Galatasaray ile Dinamo Kiev'in 14 Nisan 2022'de İstanbul'da oynadığı özel karşılaşmada skor tabelasında kazanan 3-1'le Ukrayna temsilcisi oldu; ancak gecenin asıl mesajı futbolun ötesindeydi. Ukrayna'daki savaştan zarar gören çocuklara yardım amacıyla düzenlenen ve “Barış için maç” sloganıyla oynanan dostluk mücadelesinde Dinamo Kiev'in gollerini 14. dakikada Vitali Buyalskyi, 28. dakikada Artem Besedin ve 80. dakikada Viktor Tsygankov attı. Galatasaray'ın tek golü ise 56. dakikada Barış Alper Yılmaz'dan geldi. Böylece haberin başlığı iki ayrı anlam kazandı: Sahada Galatasaray adına ağları bulan isim Barış Alper olurken, karşılaşmanın gerçek amacı da barış ve dayanışma mesajını büyütmekti.

Galatasaraylı olarak bu maçı normal bir hazırlık karşılaşması veya kaybedilmiş bir 90 dakika gibi değerlendirmiyorum. Bu kez skordan önce neden oynandığına bakmak gerekiyor. Futbolun her hafta puan, kupa, transfer ve rekabet üzerinden konuşulduğu bir dünyada iki takımın savaştan etkilenen çocuklara destek amacıyla aynı sahaya çıkması çok daha başka bir anlam taşıyor. Galatasaray'ın böyle bir organizasyona kapılarını açmasını önemli buluyorum. Rakibin üç gol atıp kazanması, bizim bir golde kalmamız sportif kayda geçer; fakat bu maçın yıllar sonra hatırlanacak esas tarafı, iki kulübün futbolu yardım ve dayanışma için kullanmasıdır.

Galatasaray-Dinamo Kiev maçı neden oynandı?

Galatasaray, karşılaşmayı 12 Nisan'da “Barış için el ele” mesajıyla duyurdu. Maçın amacı Ukrayna'da yaşanan savaştan zarar gören çocuklara yardım etmekti. 14 Nisan Perşembe günü Ali Sami Yen Spor Kompleksi Nef Stadyumu'nda oynanan mücadele saat 17.00'de başladı. Kulüp, karşılaşmayı “Barış için maç” sloganıyla düzenledi ve taraftarların da bu dayanışmanın parçası olmasını istedi.

Ben burada futbol kulüplerinin toplumsal etkisinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha görüyorum. Galatasaray yalnızca maç oynayan bir takım değil; milyonlarca insana ulaşabilen büyük bir kurum. Böyle bir kurumun stadını, iletişim gücünü ve taraftar kitlesini yardım amacıyla kullanması bence Galatasaray'ın tarihsel kimliğiyle de uyumlu. Sahaya çıkan futbolcuların hangi formayı giydiği elbette önemliydi ama o günün ortak mesajı rekabetten daha büyüktü.

Dinamo Kiev de bu dönemde farklı Avrupa kulüpleriyle benzer yardım karşılaşmaları düzenleyen bir program içindeydi. Bu maçlar, savaştan zarar görenlere destek sağlama ve yaşanan insani duruma dikkat çekme amacı taşıyordu. Galatasaray'ın İstanbul'daki karşılaşmayla bu organizasyona dahil olması, futbolun uluslararası dayanışma gücünü gösteren örneklerden biri oldu.

Maç öncesinde Ukrayna bayrakları ve saygı duruşu

Karşılaşmanın atmosferi daha ilk düdük çalmadan bunun sıradan bir dostluk maçı olmadığını gösterdi. Dinamo Kievli futbolcular seremoniye Ukrayna bayraklarıyla çıktı. Tribünlerde Ukraynalı futbolseverler de yer aldı. Maç öncesinde Ukrayna'daki savaşta hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

Bence gecenin gerçek fotoğrafı tam olarak buradaydı. Futbolcular birkaç dakika sonra rakip olacaklardı ama seremoni sırasında skor yoktu, puan yoktu, tur hesabı yoktu. İnsanların yaşadığı acıya dikkat çekmek için aynı sahada buluşmuş iki kulüp vardı. Futbolun rekabet tarafını çok seviyorum; fakat böyle geceler onun yalnızca rekabetten ibaret olmadığını hatırlatıyor.

Tribünlerde Ukrayna bayrağı taşıyan insanların bulunması, Dinamo Kievli futbolcuların kendi ülkelerinin renkleriyle sahaya çıkması ve karşılaşmanın yardım amacı taşıması, Nef Stadyumu'nu birkaç saatliğine farklı bir futbol ortamına dönüştürdü. Galatasaray taraftarının rakip futbolcuları maç sonunda alkışlaması da bu atmosferin devamıydı.

Mircea Lucescu yeniden Galatasaray'ın evindeydi

Dinamo Kiev'in teknik direktörü Mircea Lucescu'nun İstanbul'a gelişi karşılaşmaya Galatasaray açısından ayrı bir tarihsel bağ da ekledi. Rumen teknik adam, 2000-2002 yılları arasında Galatasaray'ı çalıştırmış, sarı-kırmızılı takımla UEFA Süper Kupası'nı kazanmış ve kulüp tarihinde önemli bir yere sahip olmuştu. Maç öncesinde Galatasaray Başkanı Burak Elmas ile saha kenarında bir araya gelerek sohbet etti.

Lucescu ayrıca Galatasaraylı bazı futbolcularla da görüştü. Arda Turan, Ömer Bayram ve Alexandru Cicâldău ile yaptığı kısa sohbetler kameralara yansıdı. Böylece gecenin futbol tarihine dokunan başka bir yanı ortaya çıktı. Rakip takımın kulübesindeki teknik direktör, Galatasaray'ın Avrupa tarihindeki en önemli kupalardan birinin kazanıldığı dönemde bu kulübün hocasıydı.

Ben Lucescu'yu Galatasaray tarihinden silerek veya Fatih Terim'le karşılaştırarak değerlendirmeyi doğru bulmam. UEFA Kupası Fatih Terim döneminde, UEFA Süper Kupası ise Lucescu yönetiminde kazanıldı. Her dönemin kendi emeği ve kendi yeri var. 14 Nisan'daki yardım maçında Lucescu'nun yeniden Galatasaray'ın stadında bulunması da bu nedenle güzel bir futbol hatırasıydı.

Galatasaray hangi 11 ile başladı?

Domènec Torrent karşılaşmaya Iñaki Peña, Sacha Boey, Semih Kaya, Alpaslan Öztürk, Ömer Bayram, Erick Pulgar, Emre Kılınç, Olimpiu Moruţan, Arda Turan, Barış Alper Yılmaz ve Halil Dervişoğlu ilk 11'iyle çıktı. Normal lig karşılaşmalarında sürekli birlikte görmediğimiz isimlerin bulunduğu bu kadro, teknik ekibe hem daha az süre alan oyuncuları değerlendirme hem de gençlere yer açma fırsatı sağladı.

Bu tercih son derece doğal. Sonuç üzerinde sportif bir yaptırım bulunmayan bir yardım maçında, sezon boyunca daha az dakika almış futbolcuları kullanmak mantıklı. Birkaç gün sonra lig karşılaşmasına çıkacak takımın ana oyuncularının fiziksel yükünü de düşünmek gerekiyor. Aynı zamanda Galatasaray altyapısından gelen gençlerin Nef Stadyumu'nda A takım formasıyla süre alması için böyle bir maç çok uygun bir ortam sundu.

Ben hazırlık ve yardım maçlarında sonucu küçümsemekle mücadeleyi önemsiz görmek arasındaki farkın korunmasını isterim. Futbolcu sahaya Galatasaray formasıyla çıkıyorsa kazanmak için mücadele eder; fakat teknik ekip böyle maçlarda lig karşılaşmasına kıyasla daha fazla deneme yapabilir. 14 Nisan'daki kadroyu da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor.

Dinamo Kiev 14. dakikada Buyalskyi ile öne geçti

Karşılaşmanın ilk golü 14. dakikada geldi. Dinamo Kiev'in tecrübeli orta saha oyuncusu Vitali Buyalskyi, gelişen hücumun ardından topu Galatasaray ağlarına göndererek Ukrayna temsilcisini 1-0 öne geçirdi. Galatasaray maça kötü niyetli veya isteksiz başlamasa da Dinamo Kiev geçişlerde daha net ve daha etkili görünen taraftı.

Ben dostluk maçı olduğu için savunmadaki bütün hataları tek tek ağır biçimde eleştirmenin gerekli olduğunu düşünmüyorum. Yine de sahadaki oyuncular açısından bu tür karşılaşmalar da teknik ekibe bir şey gösterir. Savunmanın birbirine uzak kalması, orta sahadaki top kaybı veya rakibin koşusunun takip edilmemesi lig maçında da aynı sonuca yol açabilir. Hazırlık karşılaşmasının değeri, sonucu kadar bu eksikleri risksiz ortamda görebilmekte.

28. dakikada Besedin farkı ikiye çıkardı

Dinamo Kiev 28. dakikada Artem Besedin ile ikinci golü buldu ve skor 2-0'a geldi. İlk yarının henüz yarım saati tamamlanmadan iki farklı geriye düşen Galatasaray, kalan bölümde farkı azaltmaya çalıştı. Ukrayna temsilcisinin hücumlarında daha doğrudan ve daha kararlı bir yapı görülürken Galatasaray özellikle son bölgede son dokunuşu yapmakta zorlandı.

Burada skorun geceye yüklediği anlamla karşılaşmanın amacını ayırmak gerekiyor. Elbette Galatasaray taraftarı kendi takımının her maçta kazanmasını ister. Ben de isterim. Ancak 2-0 geriye düştüğümüzde bu karşılaşmayı sezonun önemli bir sportif başarısızlığı gibi değerlendirmiyorum. Maçın gelir ve dayanışma amacı, deneme niteliği ve genç oyunculara verilecek süre skorun önüne geçiyor.

Halil Dervişoğlu ilk yarıda direğe takıldı

Galatasaray ilk yarıda gol bulmaya en fazla Halil Dervişoğlu ile yaklaştı. Genç hücumcunun vuruşunda top direkten döndü. Sarı-kırmızılı ekip farklı hücum girişimleriyle skoru azaltmaya çalışsa da Dinamo Kiev kalecisini geçemedi ve soyunma odasına 2-0 geride gitti.

Halil'in pozisyonu bana maçın skorla anlatılandan biraz daha dengeli bölümleri olduğunu gösteriyor. Direkten dönen top ağlara gitse devre 2-1 olabilir ve ikinci yarı başka bir skor akışına dönüşebilirdi. Fakat hazırlık karşılaşmasının değerlendirmesini “şansımız olsaydı kazanırdık” seviyesine indirmek de gereksiz. Direk futbolun içinde; bitirilen pozisyon gol, dışarı çıkan pozisyon kaçan fırsat olarak kayda geçiyor.

Halil açısından ise bu maç önemli bir fırsattı. Sezon boyunca farklı hücum rollerinde kullanılan oyuncunun daha fazla sorumluluk alabileceği ve kaleyi daha sık düşünebileceği bir karşılaşmaydı. İlk yarıda direğe takılması, ikinci devrenin başında bir kez daha aynı kaderi yaşaması onun gecedeki en dikkat çekici ayrıntılarından biri oldu.

İkinci yarının başında Halil bir kez daha direğe takıldı

Galatasaray ikinci yarıya gol arayarak başladı ve Halil Dervişoğlu bir kez daha direği geçemedi. Aynı oyuncunun bir maç içinde iki kez direğe takılması sarı-kırmızılılar açısından gecenin talihsiz ayrıntılarından biriydi. Dinamo Kiev karşısında farkı azaltmak için gereken gol gelmeye yaklaşıyor fakat son santimetrelerde tabelaya yansımıyordu.

Ben buna sadece şanssızlık demem. Halil'in iki kez gol pozisyonuna girebilmesi olumlu; bu pozisyonların golle tamamlanması için bitiricilik üzerinde çalışmak da futbolcunun gelişiminin parçası. Özellikle genç hücum oyuncularında doğru noktaya girmek ile pozisyonu bitirmek arasındaki fark, oynanan dakika arttıkça daha iyi gelişebilir.

56. dakika: Barış Alper'den çok güzel gol

Galatasaray'ın beklediği gol 56. dakikada Barış Alper Yılmaz'dan geldi. Genç futbolcu ceza sahası dışından çıkardığı etkili vuruşla topu ağlara gönderdi ve skoru 2-1'e getirdi. Galatasaray'ın resmî maç raporu bu golü özellikle “mükemmel” bir vuruş olarak tanımladı. Karşılaşmanın başlığı açısından da gecenin en anlamlı sportif anı ortaya çıktı: “Barış için maç”ta Galatasaray'ın golünü Barış attı.

