Galatasaray, Spor Toto Süper Lig Ahmet Çalık Sezonu'nun 35. haftasında sahasında Demir Grup Sivasspor'a 3-2 mağlup oldu. 2 Mayıs 2022 tarihli haberin konu aldığı karşılaşma bir gün önce, 1 Mayıs Pazar akşamı Ali Sami Yen Spor Kompleksi Nef Stadyumu'nda oynandı. Sarı-kırmızılılar Bafetimbi Gomis'in 10. dakikadaki golüyle öne geçmesine rağmen üstünlüğünü koruyamadı. Mustapha Yatabare 44. dakikada skoru eşitledi, Fredrik Ulvestad ikinci yarının başında Sivasspor'u öne geçirdi. Gomis 58. dakikada penaltıyla 2-2'yi buldu ancak Ahmet Oğuz'un 64. dakikada orta yapmak isterken doğrudan kaleye yönelen sıra dışı vuruşu maçın skorunu belirledi. Galatasaray böylece 47 puanda kaldı ve sahasında Sivasspor'a karşı Süper Lig tarihindeki ilk mağlubiyetini yaşadı.
Galatasaraylı olarak bu maçta beni en çok rahatsız eden şey yalnızca üç gol yemek değil. İki kez skora tutunmamıza rağmen karşılaşmanın kontrolünü kalıcı biçimde ele alamadık. Önce 1-0 öne geçtik ve devrenin bitmesine çok az süre kala beraberlik golünü yedik. İkinci yarıda geriye düştük, Gomis'in penaltısıyla 2-2'yi bulduk ve sadece altı dakika sonra yeniden geriye düştük. Böyle bir maçta rakibin üçüncü golünün olağanüstü ve biraz da talihsiz bir vuruşla gelmesi konuşulabilir; fakat 90 dakikayı sadece şanssızlık kelimesiyle açıklamak Galatasaray'ın kendi sorunlarını görmesini engeller. Sezonun bitimine üç hafta kala hâlâ aynı konsantrasyon ve maç yönetimi problemlerini konuşuyor olmamız daha büyük mesele.
Maç 1 Mayıs'ta oynandı, haber 2 Mayıs tarihli
Tarihsel arşiv açısından önce bu ayrımı netleştirmek gerekiyor. Galatasaray-Sivasspor karşılaşması 1 Mayıs 2022 Pazar günü saat 20.30'da oynandı. Haber başlığının tarihi 2 Mayıs olduğu için bu içerik maçın ertesi günkü değerlendirmesi niteliğinde. Dolayısıyla goller ve maç içi gelişmeler 1 Mayıs akşamına, sonuç üzerine yapılan değerlendirme ise 2 Mayıs tarihli haber akışına ait.
Ben bu tür tarih ayrımlarını önemsiyorum çünkü yıllar sonra haber arşivine bakan okuyucu, karşılaşmanın 2 Mayıs'ta oynandığını sanmamalı. Yayın tarihi ile olay tarihi aynı olmak zorunda değil. Galatasaray tarihini oluştururken küçük görünen bu ayrıntılar, arşivin güvenilirliği açısından önemli.
Galatasaray-Sivasspor maçının golleri
| Dakika | Gol | Skor |
|---|---|---|
| 10 | Bafetimbi Gomis | Galatasaray 1-0 Sivasspor |
| 44 | Mustapha Yatabare | Galatasaray 1-1 Sivasspor |
| 49 | Fredrik Ulvestad | Galatasaray 1-2 Sivasspor |
| 58 | Bafetimbi Gomis, penaltı | Galatasaray 2-2 Sivasspor |
| 64 | Ahmet Oğuz | Galatasaray 2-3 Sivasspor |
Galatasaray'ın resmî maç anlatımında Ulvestad'ın golü 50. dakika biçiminde geçebiliyor; TFF ve maç sonu istatistiklerinde gol 49. dakika olarak kayıtlı. Tarihsel istatistikte resmî müsabaka kaydındaki 49. dakikayı esas almak daha doğru. Diğer goller açısından temel kronoloji açık: Gomis iki kez Galatasaray'ı maçın içine soktu, Sivasspor ise üç farklı golcüyle karşılık verdi.
Marcao cezalıydı, savunmanın merkezinde Semih Kaya vardı
Galatasaray karşılaşmaya Fernando Muslera, Sacha Boey, Victor Nelsson, Semih Kaya, Patrick van Aanholt, Taylan Antalyalı, Erick Pulgar, Emre Kılınç, Ryan Babel, Kerem Aktürkoğlu ve Bafetimbi Gomis ilk 11'iyle başladı. Marcao, Altay deplasmanında gördüğü sarı kart nedeniyle cezalı olduğu için kadroda yer alamadı. Bu nedenle savunmanın merkezinde Nelsson-Semih ikilisi kullanıldı.
Ben Marcao'nun yokluğunu üç golün tek açıklaması olarak göstermem. Stoper değişikliği elbette alışkanlıkları etkiler; özellikle sezon boyunca önemli ölçüde birlikte oynayan Nelsson-Marcao ikilisinden birinin bulunmaması savunma iletişimini değiştirebilir. Ancak Sivasspor'un gollerine baktığımızda sorun sadece iki stoperin bireysel müdahalelerinden oluşmuyor. Kanattan yapılan ortaya baskı, duran top sonrası ikinci topun savunulması ve takımın rakibi kendi yarı alanına ne kadar rahat getirdiği de aynı derecede önemli.
Semih Kaya'nın yeniden Galatasaray formasına dönmüş olması tecrübe açısından bir seçenek yaratmıştı. Fakat bir oyuncunun geçmişte kulüpte önemli maçlar oynamış olması, bugünkü savunma bağlantılarının otomatik olarak kusursuz olacağı anlamına gelmez. Boey, Nelsson, Semih ve Van Aanholt'un birlikte oynadığı bu dörtlünün önündeki orta saha yardımı da savunmanın başarısını doğrudan etkiliyordu.
Galatasaray maça baskılı başladı
Sarı-kırmızılı ekip karşılaşmanın ilk bölümünde rakibini önde karşılamaya ve topu mümkün olduğunca Sivasspor yarı alanında tutmaya çalıştı. 6. dakikada tek paslarla gelişen hücumda Patrick van Aanholt'un son pasının şiddeti Gomis için uygun olmayınca ilk önemli girişim sonuçsuz kaldı. Birkaç dakika sonra Boey'in sağ taraftan taşıdığı hücumda Gomis yine ceza sahasında topla buluştu ancak vuruşu çerçeveyi bulmadı.
Bu başlangıcı olumlu buluyorum. Sezonun son haftalarında hedefler büyük ölçüde kaybedilmiş olabilir fakat Galatasaray'ın kendi sahasında rakibini ilk dakikadan karşılaması gereken standart değişmez. Taraftarın önünde oynuyorsanız oyunun temposunu mümkün olduğunca siz belirlemelisiniz. İlk on dakikada ortaya çıkan görüntü bunu yapabileceğimizi gösteriyordu.
10. dakika: Emre Kılınç hazırladı, Gomis tamamladı
Galatasaray'ın golü organize bir hücumun sonunda geldi. Sacha Boey'in savunmadan çıkardığı topun ardından sarı-kırmızılılar paslarla sol tarafa geçti. Kerem Aktürkoğlu'nun da içinde bulunduğu hücumda Emre Kılınç ceza sahasının solundan son çizgiye yaklaştı ve topu içeri çevirdi. Kale sahası önündeki Bafetimbi Gomis tek vuruşla topu ağlara gönderdi: 1-0.
Ben bu golü sadece Gomis'in bitiriciliği açısından değil, hücumun yön değiştirme biçimi açısından da değerli buluyorum. Top bir taraftan diğerine hızlı taşındığında rakip savunmanın bütün oyuncuları aynı anda yeniden yerleşmek zorunda kalıyor. Emre'nin son çizgiye yaklaşması da savunmayı kendi kalesine çevirdi. Gomis'in işi ise santrforun yapması gereken şeydi: doğru noktaya zamanında hareket edip topu tek dokunuşla bitirmek.
Gomis devre arasında Galatasaray'a döndüğünde ondan en fazla beklediğim katkı tam olarak buydu. Ceza sahası içinde topun nereye düşeceğini sezmek ve fazla dokunuş yapmadan sonuca gitmek. Onu sürekli orta sahaya çekmek yerine böyle pozisyonlarda besleyebildiğimizde daha etkili hale geliyor.
Golden sonra Galatasaray gereğinden fazla geriye çekildi
Galatasaray'ın kendi resmî maç raporunda da golün ardından takımın topun arkasına geçtiği ve hücumdan çok savunmada hata yapmamaya odaklandığı belirtiliyor. Uzun süre Sivasspor'un kaleye yaklaşmasını engelledik fakat önde kurduğumuz başlangıç baskısı giderek azaldı. Rakibin daha fazla top kullanmasına izin verildi.
Ben bu yaklaşımın sezon boyunca Galatasaray'ın başına sık sık sorun açtığını düşünüyorum. Öne geçmekten sonra kontrollü oynamak başka, rakibe inisiyatifi tamamen bırakmak başka. Topu her kazandığınızda hemen uzun oynuyor ve tekrar rakibe veriyorsanız savunma hattı sürekli yeni bir hücumu karşılamak zorunda kalır. En iyi savunmacılar bile 60-70 dakika boyunca kesintisiz baskıyı hatasız karşılayamaz.
1-0'dan sonra Galatasaray'ın yapması gereken ikinci gol için çılgınca ileri çıkmak değildi. Topu birkaç dakika saklamak, Sivasspor'un yükselen temposunu kırmak ve rakibin de geri koşmasını sağlayacak birkaç hücum geliştirmek yeterli olabilirdi. Maçın kontrolü sadece savunma çizgisinin geriye çekilmesiyle sağlanmıyor.
42. dakikada Muslera kritik kurtarış yaptı
Sivasspor ilk yarının son bölümünde baskısını belirgin biçimde artırdı. Uğur Çiftçi'nin soldan gönderdiği topun ardından Hakan Arslan ceza sahasında vuruşunu yaptı. Fernando Muslera müdahale ederek gole izin vermedi. Ancak yalnızca iki dakika sonra aynı kanattan gelen başka bir orta beraberliği getirdi.
Bu iki pozisyonu arka arkaya okumak önemli. Rakip aynı bölgeden ikinci kez tehlike üretmişse ilk pozisyonun ardından savunmanın gerekli ayarı yapması beklenir. Hakan Arslan'ın şutunda kurtulduk, Yatabare'nin kafa vuruşunda kurtulamadık. Bence sorun sadece son kafa topuna yükselen futbolcuda değil, Sivasspor'un sol taraftan iki dakika içinde bu kadar rahat servis yapabilmesinde.
44. dakika: Yatabare devre öncesinde eşitliği sağladı
Uğur Çiftçi'nin sol taraftan yaptığı etkili ortada Mustapha Yatabare ceza sahasında iyi yükseldi ve uçarak yaptığı kafa vuruşuyla Muslera'yı mağlup etti. Skor 1-1 oldu. Galatasaray birkaç dakika daha dayanabilse soyunma odasına önde gidecekti; bunun yerine ilk yarının son bölümünde yine avantaj kaybedildi.
Bu sezon beni en fazla yoran sahnelerden biri, devre veya maç bitimine yakın yenilen goller oldu. Kasımpaşa karşısında da ilk yarının uzatma bölümünde üstünlüğümüz gitmişti. Gaziantep'te Gomis ile öne geçtikten sonra 45+4'te Djilobodji'ye gol izni vermiştik. Sivasspor karşısında da 44. dakikada skor eşitlendi. Tekrarlanan bir davranış olduğunda artık tesadüf kelimesi yeterli değil.
Maçın kritik bölümlerini oynamayı öğrenmek gerekiyor. Devrenin son beş dakikasında top sizdeyse rakibe kolay duran top veya orta fırsatı vermemek, top rakipteyse savunma mesafesini birkaç metre daha dikkatli ayarlamak gerekir. Şampiyonluk yarışındaki takımlarla orta sıralardaki takımlar arasındaki fark bazen yalnızca bu birkaç dakikanın yönetiminden çıkar.
Emre Kılınç sarı kart gördü ve cezalı duruma düştü
Galatasaray'ın ilk golünü hazırlayan Emre Kılınç, karşılaşmanın 16. dakikasında gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştü. Bu kart nedeniyle bir sonraki haftadaki Medipol Başakşehir karşılaşmasında forma giyemeyecek. Böylece Marcao'nun Altay maçında yaşadığı kart cezasının hemen ardından başka bir oyuncu daha sonraki hafta için kaybedildi.
Ben kart cezalarını kadro planlamasının doğal parçası olarak kabul ediyorum. Ancak sezonun son döneminde zaten rotasyon konusunda farklı sorunlar yaşanırken her yeni eksik teknik ekibin seçeneklerini azaltıyor. Emre'nin hücumda farklı bölgelerde kullanılabilmesi, özellikle Kerem'in yanında başka bir hareketli oyuncu ihtiyacı bulunduğunda değerliydi.
Torrent devre arasında Halil Dervişoğlu'nu sahaya sürdü
Domènec Torrent ikinci yarıya oyuncu değişikliğiyle başladı. Emre Kılınç oyundan çıktı, Halil Dervişoğlu sahaya girdi. Bu hamleyle hücumdaki hareketliliğin ve Gomis çevresindeki bağlantının artırılması amaçlandı. Ancak değişiklik henüz etkisini göstermeye fırsat bulamadan Sivasspor ikinci golü attı.
Ben Halil'in oyuna girişini anlayabiliyorum. Gomis daha çok ceza sahasında bitirici rolünde kalırken Halil farklı bölgelere gelerek pas bağlantısı oluşturabiliyor. Rakibin stoperlerini hareket ettirmek ve Kerem ile Babel'in içeri yaptığı koşulara alan açmak için böyle bir profile ihtiyaç olabilir. Fakat teknik hamlenin anlamlı hale gelmesi için orta sahanın da topu hücum oyuncularına ulaştırabilmesi gerekiyordu.
49. dakika: İkinci topu Ulvestad tamamladı
Sivasspor ikinci yarıya Galatasaray'dan çok daha etkili başladı. Erdoğan Yeşilyurt'un sağ taraftan kullandığı serbest vuruşta top ceza sahasına gönderildi. Pulgar'ın kafasından seken top Appindangoye tarafından yeniden kale önüne indirildi. Fredrik Ulvestad altıpas çevresinde kontrol ettiği topu ağlara gönderdi ve konuk ekip 2-1 öne geçti.
Bu gol Galatasaray'ın duran top savunmasındaki ikinci top problemine güzel bir örnek. İlk topa temas etmiş olmak tehlikeyi bitirmiyor. Pulgar'ın kafasıyla uzaklaştırmak istediği top ceza alanından tamamen çıkmadı, Sivasspor ikinci hamleyi yaptı ve ardından üçüncü oyuncu bitirdi. Savunmanın top ceza sahasından çıkana kadar konsantrasyonu sürdürmesi gerekiyor.
Torrent maç sonrasında Sivasspor'un özellikle ortalar ve duran top sonrasındaki ikinci toplarla tehlikeli olduğunu bütün hafta oyuncularına anlattıklarını söyledi. Eğer teknik ekip rakibin bu özelliğini önceden belirlemişse ve gol tam da o şekilde geliyorsa bu daha can sıkıcı. Analiz doğru yapılmış olabilir; saha uygulaması analizi desteklememiştir.
Kerem'in hareketi penaltıyı getirdi
Galatasaray ikinci kez geriye düşmesine rağmen maçı bırakmadı. 57. dakikada Kerem Aktürkoğlu ceza sahasında Appindangoye'nin müdahalesiyle yerde kaldı ve hakem Kadir Sağlam penaltı noktasını gösterdi. Bafetimbi Gomis topun başına geçti ve 58. dakikada yaptığı vuruşla skoru yeniden eşitledi: 2-2.
Kerem bu maçta gol atmadı ama iki golde de dolaylı veya doğrudan önemli rol oynadı. İlk golün hücumunda sol taraftaki bağlantının içindeydi, ikinci golü getiren penaltıyı kazandırdı. Ben genç oyuncunun skor katkısını yalnızca kendi hanesine yazılan gol-asist rakamıyla değerlendirmem. Savunmacıyı hataya zorlamak veya penaltı kazandırmak da maçın sonucuna doğrudan etki.
Gomis iki gol attı ve ligde yedi gole ulaştı
Gomis'in iki golü, ocak ayı sonunda Galatasaray'a dönüşünden sonraki lig gol sayısını yediye çıkardı. Fransız santrfor daha önce Göztepe karşısında iki, Çaykur Rizespor, Gaziantep FK ve Fatih Karagümrük karşısında birer gol atmıştı. Sivasspor önünde hem açık oyunda hem penaltıdan fileleri bularak takımını iki kez skora taşıdı.
Ben Gomis'in maç sonunda yaptığı açıklamadaki özeleştiriyi önemli buluyorum. İki gol atmış oyuncu kendi istatistiğinin arkasına saklanmadı; Galatasaray'ın hak ettiği konumdan uzak olduğunu söyleyerek taraftardan özür diledi. Bence tam olarak beklenen tavır bu. Futbolcu bireysel olarak iyi maç çıkarabilir, ama takım kaybetmişse sadece kendi iki golünü konuşmak Galatasaray kaptanlığı veya tecrübeli oyuncu sorumluluğuyla uyuşmaz.
Gomis ayrıca Suudi Arabistan ile Türkiye ligi arasındaki fark nedeniyle yeniden adaptasyon süreci yaşadığını anlattı. Bu da devre arasında gelen tecrübeli oyuncunun bile yeni döneme birkaç haftada kusursuz uyum sağlayamayacağını hatırlatıyor. Yedi gol kısa sürede önemli katkı; fakat Gomis'in kendisinin de söylediği gibi Galatasaray'ın bulunduğu yeri tek başına değiştirmiyor.
64. dakika: Ahmet Oğuz'dan sıra dışı gol
Maçın sonucunu belirleyen gol 64. dakikada geldi. Ahmet Oğuz sağ tarafta topu kontrol etti ve ceza sahasına orta yapmayı hedefledi. Vuruş kaleye doğru yöneldi, Muslera'nın üzerinden uzak köşeye gitti ve ağlarla buluştu. Sivasspor bu sıra dışı golle üçüncü kez öne geçti: 3-2.
Bu tür goller futbolun kontrol edemediğiniz tarafını hatırlatıyor. Oyuncu ortayı hedefliyor, top mükemmel bir açıyla kaleye yöneliyor ve kalecinin ulaşamayacağı noktaya düşüyor. Gomis de maç sonrasında özellikle üçüncü golün şanssız bir gol olduğunu söyledi. Torrent ise üçüncü gol hakkında neredeyse konuşmaya gerek olmadığını, şans faktörünün büyük olduğunu düşündüğünü belirtti.
Ben de golün olağan dışı olduğunu kabul ediyorum. Fakat 64. dakikada 2-3 geriye düştüğümüzde önümüzde hâlâ yaklaşık yarım saat vardı. Büyük takımın sorusu bundan sonra gol nasıl oldu değil, kalan sürede nasıl cevap verdi olmalı. Şanssız gole engel olamayabilirsiniz; maçı yeniden eşitlemek için üreteceğiniz hücumu kontrol edebilirsiniz.
2-3'ten sonra Galatasaray yeterince düzenli hücum kuramadı
Sivasspor üçüncü golü bulduktan sonra daha fazla topun arkasına geçti. Galatasaray ise beraberlik için öne çıkmak zorundaydı. Ancak Torrent'in de maç sonunda kabul ettiği gibi takım istenen genişliği ve düzenli kanat oyununu yeterince kuramadı. Teknik direktör Galatasaray'ın oyun planından çok duygusuyla, yani “kalbiyle” oynadığını söyledi.
Bu ifadeyi önemli buluyorum. Maçı istemek, mücadele etmek ve taraftarın itmesiyle daha fazla koşmak gerekli; ama organizasyonun yerine geçemez. 2-3 gerideyken bütün oyuncular ceza sahasına koşarsa pası verecek kişi kalmaz. Her top doğrudan ileri atılırsa rakip savunma ikinci topları toplayıp zamanı tüketir. Galatasaray'ın son bölümde tam olarak daha fazla plana ihtiyacı vardı.
Ben özellikle skor gerideyken takımın daha sakin olması gerektiğini düşünüyorum. Taraftarın heyecanı doğal olarak yükseliyor, süre azalıyor ve oyuncu bir an önce gol atmak istiyor. Bu ortamda basit pası yapabilmek bile ciddi mental güç gerektirir. Sezon boyunca geriye düştüğümüz birçok maçta kaybettiğimiz şeylerden biri bu sakinlik oldu.
76. dakikada üçlü değişiklik
Torrent 76. dakikada üç oyuncuyu birden değiştirdi. Bafetimbi Gomis, Ryan Babel ve Erick Pulgar oyundan çıktı; Mostafa Mohamed, Olimpiu Moruţan ve Berkan Kutlu sahaya girdi. Böylece santrfor, hücum bağlantısı ve orta saha aynı anda yenilendi.
Gomis iki gol atmış olmasına rağmen oyundan çıkarıldı. Bunun maçın son bölümünde daha hareketli bir santrfor ve taze oyuncular kullanma isteğiyle bağlantılı olması anlaşılır. Mostafa Mohamed'in fizik gücü, Moruţan'ın bire bir yaratıcılığı ve Berkan'ın koşu kapasitesi beraberlik arayışına farklı özellikler ekleyebilirdi.
Ancak değişiklikler skoru değiştirmedi. Bu durum oyuncu hamlesinin tek başına çözüm olmadığını yeniden gösteriyor. Sahaya taze hücumcu sokarsınız ama topu onun kullanabileceği bölgeye taşıyamazsanız katkısı sınırlı kalır. Teknik müdahale ile takımın ortak davranışı birlikte çalışmak zorunda.
90+1'de Halil beraberliğe yaklaştı
Galatasaray son dakikalarda rakip kaleyi zorlamaya devam etti. 90+1. dakikada Halil Dervişoğlu ceza sahası dışından sert vurdu. Sivasspor kalecisi Ali Şaşal Vural topu çıkardı ve savunma devamında tehlikeyi uzaklaştırdı. Bu pozisyon sarı-kırmızılıların son ciddi beraberlik fırsatı oldu.
Ben maçın son bölümünün üretim açısından yetersiz kaldığını düşünüyorum. Yaklaşık 25 dakika boyunca beraberlik arayan Galatasaray'ın sadece birkaç net pozisyon çıkarabilmesi, Sivasspor'un savunma planını rahat uyguladığını gösteriyor. Taraftarın baskısı ve hücum oyuncusu sayısının artması tek başına fırsat üretmeye yetmedi.
Torrent sorumluluğu üzerine aldı
Domènec Torrent maçın ardından karşılaşmayı “düzensiz” olarak tanımladı ve Galatasaray'ın istediği genişliği sağlayamadığını, kanatları planladıkları şekilde kullanamadığını söyledi. Daha da önemlisi, takım kaybettiğinde teknik direktörün sorumluluk alması gerektiğini belirterek sonucu kendi sorumluluğu içinde değerlendirdi.
Ben teknik direktörün mağlubiyetten sonra futbolcularını kamuoyu önünde tek tek suçlamamasını doğru buluyorum. Rakibin gollerinin olağan dışı tarafı olabilir, oyuncu bireysel hata yapabilir; ama teknik direktör takımın hazırlanmasından ve oyun planından sorumlu. Torrent'in bunu kabul etmesi doğru. Fakat sorumluluk almak sadece “benim hatam” demekle tamamlanmaz. Aynı sorunun bir sonraki maçta nasıl düzeleceğini göstermek gerekir.
Özellikle rakibin ortalarını ve ikinci toplarını hafta boyunca çalıştıklarını söylemesi benim için önemli. Madem Sivasspor'un hangi yoldan tehlike yaratacağı biliniyordu, o halde sahadaki uygulamanın neden başarısız kaldığı analiz edilmeli. Oyuncu eşleşmesi mi yanlıştı, baskı mesafesi mi bozuldu, duran top savunması mı yeterince tekrar edilmedi? Gerçek gelişim bu sorunun cevabından çıkar.
Gomis: İki gol benim için güzel ama Galatasaray'ı istediğimiz yere taşımıyor
Bafetimbi Gomis maç sonrasında taraftarlardan özür diledi ve Galatasaray'ın hak ettiği konumdan uzak olduğunu söyledi. İki gol atmış olmasının kendi adına güzel olduğunu ancak takımın bulunduğu yeri değiştirmediğini vurguladı. Bu sezonki yedinci lig golüne ulaşmasına rağmen bireysel istatistik yerine takımın durumunu konuşması dikkat çekiciydi.
Ben tecrübeli oyuncudan böyle bir sorumluluk bekliyorum. Galatasaray forması sadece gol atınca alkış almak değil; işler kötü gittiğinde de ortaya çıkıp konuşabilmek demek. Gomis'in “Galatasaray'da oynamak sorumluluktur” yaklaşımı, sezonun bu bölümünde soyunma odasında ihtiyaç duyulan mesajlardan biri.
Fakat gelecek sezon daha iyi olacağız demenin gerçek karşılığı çalışma ve doğru yapılanma olmak zorunda. Bu sezon neden bu noktaya geldik sorusu cevaplanmadan sadece gelecek yıl daha iyi olacağız demek taraftarı ikna etmez. Gomis'in bireysel adaptasyonu kadar kulübün teknik ve idari planlaması da belirleyici olacak.
Galatasaray sahasında beş maç sonra yenildi
Sivasspor mağlubiyeti, Galatasaray'ın Nef Stadyumu'ndaki beş maçlık yenilmezlik serisini sona erdirdi. Sarı-kırmızılı ekip bu dönem içinde Çaykur Rizespor'u, Beşiktaş'ı, Fatih Karagümrük'ü ve Yeni Malatyaspor'u yenmiş; Kayserispor ile berabere kalmıştı. Evdeki son haftalarda oluşan olumlu seri Sivasspor karşısında devam etmedi.
Ben iç saha serisini sezonun son dönemindeki birkaç olumlu gelişmeden biri olarak görüyordum. Galatasaray'ın yeniden kendi stadında rakibin çekindiği takım haline gelmesi gerekiyor. Bu nedenle beş maçlık serinin, hem de iki kez gol bulduğumuz bir karşılaşmada sona ermesi ayrıca üzücü.
Sivasspor İstanbul'da Galatasaray'ı ilk kez ligde yendi
Maçın tarihsel istatistiklerinden en dikkat çekicisi Sivasspor'un Galatasaray'a karşı İstanbul'daki ilk Süper Lig galibiyetini almasıydı. Karşılaşmadan önce iki takım İstanbul'da 15 kez karşılaşmış, Galatasaray bunların 14'ünü kazanmış ve yalnızca bir maç berabere bitmişti. 1 Mayıs 2022'de bu seri sona erdi.
Sivasspor aynı zamanda Galatasaray deplasmanında ilk kez üç gol attı. Ben böyle serilerin sonsuza kadar süremeyeceğini biliyorum. Her tarihsel üstünlük bir gün bitebilir. Ancak Galatasaray'ın kötü geçen sezonunda kendi sahasında daha önce hiç lig galibiyeti alamamış rakibine ilk kez kaybetmesi, sezonun genel duygusuyla da örtüşüyor.
Geçmiş istatistiğe güvenerek maça çıkamazsınız. Sivasspor 15 kez burada kazanamadı diye 16. maçta da kazanamayacak diye bir kural yok. Tarihi üstünlüğü devam ettirmenin yolu tarih kitaplarına bakmak değil, sahada o üstünlüğün gereğini yeniden yapmak.
Sivasspor sezonun iki maçında da Galatasaray'ı mağlup etti
İki takım sezonun ilk yarısında 13 Aralık 2021'de Sivas'ta karşılaşmıştı. O maçta Galatasaray uzun süre 0-0'ı korumuş, 81. dakikada Muslera ile Luyindama'nın çarpışmasının ardından boşta kalan topu Fayçal Fajr ağlara göndererek Sivasspor'a 1-0'lık galibiyeti getirmişti. Muslera da o pozisyonda ciddi biçimde sakatlanmış ve aylarca sahalardan uzak kalmıştı.
İstanbul'daki 3-2'lik sonuçla Sivasspor sezonun iki lig maçında da Galatasaray'ı yenmiş oldu. Ben bu tabloyu özellikle rahatsız edici buluyorum. Bir rakibe karşı iki maçta da kaybetmek her zaman olabilir; fakat Galatasaray'ın bu sezon kaç farklı rakibe kendi standardının altında sonuçlar verdiğini düşününce mesele tek bir eşleşmenin ötesine geçiyor.
28 bin 197 taraftarın önünde gelen mağlubiyet
Anadolu Ajansı'nın maç sonu kaydına göre karşılaşmayı 28 bin 197 biletli seyirci tribünden takip etti. Sezonun son döneminde takımın ligde büyük bir hedefi kalmamış olmasına rağmen önemli sayıda taraftar Nef Stadyumu'na gelerek Galatasaray'ı destekledi.
Maçın son bölümünde ise tribünlerde yönetime, teknik heyete ve futbolculara yönelik tepkiler yükseldi. “Yönetim istifa” tezahüratları duyuldu. Futbol takımının sezon boyunca yaşadığı kötü sonuçlar ile kulübün aynı dönemde içinden geçtiği seçim belirsizliği, taraftarın sabrını ciddi biçimde azaltmıştı.
Ben taraftarın bu sezon yaşadığı hayal kırıklığını anlıyorum. Şampiyonluk beklentisiyle başlayan yılın mayıs ayında 47 puanla orta sıralarda olmak, Türkiye Kupası'ndan erken elenmek ve Avrupa'daki güzel macera dışında sürekli kriz konuşmak Galatasaray standardının çok altında. Tribünün tepki vermesi şaşırtıcı değil.
35 haftada 14 mağlubiyet
Sivasspor yenilgisi Galatasaray'ın 2021-2022 Süper Lig sezonundaki 14. mağlubiyeti oldu. Sarı-kırmızılı takım 35 maç sonunda 13 galibiyet, sekiz beraberlik ve 14 mağlubiyetle 47 puanda kaldı. Hafta tamamlandığında Galatasaray averajla 13. sırada yer aldı. Sivasspor ise Galatasaray galibiyetiyle puanını 48'e çıkardı.
Bu rakamları Galatasaray adına normalleştiremem. 35 haftada galibiyetten daha fazla mağlubiyetimiz var. Bu kulübün sezon başlangıcındaki hedefleriyle mayıs ayındaki tablosu arasında çok büyük fark bulunuyor. Avrupa Ligi grubundaki namağlup liderliğin hakkını ne kadar veriyorsam Süper Lig'deki 14 yenilgiyi de o kadar açık biçimde başarısızlık olarak görmek gerekiyor.
Ben kalan üç maçta sıralamanın birkaç basamak değişmesinin sezonun genel değerlendirmesini değiştireceğini düşünmüyorum. Fakat Galatasaray formasıyla sahaya çıkan oyuncuların o maçların hiçbirini önemsiz görme hakkı yok. Bu kötü sezonu mümkün olduğunca düzgün bitirmek, taraftara ve kulübün adına karşı sorumluluk.
Ahmet Oğuz'un golü şanssızdı ama sonuç sadece şans değildi
Gomis ile Torrent maç sonunda özellikle Sivasspor'un üçüncü golündeki şans faktörüne dikkat çekti. Gerçekten de Ahmet Oğuz'un amacı doğrudan kaleye şut çekmekten çok orta yapmak gibi görünüyordu ve top olağanüstü bir açıyla uzak köşeye gitti. Bu golü her hafta göremeyiz.
Fakat ben maçı “şanssızdık, kaybettik” diye kapatmayı reddediyorum. Sivasspor ilk golünü kanat ortasından, ikinci golünü duran top sonrasındaki ikinci top organizasyonundan buldu. Bu iki tehlike rakibin bilinen özellikleriydi. Üçüncü gol olağanüstü olabilir; ilk iki golün oluşumu çalışılabilir ve önlenebilir futbol aksiyonları.
Aynı zamanda 64. dakikadan sonra gol bulmak için yaklaşık yarım saatimiz vardı. Rakibin şanslı golü bizi geriye düşürdü, fakat beraberlik şansımızı elimizden almadı. Bu bölümde yeterli sayıda kaliteli pozisyon üretemememiz kendi problemimizdi. Şans açıklaması ancak kontrol edemediğiniz kısmı anlatır; kontrol ettiğiniz eksikleri gizlememeli.
Galatasaray neden iki kez maçın içine girip yine kaybetti?
Bence maçın en önemli sorusu bu. 1-0 öne geçtik ve 1-1 oldu. İkinci yarıda 2-1 geriye düştük, yeniden 2-2'yi bulduk. Yani takım psikolojik olarak tamamen dağılmadı; iki kez skor üretmeyi başardı. Buna rağmen maçı kazanamadı ve puan bile alamadı.
Burada maç yönetimi devreye giriyor. 2-2'yi bulduktan sonra birkaç dakika oyunu sakinleştirebilirsiniz. Rakibin yeniden saldıracağını bilirsiniz ve özellikle ilk beş dakika top kaybını azaltırsınız. Galatasaray ise beraberlikten sadece altı dakika sonra yeniden gol yedi. Gol şanslı olabilir ama rakibin o kadar kısa sürede tekrar ceza alanımızın çevresine gelmesi ayrıca incelenmeli.
Ben takımın sezon boyunca skora göre davranışının yeterince gelişmediğini düşünüyorum. Öne geçince fazla geriye yaslanıyoruz, geriye düşünce plansız biçimde acele ediyoruz, eşitliği bulunca bazen yeniden kontrol kuramadan rakibin hücumuna izin veriyoruz. Büyük takımın sadece gol atmayı değil, gol attıktan sonraki beş dakikayı da çalışması gerekir.
Pulgar'ın Galatasaray dönemi soru işaretleri bırakıyor
Erick Pulgar Sivasspor maçında ilk 11'de başladı ve ikinci golün öncesindeki duran top pozisyonunda topa ilk müdahaleyi yapan oyunculardan biriydi. 76. dakikada yerini Berkan Kutlu'ya bıraktı. Devre arasında Fiorentina'dan kiralanırken Galatasaray'ın savunma önündeki altı numara ihtiyacına çözüm olması beklenen Şilili futbolcu, düzenli ilk 11 oyuncusu haline gelmekte zorlandı.
Ben Pulgar'ı birkaç maç üzerinden kötü futbolcu ilan etmem. Milli takım düzeyinde tecrübesi var ve bazı maçlarda pas kalitesini gösterdi. Ancak Galatasaray'a gelişindeki ihtiyaçla sahadaki kullanım arasında beklenen süreklilik oluşmadı. Kiralık transferde zaten zaman daha da değerli; futbolcunun aylarca uyum süreci geçirip sezon biterken ritim bulması kulübün kısa vadeli hedefini karşılamaz.
Kalan maçlarda teknik heyetin Pulgar'ı nasıl kullanacağı, onun Galatasaray dönemi değerlendirmesinde önemli olacak. Ama 2 Mayıs itibarıyla kesin olan, ocakta çok net bir ihtiyaç için getirilen oyuncunun takımın vazgeçilmez altı numarasına dönüşmediği.
Boey yeniden düzenli süre bulmaya çalışıyor
Sacha Boey Altay maçında olduğu gibi Sivasspor karşısında da ilk 11'de görev yaptı. Galatasaray'ın ilk golünün başlangıcındaki çıkışı, genç Fransız oyuncunun hücum tarafındaki atletizmini gösterdi. Sezonun ilk yarısında sakatlıklar nedeniyle uzun süre takımdan ayrı kalan Boey için son haftalar yeniden maç ritmi kazanma dönemi niteliğinde.
Ben Boey'den sadece çizgide hızlı koşmasını beklemiyorum. Savunmadaki pozisyonu, top diğer taraftayken içeri ne kadar daraldığı ve hücuma çıktıktan sonra geriye dönüşü de önemli. Genç oyuncunun potansiyeli var; bunu düzenli performansa çevirmek için sağlıklı kalması ve sürekli süre alması gerekiyor.
Gelecek sezon planlaması yapılırken böyle genç oyuncuların birkaç kötü maçta gözden çıkarılması veya birkaç iyi maçta yıldız ilan edilmesi yanlış olur. Galatasaray yazın uzun vadeli yatırım mantığıyla Boey'i transfer etmişti. Bu yatırımın karşılığını görmek için gelişimin sürekliliğine bakılmalı.
Sırada Başakşehir deplasmanı var
Galatasaray, Sivasspor mağlubiyetinin ardından Süper Lig'in 36. haftasında Medipol Başakşehir'e konuk olacak. Emre Kılınç sarı kart cezası nedeniyle bu karşılaşmada forma giyemeyecek. Marcao'nun durumu ise Altay maçındaki sakatlığının ardından ayrıca değerlendirilecek.
Başakşehir sezonun bu bölümünde Avrupa kupalarına katılma mücadelesi veren ve puan tablosunda Galatasaray'ın üzerinde bulunan bir rakip. Ben Sivasspor maçından sonra teknik heyetin özellikle savunma konsantrasyonu ve hücumdaki genişlik üzerinde çalışmasını bekliyorum. Torrent zaten Sivasspor karşısında bu iki konuda istediği oyunu göremediğini açıkça söyledi.
Kalan haftalar geleceğe yönelik değerlendirme fırsatı. Fakat bunu deneme maçı rahatlığına çevirmemeliyiz. Galatasaray Başakşehir'e karşı da kazanmak için sahaya çıkmak zorunda. Bir sonraki sezonun hazırlığı, bu sezonun son maçlarını ciddiye almamaktan geçmez.
Bu sezonun iç saha hikâyesi de beklentinin altında kaldı
Galatasaray'ın tarihi boyunca en büyük güçlerinden biri kendi sahasındaki baskısı oldu. Sivasspor maçı öncesindeki beş maçlık olumlu seri bu açıdan umut vericiydi. Fakat sezonun tamamına baktığımızda Nef Stadyumu'nda da gereğinden fazla puan kaybedildi. Kasımpaşa, Giresunspor ve başka rakiplere karşı yaşanan sonuçlar taraftarın iç sahada alışık olduğu standarttan uzaktı.
Ben gelecek sezonun en temel hedeflerinden birinin stadyumu yeniden gerçek bir puan avantajına dönüştürmek olması gerektiğini düşünüyorum. Taraftar 28 bin kişiyle hedefi kalmamış sezonda bile maça geliyorsa futbol takımının da aynı sorumluluğu göstermesi gerekir. Evde oynanan maçın rakip için zor olması sadece tribün sesinden değil, Galatasaray'ın oyun üstünlüğünden kaynaklanmalı.
Sonuç: İki Gomis golü de yetmedi
Galatasaray, Sivasspor karşısında iki kez Bafetimbi Gomis ile ağları buldu fakat üç puanı bırakın, beraberliği bile alamadı. İlk gol organize hücumun, ikinci gol Kerem'in kazandırdığı penaltının sonucuydu. Buna karşılık Sivasspor Yatabare'nin kafa golü, Ulvestad'ın duran top sonrası ikinci topu tamamlaması ve Ahmet Oğuz'un sıra dışı orta-şutuyla üç kez fileleri buldu.
Sahasında kaybeden Galatasaray için bu maç, sezonun genel problemlerinin küçük bir özeti gibiydi. Gol bulduk ama üstünlüğü koruyamadık. Geri düştük, beraberliği yakaladık ama oyunu sakinleştiremedik. Rakibin güçlü olduğu hücum biçimlerini biliyorduk ama bunlardan gol yedik. Son bölümde çok sayıda hücum oyuncusuyla oynadık ama düzenli biçimde net fırsat çıkaramadık.
Gomis'in iki golüne saygı duyuyorum. Kerem'in penaltıyı kazandırmasını, Boey'in ilk golün başlangıcındaki katkısını ve oyuncuların 1-2'den sonra tekrar maça dönmesini olumlu tarafa yazıyorum. Fakat Galatasaray'da olumlu ayrıntıları toplarken sonuç gerçeğini kaybedemeyiz: Sivasspor İstanbul'da bizi lig tarihinde ilk kez mağlup etti, sezonun iki maçını da kazandı ve biz 35 hafta sonunda 47 puanda kaldık.
Torrent sorumluluğu üzerine aldığını söyledi. Gomis taraftardan özür diledi. Tribün yönetimi ve takımı protesto etti. Bunların hepsi yaşanan sezonun ne kadar yıpratıcı hale geldiğini gösteriyor. Artık kalan haftalarda verilecek demeçlerden çok, sahada daha düzenli ve daha ciddi bir Galatasaray görmek istiyorum.
Bu sezonun lig açısından telafisi kalmadı. Ama gelecek sezonun nasıl olmaması gerektiğine dair çok fazla ders var. Öne geçilen maç nasıl yönetilir, duran topun ikinci topu nasıl savunulur, skor eşitlendikten sonra tempo nasıl kontrol edilir ve rakibin bilinen silahlarına nasıl önlem alınır? Sivasspor yenilgisi bu soruların hepsini yeniden önümüze koydu.
2 Mayıs 2022 itibarıyla gerçek tablo ağır ama açık: Galatasaray kendi sahasında 3-2 kaybetti, 14. lig mağlubiyetini aldı ve kulübün tarihine yakışmayan bir sezonun son haftalarına girdi. Şimdi yapılması gereken sonucu şanssızlıkla açıklayıp geçmek değil; bu sezonun neden bu noktaya geldiğini dürüst biçimde anlayıp aynı hataları yeni sezona taşımamak.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap