Galatasaray, Süper Lig'in 22. haftasında sahasında Kasımpaşa'ya 3-1 yenilerek ligdeki kötü gidişine yine son veremedi. Nef Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılılar 39. dakikada Halil Dervişoğlu'nun golüyle öne geçmesine rağmen ilk yarının uzatma bölümünde eski Galatasaraylı Ryan Donk'un golüne engel olamadı. İkinci yarıda Umut Bozok Kasımpaşa'yı öne geçirirken uzatma dakikalarında Kevin Varga farkı ikiye çıkardı. Galatasaray böylece üst üste üçüncü lig mağlubiyetini yaşadı, 22 maç sonunda 27 puanda kaldı ve tarihinin en sıkıntılı lig dönemlerinden birini yaşamaya devam etti.
Galatasaraylı olarak bu maçı yalnızca 3-1'lik yenilgi üzerinden okumakta zorlanıyorum. Çünkü sorun artık tek bir karşılaşmada kaçan pozisyon, yapılan bireysel hata veya yanlış oyuncu tercihi olmaktan çıkmış durumda. Takım öne geçiyor, kırılma anında kontrolü kaybediyor ve yeniden ayağa kalkmakta ciddi güçlük yaşıyor. Fatih Terim'in ayrılmasının ardından göreve başlayan Domènec Torrent'in ikinci maçında da aynı kırılganlığın devam etmesi, problemin yalnızca teknik direktör değiştirerek birkaç günde ortadan kalkacak kadar basit olmadığını gösteriyor. Galatasaray'ın önce sahada, ardından zihinsel olarak yeniden güven kazanması gerekiyor.
Galatasaray-Kasımpaşa maçının golleri
| Dakika | Gol | Skor |
|---|---|---|
| 39 | Halil Dervişoğlu | Galatasaray 1-0 Kasımpaşa |
| 45+3 | Ryan Donk | Galatasaray 1-1 Kasımpaşa |
| 60 | Umut Bozok | Galatasaray 1-2 Kasımpaşa |
| Uzatma dakikaları | Kevin Varga | Galatasaray 1-3 Kasımpaşa |
Skor tablosu maçın kırılma noktalarını oldukça açık biçimde gösteriyor. Galatasaray 39. dakikada öne geçti, fakat soyunma odasına üstün gidemedi. İlk yarının son saniyelerinde gelen beraberlik golü yalnızca tabelayı değiştirmedi; takımın ikinci yarıya taşıyabileceği psikolojik avantajı da ortadan kaldırdı. İkinci yarının başında yeniden gol arayan Galatasaray fırsatlar bulsa da 60. dakikada bu kez Kasımpaşa öne geçti ve sarı-kırmızılı takım bir kez daha geriye düştüğü maçta gerekli cevabı üretemedi.
Halil Dervişoğlu'nun golü umut verdi ama yetmedi
Galatasaray'ın golü hızlı hücumdan geldi. Kasımpaşa'nın kullandığı kornerin ardından gelişen atakta Moruţan topu Halil Dervişoğlu'na aktardı. Halil rakip yarı alanda topu taşıdı, iki savunmacının arasından ilerledi ve ceza sahasına girdikten sonra uzak köşeye yaptığı düzgün vuruşla takımını öne geçirdi. Hücumun hızı, Halil'in topu taşıma cesareti ve bitiriş kalitesi Galatasaray adına gecenin en olumlu anlarından biriydi.
Ben bu golü özellikle değerli buluyorum çünkü Galatasaray'ın son dönemde eksikliğini yaşadığı şeylerden birini gösterdi: Top kazanıldıktan sonra rakip yerleşmeden kaleye gidebilmek. Sarı-kırmızılı takım çoğu maçta rakip savunma yerleştikten sonra uzun süre pas yapmak zorunda kalıyor. Halil'in golünde ise kararlar hızlı verildi ve rakip savunmaya organize olma zamanı bırakılmadı.
Ancak bu hücumun başarılı olması Galatasaray'ın bütün oyununu geçişlere bağlaması gerektiği anlamına gelmez. Büyük takım özellikle kendi sahasında topa daha fazla sahip olmak ve yerleşik savunmaya karşı da çözüm üretmek zorunda. Halil'in golü takımın kullanabileceği önemli bir silahı gösterdi; eksik kalan taraf ise aynı tehdidi maç boyunca farklı şekillerde üretebilmekti.
Ryan Donk eski takımına karşı eşitliği getirdi
Kasımpaşa'nın ilk yarının uzatma bölümünde bulduğu gol Galatasaray açısından özellikle kötü bir zamanda geldi. Hajradinovic'in kullandığı kornerde arka bölgede gelişen pozisyonun devamında top Ryan Donk'a ulaştı ve eski Galatasaraylı futbolcu düzgün bir vuruşla skoru 1-1'e getirdi. Sarı-kırmızılı ekip birkaç dakika önce elde ettiği üstünlüğü devre arasına taşıyamadı.
Ben bu golü yalnızca duran topta bir oyuncunun boş kalması şeklinde değerlendirmiyorum. Bir takım öne geçtikten sonra ilk yarının son bölümünü nasıl oynayacağını bilmek zorunda. Bu tamamen geriye çekilmek anlamına gelmez; gereksiz risk almadan, rakibin kolay duran top kazanmasını önleyerek ve ceza sahası içindeki eşleşmeleri kaybetmeden devreyi tamamlamak gerekir. Galatasaray'ın son dönemde yaşadığı sorunlardan biri de tam burada ortaya çıkıyor: Skoru elde etmekle skoru yönetmek aynı şey değil.
39. dakikada gol bulmuşken 45+3'te beraberliği vermek, ikinci yarıya yeniden sıfırdan başlamak demekti. Ömer Bayram da maçın ardından bu golün takımın mental durumunu olumsuz etkilediğini söyledi. Ben bunun bir açıklama olduğunu kabul ederim, fakat mazeret olamayacağını da eklerim. Galatasaray oyuncusu kötü zamanda gol yiyebilir; asıl beklenti bunun ardından oyundan tamamen kopmamasıdır.
Kerem'in direkten dönen topu maçın önemli kırılma anlarından biriydi
İkinci yarının 56. dakikasında Galatasaray yeniden öne geçmeye çok yaklaştı. Moruţan'ın başlattığı hücumda Halil Dervişoğlu topu ters taraftaki Kerem Aktürkoğlu'na gönderdi. Kerem'in gelişine yaptığı vuruş direkten döndü. Dönen top yeniden önünde kalmasına rağmen ikinci vuruş istediği gibi olmadı ve önemli fırsat değerlendirilemedi.
Dört dakika sonra Kasımpaşa golü buldu. Futboldaki kırılma anlarını bundan daha açık görmek zor. Galatasaray 2-1 öne geçebileceği pozisyonu değerlendiremedi, kısa süre sonra 2-1 geriye düştü. Bunu yalnızca şanssızlık olarak görmüyorum. Direkten dönen top elbette birkaç santimetrelik fark; ancak takımın böyle bir pozisyonun ardından savunma konsantrasyonunu kaybetmemesi gerekiyor.
Ben Galatasaray'ın son dönemde özellikle kaçan golün ardından duygusal olarak düşmesini tehlikeli buluyorum. Futbolcu bir pozisyonu kaçırdığında maç bitmiyor. Büyük takım refleksi, kaçan fırsata birkaç saniye üzülüp hemen bir sonraki göreve dönmek olmalı. Torrent'in daha sonra sözünü ettiği ruh hali meselesinin sahadaki karşılıklarından biri de bana göre tam olarak bu.
Umut Bozok Galatasaray'ın savunma zaafını cezalandırdı
60. dakikada Kasımpaşa sol taraftan etkili geldi. Mortadha Ben Ouanes'in son çizgiden çevirdiği topu ceza sahasında kontrol eden Umut Bozok, kaliteli bir vuruşla İsmail Çipe'yi mağlup etti ve konuk ekibi 2-1 öne geçirdi. Galatasaray böylece kendi sahasında bir kez daha skoru çevirmek zorunda kalan taraf haline geldi.
Bu golde de yalnızca son vuruşa bakmayı yeterli bulmuyorum. Rakibin kanattan son çizgiye bu kadar rahat ulaşabilmesi, ceza alanına çevrilen topun kontrol edilmesine izin verilmesi ve bitiriş öncesinde yeterli baskının oluşturulamaması savunmanın zincirleme problemi. Bir pozisyonda üç ayrı aşamada rakibe rahatlık verirseniz iyi santrfor bunu cezalandırabilir.
Galatasaray'ın savunma problemi her zaman stoperlerin bireysel kalitesiyle açıklanamaz. Marcao ve Victor Nelsson gibi önemli oyuncular sahadayken de takım savunması bozulabilir. Beklerin pozisyonu, orta sahanın geri dönüşü ve rakibin ilk pasına yapılan baskı, stoperlerin ne kadar zor durumda kalacağını belirliyor. Ben transfer tartışmasının da bu nedenle sadece yeni savunmacı alınsın noktasına indirgenmesini istemiyorum.
Varga'nın golü skoru ağırlaştırdı
Galatasaray son bölümde beraberlik ararken daha fazla oyuncuyla hücuma çıkmak zorunda kaldı. Uzatma dakikalarında Kasımpaşa hızlı hücumla yakaladığı boşluğu değerlendirdi. Sağ taraftan gelişen pozisyonda Umut Bozok'un vuruşunun ardından Kevin Varga topu ağlara gönderdi. İlk anda ofsayt bayrağı kalkmasına rağmen VAR incelemesi sonrasında gol geçerli sayıldı ve skor 3-1 oldu.
Bu gol maçın esas problemini değiştirmiyor. Galatasaray zaten 2-1 gerideydi ve risk almak zorundaydı. Son bölümde geniş alan vermek, bir gol bulmak için öne çıkan takımın karşılaşabileceği doğal tehlikelerden biri. Ben üçüncü golü ilk iki golle aynı biçimde değerlendirmem. Asıl sorgulanması gereken, maçın neden o noktaya 2-1 geride taşındığı.
Domènec Torrent'in ikinci maçında ikinci yenilgi
Fatih Terim ile yolların 10 Ocak'ta ayrılmasının ardından Galatasaray'ın teknik direktörlüğüne Domènec Torrent getirildi. İspanyol teknik adamın ilk resmî maçı 16 Ocak'taki Hatayspor deplasmanıydı. Galatasaray karşılaşmada iki kez öne geçmesine rağmen sahadan 4-2 mağlup ayrıldı. Kasımpaşa maçı ise Torrent'in ikinci resmî karşılaşması oldu ve bu kez de sarı-kırmızılılar öne geçtikleri müsabakayı kaybetti.
İki maç sonunda Torrent'i kesin biçimde başarılı veya başarısız ilan etmek bana göre ciddi bir değerlendirme olmaz. Teknik direktör birkaç gün önce göreve gelmiş, takım yoğun maç takviminin içinde ve tam antrenman yapma fırsatı son derece sınırlı. Ancak aynı şekilde teknik direktör değişti diye sahadaki sorunların otomatik olarak ortadan kalkmasını beklemek de gerçekçi değildi. İlk iki maç, problemin düşündüğümüzden daha derin olduğunu gösteriyor.
Ben Torrent'in önündeki işi yalnızca yeni taktik öğretmek olarak görmüyorum. Önce oyuncuların kaybettiği güveni yeniden oluşturması gerekiyor. Daha sonra takımın topa sahip olduğunda ve topu kaybettiğinde ne yapacağının açık hale gelmesi lazım. En sonunda da skor değiştiğinde paniğe kapılmayan bir yapı kurulmalı. Bunların hiçbirinin birkaç antrenmanda tamamen çözülmesini bekleyemeyiz; fakat her maçta küçük da olsa ilerleme görmek zorundayız.
Torrent: Son 20 dakikada gerçek anlamda sıkıntı yaşıyoruz
Domènec Torrent maç sonrasında takımın özellikle son 20 dakikalarda ciddi problem yaşadığını söyledi. Savunmada ve hücumda bire bir mücadelelerin kaybedildiğine, dönen topların yeterince kazanılamadığına dikkat çekti. Ayrıca takımın ruh halini geliştirmeleri gerektiğini ifade etti.
Ben bu tespitin önemli olduğunu düşünüyorum. Dönen top dediğimiz şey yalnızca fiziksel mücadele değil; oyuncunun pozisyonu önceden okuyabilmesi ve arkadaşının gireceği mücadeleye yakın bulunması anlamına geliyor. Galatasaray ilk topu kaybettiğinde ikinci topu da sürekli rakibe bırakıyorsa rakip yeni hücuma başlamadan tekrar top kazanmak çok zorlaşıyor.
Son 20 dakikadaki düşüşün fiziksel mi, psikolojik mi yoksa taktik mi olduğu ayrıca analiz edilmeli. Muhtemelen tek bir sebebi yok. Skor kötü olduğunda oyuncular daha fazla acele ediyor, takımın boyu uzuyor ve enerji gereksiz koşulara harcanıyor olabilir. Bu nedenle sadece kondisyon çalışması yapmak bütün sorunu çözmeyebilir. Oyuncunun nerede koşacağı, ne zaman baskı yapacağı ve ne zaman oyunu sakinleştireceği de önemli.
Yedi-sekiz eksik oyuncu vardı ama Torrent bunu mazeret yapmadı
Torrent maçtan sonra yaklaşık yedi-sekiz oyuncudan yararlanamadıklarını söyledi ancak bunu mazeret olarak kullanmadı. Galatasaray gerçekten de kadro açısından sıkıntılı bir dönemdeydi. Taylan Antalyalı ile Berkan Kutlu cezaları nedeniyle Kasımpaşa karşısında forma giyemedi. Bunun yanında sakatlıklar ve milli takım görevleri nedeniyle rotasyon daralmıştı.
İlk 11'de bu nedenle normalde farklı görevlerde gördüğümüz oyuncuların birlikte kullanıldığı bir yapı oluştu. İsmail Çipe kalede, DeAndre Yedlin ve Ömer Bayram beklerde, Marcao ile Nelsson savunmanın merkezinde yer alırken Alpaslan Öztürk de orta alanın savunma dengesine katkı vermek zorunda kaldı. Hücum tarafında Moruţan, Cicâldău, Kerem ve Halil kullanıldı.
Ben eksiklerin etkisini görmezden gelmem. Özellikle orta sahada aynı anda iki oyuncunun cezalı olması teknik ekibin seçeneklerini doğrudan değiştirir. Fakat Galatasaray kadrosunun kendi sahasında Kasımpaşa karşısında rekabet edecek yeterliliğe sahip olmadığını da kabul edemem. Eksikler oyunu zorlaştırabilir; takımın bütün olarak kırılmasını açıklamak için yeterli değil.
Üçüncü üst üste lig yenilgisi
Galatasaray, ikinci yarının ilk maçında Giresunspor'a kendi sahasında 1-0 yenilmişti. Bu karşılaşma Fatih Terim'in takımın başındaki son maçı oldu. Ardından Torrent yönetimindeki ilk karşılaşmada Hatayspor'a 4-2, şimdi de Kasımpaşa'ya 3-1 kaybedildi. Böylece sarı-kırmızılılar ligde art arda üç mağlubiyet aldı.
| Tarih | Karşılaşma | Sonuç |
|---|---|---|
| 08.01.2022 | Galatasaray - Giresunspor | 0-1 |
| 16.01.2022 | Hatayspor - Galatasaray | 4-2 |
| 20.01.2022 | Galatasaray - Kasımpaşa | 1-3 |
Bu üç karşılaşmanın ortak tarafı yalnızca mağlubiyet değil. Son iki maçta Galatasaray öne geçmesine rağmen sahadan puansız ayrıldı. Hatay'da Emre Kılınç ile 1-0, Kerem Aktürkoğlu ile 2-1 üstünlük yakalandı; maç 4-2 kaybedildi. Kasımpaşa karşısında Halil ile öne geçildi; sonuç yine mağlubiyet oldu. Bu tablo bana skor koruma ve kötü ana tepki verme konusunda ciddi bir problem olduğunu söylüyor.
Son 11 lig maçında yalnızca bir galibiyet
Kasımpaşa yenilgisi, daha uzun bir kötü serinin devamı. Galatasaray son 11 lig maçında yalnızca Antalyaspor karşısında kazanabildi. Bu dönemde dört beraberlik ve altı mağlubiyet yaşandı. Toplanan yedi puan, şampiyonluk hedefiyle sezona başlayan bir Galatasaray için kabul edilemeyecek derecede düşük.
Ben bu seriyi sadece son teknik direktöre veya sadece önceki teknik direktöre yazmam. Sürecin büyük bölümü Fatih Terim döneminde başladı; son iki karşılaşma Torrent döneminde devam etti. Dolayısıyla problem yönetim, teknik ekip, oyuncu performansı ve kadro planlamasının birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor. Bir tarafı tamamen suçlayıp diğer herkesi sorumluluktan çıkarmak kolay ama eksik bir değerlendirme olur.
Galatasaray'ın büyüklüğünü tekrar tekrar söylemek tabloyu değiştirmiyor. Büyük kulüp olduğunu göstermenin yolu, kötü dönemde doğru teşhis yapıp ayağa kalkabilmek. Bugün asıl ihtiyaç geçmiş başarıları hatırlatarak mevcut sonucu küçültmek değil, bu sonucun neden oluştuğunu açık biçimde ortaya koymak.
22 maç sonunda yalnızca 27 puan
Galatasaray, 22 lig maçında yedi galibiyet, altı beraberlik ve dokuz mağlubiyet sonucunda 27 puanda kaldı. Kasımpaşa karşılaşmasının ardından sarı-kırmızılılar 13. sırada bulunuyor. Lider Trabzonspor ise 51 puanda. Aradaki fark 24 puana ulaştı.
| Gösterge | 22. hafta sonunda Galatasaray |
|---|---|
| Maç | 22 |
| Galibiyet | 7 |
| Beraberlik | 6 |
| Mağlubiyet | 9 |
| Puan | 27 |
| Sıra | 13 |
| Lider Trabzonspor ile fark | 24 puan |
Ben Galatasaray'ın ligde 13. sırada bulunmasını hiçbir şekilde normalleştiremem. Sezon içinde şampiyonluk yarışından uzaklaşabilirsiniz; bu futbolda olur. Ancak Galatasaray'ın ocak ayında tablonun alt yarısında bulunması, sadece beklentinin altında performans değil, ciddi bir sportif krizdir. Bunu söylemek oyunculara veya teknik heyete düşmanlık değil, kulübün kendi standardını hatırlatmaktır.
Ömer Bayram'ın sözleri takımın psikolojisini anlattı
Ömer Bayram maç sonrasında ilk yarının uzatma dakikalarında yenilen golün takım üzerinde mental etki yarattığını söyledi. Galatasaray formasını giyen herkesin sorumluluk alması gerektiğini vurguladı ve taraftarlardan özür diledi. Oyuncuların takımı bu duruma getirdiğini ve cevabı sahada vermeleri gerektiğini ifade etti.
Ben oyuncunun sorumluluk almasını önemli buluyorum. Kötü sonuçtan sonra sürekli hakemi, zemini, eksikleri veya şanssızlığı anlatmak taraftarın güvenini daha da azaltır. Ömer'in oyuncular olarak sorumluluk üstlendiklerini söylemesi doğru başlangıç. Fakat artık açıklamadan fazlası gerekiyor. Taraftar aynı cümleleri birkaç haftada bir duyuyorsa kelimelerin etkisi azalır; karşılığını sahada görmek ister.
Galatasaray formasının ağırlığından söz etmek kolay. O ağırlığın karşılığı, skor kötü gittiğinde top istemeye devam etmek, arkadaşının hatasını kapatmak ve son düdüğe kadar oyunun içinde kalabilmektir. Ben futbolcuların bir sonraki maçta tam olarak bunu göstermesini bekliyorum.
Arda Turan'ın açıklaması krizin boyutunu gösterdi
Takım kaptanı Arda Turan da maç sonrasında son derece ağır ifadeler kullandı. Galatasaray'ın bulunduğu durumun kulübe yakışmadığını söyledi ve takımın UEFA Avrupa Ligi maçlarına kadar toparlanmak zorunda olduğunu belirtti. Lig şampiyonluğunun kaybedildiğine yönelik değerlendirmesi, takım içindeki mevcut lig tablosuna bakışın ne kadar karamsar hale geldiğini gösteriyordu.
Ben matematiksel yarış ile oyuncunun yaptığı duygusal değerlendirmeyi birbirinden ayırıyorum. O anda ligin bitmesine daha haftalar vardı; ancak 24 puanlık fark ve takımın performansı şampiyonluk hedefini pratikte son derece uzak hale getirmişti. Arda'nın sözlerinin asıl önemi de burada: Takım kaptanı artık ana hedefi Avrupa Ligi'nde toparlanmak olarak görüyordu.
Galatasaray'ın sezonunu tamamen Avrupa'ya bağlaması ise ayrı bir risk. Mart ayındaki Avrupa maçlarına daha zaman var. O tarihe kadar ligde sürekli puan kaybetmek, takımın özgüvenini Avrupa sınavına kadar daha da aşağı çekebilir. Avrupa'da başarılı olmanın yolu lig maçlarını önemsiz görmek değil, o maçlarda yeniden kazanma alışkanlığı edinmek.
Ahmet Çalık için maçın beşinci dakikasında oyun durdu
Karşılaşmanın duygusal anlarından biri beşinci dakikada yaşandı. Kısa süre önce trafik kazasında hayatını kaybeden eski Galatasaraylı futbolcu Ahmet Çalık anısına top dışarı gönderildi ve statta bulunanlar genç futbolcuyu alkışlarla andı. 2021-2022 Süper Lig sezonu da Ahmet Çalık'ın adını taşıyacak şekilde yeniden isimlendirilmişti.
Ahmet Çalık'ın kaybı Türk futbolu için son derece acı bir gelişmeydi. Galatasaray formasını giymiş bir oyuncunun genç yaşta hayatını kaybetmesi sarı-kırmızılı camiada da büyük üzüntü yarattı. Ben böyle bir anmayı maçın skor tartışmalarından ayrı tutmayı tercih ediyorum. Sahadaki kötü performansı eleştiririz; kaybedilen bir insanı anmak ise futbolun rekabet tarafının üzerinde başka bir anlam taşır.
Kasımpaşa maça daha tehlikeli başlayan taraftı
Karşılaşmanın ilk dakikalarında Kasımpaşa önemli fırsatlar üretti. Umut Bozok'un 4. dakikadaki vuruşunda İsmail Çipe gole izin vermedi. Birkaç dakika sonra Ahmet Engin'in hazırladığı pozisyonda Umut bu kez uygun durumda topu üstten auta gönderdi. Galatasaray kendi sahasında oynamasına rağmen karşılaşmaya rakibinden daha tehditkâr başlayamadı.
Bu başlangıç benim için önemli çünkü takımın yaşadığı güven sorununu gösteriyor. Kendi sahasında kötü seriyi bitirmek için çıkan Galatasaray'ın ilk dakikadan rakibine baskı kurması beklenirken, ilk tehlikeleri Kasımpaşa üretti. Galatasaray ilerleyen bölümde oyuna girdi ve Ömer Bayram ile önemli fırsat buldu, fakat başlangıçtaki çekingen görüntü dikkat çekiciydi.
Torrent'in takımı henüz birkaç gündür çalıştırdığı düşünüldüğünde bütün alışkanlıkları değiştirmesini bekleyemem. Yine de Galatasaray'ın iç saha maçındaki temel isteğini teknik direktörün taktik ayrıntılarından bağımsız da sorgulayabiliriz. Taraftarın önünde oynayan takımın mücadele başlangıcı rakibin cesaretini artırmamalı.
Taylan ve Berkan'ın yokluğu merkezde hissedildi
Taylan Antalyalı ile Berkan Kutlu cezaları nedeniyle Kasımpaşa maçında forma giyemedi. Galatasaray son dönemde orta sahanın savunma ve pas bağlantısında bu iki oyuncuyu yoğun biçimde kullanıyordu. İkisinin aynı maçta bulunmaması Torrent'in merkezde farklı çözüm aramasına neden oldu.
Ben bu eksikliği önemli buluyorum ama takımın bütün oyununu iki futbolcunun yokluğuna bağlamam. Büyük kulübün sezon planında kart cezası ve sakatlık ihtimali bulunur. Alternatif oyuncuların da temel görevleri yapabilecek şekilde hazırlanması gerekir. Eğer iki oyuncu çıkınca bütün sistem dağılıyorsa sorun yalnızca cezalı futbolcular değil, kadronun rol dağılımıdır.
Bu durum ocak transfer dönemini de daha önemli hale getiriyor. Galatasaray'ın orta saha için yeni oyuncu aradığı biliniyor. Ancak alınacak ismin sadece sayı artırması değil, mevcut oyunculardan farklı veya tamamlayıcı bir özellik getirmesi gerekiyor. Aksi halde aynı görevi yapan dört futbolcu bulunur ama ihtiyaç duyulan özellik yine eksik kalabilir.
Muslera'nın yokluğunda İsmail Çipe'nin sorumluluğu arttı
Fernando Muslera'nın sakatlığı nedeniyle kaleyi İsmail Çipe korudu. İsmail maçın başında Umut Bozok'un tehlikeli vuruşunda önemli bir kurtarış yaptı. Üç gol yenilen bir maçta bütün sonucu kaleciye yüklemek doğru olmaz. Gollerin öncesindeki savunma hataları ve rakibe verilen alanlar birlikte değerlendirilmek zorunda.
Ben Muslera'nın yıllardır Galatasaray'a sağladığı güvenin yokluğunun sadece kurtarış sayısıyla ölçülemeyeceğini düşünüyorum. Savunma oyuncularıyla iletişim, arkaya atılan toplara çıkış ve takım zorlandığında verdiği güven de önemli. İsmail'in aynı seviyedeki bütün sorumluluğu kısa sürede taşımasını beklemek adil değil. Buna rağmen Galatasaray forması giyen kalecinin de bu dönemi kendi seviyesini yükseltmek için fırsat olarak görmesi gerekiyor.
Sıradaki rakip lider Trabzonspor
Galatasaray'ın fikstürü rahatlamıyor. Kasımpaşa yenilgisinin ardından sıradaki rakip lig lideri Trabzonspor. Bordo-mavili takım 22 hafta sonunda 51 puanla zirvede bulunuyor ve Galatasaray'ın 24 puan önünde. Sarı-kırmızılıların kötü gidişi bitirmek için karşısına ligin en istikrarlı ekibi çıkacak.
Ben bu maça sadece korkuyla bakmıyorum. Galatasaray'ın tam da böyle bir karşılaşmada güçlü tepki göstermesi gerekiyor. Rakibin puan tablosundaki yeri belli, fakat futbol maçları tablo üzerinde oynanmıyor. Galatasaray kendi sahasında sahaya çıkacaksa ilk dakikadan mücadele etmek, rakibine kolay alan vermemek ve kazanmak için oynamak zorunda.
Ancak Trabzonspor karşısında sadece duygusal reaksiyon yeterli olmayacak. Kasımpaşa maçında gördüğümüz gibi öne geçmek maçın sonu değil. Takım 90 dakika boyunca mesafelerini korumalı ve kötü bir pozisyondan sonra düzenini kaybetmemeli. Torrent'in kısa süre içindeki en büyük sınavı da bu olacak.
Avrupa Ligi hâlâ sezonun önemli hedefi
Galatasaray ligde son derece kötü bir dönem geçirirken UEFA Avrupa Ligi'nde tamamen farklı bir sezon yaşadı. Lazio, Marsilya ve Lokomotiv Moskova'nın bulunduğu grubu yenilgisiz lider bitiren takım doğrudan son 16 turuna yükseldi. Avrupa maçlarının mart ayında yeniden başlayacak olması Torrent'e takımı hazırlamak için belirli bir zaman bırakıyor.
Ben Avrupa başarısını ligdeki sorunları gizlemek için kullanmam. Aynı şekilde ligdeki kötü gidiş nedeniyle Avrupa'da yapılan işi değersizleştirmem de. Galatasaray bu sezon iki farklı yüz gösterdi. Yeni teknik heyetin görevi, Avrupa'da görülen disiplin ve dayanıklılığı lig maçlarına da taşımak olmalı.
Mart ayına kadar yeniden güven kazanmayan takımın Avrupa'da bir anda eski seviyesine döneceğini varsaymak tehlikeli. Her lig maçı aynı zamanda Avrupa için hazırlık. Torrent'in önündeki haftaları deneme dönemi değil, takımın kaybettiği alışkanlıkları geri kazanma süreci olarak kullanması gerekiyor.
Teknik direktör değişti ama sorumluluk sadece Torrent'in değil
Galatasaray'da Fatih Terim'in ayrılığından sonra doğal olarak bütün gözler Torrent'e çevrildi. Fakat kulübün bugünkü tablosu birkaç günlük yeni teknik direktörün oluşturduğu bir tablo değil. Sezonun kadro planlaması, transfer kararları, oyuncuların performansı ve yönetim tercihleri daha uzun bir dönemin sonucu.
Ben Burak Elmas yönetiminin de bu süreçte sorumluluk taşıdığını düşünüyorum. Terim ile birlikte gençleşme projesi başlatıldı, yaz transferleri yapıldı ve ocak ayında teknik direktör değişikliğine gidildi. Şimdi yeni teknik heyetin başarılı olabilmesi için eksik görülen bölgelerin doğru biçimde tamamlanması, kulüp içindeki belirsizliğin azaltılması ve futbol takımının gündeminin mümkün olduğunca saha içinde tutulması gerekiyor.
Oyuncular da sorumluluğu teknik direktör değişikliğinin arkasına bırakamaz. Sahaya çıkan futbolcu temel mücadeleyi vermek, doğru pozisyon almak ve yaptığı hatadan sonra oyuna dönmek zorunda. Sistem önemlidir; futbolcunun bireysel sorumluluğu da aynı derecede gerçektir.
Sonuç: Galatasaray'ın artık sözden çok sahada cevaba ihtiyacı var
20 Ocak 2022 gecesi Galatasaray adına yalnızca bir yenilgi daha kaydedilmedi. Kasımpaşa karşısında öne geçip 3-1 kaybetmek, takımın içinde bulunduğu krizin başka bir görüntüsünü ortaya koydu. Son 11 lig maçında yalnızca bir galibiyet, üst üste üç mağlubiyet ve 22 hafta sonunda 27 puanlık tablo artık geçici formsuzluk kelimesiyle açıklanamayacak seviyede.
Galatasaray kötü gidişe dur diyemedi; şimdi yapılması gereken bu cümlenin her hafta yeniden yazılmasını engellemek. Bunun için teknik direktörün zamana, oyuncuların güvene ve kadronun bazı takviyelere ihtiyacı olabilir. Fakat hiçbirinin Galatasaray formasının gerektirdiği mücadeleyi ertelemenin bahanesi haline gelmemesi gerekiyor.
Halil'in golünde gördüğümüz cesareti, Kerem'in direkten dönen şutunda gördüğümüz hücum isteğini ve İsmail'in maç başındaki kurtarışında gördüğümüz mücadeleyi takımın tamamına ve 90 dakikaya yaymak zorundayız. Bir pozisyon iyi, sonraki on dakika dağınık oynayarak bu krizden çıkamayız. Futbolda toparlanma büyük konuşmalarla değil, aynı doğru davranışı tekrar tekrar yapabilmekle gelir.
Ben bugün Galatasaray'dan şampiyonluk hesabı değil, yeniden Galatasaray gibi davranmasını bekliyorum. Rakibi kim olursa olsun topu istemesini, geriye düştüğünde dağılmamasını, öne geçtiğinde paniğe kapılmadan maçı yönetmesini istiyorum. Taraftarın beklentisi artık mucize değil; mücadele, düzen ve ilerleme görmek. Torrent'in önünde zor bir görev var. Bu takımın kötü gidişini tek gecede tersine çeviremez, ama her geçen maçta daha sağlam bir Galatasaray göstermek zorunda. Kasımpaşa yenilgisi tarihe bir başka kötü sonuç olarak yazıldı; bundan sonraki cevap sahada verilmek zorunda.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap