Galatasaray, Spor Toto Süper Lig Ahmet Çalık Sezonu'nun 25. haftasında sahasında Yukatel Kayserispor ile 1-1 berabere kalarak galibiyet hasretini altı maça çıkardı. Ali Sami Yen Spor Kompleksi Nef Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada konuk ekip 69. dakikada Miguel Cardoso ile öne geçti. Galatasaray'ın cevabı 85. dakikada Mostafa Mohamed'den geldi. Sarı-kırmızılılar son bölümde galibiyet için baskı kursa da ikinci golü bulamadı ve 25 maç sonunda 29 puana yükseldi. Domènec Torrent yönetimindeki beşinci lig karşılaşmasında da galibiyet gelmezken Galatasaray, sezonun ikinci yarısında yaşadığı ağır sonuç krizinden çıkamadı.

Galatasaraylı olarak bu maçın ardından yalnızca kaybedilen iki puanı konuşmanın artık yeterli olmadığını düşünüyorum. Son 14 lig maçında yalnızca bir galibiyet alan bir takımın problemi, tek bir pozisyonun gole dönüşmemesinden daha büyük. Kayserispor karşısında fırsat ürettik, rakip kaleciyi zorladık, topa daha fazla sahip olduk ve son bölümde beraberliği de bulduk. Ancak Galatasaray'ın içinde bulunduğu tabloya bakınca artık iyi oynadığımız bölümlerden çok bunu neden 90 dakikalık galibiyete dönüştüremediğimizi sorgulamamız gerekiyor. Büyük takım krizden, güzel istatistikler anlatarak değil, maç kazanarak çıkar.

Galatasaray-Kayserispor maçında goller 69 ve 85. dakikalarda geldi

DakikaGolSkor
69Miguel CardosoGalatasaray 0-1 Kayserispor
85Mostafa MohamedGalatasaray 1-1 Kayserispor

Maçın ilk yarısı golsüz sona erdi. Galatasaray özellikle topa sahip olduğu bölümlerde Kayserispor'un geride kurduğu savunmayı açmaya çalıştı. Kerem Aktürkoğlu'nun presiyle hazırlanan bir pozisyonda Sofiane Feghouli gole yaklaştı, ancak kaleci Bilal Bayazıt vuruşu çıkardı. Bafetimbi Gomis de hem ceza sahası dışından hem de ceza sahası içinden şansını denedi fakat ilk yarıda aranan gol gelmedi.

İkinci yarının hemen başında Galatasaray baskısını artırdı. Feghouli'nin savunma arkasına gönderdiği topla Kerem Aktürkoğlu ceza sahasına girdi, ancak savunmanın son anda yaptığı müdahale gole izin vermedi. Patrick van Aanholt'un ortasında Gomis'in kafa vuruşu da üstten dışarı çıktı. Bunlar Galatasaray'ın ikinci yarıya kazanma isteğiyle başladığını gösteren pozisyonlardı. Fakat futbolda fırsat yaratmak tek başına puan getirmiyor; o fırsatların en azından bir bölümünü skora çevirebilmek gerekiyor.

Gomis yeniden Galatasaray formasına ilk 11'de döndü

Karşılaşmanın dikkat çeken ayrıntılarından biri Bafetimbi Gomis'in Galatasaray'a dönüşünün ardından ilk 11'de sahaya çıkmasıydı. Sarı-kırmızılı kulübün birkaç gün önce yeniden kadrosuna kattığı Fransız santrfor, Torrent tarafından hücumun merkezinde görevlendirildi. Ryan Babel ve Feghouli'nin kanatlardan, Kerem'in ise farklı bölgelerden vereceği destekle Gomis'in ceza sahası içindeki bitiriciliğinden yararlanılmak istendi.

Ben Gomis'in dönüşünden heyecan duyan taraftarı anlıyorum. 2017-2018 sezonundaki şampiyonlukta attığı goller hafızamızda. Fakat 2022'deki Gomis'i dört buçuk yıl önceki oyuncuyla aynı fiziksel beklentiye sokmak doğru değil. Bugünkü Gomis'ten faydalanmanın yolu, onun ceza sahası içindeki sezgisini ve bitiriciliğini doğru servisle buluşturmak. Santrforu orta sahaya kadar gelip sürekli top almaya zorlarsak en güçlü özelliğinden uzaklaştırabiliriz.

Kayserispor karşısında Gomis pozisyonlara girdi ancak golü bulamadı. Bunun tek maç üzerinden olumsuz bir hükme dönüştürülmesini doğru bulmam. Yeni takımıyla birkaç antrenman geçirmiş bir futbolcunun hemen bütün hücum sorunlarını çözmesini beklemek gerçekçi değil. Buna karşılık Galatasaray'ın da Gomis geldi diye santrfor probleminin kendiliğinden çözüldüğünü düşünmemesi gerekir. Ona topu hangi bölgede ve hangi kalitede ulaştıracağımız, transferin gerçek karşılığını belirleyecek.

Mostafa Mohamed Afrika Kupası dönüşünde golünü attı

Gomis 59. dakikada oyundan çıkarken yerine Mostafa Mohamed girdi. Mısır Milli Takımı ile Afrika Uluslar Kupası'ndan dönen santrfor, Galatasaray'a dönüşündeki ilk lig maçında takımını yenilgiden kurtaran golü kaydetti. Kerem Aktürkoğlu'nun 85. dakikada kullandığı kornerde iyi yükselen Mostafa Mohamed, kafa vuruşuyla topu ağlara göndererek skoru 1-1 yaptı.

Bu gol benim açımdan iki nedenle değerli. Birincisi, Mostafa Mohamed uzun bir milli takım sürecinin ardından yeniden Galatasaray'a döner dönmez skor katkısı verdi. İkincisi, takımın geriye düştükten sonra maçı tamamen bırakmadığını gösterdi. Son haftalarda Galatasaray'ın kötü bir olaydan sonra oyundan düşmesi çok eleştirildi. Bu kez en azından 0-1'in ardından beraberliği bulacak tepki gösterildi.

Ancak bir puanı kurtarmış olmamız, sonucu yeterli hale getirmiyor. Galatasaray kendi sahasında Kayserispor karşısında 85. dakikada beraberlik golünü bulduğu için rahatlamamalı. O golün ardından hâlâ zaman vardı ve ikinci gol için daha kontrollü, daha organize bir baskı kurulabilirdi. Panikle ceza sahasına top göndermek ile rakibi gerçekten çözecek hücum hazırlamak aynı şey değil.

Cardoso'nun golünde top kaybının bedeli ağır oldu

Kayserispor'un golü Galatasaray'ın savunmadan çıkmaya çalıştığı bir anda kaybettiği topun ardından geldi. Mame Thiam'ın geliştirdiği hücumda Miguel Cardoso ceza sahasında vuruşunu yaptı ve yerden seken top Iñaki Peña'yı geçerek ağlara gitti. Maçın 69. dakikasında gelen bu gol, Galatasaray'ın uzun süre topa sahip olduğu bir karşılaşmada yine rakibine kritik bir hata üzerinden skor fırsatı verdiğini gösterdi.

Ben burada sadece topu kaybeden oyuncuyu suçlamayı yeterli bulmuyorum. Geriden oyun kurulacaksa top kaybı ihtimaline karşı takımın geri kalanının pozisyonu da hazır olmalı. Bir oyuncu baskı altında hata yaptığında rakip tek pasla ceza sahamıza girebiliyorsa problem yalnızca bireysel hata değildir. Topun çevresinde yeterli destek bulunup bulunmadığı, stoperlerin ve orta sahanın olası kayba karşı nasıl konumlandığı da incelenmeli.

Torrent'in Galatasaray'da kurmaya çalıştığı oyun, kaleciden ve savunmadan daha kontrollü pasla çıkmayı içeriyorsa bu tür hatalar başlangıçta yaşanabilir. Ancak gelişim dediğimiz şey aynı hatanın tekrarını azaltabilmek. Ben hocadan oyuncularına topu geriden çıkarın demesinden fazlasını bekliyorum; hangi baskıya karşı hangi pas yolunun kullanılacağını da çalıştırması gerekiyor.

Iñaki Peña ikinci lig maçında kaleyi korudu

Barcelona'dan sezon sonuna kadar kiralanan Iñaki Peña, Alanyaspor karşılaşmasının ardından Kayserispor önünde de Galatasaray'ın kalesindeydi. Genç İspanyol kaleci ilk yarıda savunma arkasına atılan bazı toplarda zamanında çıktı, ikinci yarıda Thiam'ın vuruşunda önemli bir müdahale yaptı. Cardoso'nun golünde ise yerden seken top kalecinin üzerinden ağlara gitti.

Ben Peña transferini sadece Fernando Muslera dönene kadar kaleyi dolduracak oyuncu olarak değerlendirmiyorum. Torrent'in topu savunmadan kurma düşüncesinde kalecinin ayağıyla vereceği karar da önemli. Ancak kaleciye sürekli riskli pas sorumluluğu verirken önündeki oyuncuların hareketsiz kalmasına izin veremeyiz. Kaleci kısa oynayacaksa stoper ve orta saha ona gerçek pas seçenekleri sunmalı.

Yeni kaleciyi iki maç üzerinden Muslera ile karşılaştırmak da sağlıklı değil. Muslera yıllardır bu kulübün en önemli oyuncularından biri; Peña ise yeni ülkeye ve yeni savunma hattına birkaç gün önce katıldı. Onu değerlendirirken yaptığı kurtarış kadar takım arkadaşlarıyla kurduğu iletişimin zaman içinde nasıl geliştiğine de bakmak gerekir.

Erick Pulgar da Galatasaray formasıyla ilk kez sahaya çıktı

Ara transfer döneminde Fiorentina'dan kiralanan Erick Pulgar, Kayserispor karşılaşmasının 81. dakikasında Taylan Antalyalı'nın yerine oyuna girerek Galatasaray formasıyla ilk resmî maçına çıktı. Aynı bölümde Olimpiu Moruţan ve Ömer Bayram da oyuna dahil edildi. Torrent böylece son dakikalarda hem orta sahadaki yapıyı değiştirdi hem de hücum baskısını artırmaya çalıştı.

Pulgar'ın dokuz-on dakikalık bölümünden kesin sonuç çıkarmak istemem. Yönetim onu özellikle savunmanın önünde ihtiyaç duyulan altı numara rolü için kadroya kattığını açıklamıştı. Bu rolün gerçek etkisini görmek için oyuncunun takım arkadaşlarıyla daha fazla çalışması gerekiyor. Pozisyon alma alışkanlığı, ilk pası hangi hızda verdiği ve top kaybedildiğinde savunmanın önünü ne kadar koruyabildiği ilerleyen haftalarda daha anlamlı biçimde değerlendirilebilir.

Ben yeni transferlerin ilk maçına aşırı anlam yüklenmesine karşıyım. Pulgar birkaç iyi pas verdi diye bütün orta saha sorunu çözülmüş sayılmaz; ilk hatasında da yanlış transfer ilan edilmemeli. Galatasaray'ın içinde bulunduğu ortam zaten oyuncular üzerinde büyük baskı yaratıyor. Yeni gelen isimlere görevlerini net verip performanslarını zaman içinde değerlendirmek daha doğru.

Boey yeniden ilk 11'e döndü

Sacha Boey de yaşadığı uzun sakatlık dönemlerinin ardından Kayserispor karşısında sağ bekte ilk 11'de görev aldı. Galatasaray yaz transfer döneminde genç Fransız futbolcudan önemli beklentilere sahipti ancak sakatlıkları sezonun ilk yarısında düzenli forma bulmasını engellemişti. DeAndre Yedlin'in ayrılmasının ardından Boey ve uzun sakatlık sürecinden dönen Omar Elabdellaoui sağ bek planının merkezine yerleşti.

Boey'in enerjisi ve ileri çıkışları Galatasaray'a hücum genişliği kazandırabilir. Fakat uzun süre düzenli maç oynamamış futbolcudan hemen en yüksek fiziksel seviyesini beklemek doğru değil. Bek pozisyonu günümüz futbolunda çok yüksek koşu yükü gerektiriyor. Hücuma çıktığında geri dönmek, kanat oyuncusuyla birlikte baskı yapmak ve arka direği savunmak aynı maç içerisinde defalarca tekrar ediliyor.

Cardoso'nun golü öncesindeki top kaybı ve Kayserispor'un geliştirdiği hücum nedeniyle Boey'in performansı da tartışılabilir. Ben tek pozisyon üzerinden oyuncuyu suçlamaktansa takımın top kaybı güvenliğini değerlendirmeyi tercih ederim. Bek ileri çıkıyorsa onu kimin koruduğu, top kaybedildiğinde orta sahanın hangi alanı kapattığı belli olmalı.

Galatasaray fırsat buldu ama bitiremedi

Maçın temel hikâyesi Galatasaray açısından yine bitiricilik sorunuydu. Feghouli'nin ilk yarıdaki şutunu Bilal Bayazıt çıkardı. Gomis birkaç kez kaleyi yokladı. İkinci yarıda Kerem Aktürkoğlu'nun şutlarında Kayserispor kalecisi başarılı oldu. Berkan Kutlu'nun uzak köşeye gönderdiği plaseyi Bilal son anda kornere çeldi. Kornerin devamında Babel'in kafa vuruşu da az farkla dışarı çıktı.

Domènec Torrent maç sonrasında takımının çok sayıda net pozisyon oluşturduğunu, topa yaklaşık yüzde 64 oranında sahip olduğunu ve asıl problemin gol eksikliği olduğunu söyledi. Ben bu değerlendirmenin önemli bir bölümüne katılıyorum. Galatasaray önceki bazı maçlara kıyasla daha fazla gol pozisyonuna girdi. Ancak istatistikler tabelayı değiştirmiyorsa sadece teselli olarak kalabilir.

Topa yüzde 64 sahip olmak, eğer bu sahiplik rakibin ceza sahasında kaliteli fırsata dönüşmüyorsa kendi başına başarı değil. Kayserispor geride beklemeyi kabul ettiği için Galatasaray'ın topu daha fazla kullanması doğal. Asıl önemli olan o topu savunmanın arkasına ne kadar hızlı ve doğru taşıdığımız. Bu maçta fırsat sayısı arttı; şimdi bunun devamlı hale gelmesi ve gol oranının yükselmesi gerekiyor.

Torrent: Gol eksiğimiz var

Torrent maç sonrasında oyuncuların mücadele etmediği yönündeki eleştiriye katılmadığını, takımın sonucu değiştirmek için ciddi efor sarf ettiğini anlattı. Sorunun gol üretiminde olduğunu ve yakalanan çok sayıdaki fırsata rağmen bunların yeterince değerlendirilemediğini vurguladı. Ayrıca ikinci yarının yaklaşık 30 dakikalık bölümünü rakibe bıraktıklarını da kabul etti.

Ben hocanın oyuncuların emeğini korumasını anlayabiliyorum. Gerçekten de Kayserispor maçında isteksiz bir Galatasaray gördüğümüzü söylemek haksızlık olur. Oyuncular özellikle geriye düştükten sonra gol için çabaladı. Fakat büyük takım için efor başlangıç şartıdır, başarı ölçüsü değil. Taraftar futbolcusunun mücadele etmesini zaten bekler; bunun üzerine oyun kalitesi ve sonuç gelmek zorunda.

Torrent'in ikinci yarının bir bölümünü rakibe bıraktıklarını söylemesi de önemli. Galatasaray'ın problemi bu sezon sık sık 90 dakikanın tamamını aynı seviyede oynayamamak oldu. İyi 20 dakika, kötü 25 dakika, yeniden baskılı 15 dakika derken takımın kontrolü kesintiye uğruyor. Ben teknik heyetten ilk olarak bu dalgalanmayı azaltmasını bekliyorum.

Torrent yönetiminde beş lig maçı, hâlâ galibiyet yok

Domènec Torrent, Galatasaray'ın başında Süper Lig'de beşinci karşılaşmasına Kayserispor karşısında çıktı. İspanyol teknik adamın ilk beş lig maçında üç mağlubiyet ve iki beraberlik alındı. Hatayspor, Kasımpaşa ve Trabzonspor karşısında kaybeden Galatasaray; Alanyaspor ve Kayserispor ile berabere kaldı.

MaçSonuç
Hatayspor - Galatasaray4-2
Galatasaray - Kasımpaşa1-3
Galatasaray - Trabzonspor1-2
Alanyaspor - Galatasaray1-1
Galatasaray - Kayserispor1-1

Bu beş maçta Galatasaray altı gol atarken 11 gol yedi ve yalnızca iki puan alabildi. Torrent göreve geldiğinde takım zaten ciddi bir kriz içindeydi; dolayısıyla bütün tabloyu yeni hocanın üzerine bırakmak doğru olmaz. Fakat teknik direktör değişikliğinin ardından beklenen reaksiyonun da henüz gelmediği açık.

Ben Torrent'e beş maç sonunda nihai hüküm vermem. Özellikle göreve gelir gelmez yoğun fikstüre girdi, ardından transferlerle kadro değişti ve milli ara yaşandı. Fakat artık bahaneden daha fazla ilerleme görmek gerekiyor. Alanyaspor maçından sonra fiziksel gelişimden söz edildi; Kayserispor maçında pozisyon üretimi arttı. Bir sonraki aşama bunları galibiyete çevirebilmek olmalı.

Galatasaray son altı lig maçını kazanamadı

Kayserispor beraberliğiyle Galatasaray'ın ligdeki galibiyet hasreti altı karşılaşmaya çıktı. Giresunspor, Hatayspor, Kasımpaşa ve Trabzonspor karşısında dört mağlubiyet yaşandı; Alanyaspor ve Kayserispor maçları beraberlikle tamamlandı. Bu altı maçta sarı-kırmızılılar yalnızca iki puan toplayabildi.

Son galibiyet 25 Aralık 2021'de Antalyaspor karşısında alınmıştı. O tarihten 12 Şubat'a kadar ligde kazanamamak Galatasaray standardında son derece ağır bir seri. Ben bunu normal formsuzluk diye geçiştiremiyorum. Bir takım birkaç hafta kötü olabilir; altı maç boyunca galibiyet bulamıyorsa artık teknik, fiziksel ve mental nedenlerin tamamına bakmak gerekir.

Özellikle kendi sahasındaki tablo daha fazla rahatsız ediyor. Antalyaspor galibiyetinin ardından Nef Stadyumu'nda Giresunspor, Kasımpaşa ve Trabzonspor'a kaybedildi, Kayserispor'la berabere kalındı. Galatasaray'ın kendi evindeki maçta rakibin sahaya daha rahat çıkmasına izin vermemesi gerekir. Taraftar avantajının yeniden gerçek bir saha üstünlüğüne dönüşmesi gerekiyor.

Son 14 lig maçında sadece bir galibiyet

Kötü seriyi yalnızca son altı maça indirgemek de tablonun tamamını göstermiyor. Galatasaray, Süper Lig'deki son 14 karşılaşmasının sadece birini kazandı. Bu bölümde bir galibiyet, altı beraberlik ve yedi mağlubiyet yaşandı. Sarı-kırmızılılar 13 gol atarken kalesinde 21 gol gördü.

Bu istatistik Fatih Terim ve Domènec Torrent dönemlerini birlikte kapsıyor. Dolayısıyla krizin başlangıcını yeni teknik direktöre yazmak tarihsel olarak yanlış olur. Aynı şekilde Torrent geldi diye önceki dönemde başlayan sorunların sorumluluğunun tamamen ortadan kalktığını da söyleyemeyiz. Yönetimin yaz transferlerinden teknik direktör değişikliğine, oyuncuların performansından ocak hamlelerine kadar bütün futbol planını değerlendirmesi gerekiyor.

Benim için en rahatsız edici nokta, Galatasaray'ın kaybetmeye alışmış görüntü vermesi. Futbolcu bunu bilinçli olarak kabul etmiyor olabilir; ancak uzun galibiyetsizlik serileri takımın davranışlarını değiştirir. Net gol pozisyonunda oyuncu daha fazla düşünmeye, rakip atağa çıktığında savunmacı kötü ihtimali daha fazla hissetmeye başlar. Bu döngüyü kırmanın en etkili yolu güzel konuşma değil, üst üste kazanılacak maçlardır.

25 maç sonunda 29 puan

Kayserispor beraberliğiyle Galatasaray puanını 29'a çıkardı. Sarı-kırmızılı takım maçın tamamlandığı anda 13. sırada bulunuyordu. Sezona şampiyonluk hedefi ve gençleşme projesiyle başlayan takımın şubat ayında bu sıralarda olması, sezonun ne kadar ciddi biçimde planlananın dışına çıktığını gösteriyor.

Ben Galatasaray'ın 13. sırada bulunmasını hiçbir Avrupa başarısıyla normalleştirmem. UEFA Avrupa Ligi'nde grubun lider tamamlanması çok değerli ve bunun hakkını ayrıca verdik. Ancak aynı takımın Süper Lig'deki hedefi orta sıralarda kalmak olamaz. Avrupa performansı, ligdeki kötü sonucu gizleyen perde değil; tam tersine bu oyuncuların doğru düzende daha iyi futbol oynayabildiğinin kanıtı olmalı.

Bu nedenle Torrent'in görevi yalnızca ligde birkaç sıra yükselmek değil. Mart ayında başlayacak Avrupa Ligi son 16 turuna kadar takımın özgüvenini, oyun düzenini ve maç kazanma alışkanlığını yeniden oluşturması gerekiyor. Ligde sürekli puan kaybeden takımın Avrupa gecesi geldiğinde bir düğmeye basıp eski haline dönmesini beklemek gerçekçi değil.

İlk yarıdaki Kayserispor maçı 3-0 kaybedilmişti

İki takım sezonun ilk yarısında 22 Eylül 2021'de Kayseri'de karşılaşmış ve Galatasaray sahadan 3-0 mağlup ayrılmıştı. İstanbul'daki rövanşta bu kez daha fazla topa sahip olan ve çok daha fazla gol fırsatı yakalayan bir Galatasaray vardı. Buna rağmen sonuç yine galibiyet olmadı.

Ben iki karşılaşma arasındaki oyun farkını görmezden gelmem. Kayseri'deki ilk maç son derece kötü bir Galatasaray görüntüsüydü; bu karşılaşmada ise üretim vardı. Ancak gelişimi ölçerken sadece önceki kötü maçtan daha iyi olmaya değil, Galatasaray'ın kendi standardına bakmalıyız. Kayserispor karşısında kendi sahamızda 1-1'i gelişme diye yeterli görürsek çıtayı gereğinden fazla düşürmüş oluruz.

Kerem Aktürkoğlu yine hücumun merkezindeydi

Kerem Aktürkoğlu bu maçta da Galatasaray'ın en fazla tehdit üreten oyuncularından biriydi. İlk yarıda Feghouli'nin pozisyonunun hazırlanmasında yaptığı pres, ikinci yarıda kaleyi yoklayan şutları ve Mostafa Mohamed'in golündeki korneri genç futbolcunun hücumdaki etkisini gösterdi.

Ben Kerem'in son dönemde giderek daha fazla sorumluluk almasını değerli buluyorum. Ancak takımın bütün hücum yükünü onun bireysel aksiyonlarına bırakmak tehlikeli. Rakip Kerem'in alanını kapattığında Galatasaray'ın başka bir üretim merkezi bulunmalı. Feghouli, Cicâldău, Moruţan, Babel ve kanat beklerinin de hücum yaratımına düzenli katkı vermesi gerekiyor.

Genç oyuncuya çok fazla yük bindirmenin bir başka riski de karar kalitesinin düşmesi. Kerem her topu aldığı anda maçı çözmek zorunda hissederse bazı pozisyonlarda basit pas yerine zor tercihe yönelebilir. Takım oyunu onun yeteneğini kısıtlamak değil, üzerindeki gereksiz yükü azaltmak için kurulmalı.

Berkan Kutlu gole çok yaklaştı

Galatasaray geriye düştükten sonra 75. dakikada Berkan Kutlu önemli bir fırsat yakaladı. Kayserispor yarı sahasında kazanılan topun ardından Berkan'ın uzak köşeye gönderdiği vuruşu kaleci Bilal Bayazıt son anda kornere çıkardı. Devamındaki kornerde Babel'in kafa vuruşu da direğin yanından dışarı gitti.

Bu iki pozisyon, Galatasaray'ın 0-1 sonrasında hemen tepki üretebildiğini gösterdi. Ben özellikle orta saha oyuncularının ceza sahası çevresine doğru zamanda gelmesini önemsiyorum. Santrforun bütün gol yükünü taşıdığı takım rakip için daha kolay savunulur. Berkan bu tür koşuları daha sık ve doğru zamanda yapabilirse hücumdaki tahmin edilebilirliği azaltabilir.

Ancak Berkan'ın esas katkısını gol sayısıyla ölçmem. Koşu mesafesi, ikinci toplara yaklaşması ve takım savunmasına verdiği destek onun profilinin önemli bölümleri. Torrent'in Pulgar'ı da kadroya katmasıyla orta sahadaki görev dağılımının nasıl değişeceği önümüzdeki haftaların önemli konusu olacak.

Taylan-Pulgar-Berkan denkleminde yeni bir dönem başlıyor

Pulgar'ın takıma katılması Torrent'e orta saha için yeni kombinasyonlar sunuyor. Taylan Antalyalı sezonun büyük bölümünde savunmanın önünde görev yaptı. Berkan yüksek enerjisiyle farklı alanlara destek verdi. Pulgar ise yönetimin açıklamasına göre doğrudan altı numara ihtiyacı için alındı. Bu üç oyuncunun özelliklerini doğru ayırmak gerekiyor.

Ben yeni transfer geldi diye Taylan'ın veya Berkan'ın değersiz ilan edilmesine karşıyım. İyi kadroda bir oyuncu diğerini yok etmez; farklı maçların farklı ihtiyaçlarına cevap verir. Pulgar daha sabit bir savunma güvenliği sağlarsa Berkan'ın ileri çıkışı kolaylaşabilir. Taylan başka bir rolde top kullanımına daha fazla katkı verebilir. Bütün mesele teknik heyetin oyuncuları geçmişte oynadıkları tek pozisyona mahkûm etmeden doğru ilişkileri kurması.

Gomis ve Mostafa Mohamed rekabeti Galatasaray'a yarar sağlamalı

Kayserispor maçında Gomis ilk 11'de başlayıp Mostafa Mohamed'in oyuna girmesi ve golü atması, santrfor bölgesinde yeni bir rekabetin başladığını gösterdi. Mbaye Diagne'nin sakatlığının devam ettiği dönemde iki oyuncunun bulunması Torrent için önemli bir seçenek.

Ben bu rekabetin Gomis mi Mostafa mı tartışmasına indirgenmesini istemiyorum. Bazı rakiplere karşı Gomis'in ceza sahası tecrübesi daha yararlı olabilir; bazı maçlarda Mostafa'nın fizik gücü ve hava hâkimiyeti öne çıkabilir. Gerektiğinde ikisinin birlikte kullanılabileceği bölümler de olabilir. Teknik direktörün görevi popüler olanı seçmek değil, maçın ihtiyacına uygun profili kullanmak.

Mostafa'nın milli takım dönüşünde attığı gol ona özgüven verebilir. Gomis'in ise ritmini kazanması için zamana ihtiyacı var. Galatasaray'ın sezonun geri kalanında bu iki santrfordan toplam yüksek gol katkısı alabilmesi, takımın ligde toparlanması açısından kritik olacak.

Sıradaki maç Göztepe deplasmanı

Galatasaray, Kayserispor beraberliğinin ardından Süper Lig'in 26. haftasında Göztepe ile deplasmanda karşılaşacak. Altı maçtır kazanamayan bir takım için artık her yeni karşılaşma normal bir lig haftasından daha büyük psikolojik anlam taşıyor. İlk galibiyet gelene kadar her maçta galibiyetsizlik sayısı yeniden gündeme gelecek.

Ben Göztepe maçında sadece sonucun değil, Kayserispor karşısında olumlu görünen hücum üretiminin devam edip etmediğinin de önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer bugün yedi net fırsat oluşturduğumuzu söylüyorsak bir sonraki maçta tekrar aynı kaliteyi üretmeliyiz. Tek maçlık pozisyon bolluğu gelişim kanıtı değildir; tekrar edilebildiğinde oyun kimliğine dönüşür.

Aynı şekilde savunmadan çıkarken verilen Cardoso golündeki hatanın tekrarlanmaması gerekiyor. Teknik çalışma böyle ölçülür. Bir sorun görülür, antrenmanda düzeltilir ve sonraki maçta aynı baskı geldiğinde daha doğru karar verilir. Torrent'in Galatasaray'ında görmek istediğim ilerleme tam olarak bu.

Avrupa Ligi yaklaşırken ligde kazanma alışkanlığı şart

Galatasaray'ın UEFA Avrupa Ligi'nde doğrudan son 16 turunda mücadele edecek olması sezonun en büyük sportif fırsatı olarak önünde duruyor. Grup aşamasında Lazio, Marsilya ve Lokomotiv Moskova karşısında yenilmeyen takımın Avrupa'daki özgüveni lig performansından çok farklıydı. Fakat son 16 turuna kadar bu kadar uzun galibiyetsiz devam etmek mümkün değil.

Ben Avrupa Ligi'ni sezonu kurtaracak sihirli bir gece gibi görmüyorum. O seviyede rakip karşısına çıktığınızda takımın fiziksel ve psikolojik olarak hazır olması gerekiyor. Son haftalarda kazanamamış, her kaçan pozisyonda tedirginleşen bir takım Avrupa'da da zorlanır. Bu nedenle ligde alınacak galibiyetler sadece puan tablosu için değil, Avrupa hazırlığının da parçası.

Sonuç: Galatasaray fırsat üretti ama galibiyet yine gelmedi

Kayserispor karşısında önceki haftalara göre daha fazla gol pozisyonuna giren bir Galatasaray izledik. Gomis ilk maçında fırsatlar buldu, Kerem hücumun merkezinde kaldı, Berkan gole yaklaştı, Mostafa Mohamed oyuna girip beraberliği getirdi, Pulgar ilk kez sarı-kırmızılı formayı giydi. Bunların hepsi ayrı ayrı olumlu işaret olarak yazılabilir.

Ancak maçın sonunda tabela 1-1. Galatasaray altı lig maçıdır kazanamıyor, son 14 maçta yalnızca bir galibiyeti var ve Torrent yönetimindeki beş lig karşılaşmasında hâlâ üç puanla tanışamadı. Bu gerçeklerin yanında iyi oynadık demek taraftarı ancak sınırlı süre rahatlatabilir. Galatasaray'ın şu anda en fazla ihtiyacı olan şey, iyi oyunun ödülünü galibiyet olarak almak.

Ben oyuncuların mücadele etmediğini düşünmüyorum. Kayserispor maçında kazanmak isteyen bir takım vardı. Fakat Galatasaray'ın standardı istemekle sınırlı olamaz. Doğru pas, doğru koşu, savunma güvenliği ve bitiricilik aynı maçta bir araya gelmeli. Bir hafta biri iyi, diğer hafta başkası eksik kaldığında seri oluşturamayız.

Yeni transferler geldi, Torrent milli arada takımla daha fazla çalışma fırsatı buldu ve kadro seçenekleri yavaş yavaş genişliyor. Bundan sonra mazeret alanı daralıyor. Peña, Pulgar ve Gomis'ten katkı beklerken mevcut oyuncuların da sorumluluk alması gerekiyor. Galatasaray'ın lig tablosundaki yerine bakıp bunu geçici bir anormallik diye görmezden gelemeyiz; o tabloyu değiştirecek olan yine sahadaki takım.

Galatasaray galibiyete hasret ve bu hasreti bitirmenin tek yolu kazanmayı yeniden alışkanlık haline getirmek. Kayserispor maçında bazı olumlu işaretleri gördük fakat artık işaret değil sonuç gerekiyor. Bir galibiyet bütün sorunları çözmez, ama üzerimizdeki ağır psikolojik yükün kırılması için başlangıç olabilir. Galatasaray'ın bugün ihtiyacı geçmişini anlatmak değil, sahada geleceğine yeniden inanmasını sağlayacak ilk adımı atmak. O ilk adım da üç puandan geçiyor.