Galatasaray, 2020-2021 sezonunu 12 Eylül’de Gaziantep FK karşısında açmaya hazırlanırken geride uzun bir lig hafızası bulunuyor. 9 Eylül 2020’den bakınca bu hafızada farklı galibiyetler, uzayan seriler, beklenmedik kayıplar ve yıllar sonra gelen şampiyonluklar yan yana duruyor. Ben geçmişi yalnızca övünülecek sonuçları seçtiğimiz bir albüm gibi okumak istemiyorum. Takımın ne zaman yükseldiğini, hangi şartlarda zorlandığını ve başarıyı nasıl sürdürdüğünü de anlamak gerekiyor.
Önce kapsamı netleştireyim: Burada anlatılan rekorlar bu yazının tarihi itibarıyla geçerli lig verileri. Sonraki sezonların sonuçlarını 2020’de biliniyormuş gibi geçmişe taşımıyorum. Ayrıca lig maçlarıyla Avrupa ve kupa karşılaşmalarını aynı serinin içine katmıyorum. Aynı forma altında oynanmış olmaları, bütün istatistikleri birbirinin yerine kullanabileceğimiz anlamına gelmez.
En çok gol ile en farklı galibiyet neden aynı değil?
- 24 Ekim 1959: Galatasaray, Altınordu’yu 8-0 yendi.
- 11 Aralık 1983: Adana Demirspor karşısında 9-2 kazandı.
- 30 Mayıs 1993: Ankaragücü deplasmanından 8-0 galip ayrıldı.
- 27 Ekim 1996: Altay deplasmanında 8-1 kazandı.
Bu dört skorun anlamı farklı. 9-2’lik maçta atılan gol sayısı dokuz, fark ise yedi. 8-0’lık karşılaşmalarda daha az gol atılmış olmasına rağmen fark sekiz. Ben rekor anlatırken bu ayrımı özellikle korurum; çünkü tek bir yanlış başlık, doğru veriyi yanlış sonuca dönüştürebilir. Hücum üretimiyle skor üstünlüğü birbirine yakın kavramlar olsa da aynı ölçü değildir.
Farklı kazanılan bir maçın kendi içinde nasıl geliştiği de ayrıca incelenmelidir. Erken gol, rakibin risk alması veya oyun disiplininin bozulması skoru büyütebilir. Yalnızca tabelaya bakarak doksan dakikanın tamamında aynı üstünlüğün yaşandığını söyleyemeyiz. Ben büyük skorun sevincini yaşarken, onu bütün sezonun eksiksiz performansı diye sunmaktan kaçınırım.
On iki galibiyet ve otuz yedi maçlık yenilmezlik
Galatasaray’ın o tarihe kadarki en uzun lig galibiyet dizisi, 1987-1988 sezonunun son dokuz maçıyla sonraki sezonun ilk üç maçından oluşan 12 karşılaşmaydı. Yenilmezlik rekoru ise başka bir döneme aitti: 1984-1985’in son maçıyla başlayan süreç, 1985-1986’nın 36 maçının tamamında sürerek 37’ye ulaştı.
Burada benim için iki ayrı başarı türü var. Galibiyet dizisi, her hafta bütün puanı almayı gerektiriyor. Yenilmezlik dizisi ise kötü günde de ayakta kalabilme gücünü gösteriyor; fakat beraberlikler içeriyor. Bir takımın kaybetmemesiyle rakiplerinden daha çok puan toplaması her zaman aynı sonuca çıkmaz. Şampiyonluk değerlendirmesinde serinin adının yanında kazanma oranına da bakmak gerekir.
İki sezona yayılan bir seriyi tek sezon rekoru gibi sunmak da yanıltıcı olur. Yaz arası, kadro hareketleri ve yeniden başlayan hazırlık dönemi farklı koşullar yaratır. Ben 12 maçlık dizinin değerini azaltmıyorum; tam tersine, onun iki ayrı sezonu birbirine bağladığını doğru ifade etmenin başarıyı daha anlaşılır kıldığını düşünüyorum.
1987 ve 1988: Aynı kulüp, farklı puan ölçüsü
Jupp Derwall yönetimindeki 1986-1987 şampiyonluğu, 14 yıllık bekleyişi bitirdi. Takım 36 maçta 23 galibiyet, sekiz beraberlik ve beş yenilgiyle 54 puan topladı. Bir yıl sonra Mustafa Denizli’nin takımında bilanço 38 maç, 27 galibiyet, dokuz beraberlik ve iki yenilgiydi; ilk kez uygulanan üç puan sistemiyle toplam 90’a çıktı.
54 ile 90’ı yan yana koyup aradaki farkı doğrudan sportif gelişim sayamayız. İlkinde galibiyet iki, ikincisinde üç puan değerindeydi; maç sayıları da farklıydı. Ben dönem karşılaştırmalarında önce bu zemini eşitlerim. Kazanma oranı, maç başına performans ve rakiplerle fark daha anlamlı sorular sorar. Ham puan toplamı, tek başına bütün hikâyeyi taşımaz.
Bir zirveyi alışkanlığa çevirmek
1992-1993’te Feldkamp’ın şampiyon takımı 66 puan topladı. 1996-1997’de Fatih Terim yönetiminde gelen 82 puanlık şampiyonluk ise dört sezonluk bir dizinin başlangıcı oldu. 1997-1998, 1998-1999 ve 1999-2000’de de lig kupası kazanıldı; son sezona UEFA Kupası başarısı eşlik etti. Ligle Avrupa’yı ayrı sayarken aynı dönemde başarılmalarının ağırlığını da teslim etmek gerekir.
Ben art arda şampiyonlukların zorluğunu, her sezon yeniden hedef olma durumunda görüyorum. Rakipler sizi daha çok inceler; bir önceki yıl çalışan çözüm sonraki yıl aynı rahatlıkla işlemez. Başarılı takımın kendi oyununa güvenmesi kadar yeni cevap üretebilmesi de gerekir. Geçmiş kupaya yaslanmakla onun yarattığı çalışma standardını sürdürmek arasında büyük fark var.
Hafızanın zor sayfalarını da saklamalıyız
Bu arşivde 6 Kasım 2002’deki 6-0 Fenerbahçe yenilgisi ve 2003-2004 sezonunun 25-29. haftalarındaki beş maçlık mağlubiyet dizisi de var. Ben bunları bir kulübün bütün tarihini tanımlayan sonuçlar olarak görmem. Fakat hiç yaşanmamış gibi davranmak da tarih anlatmak değildir. Galatasaray’ın dayanıklılığı, yalnızca kazandığı günlerle değil, kötü dönemlerinden sonra ne yapabildiğiyle de değerlendirilir.
Yeni sezon öncesinde geçmişten taşıyacağım ders bu: Büyük skor heyecan verir, güçlü seri güven yaratır; kalıcı başarı ise yeniden çalışmayı gerektirir. Yakın dönemin kadro arayışları için Ocak 2020 değişim gündemine de bakılabilir. Gaziantep FK maçı öncesinde eski rekorlar sahaya bizim yerimize çıkmayacak. Ama beklentimizin neden yüksek olduğunu ve bu beklentinin hangi birikimden doğduğunu anlatmaya devam edecekler.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap