Galatasaray, 20 Şubat 2021'de Aytemiz Alanyaspor'u deplasmanda 1-0 yenerek Süper Lig'deki liderliğini korudu. Bahçeşehir Okulları Stadı'nda oynanan 26. hafta karşılaşmasının tek golünü 18. dakikada Emre Kılınç attı. Sarı-kırmızılılar puanını 54'e yükseltirken ligdeki galibiyet serisini yedi maça çıkardı. Alanyaspor ise 42 puanda kaldı. İlk bölümde gol fırsatları üreten, ikinci yarıda rakibinin baskısına direnen Galatasaray için bu deplasmanın belirleyici isimlerinden biri de Fernando Muslera oldu.
Bu galibiyeti anlatırken iki gerçeği aynı anda söylemek gerekiyor: Çok değerli üç puan aldık ve özellikle ikinci yarıda ciddi biçimde zorlandık. Birincisi ikincisini ortadan kaldırmıyor. Galatasaraylı olarak Alanya'dan lider dönmenin sevincini yaşarım; ama kalecimizin son dakikalardaki kurtarışlarına ihtiyaç duyduğumuz bir maçı baştan sona rahat geçmiş gibi anlatmam. Emre'nin golü kapıyı açtı, Muslera'nın müdahaleleri o kapının yeniden kapanmasını engelledi. Takımın direncini takdir ederken oyunun neden bu kadar kendi kalemize yaklaştığını da konuşmalıyız.
Alanyaspor-Galatasaray maçının kimliği
| Başlık | Maç bilgisi |
|---|---|
| Tarih | 20 Şubat 2021 Cumartesi |
| Organizasyon | Süper Lig, 26. hafta |
| Stadyum | Bahçeşehir Okulları Stadyumu, Alanya |
| Hakem | Zorbay Küçük |
| İlk yarı ve maç sonucu | Aytemiz Alanyaspor 0-1 Galatasaray |
| Gol | Emre Kılınç, 18. dakika |
Fatih Terim başlangıçta Muslera; Yedlin, Luyindama, Marcao, Ömer Bayram; Etebo, Gedson Fernandes, Emre Kılınç, Arda Turan, Onyekuru ve Mostafa Mohamed'e görev verdi. Taylan Antalyalı, Belhanda, Babel, Donk, Linnes ve Kerem Aktürkoğlu gibi seçenekler yedek kulübesindeydi. Maçın devamında yapılan değişikliklerle bu kadronun hem orta saha hem savunma görevleri yeniden düzenlendi.
Mohamed ve Onyekuru ile gelen erken fırsatlar
Galatasaray'ın ilk ciddi tehdidinde Mostafa Mohamed, rakibin taç atışından sonra baskıyla topu kazandı ve sol çaprazdan yaptığı vuruşla direğe takıldı. Ardından Onyekuru'yu savunmanın arkasında topla buluşturan da Mohamed oldu; Nijeryalı oyuncunun şutu dışarı çıktı. Sarı-kırmızılılar, gol gelmeden önce rakibin geride bıraktığı alanı kullanabileceklerini gösterdi.
Bu iki hücumun bana söylediği, santrfor katkısının gol hanesine sığmadığı. Mohamed ilk pozisyonda topu geri kazandı, diğerinde arkadaşını kaleye yaklaştırdı. Bir forveti sadece son vuruş için ceza sahasında bekleyen oyuncu olarak kullandığımızda bu özelliklerinden vazgeçmiş oluruz. Topu alan kişinin arkasında ve önünde hareket eden arkadaşları bulunursa hücum bir futbolcunun bireysel mücadelesinden çıkar, ortak bir işe dönüşür.
Onyekuru'nun koşu tehdidi de bu bağlantının parçası. Ancak hızlı bir oyuncuya sahip olmakla ona doğru zamanda pas atabilmek farklı şeyler. İlk bölümde görülen pas ve koşu uyumunu değerli buluyorum. Eleştirdiğim nokta, bu çıkış seçeneğinin maçın tamamında aynı açıklıkla korunamaması. Rakip baskıyı artırdığında yalnızca topu ileri göndermek değil, o topun yeniden bizde kalmasını sağlayacak desteği de hazırlamak gerekiyor.
Salih'in direkten dönen şutunun ardından Emre sahneye çıktı
17. dakikada Salih Uçan'ın ceza sahası çevresinden yaptığı vuruş direkten döndü. Bir dakika sonra ise Galatasaray golü buldu. İki pozisyon arasındaki kısa süre, karşılaşmanın ne kadar hızlı yön değiştirebildiğini gösteriyor. Erken fırsatlarımız vardı; fakat rakibin de skoru değiştirebilecek bir şutu bulunuyordu.
Bu nedenle ilk bölümün anlatımını yalnızca Galatasaray'ın üstünlüğü üzerine kurmam. Rakibin direğe takılan topu, sonradan kazanıldığı için önemsiz hale gelmez. O vuruşa nasıl izin verildiğini de incelemek gerekir. İyi bir sonuçla birlikte maçın uyarılarını okuyabiliyorsak ilerleyebiliriz. Aksi halde topun birkaç santimetre farklı gitmesi, aynı oyuna bir hafta sonra tamamen başka sözler söylememize yol açar.
18. dakikadaki gol: Yedlin gördü, Emre Kılınç tamamladı
Yedlin'in sağ taraftan gönderdiği uzun pası değerlendiren Emre Kılınç, savunmanın arkasına geçip ceza sahasına girdi. İlk denemesinin ardından yeniden önünde kalan topu ağlara göndererek galibiyet golünü attı. Pozisyonun değeri yalnızca bitirişte değil, pası verenle koşuyu yapanın aynı alanı aynı anda görmesindeydi.
Ben bu golde Emre'nin ilk vuruştan sonra oyunu bırakmamasını özellikle önemsiyorum. Bir hücum, ilk şut sonuçlanmadığında bitmiş sayılmaz. Top yeniden kullanılabilir durumdaysa devam etmek, bazen en gösterişli hareketten daha değerlidir. Emre hem koşusuyla fırsat oluşturdu hem takibiyle o fırsatı gole çevirdi. Orta sahadan gelen bu katkı, rakibin yalnızca santrforumuza odaklanmasını da yetersiz bıraktı.
Yedlin'in pası ise bir bekin hücuma katkısının sadece son çizgiye inip orta yapmak olmadığını hatırlattı. Topu doğru açıdan ve doğru zamanda ileri göndermek, birden fazla rakibi oyunun dışında bırakabilir. Böyle bir pasın karşılığını bulabilmesi için topun uzağındaki arkadaşın da hareket etmesi gerekiyor. Golü tek bir kişinin başarısı gibi anlatmak yerine, birbirini tamamlayan bu iki kararı birlikte takdir ederim.
Emre Kılınç'ın ligdeki dördüncü golü
Emre, Alanya'daki golüyle bu sezon Süper Lig'de dördüncü kez fileleri buldu. Önceki lig golleri sezonun ilk yarısındaki Gaziantep, Büyükşehir Belediye Erzurumspor ve Göztepe karşılaşmalarında gelmişti. Bu akşamki katkısı ise maçın tek golü olarak doğrudan üç puana dönüştü.
Golün orta sahadan gelmesi benim için başlı başına önemli. Rakip, Mohamed'in vuruşlarını durdurduğunda veya Onyekuru'nun önüne koşu alanı bırakmadığında başka bir oyuncunun sorumluluk alabilmesi gerekiyor. Hücum çeşitliliği, aynı mevkide çok sayıda futbolcu bulundurmak değil; farklı oyuncuların farklı yollarla tehlike oluşturabilmesi demek. Emre'nin bu koşusunu tesadüfi bir anı olarak değil, çalışılarak çoğaltılabilecek bir seçenek olarak görüyorum.
İkinci gol gelmeyince maçın ağırlığı arttı
Galatasaray, ikinci yarıda Mohamed ile topu ağlara gönderdi ancak elle oynama gerekçesiyle gol geçerli sayılmadı. Onyekuru da ilerleyen bölümde bulduğu fırsatı değerlendiremedi. Böylece erken gelen üstünlük, maçın sonuna kadar tek gollük fark olarak kaldı.
Burada sonucu güvenceye alacak ikinci golün eksikliğini hissettik. Fakat her kaçan fırsata aynı tepkiyi vermek yerine, o fırsatın nasıl hazırlandığına bakmak gerekir. Kimi zaman doğru koşu yapılır ama vuruş kötü olur; kimi zaman da son oyuncuya ulaşana kadar hücum fazla yavaşlamıştır. Bunların çözümü aynı değil. Bitiricilik çalışmasıyla pas kararını geliştirmek birbirini tamamlamalı.
Tek farklı önde olmak, hücumdan tamamen vazgeçmeyi gerektirmiyor. Aksine rakibin kendi savunmasını düşünmeye devam etmesi, bizim üzerimizdeki baskıyı da azaltabilir. Galatasaray'ın geliştirmesini istediğim konu bu: İkinci gol gelmediğinde yalnızca skoru tutmaya çalışan değil, gerektiğinde rakibi geri döndürebilen bir takım kalmak. Topu uzaklaştırmak bir anı kurtarır; doğru oyuncuda tutmak ise bir sonraki atağı geciktirebilir.
Muslera'nın kurtarışları üç puanın merkezindeydi
Muslera, ilk yarıda Babacar'ın dokunuşuna izin vermedi; ikinci devrede Tayfur Bingöl'ün yakın mesafeli tehdidini de önledi. Asıl gerilimli bölüm ise uzatmalardı. Mustafa Pektemek'in kafa vuruşuna ve ardından Kadzior'un şutuna yaptığı müdahalelerle beraberliğin önüne geçti.
Bu galibiyette Muslera'nın payını sıradan bir gol yememe istatistiğiyle anlatamam. Özellikle son dakikalarda yapılacak tek bir hata, yaklaşık bütün maç boyunca korunan üstünlüğü değiştirebilirdi. Uruguaylı kaleci o anlarda sorumluluğu taşıdı. Bir kalecinin takımına kazandırdığı güven, sadece güzel bir kurtarış görüntüsü değil; arkadaşlarının emeğinin puana dönüşmesini sağlayan gerçek bir katkı.
Ancak burada kendimize dürüst davranalım: Muslera'nın büyüklüğü, takımın onu sürekli son çareye dönüştürmesini doğru yapmaz. Kalecimize güvenmemiz başka, her hafta aynı sayıda kritik müdahaleyi beklememiz başka. Ben bu akşam kaptanı alkışlarken teknik heyetin de son bölümlerde neden bu kadar çok müdahaleye ihtiyaç duyulduğunu çalışmasını isterim. Muslera'nın performansını takdir etmekle önündeki düzeni eleştirmek birbirine zıt değildir.
Gol yememek ile rakibe fırsat vermemek aynı şey değil
Skor tabelası savunmanın sonucunu gösteriyor; savunmanın bütün kalitesini tek başına açıklamıyor. Alanyaspor'un son bölümde bulduğu fırsatlar, kalemizin tehdit altında kaldığını ortaya koydu. Rakibin gol atamamasında oyuncularımızın müdahaleleri kadar değerlendiremediği şutların da payı vardı. Bunları aynı kategoriye koyup kusursuz savunma yaptık demeyi doğru bulmam.
Benim ölçüm yalnızca topu ceza sahasından çıkarabilmek değil, o topun yeniden rakibe ne kadar kolay döndüğü. Eğer uzaklaştırılan her top birkaç saniye sonra başka bir orta olarak geri geliyorsa savunma hiç dinlenemiyor. Merkezde kazanılacak bir ikinci top, doğru zamanda yapılacak bir destek koşusu veya sakince kurulan kısa pas bağlantısı, kalecinin kurtarışı kadar görünür olmayabilir. Fakat baskıyı azaltmak için bunlara ihtiyacımız var.
Luyindama ve Marcao'nun önündeki alanı korumak yalnızca onların görevi olamaz. Kenarda başlayan rakip hücumu ceza sahasına gelene kadar birden fazla müdahale noktası bulunmalı. Galatasaray'ın daha güvenli bir takım olması için son anda yetişen oyuncular kadar, rakibin rahat hazırlanmasını engelleyen oyunculara da ihtiyacı var. Direnci koruyalım; sürekli savunmak zorunda kalmayı ise başarı ölçüsüne dönüştürmeyelim.
Terim'in değerlendirmesi: İlk yarıdaki fırsat, ikinci yarıdaki baskı
Fatih Terim, maç sonunda ilk devrede farkı artırabileceklerini, ikinci yarıda ise Alanyaspor'un topu daha fazla kullandığını ve fırsatlar bulduğunu söyledi. Deplasmandan üç puan çıkarmanın önemini vurgularken ikinci golün gelmemesinin maçın gidişatındaki yerini de anlattı. Teknik direktörün değerlendirmesi, galibiyetin rahat bir oyunun sonucu olmadığını kabul ediyordu.
Bu açıklamadaki en önemli nokta bana göre oyunu iki farklı bölüm halinde okuyabilmek. Başlangıçtaki hızlı hücumlar işe yararken rakibin baskısı arttığında aynı rahatlık korunamadı. Burada yalnızca futbolcuların daha çok koşmasını istemek yeterli olmayabilir. Topu kazandığımız anda ilk pası kime vereceğimiz ve o oyuncunun etrafında nasıl destek oluşturacağımız da planın parçası olmalı.
Terim'in zor bir rakibe karşı kazanmasını takdir ederim. Bunun yanında değişen oyuna daha erken cevap verilip verilemeyeceğini sormayı da bırakmam. Kazanılan maç, teknik kararları incelemeye kapatmaz. Tam tersine, üç puanın verdiği rahatlıkla sorunları daha sakin değerlendirmek mümkündür. İyi anların korunması, sıkıntılı bölümün ise tekrar etmemesi için bu fırsat kullanılmalı.
Yedlin'in sözleri maçın zorluğunu gizlemedi
Yedlin, arkadaşlarının kendisini Alanya deplasmanının güçlüğü konusunda bilgilendirdiğini anlattı. Rakibi tebrik ederken bazı bölümlerde istedikleri oyunu oynayamadıklarını, daha fazla savunma yapmak zorunda kaldıklarını ve son ana kadar birlikte mücadele ettiklerini belirtti.
Golün hazırlığında önemli katkısı bulunan bir oyuncunun sadece kendi pasını öne çıkarmamasını değerli buluyorum. Sahadaki gerçeği kabul etmek, galibiyeti küçültmek değildir. Bazı anlarda rakibin daha etkili olduğu söylenebilir ve yine de kazanılan puanın değeri savunulabilir. Bence takımın olgunluğu, başarıyı överken kendi zorlandığı yeri de görebilmesinde.
Buradan çıkarılacak ders her karşılaşmada geri çekilmek olmamalı. Maçın gerektirdiği savunmayı yapmakla, topu yeniden kullanabilecek imkanları tamamen kaybetmek farklı şeylerdir. Yedlin'in sözlerinde vurgulanan ortak mücadeleyi koruyup bunu daha iyi pas çıkışlarıyla desteklemek isterim. Böylece direnmek, oyundaki tek seçeneğimiz haline gelmez.
Etebo'nun takım vurgusu ve orta sahanın sorumluluğu
Etebo maç sonunda bireysel performanstan çok takımın birlikte hareket etmesine önem verdiğini söyledi. Futbolcuların, teknik ekibin ve personelin ortak çabasını öne çıkardı. Golü hazırlayan pasla bitirişi de birbirinden ayırmadı; Yedlin'in katkısıyla Emre'nin vuruşunu aynı başarının parçaları olarak değerlendirdi.
Bu yaklaşımın sahadaki karşılığı benim için görev paylaşımıdır. Bir arkadaşın baskı altındayken pas alabileceğin açıya gelmek, ileri çıkan oyuncunun boşalttığı alanı kapatmak ve top kaybında yeniden oyuna katılmak birlikte hareket etmenin gerçek örnekleri. Yalnızca iyi ilişkilerden söz etmek yetmez; o ilişkilerin oyunu kolaylaştıran davranışlara dönüşmesi gerekir.
Etebo ve Gedson'un bulunduğu merkezde mücadele kadar topu tutabilme sorumluluğu da önemliydi. Rakip baskı kurduğunda orta saha ile hücum arasındaki bağ tamamen koparsa ilerideki oyuncu yalnız kalır. Ben topu alan futbolcudan mucize istemek yerine, ona yardım edecek iki arkadaşın nerede olduğunu sorarım. Bir pasın güvenli hale gelmesi çoğu zaman onu verenin becerisi kadar, pası alacak kişinin hazırlığına da bağlıdır.
Luyindama'ya müdahale ve hakem tartışmalarının sınırı
Babacar, ilk yarıda Luyindama'nın baş bölgesine gelen müdahalesi nedeniyle sarı kart gördü. Terim maç sonrasında bu pozisyonda kırmızı kart verilmesi gerektiğini savundu ve hakem yönetimine sert eleştiriler yöneltti. Verilen kart sarıydı; kırmızı kart gerektiği yönündeki değerlendirme ise teknik direktörün görüşüydü.
Galatasaray'ın bir kararın gerekçesini sorgulamasını ve oyuncusunun korunmasını istemesini doğal buluyorum. Fakat buradan doğrulanmış bir kasıt veya önceden kurulmuş bir düzen bulunduğu sonucuna atlamak başka bir iddiadır. O iddia için ayrıca kanıt gerekir. Taraftar olarak sert eleştiri yapabiliriz; bunu yaparken yaşanan olayla ona yüklediğimiz anlamı birbirinden ayırmalıyız.
Hakem tartışmasının maçın futbol tarafını tamamen kaplamasına da karşıyım. Emre'nin koşusu, Yedlin'in pası ve Muslera'nın kurtarışları kendi başına anlatılmayı hak ediyor. Aynı şekilde ikinci yarıda topu kullanırken yaşanan sıkıntıları konuşmak için bütün hakem tartışmalarının bitmesini beklemeye gerek yok. Kulübün hakkını savunmak ile takımın gelişmesini istemek birlikte yürüyebilir.
Son bölümdeki değişiklikler ve üstünlüğü koruma çabası
78. dakikada Arda ile Emre Kılınç'ın yerine Kerem ve Taylan girdi. 82'de Gedson'un yerini Linnes aldı. 90. dakikada ise Onyekuru ve Ömer Bayram çıktı; Babel ile Donk görev aldı. Galatasaray bu müdahalelerin ardından tek gollük üstünlüğünü bitiş düdüğüne taşıdı.
Skor korunmuş olsa da bütün değişiklikleri yalnızca sonuç üzerinden kusursuz ilan etmem. Oyuna yeni giren oyuncunun görevi, takım arkadaşlarının onunla nasıl yerleşeceği ve top kazanıldığında çıkışın nereden yapılacağı açık olmalı. Daha fazla savunmacı kullanmak bazı alanları güçlendirebilir; fakat tek başına rakibin yeniden hücum etmesini önlemez. Savunmadan çıkan topun kime gideceği hâlâ önemlidir.
Bu yüzden son bölümün değerlendirmesinde iki soruyu birlikte sorarım: Ceza sahasını koruyabildik mi ve oyunu yeterince kendi kalemizden uzaklaştırabildik mi? İlkinin sonucunu tabeladan görüyoruz; ikincisinin daha fazla çalışma istediğini ise son dakikalardaki tehlikeler anlatıyor. Üç puan aldığımız için bu soruyu ertelemek, galibiyetten çıkarabileceğimiz dersi azaltır.
Yedi lig galibiyeti, 21 puan ve önemli bir ayrım
Galatasaray, Denizlispor, Yeni Malatyaspor, Gaziantep, Başakşehir, Fenerbahçe ve Kasımpaşa galibiyetlerine Alanyaspor deplasmanını ekledi. Böylece son yedi lig maçından 21 puan çıkardı. Bu karşılaşmalarda 16 gol atıp üç gol yedi. Seri bütün resmî müsabakaları kapsamıyor; aynı dönemde Türkiye Kupası'nda Alanyaspor'a karşı alınan yenilgi bulunuyor.
Bu ayrım, başarıyı doğru anlatmak için gerekli. Yedi maç üst üste kazanmanın değeri yeterince büyük; rakamı daha etkileyici göstermek için kupa sonucunu görünmez kılmaya gerek yok. Ligdeki devamlılık, farklı rakipler karşısında puan üretilebildiğini gösteriyor. Ancak tek tek karşılaşmaların aynı ölçüde güçlü oyunlarla kazanıldığını söylemiyor.
Ben seri içindeki farklılıkları önemli buluyorum. Bazı maçlarda erken fark açılır, bazılarında son bölümde gol bulunur, bazılarında kaleci sonuca büyük katkı verir. İdeal olan, bütün bu imkanlara sahip olurken rakibe tanınan fırsatları azaltabilmek. Her hafta bir oyuncunun olağanüstü gününe ihtiyaç duymadan kazanabileceğimiz bir düzen kurmak, serinin kendisi kadar değerli bir hedef.
Alanyaspor karşısında bu sezon üçüncü maçta gelen ilk galibiyet
Galatasaray, sezonun ilk yarısındaki lig karşılaşmasında Alanyaspor'a İstanbul'da 2-1 yenilmişti. 10 Şubat'taki Türkiye Kupası çeyrek finalinde ise yine sahasında 3-2 kaybederek elenmişti. Alanya'daki 1-0, aynı rakibe karşı bu sezon oynanan üçüncü maçın ilk galibiyeti oldu.
Bu sonuç kupa yenilgisini silmedi; farklı bir organizasyonda, farklı bir hedef için kazanılmış üç puan getirdi. Ben bunu intikam kelimesine sıkıştırmak yerine, zorlanılan bir rakibe karşı yeniden hazırlanabilmek olarak görmeyi tercih ederim. Önceki mağlubiyetin psikolojik yüküne teslim olmadan sahaya çıkmak önemli. Ancak sadece sonucu değiştirmiş olmamız, o rakibin bütün sorunlarını çözdüğümüz anlamına gelmiyor.
Alanyaspor'un oyununa saygı duymak bizim sevincimizi azaltmaz. Tam tersine, bu deplasmandan puan çıkarmanın neden önemli olduğunu anlatır. Rakibi küçümseyerek kazanılan maçın büyüklüğünü savunamayız. Galatasaray'ın gücünü, karşısındakini değersizleştirmeden ortaya koyabilmesi gerektiğine inanıyorum.
54 puanla liderlik sürüyor, sırada Erzurumspor var
20 Şubat akşamının Galatasaray açısından net sonucu, liderliğin korunması ve puanın 54'e yükselmesi. Takımın bir sonraki lig gündemi Büyükşehir Belediye Erzurumspor ile oynayacağı iç saha karşılaşması. Alanya'dan gelen moral, bu hazırlığa destek olabilir; sonraki maçın sonucunu ise bugünden belirlemez.
Taraftar olarak lider olmanın keyfini elbette yaşarım. Fakat bu noktada istediğim, rehavete izin vermeyen bir hazırlık. Zor bir deplasmanı geçtik diye evimizdeki karşılaşma kendiliğinden kazanılmayacak. Rakibin oyununa, mevcut oyuncuların durumuna ve önceki maçtan taşınan eksiklere yeniden bakmak gerekiyor. İstikrar, aynı kadroyu veya aynı konuşmayı tekrarlamak değil, her yeni soruya doğru cevabı hazırlayabilmek.
Bu maçtan sonraki önceliğim açık: İlk bölümdeki koşu ve pas uyumunu korurken ikinci yarıda oyunu tamamen rakibe bırakmamayı öğrenmek. Muslera'nın güveni çok değerli, ama ona daha az zor pozisyon bırakabilirsek takım olarak güçleniriz. Kazandığımız akşam bu isteği dile getirmek karamsarlık değil, liderliğin devamını ciddiye almak.
Son söz: Üç puanı kutluyorum, oyunun uyarılarını da ciddiye alıyorum
Alanya'daki gece, gösterişli bir galibiyetten çok zor anları aşarak kazanılan bir maç olarak hatırlanacak. Emre Kılınç'ın bitirişi, Yedlin'in pası ve Muslera'nın kritik müdahaleleri sonucu belirleyen parçalar oldu. Ortaya konulan dirence saygı duyuyorum. Fakat liderliğin devam etmesi için yalnızca dirence değil, topu daha iyi kullanmaya ve baskıyı daha erken kırmaya da ihtiyacımız var.
Galatasaray liderliğini sürdürdü; şimdi yapılması gereken, bu liderliği taşıyan puan serisinin yanına daha güvenli bir oyun koymak. Benim sevincim koşulsuz bir övgüye, eleştirim de kazanılmış emeği küçümsemeye dönüşmeyecek. Üç puanın değerini bilelim, kaptanımızın hakkını verelim ve maçın zorlandığımız bölümünü açıkça inceleyelim. Alanya'dan yalnızca galibiyetle değil, sonraki karşılaşmada kullanacağımız derslerle dönmek asıl kazanç olacak.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap