Galatasaray, Spor Toto Süper Lig Ahmet Çalık Sezonu'nun 33. haftasında sahasında Öznur Kablo Yeni Malatyaspor'u 2-0 mağlup etti. Ali Sami Yen Spor Kompleksi Nef Stadyumu'nda oynanan karşılaşmanın ilk yarısı golsüz tamamlanırken sarı-kırmızılılar ikinci devreye çok daha yüksek tempoyla başladı. Ryan Babel 51. dakikada VAR incelemesinin ardından geçerli sayılan golle Galatasaray'ı öne geçirdi, yalnızca iki dakika sonra Halil Dervişoğlu'nun kafa golü farkı ikiye çıkardı. İlk yarıda oyunun hızını ve düzenini bulmakta zorlanan Galatasaray, devre arasından sonra kısa sürede maçı çözdü ve puanını 44'e yükseltti.

Galatasaraylı olarak bu maç bana sezon boyunca defalarca sorduğumuz bir soruyu yeniden düşündürdü: Aynı oyuncular 45 dakika içinde nasıl bu kadar farklı iki takım görüntüsü verebiliyor? İlk yarıda temposu düşük, kolay top kaybeden ve hücumdaki yerleşimini istediği gibi yapamayan Galatasaray vardı. İkinci yarının başında ise rakip ceza sahasına çok daha hızlı giren, kaybettiği topun peşinden koşan ve sadece iki dakika içinde iki gol bulan bir takım izledik. Kazanmamıza seviniyorum; fakat ilk 45 dakikanın neden bu kadar etkisiz geçtiğini de galibiyetin arkasına saklamamak gerektiğini düşünüyorum.

Galatasaray-Yeni Malatyaspor maçının golleri

DakikaGolSkor
51Ryan BabelGalatasaray 1-0 Yeni Malatyaspor
53Halil DervişoğluGalatasaray 2-0 Yeni Malatyaspor

İki gol arasında yalnızca iki dakika bulunması başlığın neden “Galatasaray ikinci yarıda açıldı” olduğunu çok iyi anlatıyor. İlk yarıda 45 dakika boyunca aranan gol, ikinci devrede beş dakika bile tamamlanmadan iki kez geldi. Bunun tesadüfi bir skor patlaması olduğunu düşünmüyorum. Galatasaray devre arasından sonra sahaya daha geniş yayıldı, topu daha hızlı kullandı ve özellikle kanat-bek ilişkilerini daha doğru kurdu. Torrent'in maç sonundaki değerlendirmesinde de ilk ve ikinci yarı arasındaki taktik fark açık biçimde vurgulandı.

Galatasaray maça hangi 11 ile başladı?

Domènec Torrent karşılaşmaya Fernando Muslera, Omar Elabdellaoui, Victor Nelsson, Marcao Teixeira, Patrick van Aanholt, Erick Pulgar, Taylan Antalyalı, Berkan Kutlu, Ryan Babel, Kerem Aktürkoğlu ve Halil Dervişoğlu ilk 11'iyle çıktı. Böylece orta sahada Pulgar, Taylan ve Berkan'ın birlikte yer aldığı, Kerem ve Babel'in hücumun kenar bağlantılarını oluşturduğu, Halil'in ise merkezde hareketli forvet rolünü üstlendiği bir yapı tercih edildi.

Ben bu üçlü orta saha tercihinde Torrent'in hem topa sahip olmak hem de kayıp sonrasında merkezi güçlü tutmak istediğini düşünüyorum. Pulgar daha geriden pas bağlantısına katkı verirken Taylan ve Berkan'ın farklı alanlara hareket etmesi bekleniyordu. Ancak ilk yarıda bu yapı kâğıt üzerindeki kadar akıcı işlemedi. Oyuncuların aynı hatta yaklaştığı, hücum genişliğinin yeterince oluşmadığı ve topun özellikle rakibin savunma bloğu önünde yavaş dolaştığı anlar fazlaydı.

Yeni Malatyaspor'un ligden düşmesi kesinleşmiş olması da maçın kolay geçeceği anlamına gelmiyordu. Böyle rakipler üzerlerindeki puan baskısının azalması nedeniyle zaman zaman daha rahat oynayabilir. Galatasaray'ın görevi rakibin ligdeki konumuna bakmak değil, ilk dakikadan itibaren kendi oyun temposunu kurmaktı. İlk yarıda bunu yeterince yapamadık.

İlk 15 dakika neredeyse pozisyonsuz geçti

Karşılaşmanın ilk çeyreğinde iki takım da belirgin bir gol fırsatı oluşturamadı. Galatasaray topa daha fazla sahip olmasına rağmen bu üstünlük rakip ceza sahasında sürekli tehdit yaratmaya dönüşmedi. Yeni Malatyaspor ise özellikle kazandığı topların ardından kanatlara çıkmaya çalıştı fakat Galatasaray savunması ilk bölümde rakibe ciddi bir fırsat vermedi.

Ben topa sahip olma ile oyunu kontrol etme kavramlarını birbirinden ayırıyorum. Topun yüzde 60-70 oranında sizde olması, rakibi gerçekten kontrol ettiğiniz anlamına gelmez. Eğer paslar sürekli yana ve geriye gidiyor, rakibin savunma çizgisini hareket ettiremiyor ve ceza sahasına giremiyorsanız top sizde olabilir ama maç sizin istediğiniz şekilde akmıyor olabilir. İlk yarının başlangıcında Galatasaray'ın sorunu tam olarak buydu.

Kerem'in serbest vuruşu ilk ciddi tehdit oldu

Galatasaray ilk ciddi tehlikesini 15-16. dakikalar civarında oluşturdu. Ceza yayı yakınından kazanılan serbest vuruşta Kerem Aktürkoğlu topun başına geçti. Barajın üzerinden kaleye gönderdiği topu Yeni Malatyaspor kalecisi Abdulsamed Damlu son anda kornere çeldi. Bu pozisyon sarı-kırmızılı takımın ilk yarıdaki sınırlı doğrudan gol tehditlerinden biriydi.

Kerem'in duran top kullanması da onun sezon içinde üstlendiği sorumluluğun genişlediğini gösteriyor. Artık yalnızca açık alanda top taşıyan veya savunma arkasına koşan kanat oyuncusu değil; duran top kullanan, oyunun sonucunu doğrudan değiştirmesi beklenen isimlerden biri haline gelmişti. Oyuncunun maç sonrasında sezon boyunca beklediğinden daha fazla sorumluluk aldığını söylemesi de bu tabloyla uyumlu.

Ben Kerem'in bu sorumluluğu üstlenmesini değerli buluyorum. Fakat takımın bütün hücum üretimini ona bırakmak sağlıklı değil. Rakip Kerem'i iki oyuncuyla kontrol ettiğinde başka bir futbolcunun devreye girmesi gerekiyor. Galatasaray'ın ikinci yarıdaki başarısının önemli nedenlerinden biri tam olarak buydu: Babel, Halil, Berkan ve Omar da hücumun içine daha fazla girdi.

Halil Dervişoğlu 32. dakikada bireysel becerisiyle fırsat yarattı

İlk yarının dikkat çeken Galatasaray hücumlarından biri Halil Dervişoğlu'ndan geldi. Sol çaprazda topu alan Halil rakiplerinden sıyrılarak ceza sahasına girdi ve sol ayağıyla kaleyi denedi. Vuruş az farkla dışarı çıktı. Gol olmadı ama Halil'in dar alanda kendi pozisyonunu yaratabilmesi Galatasaray'ın durağan hücumuna kısa süreli hareket getirdi.

Ben Halil'in özelliklerini klasik ceza sahası santrforundan farklı görüyorum. Topla buluşmak için geriye veya kenara gelebiliyor, adam eksiltebiliyor ve hücumun başka oyuncularla birleşmesini sağlayabiliyor. Bunun avantajı takımın pas oyununa katılması; dezavantajı ise bazı anlarda ceza sahasında bitirici oyuncunun eksik kalabilmesi. Torrent'in onu hangi görevle kullandığı bu nedenle önemli.

Yeni Malatyaspor karşısında ikinci yarıda attığı kafa golü, Halil'in sadece topu ayağına isteyen oyuncu olmadığını da gösterdi. Omar'ın ortasında altıpas içinde doğru koşuyu yaptı ve santrfor gibi bitirdi. Ben genç oyuncunun gelişimi açısından bu çeşitliliği önemli buluyorum.

Pulgar'ın pası Babel'i kaleciyle karşı karşıya bıraktı

39. dakikada Erick Pulgar'ın savunma arkasına gönderdiği kaliteli pasla Ryan Babel önemli bir fırsat yakaladı. Babel kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak pozisyon golle sonuçlanmadı. Bu hücum, ilk yarıda Galatasaray'ın rakibin savunma çizgisini doğrudan aşabildiği ender anlardan biriydi.

Ben Pulgar'dan Galatasaray'a geldiği günden beri tam olarak böyle paslar bekliyorum. Yönetim onu yalnızca rakipten top çalacak bir altı numara olarak almadığını, oyunun ilk pasında da katkı vermesini istediğini açıklamıştı. Stoperlerin önünde sadece yana oynayan futbolcu, rakip savunmayı bozmaz. Zaman zaman çizgilerin arasına veya savunmanın arkasına pas göndererek rakibi geri koşturmak gerekiyor.

Pulgar'ın bu pası olumlu olsa da ilk yarının sonunda yaptığı hata neredeyse Galatasaray'ın geriye düşmesine neden olacaktı. Aynı oyuncunun bir devrede hem hücumun en kaliteli paslarından birini verip hem de en tehlikeli top kaybına imza atması futbolun ne kadar ince dengeler üzerinde oynandığını gösteriyor.

45+1: Nelsson çizgiden çıkardı, maçın kaderi değişti

İlk yarının uzatma bölümünde karşılaşmanın belki de en önemli kırılma anı yaşandı. Muslera'dan aldığı topu uzaklaştırmak isteyen Pulgar meşin yuvarlağı Yeni Malatyasporlu Dicko'ya kaptırdı. Dicko'nun pasıyla ceza sahasında topu alan Benjamin Tetteh, Muslera'yı aşan bir vuruş yaptı. Top kaleye giderken Victor Nelsson son anda çizgi üzerinde müdahale ederek gole izin vermedi.

Eğer bu top ağlara gitseydi Galatasaray ilk yarıyı 1-0 geride kapatacaktı. İkinci yarının bütün senaryosu değişebilirdi. Bu nedenle Nelsson'un müdahalesini attığımız iki gol kadar önemli görüyorum. Savunmacının gol çizgisinden çıkardığı top istatistiklerde gol olarak görünmez ama maç sonucuna doğrudan etki edebilir.

Nelsson maç sonrasında da pozisyonun önemini vurguladı. Savunma oyuncusunun böyle anlara hazır olması gerektiğini, Muslera'nın önde bulunduğunu görünce kaleye doğru hareket ettiğini anlattı. Ben bu müdahaleyi sadece refleks değil, pozisyonu önceden okuma örneği olarak görüyorum. Top daha Tetteh'in ayağına gelirken stoperin olabilecek şeyi düşünmesi gerekiyor.

Aynı zamanda Galatasaray adına büyük bir uyarıydı. Oyunu geriden pasla kurmak istiyorsanız kaleci ve orta saha arasındaki bağlantıda hata riski vardır. Ama bu risk plansız alınmamalı. Pulgar topu aldığında pas seçeneği yoksa zor pası oynamak yerine daha güvenli çözüm bulabilmeli. Torrent'in istediği pas futbolunun çalışması, oyuncunun her durumda kısa oynaması değil, doğru durumda doğru tercihi yapması demek.

Torrent ilk yarıdan neden memnun değildi?

Domènec Torrent maç sonrasında ilk yarıyı oldukça sert biçimde eleştirdi ve gördüğü futbolu hayal kırıklığı olarak tanımladı. İki aydır çalıştıkları bazı temel yerleşimlerin sahada uygulanmadığını söyledi. Özellikle beklerin ve kanat oyuncularının konumlanmasında istedikleri genişliğin oluşmadığını, bunun hem hücum hem savunma açısından sorun yarattığını belirtti.

Ben teknik direktörün galibiyet sonrasında bile ilk yarıyı bu kadar açık biçimde eleştirmesini değerli buluyorum. Kazandık diye kötü 45 dakikayı iyi göstermeye çalışmak takıma hiçbir şey kazandırmaz. Tam tersine, skorun rahatlığı içinde hataları daha soğukkanlı konuşmak mümkün. Galatasaray'ın bu sezon yaşadığı en büyük problemlerden biri zaten aynı maç içinde performansın çok fazla dalgalanmasıydı.

Torrent'in tarif ettiği bekler içeride, kanatlar dışarıda düzeni kendi oyun fikrinin parçalarından biri. Bunun her rakibe karşı kusursuz çözüm olduğunu peşinen kabul etmem; sahada işe yarayıp yaramadığına bakarım. Yeni Malatyaspor maçının ikinci yarısında genişliğin daha doğru kullanılması ve özellikle Omar'ın sağ taraftan yaptığı bindirmeler hücumu belirgin biçimde geliştirdi.

Devre arasında ne değişti?

Galatasaray ikinci yarıya oyuncu değiştirmeden çıktı. Yani iki dakika içinde gelen iki golün nedeni yeni bir futbolcunun sahaya girmesi değildi. Aynı 11 farklı bir yerleşim ve farklı bir tempoyla oynamaya başladı. Bu ayrıntı benim için maçın en önemli teknik tarafı.

Bazen taraftar olarak kötü ilk yarıdan sonra hemen oyuncu değişikliği bekliyoruz. Bu doğal. Ancak problem oyuncunun kim olduğundan çok nerede durduğu ve topu hangi hızda kullandığıysa devre arasındaki taktik düzeltme de oyunu değiştirebilir. Torrent'in oyuncularının söyleneni hızlı biçimde anladığını belirtmesi, ikinci yarının başlangıcıyla uyumlu.

Ben burada oyuncuların da sorumluluğunu görüyorum. Teknik direktör devre arasında bir şey söyler; bunu sahaya uygulayan oyuncudur. İlk yarıdaki ağır tempodan sonra ikinci devreye bu kadar agresif çıkmaları, takımın maç içindeki problemi fark edip tepki verebildiğini gösteriyor. Keşke bunu yapmak için 45 dakika beklemek zorunda kalmasaydık.

51. dakika: Üç vuruş, VAR ve Babel'in golü

Galatasaray ikinci yarının hemen başında büyük baskı kurdu ve 51. dakikada golü buldu. Kerem Aktürkoğlu sağ taraftan ceza sahasına girip son çizgiye indi ve topu ön direğe çıkardı. Halil Dervişoğlu'nun yakın mesafeden vuruşunu Abdulsamed Damlu çıkardı. Dönen topa Berkan Kutlu kafa vurdu; kaleci bir kez daha gole izin vermedi. İkinci seken top bu kez kale sahasındaki Ryan Babel'in önünde kaldı ve Hollandalı futbolcu topu ağlara gönderdi.

Yardımcı hakem pozisyonun devamında ofsayt bayrağını kaldırdığı için gol ilk anda geçerli sayılmadı. VAR incelemesinin ardından ofsayt olmadığı tespit edildi ve hakem Mustafa Kürşad Filiz santrayı gösterdi. Galatasaray böylece 1-0 öne geçti.

Ben bu golü sadece Babel'in doğru yerde bulunması üzerinden değerlendirmiyorum. Hücumun başlangıcında Kerem'in son çizgiye kadar gitmesi var. Halil'in ön direğe hareketi var. Berkan'ın seken topa ceza sahasında bulunacak kadar hücuma destek vermesi var. Kaleci iki kez kurtardıktan sonra Babel'in pozisyonu bırakmayıp üçüncü topu takip etmesi var. Gol, farklı oyuncuların aynı hücumun devamını bırakmamasından çıktı.

İlk yarıda eksik olan hareketlilik tam olarak buydu. Topa sahip oyuncunun yanında ve önünde seçenekler oluştuğunda rakip savunmanın işi zorlaşıyor. Kerem'in son çizgiye inmesi savunmayı kendi kalesine çevirdi; ceza sahasında üç farklı Galatasaraylı topa müdahale etti. Ben hücum zenginliğini böyle görmek istiyorum.

53. dakika: Omar ortaladı, Halil kafayla bitirdi

İlk golün sevinci henüz bitmeden Galatasaray ikinciyi buldu. 53. dakikada Omar Elabdellaoui sağ taraftan hücuma katıldı ve ceza sahasına etkili bir orta gönderdi. Altıpas içinde uygun pozisyon alan Halil Dervişoğlu kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. İki dakika önce golün hazırlanışında bulunan Halil bu kez doğrudan skoru değiştirdi: 2-0.

Bu golün benim için en güzel taraflarından biri Omar'ın katkısı. Yaşadığı ağır göz sakatlığının ardından futbola geri dönen Norveçli sağ bek, haftalar ilerledikçe daha fazla süre ve güven kazanmaya çalışıyordu. Sağ çizgiden yaptığı isabetli orta, onun hücumdaki eski özelliklerinden birini yeniden göstermesi açısından değerliydi.

Halil'in koşusu da gerçek bir santrfor hareketiydi. Savunmanın arasında doğru anı bekledi, altıpas içine girdi ve topu yere düşürmeden kafa vuruşunu yaptı. Maçtan sonra uzun süredir fazla forma giymediğini ancak antrenmanlarda iyi çalıştığını söylemesi, aldığı şansın karşılığını vermesini daha anlamlı hale getiriyor.

İki dakikada iki gol maçın bütün havasını değiştirdi

Galatasaray'ın 51 ve 53. dakikalardaki golleri sadece skoru 2-0 yapmadı; ilk yarıdaki bütün olumsuz havayı da dağıttı. Yeni Malatyaspor artık geride bekleyerek maçı taşıyamaz hale geldi, Galatasaray ise daha geniş alan bulmaya başladı. Maçın kalan bölümünde üçüncü gol fırsatları da oluştu.

Ben burada futbolun psikolojik tarafını çok net görüyorum. İlk golü ararken oyuncu her kaçan fırsatta biraz daha acele edebilir. Gol geldikten sonra ise aynı pası daha rahat verir. Birkaç saniyelik özgüven değişimi bile oyunun hızını etkileyebilir. Galatasaray ilk yarıdaki gerginliğinden ikinci golle tamamen kurtulmuş görünüyordu.

Ancak aynı nedenle ilk yarıdaki Nelsson müdahalesi daha da önemli. Eğer devreye 0-1 geride girseydik ikinci yarıya aynı güvenle çıkmak çok daha zor olabilirdi. Futbolda skorun oluşmadığı bir savunma müdahalesi bazen atılan golden daha belirleyici olabilir.

Taylan 60. dakikada üçüncü gole yaklaştı

Galatasaray iki gollük avantajın ardından hücum etmeye devam etti. 60. dakikada seri paslaşmalarla sağ taraftan gelişen atakta Kerem'in ortasına Taylan Antalyalı ön direkte hareketlendi. Uygun durumda yaptığı vuruş ters taraftan auta çıktı. Üçüncü gol için önemli bir fırsat değerlendirilemedi.

Ben orta saha oyuncularının ceza sahasına böyle zamanlanmış koşular yapmasını önemli buluyorum. Santrfor ve kanat oyuncuları rakip savunmayı meşgul ederken geriden gelen orta saha markajsız kalabilir. Taylan genellikle savunma önündeki görevleriyle konuşuluyor; bu tür koşular hücumdaki tahmin edilebilirliği azaltabilir.

Halil: Daha farklı galip gelebilirdik

Halil Dervişoğlu maç sonunda ilk yarıda takım olarak zorlandıklarını ve basit top kayıpları yaptıklarını kabul etti. İkinci yarıda topu daha iyi kullandıklarını, daha fazla pozisyona girdiklerini ve yakalanan fırsatlardan birkaçının daha değerlendirilmesi halinde skorun daha farklı olabileceğini söyledi.

Ben bu özeleştiriyi doğru buluyorum. 2-0 kazanıldı diye “her şey mükemmeldi” demek yerine ilk yarıdaki problemi kabul etmek daha yararlı. Halil'in gol atmış bir oyuncu olarak kendi bireysel performansından önce takımın top kayıplarına dikkat çekmesi de olumlu.

Halil aynı zamanda sezonun kötü geçtiğini ve kalan beş maçın tamamını kazanmak istediklerini söyledi. Galatasaray açısından bu aşamada gerçekçi hedef de buydu. Şampiyonluk veya Avrupa bileti hesaplarının büyük ölçüde dışında kalmış bir sezonda formanın gerektirdiği şey, kalan maçları ciddiyetle oynayıp mümkün olan en iyi kapanışı yapmak.

Pulgar'ın maçı: İyi pas, kritik hata ve yeni güven

Erick Pulgar ilk 11'de başladığı maçta Galatasaray'ın pas oyununda önemli sorumluluk aldı. İlk yarıda Babel'i savunma arkasında bulduğu derin pas kalitesini gösterdi. Buna karşılık devrenin sonundaki top kaybı Yeni Malatyaspor'u neredeyse 1-0 öne geçiriyordu. Nelsson'un çizgi müdahalesi Pulgar açısından da büyük bir rahatlama oldu.

Ben oyuncuyu bu iki pozisyonun sadece biri üzerinden değerlendirmem. Riskli pas oynayan orta saha zaman zaman top kaybedebilir. Mesele hangi bölgede ve hangi şartta risk aldığı. Kendi ceza alanınızın yakınında seçenekler kısıtlıysa topu kaybetmenin bedeli çok daha büyük. Rakip yarı alanda yapılacak aynı risk ise daha tolere edilebilir.

Pulgar'ın Fiorentina'dan kiralandıktan sonra Galatasaray'da beklenen düzenli süreyi bulmakta zorlandığı dönemler oldu. Yeni Malatyaspor karşılaşmasında yeniden ilk 11'de bulunması onun açısından önemliydi. Maç sonunda sahada olmanın kendisine güven verdiğini ifade etmesi de aldığı dakikaların oyuncu psikolojisi açısından değerini gösteriyor.

70. dakikada Gomis ve Cicâldău oyuna girdi

Torrent 70. dakika civarında iki değişiklik yaptı. Golünü atan Halil Dervişoğlu'nun yerine Bafetimbi Gomis, Erick Pulgar'ın yerine Alexandru Cicâldău sahaya girdi. Galatasaray böylece santrfor profilini ve orta saha yapısını aynı anda değiştirdi.

Gomis ceza sahasında daha sabit bir bitirici, Halil ise farklı bölgelere hareket eden daha bağlantılı bir oyuncu. Cicâldău'nun girişi de merkezde hücum pası ve ceza sahasına yaklaşma özelliğini artırdı. Ben Torrent'in iki gollük avantajın ardından bile tamamen savunmaya çekilecek değişiklikler yapmak yerine hücum seçeneklerini korumasını olumlu buluyorum.

77. dakikada Cicâldău'nun savunma arkasına gönderdiği pas Kerem'i kaleciyle karşı karşıya getirebilecek bir fırsat oluşturdu. Abdulsamed zamanında çıkarak şut imkanı vermedi. Bu pozisyon, Rumen orta sahanın oyuna girdikten sonra getirebileceği dikine pas kalitesine örnek oldu.

Yeni Malatyaspor 76. dakikada Muslera'yı sınadı

Galatasaray ikinci yarıda oyunu büyük ölçüde kontrol etse de rakibin tamamen etkisiz kaldığını söylemek doğru olmaz. 76. dakikada Dicko ceza sahasının sol çaprazında topla buluştu ve kaleyi denedi. Fernando Muslera soluna yatarak topu kontrol etti.

Bu pozisyon bana skor 2-0 olduğunda bile savunma konsantrasyonunun korunması gerektiğini hatırlatıyor. Galatasaray'ın bu sezon öne geçtiği bazı maçlarda rakibin geri dönüşüne izin verdiğini biliyoruz. Yeni Malatyaspor karşısında aynı senaryo yaşanmadı ve takım uzun bir aradan sonra ligde temiz kale ile galibiyet alabildi.

Muslera açısından da gol yemeden tamamlanan maç değerli. Uzun sakatlık döneminden döndükten sonra yeniden maç ritmi kazanan kaptanın savunma hattıyla ilişkisini güçlendirmesi, gelecek sezon planlaması açısından önem taşıyor.

Berkan 81. dakikada farkı üçe çıkarabilirdi

Galatasaray'ın son bölümdeki önemli fırsatlarından biri Patrick van Aanholt'un sol taraftan taşıdığı topun ardından geldi. Van Aanholt'un pasında Berkan Kutlu ceza sahası içinde bekletmeden vuruşunu yaptı. Abdulsamed Damlu iyi uzanarak topu kornere çıkardı.

Berkan'ın maç boyunca hem orta sahadaki koşu yüküne hem de ceza sahası içindeki hücumlara katkı verdiğini düşünüyorum. İlk golde kaleciden dönen ikinci topa kafa vuran oyuncu da oydu. Son bölümde üçüncü gol için şut fırsatı bulması, sahada kapladığı alanın genişliğini gösteriyor.

Ben Berkan'ı sadece koşan futbolcu tanımına sıkıştırmanın haksızlık olduğunu düşünüyorum. Koşu gücü en belirgin özelliklerinden biri olabilir ama doğru pas, zamanında ceza sahasına giriş ve top kaybından sonraki ilk baskı gibi farklı görevlerde gelişmesi gerekiyor. Genç yaşta Galatasaray'ın ağır sezonunda çok fazla sorumluluk aldı; bu deneyimin doğru kullanılması ileride değerli olabilir.

Kerem ağrısıyla oynadı ve yine sorumluluk aldı

Kerem Aktürkoğlu maç sonrasındaki açıklamasında sakatlığının tamamen geçmediğini, ağrıları bulunduğunu ve maça bazı tedbirlerle çıktığını anlattı. Torrent'in ikinci yarıda saha kenarında kendisine durumunu sorduğunu, aralarında görüntülere yansıyan konuşmanın bir tartışma olmadığını belirtti. Teknik direktör de aynı şekilde sahadaki diyaloğun futbolun doğal parçası olduğunu söyledi.

Bu konuyu gereksiz bir kriz hikâyesine dönüştürmemek gerektiğini düşünüyorum. Futbol maçında oyuncuyla teknik direktör arasında yüksek sesli veya hareketli bir konuşma olabilir. Görüntünün birkaç saniyesinden ilişkinin tamamı hakkında kesin hüküm çıkarmak doğru değil. İki taraf da maç sonrasında konuyu olağan saha içi iletişim olarak açıkladı.

Benim için daha önemli taraf, Kerem'in sezon boyunca taşıdığı yük. Hemen hemen her maç hücumda ilk çözüm aranan oyunculardan biri oldu. Beşiktaş derbisinde iki gol attı, Barcelona eşleşmesinde rakibi zorladı, Yeni Malatyaspor karşısında ilk golün başlangıcını hazırladı. Bu kadar sorumluluk fiziksel ve mental yorgunluk yaratabilir. Genç oyuncunun gelişmesi kadar korunması da gerekiyor.

Nelsson'un çizgiden çıkardığı top neden gol kadar değerli?

Victor Nelsson maçtan sonra ilk yarının sonundaki müdahalesini değerlendirirken, savunmacı olarak böyle pozisyonlara hazır olması gerektiğini söyledi. Muslera'nın biraz önde bulunduğunu görünce kaleyi korumak için geriye doğru hareket ettiğini ve refleksle topu çizgiden çıkardığını anlattı.

Ben bu pozisyonu genç bir stoperin oyun okumasına güzel örnek olarak görüyorum. Savunmacı sadece topa en yakın adamı takip etmez; kalecinin konumunu, arkadaşının müdahale ihtimalini ve bir sonraki vuruşun nereye gidebileceğini aynı anda düşünmeye çalışır. Nelsson daha Tetteh vurmadan kaleye doğru yöneldiği için topu çıkarabildi.

Sezonun kötü sonuçları içinde Victor Nelsson'un gelişimi olumlu başlıklardan biri oldu. Yazın kadroya katılan genç stoper farklı partnerlerle oynadı, Avrupa maçlarında yüksek seviyeli rakiplerle karşılaştı ve giderek daha fazla sorumluluk aldı. Ben gelecek sezonun savunma planında bu tecrübenin değerlendirilmesini önemli buluyorum.

Galatasaray sahasında üst üste dördüncü kez kazandı

Yeni Malatyaspor galibiyetiyle Galatasaray Süper Lig'de Nef Stadyumu'ndaki galibiyet serisini dört maça çıkardı. Sarı-kırmızılı takım bu süreçte Çaykur Rizespor, Beşiktaş, Fatih Karagümrük ve Yeni Malatyaspor'u mağlup etti. Sezonun genelindeki ağır lig tablosuna rağmen son haftalarda iç sahada daha istikrarlı bir sonuç çizgisi oluştu.

Ben bu seriyi önemli buluyorum çünkü Galatasaray'ın yeniden güçlü bir iç saha takımı olması şart. Taraftarın önündeki maç rakip açısından rahat deplasman olmamalı. Ancak dört maçlık seriyi sezonun bütünüyle karıştırmıyorum. Galatasaray'ın 33 haftada bulunduğu nokta hâlâ beklentilerin çok gerisinde.

Bu nedenle “evimizde dört maç kazandık, sorunlar bitti” diyemeyiz. Gerçek gelişim iç saha ile deplasman arasındaki performans farkı azaldığında ortaya çıkacak. Gaziantep deplasmanında kaybedip evde Karagümrük ve Yeni Malatyaspor'u yenmek, istikrar açısından hâlâ eksik tablo.

Yeni Malatyaspor'a karşı iç sahadaki beşinci maç da galibiyet

Galatasaray, Süper Lig'de Yeni Malatyaspor'u kendi sahasında konuk ettiği beşinci maçtan da galibiyetle ayrıldı. Bu beş karşılaşmada sarı-kırmızılıların belirgin üstünlüğü bulunuyor. Sezonun ilk yarısında Malatya'da oynanan karşılaşma ise 0-0 sona ermişti.

Ben geçmiş istatistiklerin maçı sahaya çıkmadan kazandırdığına inanmıyorum. İlk yarıdaki oyun da bunun kanıtıydı. Rakibin ligden düşmesi kesinleşmiş olabilir ve İstanbul'da Galatasaray'a karşı kötü bir geçmişi olabilir; yine de 45+1'de birkaç saniyeyle öne geçebilecek pozisyonu yakaladı. Nelsson topu çizgiden çıkaramazsa bütün istatistikler bir anda önemsizleşebilirdi.

Galatasaray 44 puana yükseldi

33. haftadaki bu galibiyetle Galatasaray sezonun 12. lig galibiyetini aldı ve puanını 44'e çıkardı. Öznur Kablo Yeni Malatyaspor ise daha önce küme düşmesi kesinleşmiş şekilde 20 puanda kaldı. Galatasaray'ın sezon başındaki hedefleri düşünüldüğünde 33 hafta sonunda 44 puan kesinlikle yeterli değil.

Ben galibiyetleri sadece puan cetvelindeki sıramızı biraz düzeltmek için değil, gelecek sezonun hangi oyuncularla ve hangi oyunla kurulabileceğini görmek için de önemli buluyorum. Artık bu sezonun şampiyonluk hedefi yok. Türkiye Kupası ve Avrupa Ligi maceraları da sona ermiş durumda. Kalan haftaların değeri, Galatasaray'ın kendi standardına mümkün olduğunca yaklaşması ve gelecek planlaması için gerçek veri üretmesi.

Torrent döneminde istenen oyunun izleri ikinci yarıda görüldü

Torrent yaklaşık üç aydır takımın başında ve bu süre boyunca Galatasaray'ın özellikle pozisyon oyununda belirli prensipler geliştirmeye çalıştığını anlattı. Beklerin zaman zaman merkeze yaklaşması, kanatların genişliği koruması ve orta saha oyuncularının farklı hatlara yerleşmesi bu düşüncenin parçaları arasında.

Yeni Malatyaspor karşısındaki ilk yarıda teknik direktör kendi ifadesiyle bu prensipleri göremedi. İkinci yarının ilk dakikalarında ise takım daha doğru genişlik, daha hızlı pas ve daha fazla ceza sahası koşusu kullandı. Sonuç iki dakikada iki gol oldu.

Ben tek bir ikinci yarıya bakarak Torrent'in sisteminin tamamen oturduğunu söylemem. Sezon boyunca aynı oyunun farklı maçlarda tekrar edilebilir olması gerekiyor. Bir hafta iyi, bir hafta kötü görüntü veriyorsak sistem henüz oyuncunun doğal alışkanlığı haline gelmemiş demektir. Ancak bu maçın ikinci yarısı, teknik heyetin ne yapmaya çalıştığını daha açık gösteren bölümlerden biriydi.

İlk yarı eleştirisi neden galibiyeti değersizleştirmiyor?

Bazı taraftarlar maç kazanıldığında olumsuz bölüm konuşulmasını gereksiz bulabilir. Ben tam tersini düşünüyorum. Kötü oyunu sadece mağlubiyetten sonra konuşursak eleştiri sonucun yarattığı öfkeye dönüşür. Kazandığımız gün de yanlışlarımızı görebilirsek daha sağlıklı değerlendirme yaparız.

Galatasaray ilk yarıda hücum yerleşiminde zorlandı ve çok basit top kayıpları yaptı. Bunun karşılığında devre sonunda gol de yiyebilirdi. Bu gerçek. İkinci yarıda ise aynı takım doğru tepki verdi, iki gol buldu ve üçüncü gol fırsatları üretti. Bu da gerçek. İki yarıdan sadece birini seçip bütün maçı onunla anlatmak istemiyorum.

Benim Galatasaraylı bakışım takımımı desteklemekle eleştirmek arasında seçim yapmak zorunda değil. Kazandığımız için sevinirim ve neden ilk yarıyı daha iyi oynayamadığımızı da sorarım. Çünkü hedefim sadece Yeni Malatyaspor'u yenmek değil; Galatasaray'ın gelecek sezon daha güçlü hale gelmesi.

Nihat Kırmızı: Keşke bu galibiyetler şampiyonluğa götürseydi

Galatasaray Sportif A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Kırmızı maç sonrasında alınan üç puandan duyduğu memnuniyeti dile getirirken sezonun genel tablosunun yarattığı hayal kırıklığını da saklamadı. Taraftarları sezon boyunca daha fazla sevindirmek istediklerini ve bundan sonraki haftalarda ligi mümkün olan en yüksek puanla tamamlamayı hedeflediklerini ifade etti.

Ben bu yaklaşımı gerçekçi buluyorum. Nisan ayının ortasında artık sezonun ne olduğunu biliyoruz. Bu galibiyetlerin şampiyonluk yarışına etkisi yok. Ancak “artık hiçbir şeyin önemi yok” demek de Galatasaray kültürüne yakışmaz. Kalan beş maçı mümkün olduğunca iyi oynamak hem taraftara borç hem gelecek sezon hazırlığının parçası.

Sıradaki rakip Altay

Galatasaray'ın 34. haftadaki rakibi Altay olacak. Sarı-kırmızılı takım Yeni Malatyaspor karşılaşmasının ardından İzmir deplasmanının hazırlıklarına başlayacak. Ligin alt sıralarında kalma mücadelesi veren bir başka rakiple oynanacak olması, Yeni Malatyaspor maçından çıkarılması gereken dersi daha da önemli hale getiriyor.

Ben Altay karşısında ilk 45 dakikadaki Galatasaray'ı değil, ikinci yarının başlangıcındaki Galatasaray'ı görmek istiyorum. Rakibin puan tablosundaki yerine güvenip maça düşük tempoda başlamak kabul edilemez. İkinci devrede düzeltebiliriz düşüncesi her hafta işe yaramaz. Bazen ilk yarıda yediğiniz gol maçı rakibin istediği yere götürür ve dönüş fırsatı bulamazsınız.

Bu sezonun kalan beş maçında ne aranmalı?

Ben artık sadece puan toplamına bakmam. Elbette her maçı kazanmak isterim fakat teknik açıdan birkaç şey görmek gerekiyor. Birincisi, takım maça ilk dakikadan itibaren aynı konsantrasyonla başlayabiliyor mu? İkincisi, topa sahip olduğunda rakibi nasıl açacağını biliyor mu? Üçüncüsü, topu kaybettiğinde savunma güvenliğini sağlayabiliyor mu? Dördüncüsü ise genç veya kiralık oyuncuların gelecek planındaki rolleri netleşiyor mu?

Yeni Malatyaspor karşısında bu sorulara iki ayrı yarıdan iki ayrı cevap aldık. İlk yarı birçok açıdan olumsuzdu. İkinci yarı ise hücum yerleşimi, tempo ve pozisyon üretimi açısından belirgin biçimde iyiydi. Kalan haftalarda bu iki görüntüden hangisinin Galatasaray'ın gerçek standardına dönüşeceği önemli.

Sonuç: Galatasaray gerçekten ikinci yarıda açıldı

18 Nisan gecesinin hikâyesi iki yarı arasındaki keskin farktı. İlk devrede Kerem'in serbest vuruşu, Halil'in bireysel girişimi ve Babel'in önemli fırsatı dışında Galatasaray istediği hücum sürekliliğini kuramadı. Üstelik uzatma dakikasında Pulgar'ın top kaybından sonra Tetteh'in vuruşunu Nelsson çizgiden çıkararak takımını geriye düşmekten kurtardı.

Devre arasından sonra ise aynı oyuncular bambaşka bir enerjiyle döndü. Kerem'in son çizgiye inmesiyle başlayan uzun hücumun sonunda Babel 51. dakikada, VAR kontrolünün ardından geçerli sayılan golü attı. İki dakika sonra Omar'ın ortasında Halil Dervişoğlu kafa vuruşuyla skoru 2-0 yaptı. Sonrasında Taylan, Kerem ve Berkan üzerinden farkı artırabilecek fırsatlar da geldi.

Bu nedenle “Galatasaray ikinci yarıda açıldı” başlığı maçın tamamını doğru özetliyor. İlk yarıda kapalı, yavaş ve zaman zaman hataya açık bir takım; ikinci yarıda ise daha geniş, daha hızlı ve rakip ceza sahasına çok daha fazla oyuncuyla giren Galatasaray vardı. Torrent'in istediği oyun ikinci devrede daha görünür hale geldi.

Galibiyete seviniyorum. Babel'in golünü, Halil'in iyi kafa vuruşunu, Omar'ın asistini ve Nelsson'un çizgiden çıkardığı topu maçın olumlu taraflarına yazıyorum. Kerem'in ağrısına rağmen sorumluluk almaya devam etmesini, Berkan'ın ceza sahasına girmesini ve Pulgar'ın yeniden süre bulmasını da önemli görüyorum. Ama ilk yarıyı unutmak istemiyorum; çünkü gelecek sezon daha iyi Galatasaray istiyorsak sadece iyi 45 dakikalarla yetinemeyiz.

Galatasaray 44 puana çıktı ve kendi sahasındaki galibiyet serisini dört maça taşıdı. Sezonun genel tablosu hâlâ kulübün standardının çok altında. Bunu bir galibiyet değiştirmiyor. Fakat kötü sezonda bile takımın doğru oynadığı bölüm bize geleceğe dair bazı ipuçları verebilir. Yeni Malatyaspor karşısındaki ikinci yarının değeri de burada: Galatasaray'ın sorunlarının çözüldüğünü değil, doğru yerleşim ve doğru tempoyla çok daha etkili olabileceğini gösterdi.

Şimdi mesele bunu Altay karşısında ilk düdükten itibaren göstermek. Galatasaray'ın her maçta devre arasında uyanma lüksü yok. Bu formanın standardı, ikinci yarıda açılmak değil, 90 dakika boyunca oyunun içinde kalmak olmalı.