Başlığın “kazanan barış oldu” ifadesini bu nedenle çok seviyorum. Tabelada Dinamo Kiev yazıyor ama gecenin amacı barış. Galatasaray'ın tek golünün sahibinin adının Barış olması ise futbolun bazen kendi hikâyesini kendisinin yazdığı güzel tesadüflerden biri. Bunu olduğundan daha mistik hale getirmeye gerek yok; fakat haber dili açısından son derece güçlü ve hatırlanabilir bir ayrıntı.

Barış Alper'in golünü oyuncunun gelişimi açısından da önemli görüyorum. Yaz döneminde Keçiörengücü'nden gelen genç futbolcu ilk sezonunda farklı roller öğrenmeye çalışıyordu. Fizik gücü ve sürati bilinen özellikleriydi; ceza sahası dışından böyle temiz bir vuruşla gol bulması, hücum repertuvarına ekleyebileceği başka bir silahı gösterdi.

Ben genç oyuncuların hazırlık maçında attığı gole gereğinden fazla anlam yüklemem. Fakat futbolcunun yaptığı kaliteli hareketi de “nasıl olsa dostluk maçı” diyerek değersizleştirmem. Top aynı, kale aynı ve doğru vuruş yine doğru teknik gerektiriyor. Barış'ın golü maç sonucunu değiştirmedi ama hem tribüne güzel bir an yaşattı hem kendisi açısından özgüven sağlayabilecek bir katkı oldu.

Barış Alper'in golü maçı yeniden hareketlendirdi

Skorun 2-1'e gelmesi Galatasaray'ın ikinci yarıda oyuna yeniden ortak olmasını sağladı. Fark bire düşünce sarı-kırmızılı ekip beraberlik aramaya başladı. Ancak teknik heyetin maçın yardım ve hazırlık niteliğini kullanarak çok sayıda genç oyuncuya süre vermesiyle oyun yapısı da doğal olarak değişti.

Ben burada maçın kazanılmasıyla gençlerin sahaya çıkması arasında seçim yapmak gerekse gençlerin süre almasını tercih ederim. Çünkü ligde veya Avrupa'da skor baskısı altındaki bir karşılaşmada aynı sayıda akademi oyuncusunu birlikte kullanmak çok daha zor. Nef Stadyumu'nun atmosferini, A takım formasını ve profesyonel rakiple mücadeleyi yaşamak onların gelişimi açısından sonuçtan daha kıymetli olabilir.

Yedi akademi oyuncusu ikinci yarıda forma giydi

Galatasaray ikinci yarıda akademiden Jankat Yılmaz, Işık Kaan Arslan, Emir Tintiş, Hamza Yiğit Akman, Özgür Baran Aksaka, Zeki Metin Saki ve Beknaz Almazbekov'a süre verdi. Yedi genç oyuncunun aynı özel maçta A takım seviyesindeki atmosferi yaşaması karşılaşmanın Galatasaray açısından en değerli sportif kazanımlarından biriydi.

Ben altyapı oyuncusuna fırsat vermek denildiğinde yalnızca son iki dakikada sahaya gönderilip fotoğraf çekilmesini yeterli bulmuyorum. Genç futbolcu oyunun içinde topa dokunmalı, hata yapmalı, rakiple mücadele etmeli ve A takım seviyesindeki karar hızını görmeli. Böyle karşılaşmalar tam olarak bunun için uygun.

Jankat'ın kalede, Işık Kaan ile Emir'in savunmada, Hamza ve Baran'ın orta sahada, Beknaz ile Zeki'nin farklı hücum görevlerinde yaşayacağı birkaç dakikalık tecrübe bile altyapı maçından farklı bir deneyim oluşturur. Bu oyuncuların hepsinin ileride Galatasaray A takımında kalıcı olacağını bugünden söylemek mümkün değil. Akademi gelişiminin doğasında eleme ve farklı kariyer yolları var. Önemli olan kulübün kendi yetiştirdiği oyuncuya seviyesini görme fırsatı sağlaması.

Genç oyuncu oynatmak geleceği garanti etmez ama kapıyı açar

Galatasaray altyapısı kulübün tarihinin çok önemli parçası. Fakat sadece geçmişten gelen birkaç büyük ismi sayarak bugünkü altyapının başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Başarı, her dönemde A takıma gerçek seçenek üretebilmekle ölçülmeli. Dinamo Kiev maçındaki yedi genç bu açıdan bir sonuç değil, başlangıç fırsatıydı.

Ben bir gencin bu maçta iyi bir pas vermesini hemen “yeni yıldızımız” ilan etmek istemem. Aynı şekilde yaptığı bir hatayı da “bu seviyeye yetmez” diye kesin hükme dönüştürmem. Genç futbolcunun değerlendirilmesi aylara ve yıllara yayılan gelişim üzerinden yapılmalı. Antrenman performansı, fiziksel gelişimi, taktik anlayışı ve baskı altındaki kararları birlikte izlenmeli.

Bu nedenle yardım maçının sportif açıdan bana bıraktığı en güzel taraflardan biri, skor baskısının düşük olduğu ortamda akademi oyuncularının sahaya çıkabilmesi oldu. Galatasaray geleceğini transferle olduğu kadar kendi oyuncusunu yetiştirerek de kurmalı.

80. dakikada Tsygankov skoru belirledi

Dinamo Kiev karşılaşmanın son bölümünde Viktor Tsygankov ile bir gol daha buldu. 80. dakikadaki golle skor 3-1'e geldi ve kalan sürede başka gol olmayınca maç Ukrayna temsilcisinin iki farklı üstünlüğüyle sona erdi. Buyalskyi, Besedin ve Tsygankov Dinamo Kiev adına gol atan üç isim olurken Galatasaray'ın tek golü Barış Alper'den geldi.

İkinci yarıdaki yoğun oyuncu değişiklikleri düşünüldüğünde maçın son bölümündeki takım düzeninin ilk 11'deki yapıyla aynı olmasını beklemek gerçekçi değil. Çok sayıda genç futbolcunun birlikte sahaya girmesi savunma ilişkilerini ve pas alışkanlıklarını doğal olarak değiştirdi. Ben üçüncü golü bu nedenle lig maçındaki takım savunmasıyla aynı sertlikte değerlendirmem.

Skor Dinamo Kiev'in, mesaj iki kulübün

Resmî sonuç açısından hiçbir belirsizlik yok: Dinamo Kiev karşılaşmayı 3-1 kazandı. “Kazanan barış oldu” derken skoru değiştirmiyoruz. Bu ifade maçın düzenlenme amacını anlatan editoryal bir başlık. Futbol istatistiğinde galip Dinamo Kiev; organizasyonun hedefinde ise iki kulübün ortak dayanışması var.

Bu ayrımı özellikle korumak istiyorum. Tarihsel haber arşivi hazırlıyorsak duygusal başlık uğruna maçı berabere bitmiş veya sonuç önemsizmiş gibi göstermemeliyiz. Dinamo Kiev sahada daha fazla gol attı ve kazandı. Galatasaray ise yardım amacı taşıyan organizasyona ev sahipliği yaptı, gençlerini kullandı ve taraftarıyla birlikte dayanışma mesajının parçası oldu. İki bilgi aynı anda doğrudur.

6 bin 726 bilet satıldı

Anadolu Ajansı'nın maç günü haberinde karşılaşma için 6 bin 726 bilet satıldığı açıklandı. Kulübün bir gün önce yaptığı satış duyurusunda bilet fiyatları kuzey kale arkası için 25 lira, belirli doğu tribünü blokları için 50 lira ve bir kategori için 100 lira olarak ilan edilmişti. Passolig kartı olmayan taraftarların da PDF biletle karşılaşmaya girebilmesine imkan sağlandı.

Seyirci sayısının lig derbilerindeki veya Avrupa gecelerindeki seviyeye ulaşmadığı açık. Hafta içi saat 17.00'de oynanan, çok kısa süre önce duyurulmuş özel bir maç olması bunda etkili olabilir. Ben rakamı olduğundan fazla göstermeye çalışmam. Önemli olan gelen taraftarların hem yardım organizasyonuna katkıda bulunması hem de Ukraynalı misafirlerle birlikte bu dayanışma atmosferini oluşturmasıydı.

Maç sonrası iki takım futbolcuları birlikte alkışlandı

Karşılaşmanın bitiminde futbolcuların tribünleri selamladığı bölüm, gecenin ruhuna uygun şekilde tamamlandı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre taraftarlar iki takımın oyuncularını da alkışladı. Normal bir lig maçında rakibin kazanmasının ardından böyle bir görüntüyü her zaman göremeyiz. Fakat bu karşılaşmanın amacı zaten rekabeti farklı bir yere koyuyordu.

Ben bu görüntüyü maçın en değerli sonlarından biri olarak görüyorum. Galatasaray yenilmişti ama tribünden gelen alkış sadece sonuç için değildi. Dinamo Kiev oyuncuları kendi ülkelerinde yaşanan olağanüstü koşulların ortasında futbol üzerinden yardım organizasyonlarına katılıyordu. O an rakibe saygı göstermek, Galatasaray'a daha az bağlı olmak anlamına gelmiyordu. Tam tersine sporun insani tarafını anlayabilmekti.

Taraftarın Torrent'e tepkisi de gecenin sportif gündemindeydi

Karşılaşmanın dayanışma amacı yanında Galatasaray'ın o dönemki sportif sıkıntıları tribünlerin gündeminden tamamen çıkmadı. Dinamo Kiev'in ikinci golünden sonra bazı Galatasaray taraftarları teknik direktör Domènec Torrent'e tepki göstererek istifa çağrısında bulundu. Bu durum sezon boyunca biriken memnuniyetsizliğin dostluk maçında bile kendisini gösterecek seviyeye geldiğini ortaya koydu.

Ben taraftarın Galatasaray'ın lig performansına tepki göstermesini anlayabiliyorum. Takım sezon boyunca beklentilerin çok uzağında kalmıştı ve Torrent'in göreve gelişinden sonra da istenen istikrar sağlanamamıştı. Ancak yardım amacı taşıyan bu karşılaşmayı teknik direktör protestosunun ana ölçüsü yapmak bana çok anlamlı gelmiyor. Yine de tribünün tepkisi tarihsel haberin bir parçası ve bunu yok saymak doğru olmaz.

Teknik direktörü değerlendirirken resmi maçları, takımın oyun gelişimini ve lig performansını esas almayı tercih ederim. Dinamo Kiev karşısında çok sayıda rotasyon ve altyapı oyuncusu kullanılmışken 3-1'lik sonucu Torrent döneminin en önemli kanıtı gibi sunmak adil olmaz. Buna karşılık taraftarın sabrının ne kadar azaldığını göstermesi bakımından yaşanan tepki dikkat çekiciydi.

Arda Turan için de farklı anlam taşıyan bir karşılaşma

Arda Turan'ın ilk 11'de yer alması maçın dikkat çeken tercihlerinden biriydi. Sezon içinde düzenli süre almakta zorlanan tecrübeli oyuncu, yardım karşılaşmasında genç isimlerle birlikte sahaya çıktı. Arda'nın saha içinde genç oyuncularla aynı takımda bulunması, bu tür özel maçlarda tecrübe aktarımı açısından değerli olabilir.

Ben tecrübeli oyuncunun gençlere katkısını sadece soyunma odasında verilen öğütlerle sınırlamam. Genç futbolcu yanında oynayan tecrübeli ismin nerede pas istediğini, top kaybından sonra nasıl yerleştiğini ve hakemle iletişimini de sahada gözlemleyebilir. Bu açıdan Arda, Semih Kaya ve Ömer Bayram gibi daha tecrübeli isimlerle akademi oyuncularının aynı maçta kullanılması doğru bir denge oluşturdu.

Erick Pulgar ve Moruţan için süre fırsatı

Karşılaşma sezonun lig maçlarında istikrarlı süre bulamayan bazı yabancı oyuncular açısından da değerlendirme fırsatı sundu. Erick Pulgar orta sahada, Olimpiu Moruţan ise hücuma yakın bölgede ilk 11'de yer aldı. İki oyuncu da sezonun farklı dönemlerinde beklentilerin ve tartışmaların merkezinde olmuştu.

Ben böyle maçlarda teknik ekibin oyunculara sadece dakika vermekle kalmayıp farklı görevler denemesini önemli buluyorum. Pulgar'dan savunmanın önünde daha fazla yönlendirme, Moruţan'dan ise ceza sahası çevresinde daha fazla yaratıcılık beklenebilir. Maçın skoru üzerinden kesin karar vermek yerine bu oyuncuların antrenmanda ve ligde kullanılabilecek hangi özellikleri sunduğunu görmek daha yararlı.

Galatasaray ligde Yeni Malatyaspor maçına hazırlanıyordu

Dinamo Kiev karşılaşmasının ardından Galatasaray'ın asıl sportif gündemi Süper Lig'e döndü. Sarı-kırmızılı ekip 33. haftada Yeni Malatyaspor ile karşılaşacaktı. Takım aynı günlerde lig hazırlıklarını sürdürdüğü için Dinamo Kiev maçı normal haftalık programın içine yerleştirilen özel bir karşılaşma niteliği taşıdı.

Bu nedenle Torrent'in ana kadrodaki bazı oyunculara daha sınırlı yük vermesi ve gençleri kullanması anlaşılır. Ligde sezonun hedefleri büyük ölçüde kaybedilmiş olsa bile Galatasaray'ın kalan maçlarda alacağı sonuçlar önemini koruyordu. Kulübün kendi standardına daha yakın bir bitiriş yapması ve gelecek sezon öncesinde oyuncularını değerlendirmesi gerekiyordu.

Bu maçın futbol dışındaki anlamı neden daha büyük?

Bir futbol maçını genellikle golleriyle hatırlarız. Kim kazandı, kim asist yaptı, hangi oyuncu kırmızı kart gördü? 14 Nisan'daki karşılaşma ise bunun dışına çıkıyor. Yıllar sonra skor kolaylıkla unutulabilir; fakat Ukrayna bayraklarıyla sahaya çıkan Dinamo Kiev futbolcuları ve İstanbul'da “Barış için maç” adıyla yapılan organizasyon çok daha kalıcı bir görüntü bırakabilir.

Ben sporun savaşları bitirebilecek güce tek başına sahip olduğunu söylemem. Böyle romantik bir iddia gerçekçi olmaz. Bir futbol karşılaşması siyasi veya askeri bir krizi çözmez. Ama spor milyonlarca insanın dikkatini ortak bir insani meseleye çekebilir, yardım toplanmasına katkı sağlayabilir ve birbirini normalde rakip olarak gören insanları aynı amaç etrafında bir araya getirebilir. Bu da küçümsenecek bir güç değil.

Galatasaray'ın bu maçtaki rolünü de tam burada değerli buluyorum. Kulübün adı ve stadı yardım mesajının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Dinamo Kiev'in Avrupa'daki yardım karşılaşmaları zincirinin İstanbul ayağı, Galatasaray'ın katılımıyla gerçekleşti.

“Kazanan barış oldu” ifadesinin iki anlamı

Haber başlığı sportif gerçekle insani mesajı güzel biçimde birleştiriyor. Birinci anlam çok açık: Maçın amacı barış ve yardım. İkinci anlam ise Galatasaray'ın 56. dakikadaki tek golünü Barış Alper Yılmaz'ın atması. Dolayısıyla “kazanan barış” ifadesinin hem sembolik hem futbol içindeki somut karşılığı var.

Ben bu tür kelime oyunlarının ancak gerçeği bozmadığı sürece haber diline değer kattığını düşünüyorum. Dinamo Kiev'in 3-1 kazandığını açıkça yazdıktan sonra gecenin asıl kazananının dayanışma olduğunu söyleyebiliriz. Bunun için skoru saklamaya veya Galatasaray'ı sportif olarak galip göstermeye gerek yok.

Barış Alper'in golü de gerçekten başlığa yakışan kalitedeydi. Ceza sahası dışından attığı gol, maçın sportif açıdan Galatasaray adına en güzel anı oldu. Yıllar sonra bu karşılaşmanın görüntüleri açıldığında, Ukrayna bayraklarının yanında Barış'ın o vuruşu da hatırlanacak.

Galatasaray'ın altyapı açısından çıkarması gereken ders

Ben bu maçın bir başka uzun vadeli değerini genç oyuncular açısından görüyorum. Yedi akademi oyuncusuna süre verilmesi tesadüfi bir gösteri olarak kalmamalı. Galatasaray'ın ekonomik ve sportif geleceğinde altyapının gerçek rolü olmalı. Transfer yapacağız, yabancı oyuncu alacağız; ama kendi tesisimizden yetişen futbolcuya da A takım kapısını açık tutacağız.

Bir hazırlık maçında forma vermek başlangıç. Sonrası daha zor. Genç oyuncunun fiziksel programı hazırlanmalı, hangi pozisyonda gelişeceği belirlenmeli, gerekiyorsa doğru kulübe kiralanmalı ve performansı takip edilmeli. Her yaz kampına on genç götürüp birkaç ay sonra hepsini unutmak altyapı stratejisi değildir.

Dinamo Kiev karşılaşmasında sahaya çıkan gençlerden kimlerin uzun vadede Galatasaray A takımına yerleşeceğini 14 Nisan 2022 tarihinde bilmiyoruz. Tarihsel metinde sonraki gelişmeleri geriye taşıyıp geleceği biliyormuş gibi yazmıyorum. O gün bildiğimiz şey, bu gençlerin A takım seviyesinde önemli bir deneyim yaşadığı.

Maçın sonunda skordan daha büyük bir görüntü kaldı

90 dakika tamamlandığında skor tabelasında Galatasaray 1, Dinamo Kiev 3 yazıyordu. Buyalskyi, Besedin ve Tsygankov Ukrayna temsilcisinin gollerini atmış; Barış Alper Galatasaray adına ağları bulmuştu. Dinamo Kiev sportif olarak maçı kazanmıştı. Fakat futbolcuların tribünleri birlikte selamladığı ve iki takımın alkışlandığı son bölüm, gecenin başlığını skordan daha iyi açıklıyordu.

Galatasaraylı olarak elbette kendi takımımın yenilmesine normalde üzülürüm. Bu maçta ise 3-1'i sezonun başka bir yenilgisi gibi hissetmiyorum. Çünkü puan kaybetmedik, kupadan elenmedik ve bu karşılaşmanın esas hedefi zaten skor değildi. Futbolcular mücadele etti, gençler süre aldı, Barış güzel bir gol attı; daha önemlisi yardıma ihtiyacı olan çocuklar için bir organizasyon gerçekleştirildi.

Sonuç: Skoru Dinamo Kiev aldı, gecenin adı barış olarak kaldı

Galatasaray ile Dinamo Kiev'in Nef Stadyumu'ndaki özel maçı futbol açısından 3-1'lik Dinamo Kiev galibiyetiyle sona erdi. Buyalskyi 14, Besedin 28 ve Tsygankov 80. dakikalarda konuk takım adına ağları buldu. Galatasaray'da Halil Dervişoğlu iki kez direğe takıldı; Barış Alper Yılmaz 56. dakikada ceza sahası dışından attığı güzel golle farkı bire indirdi. İkinci yarıda yedi Galatasaray Akademisi oyuncusu süre aldı.

Fakat bu geceyi sadece dört golle anlatırsak esas hikâyeyi kaçırırız. Maç Ukrayna'daki savaştan zarar gören çocuklara destek amacıyla oynandı. Dinamo Kievli futbolcular seremoniye ülkelerinin bayraklarıyla çıktı, hayatını kaybedenler için saygı duruşu yapıldı ve karşılaşmanın sonunda iki takım oyuncuları tribünlerden alkış aldı.

Bu nedenle “kazanan barış oldu” başlığının hakkı var. Galatasaray kaybetti, Dinamo Kiev kazandı; ama futbol bir günlüğüne puan cetvelinin dışına çıktı. Bir kulübün büyüklüğünün sadece kaç şampiyonluğu veya kaç yıldızı olduğuyla ölçülmediğini düşünüyorum. Gerektiğinde sahip olduğu gücü yardımlaşma için kullanabilmek de o büyüklüğün parçası.

Ben Galatasaray'ın böyle organizasyonlarda bulunmasını isterim. Sadece kendi tarihimizle gurur duyan değil, futbolun toplumsal gücünün farkında olan bir kulüp olmalıyız. Dinamo Kiev maçı bize genç oyuncularımızı görme fırsatı verdi, Barış Alper'in güzel golünü izlettirdi ve Mircea Lucescu gibi geçmişimizde yeri olan bir teknik adamı yeniden stadımızda ağırladı. Ama bütün bunların üzerinde, savaştan etkilenen çocuklara dikkat çekmek için aynı sahada buluşuldu.

14 Nisan 2022'nin skorunu kayıtlar Dinamo Kiev 3-1 Galatasaray olarak yazacak. Galatasaray tarihindeki bu maçın asıl hatırası ise Ukrayna bayrakları, genç futbolcular, Barış Alper'in golü ve “Barış için maç” mesajı olacak. Bazen futbolun kazanması için bizim takımımızın skor tabelasında kazanması gerekmiyor. Bu kez tabelayı Dinamo Kiev aldı; gecenin gerçek mesajını ise barış kazandı.