sezon hazırlığı kişisel belirsizliğe teslim edilmemeli
Yönetimin geleceği tartışılırken benim düşündüğüm bir diğer konu, sonraki döneme aktarılacak sportif hazırlık. Kimin görev yapacağı netleşmemiş olsa bile kadro ihtiyaçları üzerinde çalışmak, mevcut seçenekleri değerlendirmek ve farklı bütçe senaryoları hazırlamak mümkün olmalı. Bunlar, hemen yeni ve uzun vadeli taahhütler altına girmekle aynı şey değil.
Beklentim, geçiş dönemi gerekçesiyle hiçbir hazırlık yapılmaması da son anda kulübün geleceğini bağlayan kararların aceleye getirilmesi de değil. Yapılan çalışmanın belgelendiği, mali sınırların görülebildiği ve görevi devralacak kişilerin neden hangi seçeneğin değerlendirildiğini anlayabildiği bir düzen istiyorum. Bir yönetim değiştiğinde bütün futbol bilgisinin de sıfırlanması, kulübü kişilere gereğinden fazla bağımlı hale getirir.
Bu değerlendirme, istifalar yüzünden belirli bir transferin durduğu veya bir sözleşmenin iptal edildiği iddiası değil. Böyle bir işlem açıklanmadan isim ve rakam üretmek doğru olmaz. Ben yalnızca, idari belirsizliğin sportif hazırlıksızlığa dönüşmemesi için hangi standardın korunmasını istediğimi söylüyorum. Galatasaray'ın zamanı, seçim tartışması sürüyor diye değersizleşmiyor.
Sonuç: İki istifanın ardından ihtiyaç, daha fazla açıklık
Mahmut Recevik ve Emre Erdoğan'ın ayrılıkları, seçim takvimine ilişkin anlaşmazlığın yönetim içindeki karşılığını görünür hale getirdi. Bundan sonra önemli olan sadece kimlerin görevde kaldığı değil, kulübün üyelerine hangi güvenilir yol haritasını sunacağı. İstifayı küçümsemek de bütün sorunları çözen bir hamle gibi görmek de eksik bir değerlendirme olur.
Galatasaray'ın ihtiyacı, kişilerin birbirine üstünlük sağladığı bir tartışma değil; sağlıklı katılımın, aday haklarının ve açık yönetimin birlikte korunduğu bir süreç. Ben hiçbir isme bu ilkelerin üzerinde bir yer vermem. Görev alanın da ayrılanın da kulübün geleceğine karşı sorumluluk taşımasını beklerim. Bu günlerin gerilimini kalıcı bir zarara dönüştürmemek, büyük sözlerden önce açık kararlar, düzenli işleyiş ve üyelerin sorularına verilecek somut cevaplarla mümkün olacak.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap