Galatasaray, Spor Toto Süper Lig Ahmet Çalık Sezonu'nun 28. haftasında deplasmanda İttifak Holding Konyaspor'a 2-0 mağlup oldu. MEDAŞ Konya Büyükşehir Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada ev sahibi ekibin gollerini 8. dakikada Ahmed Hassan ve 20. dakikada Amar Rahmanovic kaydetti. İlk 20 dakikada iki farklı geriye düşen sarı-kırmızılı ekip ikinci yarıda daha fazla hücum girişiminde bulunmasına rağmen Konyaspor kalecisi Ibrahim Sehic'i geçemedi. Böylece Göztepe ve Çaykur Rizespor karşısında alınan üst üste iki galibiyetin ardından yakalanan çıkış sürdürülemedi; Galatasaray 28 hafta sonunda 35 puanda kaldı.

Galatasaraylı olarak beni bu maçta en fazla rahatsız eden şey yalnızca mağlubiyet değil, karşılaşmanın ilk 20 dakikasının neredeyse rakibe teslim edilmesi. Bir takım 90 dakikalık maçı ilk 20 dakikada kaybetmek zorunda değil; fakat Galatasaray tam olarak bunu yaşadı. Konyaspor maça ne yapmak istediğini bilerek başladı, iki golü buldu ve sonrasında karşılaşmayı kendi istediği şartlarda oynadı. Biz ise ancak skor 2-0 olduktan sonra oyuna tutunmaya çalıştık. Barcelona gibi çok daha ağır bir Avrupa sınavına yalnızca beş gün kala ortaya çıkan bu başlangıç, üzerinde ciddi biçimde durulması gereken bir uyarı.

Konyaspor-Galatasaray maçının golleri

DakikaGolSkor
8Ahmed HassanKonyaspor 1-0 Galatasaray
20Amar RahmanovicKonyaspor 2-0 Galatasaray

TFF kayıtlarında ilk gol 8. dakika olarak yer alıyor; Galatasaray'ın maç raporunda pozisyon 9. dakika biçiminde anlatılıyor. Bu tür dakika farklılıkları, pozisyonun başladığı an ile golün resmî kaydındaki yuvarlamadan kaynaklanabiliyor. Tarihsel istatistikte esas alınması gereken TFF kaydı olduğundan golü 8. dakika olarak kullanıyorum.

Ahmed Hassan arka direkte cezayı kesti

Konyaspor karşılaşmaya Galatasaray'dan daha yüksek enerjiyle başladı ve henüz 8. dakikada üstünlüğü yakaladı. Zymer Bytyqi'nin sol taraftan yaptığı etkili ortada Ahmed Hassan arka direkte doğru zamanda yükseldi ve kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Galatasaray savunması hem ortanın yapılmasına yeterince baskı kuramadı hem de arka direkte rakip santrforun vuruşunu engelleyemedi.

Ben bu golü yalnızca stoperlerin üzerine bırakmam. Kanattan orta rahat biçimde yapılıyorsa savunma problemi ceza sahasının içinde başlamış değildir. Rakibin topu hazırladığı noktada baskı gecikmiş, bek ile kanat oyuncusu arasındaki yardım doğru kurulmamışsa stoper son anda çok daha zor bir pozisyonla karşı karşıya kalır. Ahmed Hassan gibi hava toplarında etkili bir santrfora arka direkte rahat yükselme fırsatı verdiğinizde bunun bedelini ödeme ihtimaliniz yükselir.

Galatasaray'ın özellikle Avrupa maçı öncesinde bundan ders çıkarması gerekiyor. Barcelona karşısında rakibin ceza sahasına girmesine izin verdikten sonra savunmaya çalışmak yeterli olmayacak. Tehlike daha pas hazırlanırken azaltılmalı. Konyaspor'un ilk golünde gördüğümüz sorun, takım savunmasının yalnızca dört savunmacının işi olmadığını bir kez daha hatırlattı.

20. dakikada duran top ve Rahmanovic: 2-0

Galatasaray ilk golün ardından oyunu dengeleyemeden ikinci darbeyi yedi. Konyaspor'un kullandığı köşe vuruşunda ceza sahasındaki ilk vuruş direkten döndü, seken topu Amar Rahmanovic tamamladı ve 20. dakikada skor 2-0 oldu. Böylece ev sahibi ekip daha karşılaşmanın dörtte birlik bölümü tamamlanmadan çok önemli bir avantaj elde etti.

Duran top savunmasında sadece ilk topa müdahale etmek yetmez. Direkten, kaleciden veya savunmacıdan dönen topun kimin tarafından karşılanacağı da organizasyonun bir parçasıdır. Galatasaray bu pozisyonda ilk tehlikeyi tamamen ortadan kaldıramadı ve ikinci top Konyasporlu futbolcunun önünde kaldı. Ben özellikle bu ikinci topların sezon boyunca zaman zaman problem yarattığını düşünüyorum.

Bir takımın savunma disiplinini ölçerken sadece bire bir mücadele sayısına bakmamak gerekiyor. Ceza sahasındaki ilk mücadeleyi kaybetseniz bile ikinci topu kazanabilirsiniz. İlk müdahaleyi yapıp ikinci topu rakibe bırakırsanız tehlike devam eder. Galatasaray'ın Konya'da yediği ikinci gol, bu ayrıntının ne kadar pahalı olabileceğini gösterdi.

İlk 20 dakika Galatasaray açısından maçı belirledi

Domènec Torrent maçın ardından yaptığı değerlendirmede karşılaşmayı ilk 20 dakikada kaybettiklerini söyledi. Bu ifade skor akışı düşünüldüğünde anlaşılır. Galatasaray daha kendi oyununu kuramadan iki farklı geriye düştü ve sonrasında Konyaspor'un savunma ağırlıklı, geçiş fırsatlarını kollayan düzenine karşı oynamak zorunda kaldı.

Ben Torrent'in bu tespitine katılıyorum ama teknik heyetin sorumluluğunun da tam burada başladığını düşünüyorum. Eğer rakibin maça baskılı başlayacağını biliyorsak ilk 15-20 dakika için daha güvenli bir pas düzeni hazırlanmalıydı. Galatasaray'ın maça hazırlanırken sadece top kendisindeyken ne yapacağını değil, Konyaspor'un ilk baskısına ve hızlı kanat hücumlarına nasıl cevap vereceğini de planlaması gerekiyordu.

İlk golü yedikten sonra takımın yeniden organize olamaması ikinci golün gelişini kolaylaştırdı. Büyük takım refleksi, kötü başlangıçtan sonra birkaç dakika oyunu sakinleştirmek olmalı. Topu tutup rakibin temposunu düşürmek, gereksiz riskleri azaltmak ve maçı yeniden kendi hızınıza çekmek gerekir. Galatasaray bunu yapamadı ve ilk golün yarattığı dağınıklığı ikinci golle daha ağır biçimde ödedi.

Galatasaray'ın ilk 11'inde Peña, Pulgar ve Gomis vardı

Galatasaray karşılaşmaya Iñaki Peña, Sacha Boey, Victor Nelsson, Marcao Teixeira, Patrick van Aanholt, Erick Pulgar, Berkan Kutlu, Alexandru Cicâldău, Emre Kılınç, Kerem Aktürkoğlu ve Bafetimbi Gomis ilk 11'iyle başladı. Torrent böylece savunmanın merkezinde Nelsson-Marcao ikilisini korurken, orta sahada Pulgar ile Berkan'ı birlikte kullandı ve hücumun merkezinde Gomis'e görev verdi.

Kağıt üzerinde bu kadroda top kullanabilecek ve hücum üretebilecek yeterince oyuncu bulunuyor. Ancak oyuncuların isimlerini yan yana yazmak takımın otomatik olarak işlediği anlamına gelmiyor. Pulgar ile Berkan'ın savunma önünde nasıl paylaşım yaptığı, Cicâldău'nun hangi alanlarda top aldığı ve Kerem ile Emre'nin Gomis'e ne kadar yakın oynadığı daha önemli.

İlk yarıda benim gördüğüm temel sorunlardan biri bu bağlantıların yeterince hızlı kurulamamasıydı. Gomis zaman zaman ceza sahasının dışına çıkarak top almaya çalışmak zorunda kaldı. Kerem ve Emre topu aldığında rakip savunma büyük ölçüde yerleşmiş durumdaydı. Orta saha ile hücum hattı arasındaki paslar Konyaspor'un savunmasını dengesiz yakalayacak hızda çıkmadı.

Gomis'in 17. dakikadaki şutu ilk ciddi cevap oldu

Galatasaray'ın ilk yarıdaki sınırlı hücumlarından biri 17. dakikada geldi. Bafetimbi Gomis ceza yayı çevresinden kaleyi denedi fakat Konyaspor kalecisi Sehic topu kontrol etti. Pozisyon gol tehlikesi oluşturmasına rağmen Galatasaray'ın rakip kaleyi sürekli baskı altında tuttuğu bir dönemin başlangıcına dönüşmedi.

Ben Gomis'in performansını yalnızca kaç şut çektiği üzerinden değerlendirmem. Santrforun verimli olabilmesi için etrafındaki hücum düzeninin de ona hizmet etmesi gerekiyor. Gomis'in ceza sahasında bitirici özelliğini kullanmak istiyorsak onu sürekli orta sahaya yaklaştırıp ilk pası alacak oyuncuya dönüştürmemeliyiz. Kerem, Cicâldău ve Emre Kılınç'ın onun çevresinde daha fazla bağlantı kurması gerekiyor.

Göztepe deplasmanında sonradan oyuna girip iki penaltı golü atan, Rizespor karşısında da skor katkısı veren Gomis'in Konyaspor maçında daha az etkili görünmesi sadece bireysel form meselesi değil. Rakibin savunma düzeni ve Galatasaray'ın ona sağladığı servis de doğrudan belirleyici oldu.

Konyaspor ilk yarıda oyunu istediği yere taşıdı

Konyaspor yalnızca iki gol atıp geri çekilen bir takım görüntüsü vermedi. İlhan Palut'un ekibi ilk yarının büyük bölümünde orta sahadaki mücadeleleri kazandı, kanatları etkili kullandı ve Galatasaray'ın pas bağlantılarını bozdu. Rahmanovic'in 36. dakikadaki şutunu Peña kontrol etti. Ev sahibi takım iki farklı üstünlüğün verdiği rahatlıkla oyunun temposunu istediği şekilde ayarladı.

Konyaspor'un 28. haftaya ligin ikinci sırasında girmesi tesadüf değildi. 27 maçta 49 puan toplamış bir rakipten söz ediyoruz. Bu nedenle Galatasaray'ın deplasmana sıradan bir orta sıra maçı gibi hazırlanması mümkün değildi. Rakibin organizasyon gücü ve ligdeki istikrarı ciddiye alınmalıydı.

Ben Galatasaray'ın rakibine saygı göstermesini küçüklük olarak görmem. Rakibi doğru analiz etmek, kendi büyüklüğünden vazgeçmek değildir. Tam tersine büyük takım, kiminle oynadığını bilir ve ona göre hazırlanır. Konyaspor ilk yarıda Galatasaray'dan daha hazırlıklı ve daha kararlı görünüyorsa bunu kabul edip nedenini araştırmak gerekiyor.

İkinci yarıda daha hareketli ama sonuçsuz bir Galatasaray

Galatasaray ikinci yarıya ilk devreye göre daha agresif başladı. 47. dakikada Emre Kılınç'ın ceza sahası içinden yaptığı sert vuruşu Sehic çıkardı. Bu pozisyon sarı-kırmızılıların karşılaşmadaki en ciddi fırsatlarından biri oldu. Erken bir gol bulunabilseydi kalan bölümün psikolojisi tamamen değişebilirdi.

Ben özellikle ikinci yarının ilk dakikalarındaki bu tepkiyi olumlu buluyorum. Takım soyunma odasından tamamen teslim olmuş çıkmadı. Ancak 2-0 geriden dönebilmek için birkaç dakikalık baskı yeterli değil. Baskının sürekliliği, ikinci topların kazanılması ve rakibi kendi ceza alanından çıkaramayacak kadar sıkıştırmak gerekiyor.

Konyaspor ise skor avantajını kullanarak daha kontrollü oynamaya başladı. Galatasaray topu daha fazla kullanırken ev sahibi ekip alanları daralttı. Bu noktada sarı-kırmızılıların daha hızlı yön değiştirmesi ve kanatları birbirine bağlaması gerekiyordu. Rakip savunma bir tarafa kaymışken topu diğer tarafa geç ulaştırdığınızda savunmanın yeniden yerleşmesine zaman tanıyorsunuz.

Torrent üçlü değişiklikle oyunu değiştirmeye çalıştı

İkinci yarının ilk bölümünde Torrent üç oyuncu değişikliğine birden gitti. Sacha Boey'in yerine Omar Elabdellaoui, Erick Pulgar'ın yerine Taylan Antalyalı ve Alexandru Cicâldău'nun yerine Ryan Babel oyuna dahil edildi. Teknik heyet böylece hem orta saha pas bağlantısını hem de hücumdaki fiziksel ve tecrübeli oyuncu sayısını değiştirmeye çalıştı.

Ben bu hamleyi maçın iyi gitmediğinin açık kabulü olarak görüyorum. Bir teknik direktör üç oyuncuyu aynı anda değiştiriyorsa başlangıç planında sahada beklediği bazı şeylerin gerçekleşmediğini düşünüyor demektir. Bunun kötü bir şey olduğunu söylemiyorum; yanlış giden plana müdahale etmek gerekir. Asıl soru, yapılan değişikliklerin oyunun problemini ne kadar doğru hedeflediği.

Taylan'ın girişi geriden pas bağlantısına destek sağladı, Babel topu daha fazla ayağına alabilecek bir seçenek yarattı, Omar ise sağ bekte farklı bir hücum bağlantısı sunmaya çalıştı. Galatasaray ikinci yarıda ilk yarıya göre daha fazla rakip yarı sahada kaldı. Buna rağmen net gol pozisyonu sayısı, iki gollük farkı çevirecek seviyeye çıkmadı.

Mostafa Mohamed'in girişi hücum profilini değiştirdi

Maçın ilerleyen bölümünde Gomis yerini Mostafa Mohamed'e bıraktı. Mısırlı santrforun oyuna girmesiyle Galatasaray daha hareketli ve hava toplarında fiziksel mücadele gücü yüksek bir forvet seçeneğine geçti. Değişiklikten kısa süre sonra Victor Nelsson'un içeriye yönlendirdiği topu Berkan Kutlu kafayla kaleye gönderdi ancak Sehic gole izin vermedi.

Bu pozisyonda dikkatimi çeken şey, hücuma stoperin ve orta saha oyuncusunun dahil olması. Galatasaray skor ararken daha fazla futbolcuyu ceza alanına göndermek zorundaydı. Fakat bu durum gerideki dengeyi tamamen kaybetmek anlamına gelmemeli. Rakibin geçiş tehdidine karşı en azından iki veya üç oyuncunun doğru konumda kalması gerekiyor.

Mostafa Mohamed ile Gomis arasında yapılacak karşılaştırmayı da tek maç üzerinden kurmam. İki oyuncunun profili farklı. Gomis ceza sahasında pozisyon bilgisi ve tecrübesiyle, Mostafa fizik gücü ve hava hakimiyetiyle farklı çözümler sunabilir. Torrent'in görevi birini tamamen diğerinin yerine koymaktan çok maçın ihtiyacına göre doğru santrforu doğru servisle buluşturmak.

Moruţan son bölümde hareket getirdi

Emre Kılınç'ın yerine oyuna giren Olimpiu Moruţan, 82. dakikada ceza sahasının sol çaprazında kendisine alan açıp kaleyi yokladı. Sehic sert vuruşu uzaklaştırdı. Genç Rumen oyuncu oyuna girdikten sonra bire birlerde rakibi geçmeye çalışarak hücumun hızını artırmak istedi.

Ben Moruţan'ın yeteneğini değerli buluyorum ancak gelişiminin anahtarının karar kalitesi olduğunu düşünüyorum. Her pozisyonda rakip geçmeye çalışmakla yaratıcı olmak aynı şey değil. Bazen iki oyuncuyu üzerine çekip doğru pası çıkarmak, bazen doğrudan kaleyi denemek gerekiyor. Genç oyuncunun Galatasaray'da daha fazla süre alabilmesi için bu seçimi giderek daha doğru yapması önemli.

Konyaspor karşısında oyuna sonradan girmesi, teknik heyetin hücum sıkıştığında onun bireysel yaratıcılığından yararlanmak istediğini gösterdi. Ancak Galatasaray'ın hücum planı her sıkıştığında bir oyuncunun adam geçmesini bekleyen yapıya dönüşmemeli. Moruţan'ın yeteneği sistemin tamamlayıcısı olmalı, sistemin yerine geçmemeli.

Kerem son anda gole yaklaştı

Karşılaşmanın uzatma bölümünde Kerem Aktürkoğlu ceza sahası çizgisine yakın bir noktadan kaleyi denedi. Top direğin hemen yanından dışarı çıktı. Bu pozisyon Galatasaray'ın maçtaki son önemli gol girişimiydi ve karşılaşma 2-0 Konyaspor üstünlüğüyle tamamlandı.

Kerem son dönemde Galatasaray hücumunun en fazla sorumluluk alan oyuncularından biri. Rakipler de artık onun özelliklerini daha fazla dikkate alıyor. Konyaspor Kerem'in topu aldığı bölgelerde yakın savunma yaparak yüzünü kaleye dönmesini zorlaştırdı. Galatasaray'ın buna cevap verebilmesi için Kerem'in etrafındaki oyuncuların rakip savunmayı başka bölgelere çekmesi gerekiyor.

Ben bütün hücum yükünün genç bir oyuncuya bırakılmasını doğru bulmuyorum. Kerem'in her hafta özel hareket yapıp maç çözmesini beklersek hem onu gereksiz baskı altına sokar hem de takımın diğer yaratıcı oyuncularını pasifleştiririz. Cicâldău, Babel, Moruţan, Emre Kılınç ve kanat bekleri de düzenli üretim vermeli.

İki maçlık galibiyet serisi Konya'da sona erdi

Galatasaray Konyaspor deplasmanına sezonun en sıkıntılı dönemlerinden birinin ardından üst üste iki galibiyet alarak gelmişti. Önce Göztepe deplasmanında 3-2 kazanılmış, ardından Nef Stadyumu'nda Çaykur Rizespor 4-2 mağlup edilmişti. Bu sonuçlar altı maçlık galibiyet hasretinin ardından takımda yeniden bir çıkış beklentisi oluşturmuştu.

Konyaspor mağlubiyeti iki maçlık galibiyet serisini sona erdirdi. Aynı zamanda Alanyaspor ve Kayserispor beraberliklerinin ardından gelen Göztepe ve Rizespor galibiyetleriyle oluşan dört maçlık yenilmezlik dönemi de tamamlandı. Galatasaray böylece Torrent yönetimindeki sekizinci lig maçında dördüncü mağlubiyetini aldı.

Ben iki galibiyetten sonra bütün sorunları çözülmüş kabul etmediğim gibi Konyaspor yenilgisinden sonra da o iki galibiyeti değersizleştirmem. Göztepe ve Rize maçlarında takım önemli geri dönüşler yaptı ve hücumda daha fazla üretim gösterdi. Fakat Konya'daki maç, gelişimin henüz kalıcı hale gelmediğini ortaya koydu. Gerçek çıkış, birkaç farklı rakibe karşı tekrar edilebildiğinde anlam kazanır.

Konyaspor dört maç sonra kazandı

Konyaspor ise Galatasaray karşılaşmasına kendi kötü serisini bitirmek amacıyla çıktı. İlhan Palut'un takımı ligde dört maçtır galip gelemiyordu. Galatasaray karşısında aldığı 2-0'lık sonuçla bu seriyi sonlandırdı ve puanını 52'ye yükselterek ikinci sıradaki konumunu güçlendirdi.

Bu ayrıntı maçı değerlendirirken önemli. Karşımızdaki takım yalnızca puan tablosunda ikinci değildi; aynı zamanda birkaç haftalık kötü gidişi durdurmak için yüksek motivasyonla sahadaydı. İlk dakikalardaki agresifliği de bunun göstergelerinden biri oldu. Galatasaray'ın rakibin bu reaksiyonuna hazırlıklı olması gerekirdi.

Ben rakibin iyi oynamasını bizim kötü oyunumuzun bahanesi olarak kullanmam. Tam tersine güçlü rakiplere karşı hangi seviyeye çıkmamız gerektiğini gösteren bir ölçü olarak görürüm. Konyaspor sahada daha düzenli ve daha konsantre görünüyorsa Galatasaray'ın bu farkı kabul edip çalışma seviyesini yükseltmesi gerekir.

Galatasaray 28 hafta sonunda 35 puanda kaldı

Bu yenilgiyle Galatasaray'ın ligdeki 11. mağlubiyeti kayda geçti. Sarı-kırmızılı ekip 28 hafta sonunda 35 puanda kaldı ve 12. sıradaki konumunu korudu. Konyaspor ise 52 puana yükseldi. Sezonun bu aşamasında iki takım arasındaki puan farkı 17'ye çıktı.

Galatasaray'ın mart ayına 12. sırada girmesi benim açımdan hâlâ kabul edilebilir bir tablo değil. Avrupa Ligi'ndeki başarılı performansımızı ne kadar takdir ediyorsam Süper Lig'deki bu konumu da o kadar açık biçimde eleştirmek gerekiyor. Kulübün tarihsel hedefleri düşünüldüğünde orta sıralarda bulunmak normalleştirilemez.

Ancak ligin geri kalanını sürekli kaybedilmiş şampiyonluk üzerinden geçirmek de takıma hiçbir şey kazandırmaz. Galatasaray'ın kalan haftalarda mümkün olduğunca fazla maç kazanması, oyununu geliştirmesi ve Avrupa'daki mücadeleye güçlü kalması gerekiyor. Kötü sezonu tamamen geri çevirmek mümkün olmayabilir; fakat nasıl bitirildiği gelecek planı açısından önemli.

Sezonun ilk Konyaspor maçını Galatasaray kazanmıştı

İki takım sezonun ilk yarısında 17 Ekim 2021'de Nef Stadyumu'nda karşılaşmış ve Galatasaray Mostafa Mohamed'in erken golüyle sahadan 1-0 galip ayrılmıştı. O gün sarı-kırmızılı takım skor üstünlüğünü koruyarak üç puanı almıştı. Konya'daki ikinci maçta ise erken golü bulan taraf Konyaspor oldu ve bu kez maçı kontrol eden ev sahibi ekipti.

İki maç arasındaki bu karşıtlık bana ilk golün önemini hatırlatıyor ancak bütün sonucu ilk gole bağlamıyorum. Büyük takım geriye düştüğünde de maç kazanabilmeli. Galatasaray Göztepe ve Rizespor karşısında bunu yakın zamanda gösterdi. Konya'da ise iki golün çok erken gelmesi ve rakibin daha organize savunması geri dönüşü çok daha zor hale getirdi.

Torrent'in kadro açıklaması tartışma yarattı

Domènec Torrent maç sonrasında Konyaspor'un galibiyeti hak ettiğini söyledi ve Galatasaray'ın karşılaşmayı ilk 20 dakikadaki performansıyla kaybettiğini belirtti. Açıklamalarının en fazla dikkat çeken bölümü ise mevcut kadroyu kendisinin kurmadığını ve göreve geldiğinde bu oyuncu grubunu devraldığını vurgulamasıydı.

Ben teknik direktörün karşılaştığı şartları anlatmasını doğal buluyorum. Torrent gerçekten de sezon ortasında göreve geldi; yaz transferlerini o yapmadı ve takım ağır bir kriz yaşarken sorumluluk aldı. Fakat Galatasaray teknik direktörlüğünü kabul ettiğiniz anda elinizdeki kadroyu geliştirme sorumluluğunu da kabul etmiş oluyorsunuz. Kadronun eksiklerini söylemek mümkün, ancak bunu sürekli sonuçların gerekçesi haline getirmek oyuncularla teknik heyet arasındaki güveni zedeleyebilir.

Ben hocadan şu futbolcuları ben seçmedim cümlesinden daha fazla, bu futbolcularla hangi oyunu kurabileceğini duymak isterim. Teknik direktörün değeri sadece ideal kadrosuna sahip olduğunda değil, elindeki oyuncuların özelliklerine uygun çözüm üretebildiğinde de ortaya çıkar. Ocak ayında Peña, Pulgar ve Gomis gibi oyuncular da kadroya eklenmiş durumda. Bundan sonraki değerlendirme giderek daha fazla Torrent'in oluşturduğu düzene ait olacak.

Barcelona maçı öncesinde kötü bir prova

Galatasaray'ın önündeki en önemli karşılaşma UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda Barcelona ile oynayacağı ilk maç. Sarı-kırmızılılar 10 Mart'ta Camp Nou'da Avrupa'nın en güçlü takımlarından biriyle karşılaşacak. Konyaspor yenilgisi bu kritik mücadeleden yalnızca beş gün önce geldi.

Torrent maç sonrasında Barcelona'nın neler yapabileceğini iyi bildiklerini ve çok güçlü bir takıma karşı mücadele edeceklerini söyledi. Ben rakibin gücünü saklamanın anlamsız olduğunu düşünüyorum. Barcelona'nın kadro kalitesi ve oyun gücü açık. Ancak Galatasaray'ın Avrupa Ligi grup aşamasında Lazio, Marsilya ve Lokomotiv Moskova karşısında gösterdiği disiplin de ortada. Avrupa'da bu sezon yenilmeden grup lideri olmuş bir takım sahaya çıkacak.

Konyaspor maçındaki ilk 20 dakikayı Barcelona karşısında tekrar etme lüksümüz yok. Konya'da iki gol yedikten sonra 70 dakika boyunca geri dönüş arayabilirsiniz; Camp Nou'da benzer başlangıcın bedeli çok daha ağır olabilir. Savunma çizgisi, orta saha mesafesi ve top kaybı sonrası reaksiyon ilk düdükten itibaren yüksek seviyede olmak zorunda.

Ben Barcelona maçına Konyaspor yenilgisinin korkusuyla değil, bu maçtan çıkarılan derslerle gitmek istiyorum. Rakibin adı nedeniyle tamamen kendi ceza sahamıza kapanmak çözüm olmayabilir. Topu kazandığımızda birkaç pasla nefes alabilmeli ve rakibin de geriye koşmasını sağlamalıyız. Sadece savunursak baskının süresi uzar; sadece hücumu düşünürsek arkada büyük alan veririz. Avrupa'daki başarımızın temelindeki dengeye yeniden dönmek gerekiyor.

Peña için özel bir Barcelona haftası

Iñaki Peña açısından da önümüzdeki Avrupa maçı farklı bir anlam taşıyor. Galatasaray'ın sezon sonuna kadar Barcelona'dan kiraladığı genç kaleci, birkaç gün sonra bonservisini elinde bulunduran kulübe karşı Camp Nou'da forma giyme ihtimaliyle karşı karşıya. Konyaspor karşısında iki gol yemesine rağmen skorun tamamını kaleci üzerinden değerlendirmek haksızlık olur.

Ahmed Hassan'ın kafa vuruşunda savunma oyuncusunun yakın markajı yeterli değildi, ikinci golde ise duran top sonrasında dönen top rakibin önünde kaldı. Peña maçın farklı bölümlerinde Konyaspor'un şutlarında görevini yaptı. Barcelona karşısında ise hem kurtarışları hem de ayağıyla oyunu başlatması çok daha fazla sınanabilir.

Ben kalecinin geriden oyun kurulumundaki rolünü destekliyorum fakat risk ile gereksiz risk arasındaki fark korunmalı. Rakip altı oyuncuyla baskı yapıyorsa her koşulda kısa pasla çıkacağım demek prensip değil inat olabilir. Bazen uzun oynamak ve ikinci top için doğru yerleşmek daha güvenli çözüm. Torrent'in rakibe göre bu alternatifleri hazırlaması gerekiyor.

Pulgar'ın rolü henüz tam oturmuş görünmüyor

Erick Pulgar Konyaspor maçına ilk 11'de başladı ancak ikinci yarının başlarında yerini Taylan Antalyalı'ya bıraktı. Şilili oyuncu Galatasaray'a savunmanın önündeki altı numara ihtiyacını karşılaması amacıyla kiralanmıştı. Henüz yeni takımında sınırlı süre almış olması nedeniyle rolünün tam oturmadığı görülüyor.

Ben Pulgar transferini birkaç maçta başarısız ilan etmeyi doğru bulmam. Ancak yönetim bu futbolcuyu belirli bir ihtiyaca cevap vermesi için aldıysa Torrent'in de onu takımın yapısına nasıl yerleştireceğini bulması gerekiyor. Yanında Berkan mı oynayacak, Taylan mı? Cicâldău daha ileride mi kullanılacak? Savunmadan ilk topu kim alacak? Bu sorular çözülmeden orta saha sürekli isim değiştirerek istikrar kazanamaz.

Boey ve Omar arasında sağ bek rekabeti

Sacha Boey karşılaşmaya ilk 11'de başladı, ikinci yarıda yerini Omar Elabdellaoui'ye bıraktı. Omar'ın 423 günlük aranın ardından Göztepe maçında sahalara dönmesi Galatasaray adına çok özel bir gelişmeydi. Şimdi sağ bekte iki farklı profile sahip oyuncu Torrent'in kullanımında.

Ben bu rekabeti olumlu görüyorum. Boey'in atletizmi ve ileri çıkışları farklı, Omar'ın tecrübesi ve pas tercihleri farklı çözümler sunabilir. Teknik direktörün her maça aynı oyuncuyu otomatik yazması yerine rakibin özelliklerine göre seçim yapabilmesi kadro açısından avantaj. Ancak iki oyuncuya da görevlerinin net aktarılması şart.

Galatasaray'ın sorunu sadece hücum değil

Maç 2-0 kaybedildiğinde ilk refleks gol atamadık demek olabilir. Gerçekten de Galatasaray ikinci yarıda Sehic'i geçemedi. Fakat bana göre Konya'daki asıl problem iki taraflıydı. Hem ilk 20 dakikada savunma disiplini yeterli değildi hem de geriye düştükten sonra rakibin kurduğu savunmayı açacak hücum çeşitliliği üretilemedi.

Bu iki problemi birbirinden bağımsız çözmek mümkün değil. Hücum ederken arkadaki güvenliği sağlamazsan rakibin geçişlerinden korkar ve daha az oyuncuyla ileri çıkarsın. Hücumda topu yeterince tutamazsan savunman sürekli yeniden mücadele etmek zorunda kalır. İyi takım savunma ve hücumu iki ayrı bölüm değil, aynı oyunun devamı olarak kurar.

Ben Torrent'in Galatasaray'da asıl sınavının burada olduğunu düşünüyorum. Guardiola ile çalışmış olmak veya geçmişte farklı kulüplerde görev yapmak önemli referanslar olabilir; Galatasaray taraftarını ikna edecek şey bu takımın sahada giderek daha düzenli hale gelmesi. Konyaspor maçı bu gelişimin henüz tamamlanmadığını açık biçimde gösterdi.

Yenilgi Barcelona öncesi özgüveni nasıl etkileyebilir?

İki maçlık galibiyet serisinin ardından kaybetmek doğal olarak moral bozabilir. Fakat önümüzde Avrupa Ligi son 16 turu gibi çok büyük bir hedef varken oyuncuların Konyaspor maçını birkaç gün boyunca zihninde taşımaması gerekiyor. Analiz yapılır, hatalar tespit edilir ve ardından yeni karşılaşmaya odaklanılır.

Ben futbolcunun yenilgiyi unutmasını değil, yenilginin duygusuna saplanmamasını isterim. Ahmed Hassan'ın golünde nerede hata yapıldığını öğrenelim; Rahmanovic'in golünde ikinci top savunmasını düzeltelim; hücumda neden Gomis'i yeterince topla buluşturamadığımızı inceleyelim. Sonra bu bilgiyi Barcelona maçına taşıyalım. Yenilginin faydası ancak böyle ortaya çıkar.

Galatasaray'ın ligdeki hedefi artık istikrar kazanmak

28 hafta sonunda 35 puanlık tablo şampiyonluk yarışından çok uzak. Galatasaray'ın ligde sezon başında koyduğu hedeflere ulaşamadığı açık. Ancak kalan haftaların önemsiz olduğunu düşünmek büyük hata olur. Takımın gelecek sezon planında kimlerin yer alacağı, Torrent'in oyuncularla kurduğu sistem ve genç futbolcuların gelişimi bu maçlarda gözlemlenecek.

Üstelik Galatasaray formasını giyen oyuncunun sıralama nedeniyle herhangi bir lig maçını önemsiz görme hakkı yok. Kalan her karşılaşma kulübün prestiji ve taraftarın beklentisi açısından değerli. Barcelona maçına hazırlanıyoruz diye Konyaspor karşısındaki lig performansını geçiştiremeyiz. Avrupa ayrı hedef, ligde Galatasaray standardını korumak ayrı sorumluluk.

Sonuç: İki gol, kaybedilen ilk 20 dakika ve önemli bir Avrupa uyarısı

Galatasaray Konya'da maça kötü başladı, Ahmed Hassan'ın 8. dakikadaki ve Rahmanovic'in 20. dakikadaki gollerine engel olamadı ve kalan bölümde skoru değiştiremedi. İkinci yarıda Emre Kılınç, Berkan Kutlu, Moruţan ve Kerem Aktürkoğlu üzerinden fırsatlar üretildi fakat Konyaspor kalecisi Sehic geçilemedi. İki maçlık galibiyet ve dört maçlık yenilmezlik serileri sona erdi; Galatasaray 35 puanda kaldı.

Ben bu yenilgiyi Barcelona maçından önce gelen ciddi bir uyarı olarak görüyorum. Avrupa'da Galatasaray'dan kusursuz futbol beklemiyorum ama ilk dakikadan itibaren konsantrasyon bekliyorum. Rakibin bir ortasında arka direği boş bırakamayız, duran toptan dönen topu seyredemeyiz ve iki gol yedikten sonra maça başlamış gibi davranamayız. Konyaspor bunları cezalandırdı; Barcelona çok daha ağır cezalandırabilir.

Aynı zamanda bu sonucu felaket ilan edip Göztepe ve Rizespor maçlarında görülen olumlu gelişmeleri çöpe atmayı da doğru bulmuyorum. Takımın son haftalarda hücum isteğinde ve mücadele gücünde bazı ilerlemeler vardı. Konya deplasmanı bu ilerlemenin henüz kırılgan olduğunu gösterdi. Torrent'in yapması gereken, iyi bölümleri koruyup kötü başlangıçların nedenini ortadan kaldırmak.

Galatasaraylı olarak beklentim basit: Rakibe saygı duyacağız ama sahaya çekinerek çıkmayacağız; topu kullanacağız ama kaybettiğimizde savunmayı unutmayacağız; hücum edeceğiz ama santrforumuzu yalnız bırakmayacağız. Konya'da bunların hiçbiri yeterince istikrarlı yapılmadı. Sonuç 2-0 ve bunu kabul etmek zorundayız. Şimdi önümüzde Camp Nou var. Galatasaray'ın Avrupa Ligi'nde bugüne kadar oluşturduğu saygın görüntüyü korumak istiyorsak Konyaspor maçındaki ilk 20 dakikayı bir daha yaşamamak zorundayız.