Burak Elmas, 19 Haziran 2021'de yapılan olağan seçimli genel kurulda Galatasaray Spor Kulübü'nün 38. başkanı seçildi. 1.541 oy alan Elmas, en yakın rakibi Eşref Hamamcıoğlu'nu 41 oy farkla geride bıraktı. Galatasaray Lisesi'ndeki yarışın ardından yeni başkanın ilk mesajı, seçim rekabetini geride bırakıp birlikte çalışma çağrısı oldu. Mustafa Cengiz'in ardından başkanlığı üstlenecek olan Elmas'ın önünde, yönetim organizasyonundan futbol takımının Avrupa hazırlığına uzanan yoğun bir gündem bulunuyor.

Galatasaraylı olarak bu akşam yeni bir başlangıcın heyecanını yaşıyorum. Fakat sandıktan çıkan sonucu, bütün sorunların çözüldüğü bir gün gibi görmüyorum. Seçim bir yetki verir; o yetkinin nasıl kullanılacağı ise bundan sonra anlaşılır. Burak Elmas'tan beklentim yalnızca taraftarı heyecanlandırması değil, o heyecanı güvenilir bir çalışma düzeniyle desteklemesi. Kazandığı seçimin değerini büyütecek olan, verdiği sözlerle uygulamaları arasındaki mesafeyi azaltabilmesi olacak.

Beş aday, otuz sandık ve son ana kadar süren yarış

Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu'ndaki seçimde beş aday yarıştı. Salgın tedbirleri çerçevesinde 30 sandık kuruldu ve 4.731 genel kurul üyesi oy kullandı. Saat 10.00'da başlayan oy verme işlemi 15.00'te tamamlandı; ardından sayım aşamasına geçildi.

Bu katılımı yalnızca bir kalabalık olarak değerlendirmiyorum. Birbirinden farklı listelerin yarışması, üyelerin kulübün geleceği için aynı cevabı vermek zorunda olmadığını gösteriyor. Önemli olan, farklı tercihlerin seçim sonrasında kuruma katkı sunma imkanını kaybetmemesi. Galatasaray'ın başarısı, sandıkta en çok oyu alan ekibin sorumluluğu üstlenmesi kadar, diğer üyelerin de kendilerini kulübün eşit parçası olarak görmeye devam etmesine bağlı olmalı.

Galatasaray başkanlık seçiminin oy sonuçları

Kulübün yayımladığı sonuçlara göre adayların aldığı oylar ve yarıştıkları pusula renkleri şöyle:

Başkan adayıOy sayısıPusula rengi
Burak Elmas1.541Kırmızı
Eşref Hamamcıoğlu1.500Yeşil
Metin Öztürk893Mor
Mehmet Yiğit Şardan679Gri
İbrahim Özdemir92Sarı

Elmas seçimin galibi; ancak tablo, üyelerin önemli bir bölümünün farklı adayları tercih ettiğini de ortaya koyuyor. Bunu yeni başkanın yetkisini tartışmalı hale getirmek için değil, yönetim anlayışının kapsayıcı olması gerektiğini vurgulamak için söylüyorum. Kazanan adayın bütün görüşleri tek başına temsil ettiğini düşünmekle, genel kurulun verdiği göreve saygı duymak aynı şey değil. Elmas'ın başarısı, kendisine oy vermeyenlerin de doğru kararlarına güvenebilmesini sağladığında daha güçlü bir anlam kazanacak.

237 oy geriden gelen yarış, 28. sandıkta yön değiştirdi

DHA'nın sayım akışına göre ilk 10 sandık sonunda Hamamcıoğlu, Elmas'ın 237 oy önündeydi. Yirminci sandıkta fark 65'e indi. Elmas, 28. sandığın ardından toplamını 1.406 oya çıkararak ilk kez öne geçti; son iki sandıkta da üstünlük sağlayıp seçimi kazandı.

Günün heyecanını anlatan asıl ayrıntı bu değişim. İlk sandıklara bakarak yarışın bittiğini düşünen bir yorum, sayımın son bölümünde geçerliliğini kaybedebilirdi. Kısmi sonuçla tamamlanmış seçim sonucunu ayırmak gerekiyor. Bir adayın belirli sandıklarda önde olması, bütün üyelerin tercihi hakkında kesin hüküm vermeye yetmiyor.

Ben bu tablodan üyelerin yaşına, okul geçmişine veya belirli gruplara ilişkin kanıtlanmamış sonuçlar da çıkarmam. Sandık sırasını bilmek, o sandıktaki herkesin aynı gerekçeyle oy verdiğini bilmek demek değil. Görülebilen şey, başa baş giden bir yarışın son bölümde el değiştirmesi. Bu durum yeni yönetim açısından bir zafer hikayesi kadar, farklı tercihlere saygı gösterme sorumluluğunu hatırlatan bir sonuç.

Hamamcıoğlu'nun tebriki, seçim gecesinin değerli görüntüsü

Eşref Hamamcıoğlu, sonuç açıklandıktan sonra Elmas'ı tebrik etti ve onunla birlikte kürsüye çıktı. Genel kurulun tercihine saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek yeni yönetime destek mesajı verdi. Yakın geçen bir yarışın ardından kullanılan bu dil, gecenin dikkat çeken taraflarından biriydi.

Bana göre seçim kültürü yalnızca oy verildiğinde değil, sonuç kabul edildiğinde de kendisini gösterir. Son ana kadar başkanlığı isteyen bir adayın, sonuç aleyhine olduğunda kurumu öne çıkarması kıymetli. Ama bunu bütün eleştirilerin bundan sonra sona ermesi gerektiği biçiminde okumam. Destek vermek, yanlış bulunan bir uygulamaya sessiz kalmayı gerektirmez.

Galatasaray'ın ihtiyacı, seçim kaybedenlerin bir sonraki hatayı beklediği bir ortam değil; itirazlarını somut bilgiyle sunabildiği ve katkılarının değerlendirildiği bir düzen. Kazanan ekip de eleştiriyi daha ilk günden düşmanlık saymamalı. Kürsüde verilen birlik görüntüsünün kalıcı karşılığı, ilk ciddi anlaşmazlıkta nasıl davranılacağıyla ortaya çıkacak.

Burak Elmas'ın ilk mesajı: Galatasaray'da kimse kaybetmedi

Elmas, teşekkür konuşmasında üyelerin, diğer adayların ve ekiplerinin katkısını vurguladı. “Galatasaray'da kimse kaybetmedi.” sözleriyle seçimden sonra ortak çalışma çağrısı yaptı. Basın açıklamasında da taraftarın ilgisinin kendilerine önemli bir sorumluluk yüklediğini belirtti.

Bu mesajı seviyorum, fakat değerini yalnızca güzel söylendiği için kabul etmiyorum. Birlik, görevlendirmelerde ehliyete bakıldığında ve farklı düşüncedeki üyelerin soruları aynı ciddiyetle cevaplandığında anlam kazanır. Seçim sürecinde başka bir adayı desteklemiş olmak, kulüp için yapılacak bir çalışmada kişinin bilgisini değersiz hale getirmemeli.

Aynı ölçü taraftarla ilişkide de geçerli. Yeni yönetimi desteklemek, her açıklamayı peşinen doğru kabul etmek değildir. Taraftarın sevgisini önemseyen bir başkan, onun eleştirisini de dinleyebilmeli. Benim için ilk konuşmanın en güçlü devamı, alkışın azaldığı ve zor soruların başladığı günlerde de açık iletişimin sürmesi olacak.

Burak Elmas kimdir?

1974 yılında İstanbul'da doğan Elmas, Avusturya Lisesi'nin ardından Denver Üniversitesi'nde finans ve pazarlama eğitimi aldı. İş yaşamında aile şirketleriyle uluslararası girişimlerde yöneticilik yaptı; farklı ülkelerde çalışma deneyimi edindi. Başkanlık yarışına yalnızca taraftar kimliğiyle değil, iş dünyası ve spor yönetimindeki geçmişiyle katıldı.

Bu özgeçmişin yönetim açısından değer taşıyabileceğini düşünüyorum. Ancak ticari hayatta deneyimli olmak, spor kulübünde her kararın doğru alınacağını garanti etmez. Başkanın kendi uzmanlığından yararlanması kadar, bilmediği alanda doğru uzmana alan açabilmesi de önemli. Futbolcunun seçimi, tesisin işletilmesi ve bütçenin hazırlanması birbirinden farklı işler; hepsini tek kişinin sezgisine bağlayan bir anlayış istemem.

Ben Elmas'ı mezun olduğu okul veya görev yaptığı şirketlerin büyüklüğü üzerinden başarılı ilan etmeyeceğim. Bunlar başlangıçtaki birikimini anlatır. Galatasaray'daki değerlendirmesini ise seçtiği ekip, kurduğu işleyiş ve ortaya çıkan sonuçlar belirleyecek. Özgeçmiş güven oluşturabilir; kalıcı güvenin devamlı ve açıklanabilir uygulamayla kazanılması gerekir.

1997'deki altyapı görevinden kulüp başkanlığına

Elmas'ın Galatasaray'daki ilk görevi, 1997'de henüz 23 yaşındayken üstlendiği PAF takımı sorumluluğuydu. Ardından 1998, 2000 ve 2002 yıllarında yönetim kurullarında yer aldı; 2018'de Galatasaray Sportif AŞ bünyesinde de görev yaptı. Dolayısıyla başkanlık, kulüple ilk idari teması değil.

Bu geçmişin en yararlı tarafı bana göre kurumun farklı düzeylerini tanıma imkanı. Altyapıyla ilgilenmiş bir yöneticinin genç oyuncunun gelişimine, üst yönetimde bulunmuş birinin de kararların nasıl uygulandığına dair deneyimi olabilir. Ancak eski bir görevi üstlenmiş olmak, bugünün koşullarına kendiliğinden hazır olmak anlamına gelmez. Birikimin yeni ihtiyaçlara uyarlanmasını görmek isterim.

Özellikle altyapı geçmişinin yeni dönemde somut karşılık bulmasını önemsiyorum. Genç oyuncuya yalnızca gelecekte satılabilecek bir değer olarak değil, takımın futboluna katılabilecek insan olarak bakılmalı. Hangi çalışmayı yapacağı, kimden destek alacağı ve ne zaman gerçek sorumluluk üstlenebileceği belli olmalı. Başkanın geçmişteki görevini hatırlatması güzel; o deneyimi bugünün gençlerine fırsata dönüştürmesi daha değerli.

Burak Elmas'ın yönetim kurulu listesinde kimler var?

Elmas'la birlikte seçilen yönetim kurulunun asil ve yedek üyeleri aşağıda yer alıyor. Bu liste, kurulun bileşimini gösteriyor; başkan yardımcılığı veya sözcülük gibi görevlerin dağılımını kendiliğinden açıklamıyor.

Listeİsimler
Asil üyelerAli Polat Bengiserp, Mehmet Remzi Sanver, Başak Karaca, Bikem Kanık, Turhan Özen, Burçak Emre Zorlu, Şükrü Köksal Ünlü, Mustafa Özgür Kalelioğlu, Rezan Epözdemir, Özgür Işıtan Gün
Yedek üyelerİbrahim Reha Keskin, Selim Sefada, Abdulvahap Gazi Tanrıverdi, Mehmet Polat Kalafatoğlu, Ahmet Ozan Şener

Benim bu isimlerden beklentim, yalnızca güçlü bir seçim listesi görüntüsü vermeleri değil. Hangi işin kimin sorumluluğunda olduğu ve bir kararın nasıl takip edileceği belirlenmeli. Her konu başkana taşınıyorsa geniş bir kurulun gerçek yararı sınırlı kalır. Tersine, herkes birbirinden bağımsız hareket ediyorsa bu kez ortak plan kaybolur. Yetkiyle sorumluluğun birlikte tanımlandığı bir çalışma düzeni gerekiyor.

Bir yöneticinin başarısını verdiği röportaj sayısıyla ölçmem. Takip ettiği işin ilerlemesi, karşılaştığı sorunu zamanında bildirmesi ve görevini devralabilecek kişiye anlaşılır bilgi bırakması daha önemli. Galatasaray'ın yeni yönetiminde görmek istediğim profesyonellik, unvanlardan önce bu davranışlarda kendisini göstermeli.

Mustafa Cengiz'in ardından görev devri nasıl ele alınmalı?

Olağan seçimde üç yıllık dönem için seçilen Elmas, kulübün 37. başkanı Mustafa Cengiz'in ardından görevi üstlenecek. Elmas da seçim gecesi, asıl çalışma döneminin mazbatasını aldıktan sonra başlayacağını ifade etti. Bu nedenle sandık sonucuyla devir işlemlerinin tamamlanmasını aynı olay gibi anlatmamak gerekiyor.

Ben yeni başlangıcı, önceki yönetimin bütün işlerinin peşinen kötü ilan edilmesi olarak görmüyorum. İyi yürütülen bir süreç varsa devam ettirilmeli; eksik veya yanlış bir karar varsa da belgeleriyle incelenmeli. Aynı şekilde eski döneme duyulan saygı, yeni yönetimin soru sormasına engel olmamalı. Ne toplu suçlama ne de toplu aklama, sağlıklı bir görev devrinin yerini tutar.

Önceliğim, devam eden sözleşmelerin, ödeme tarihlerinin ve proje dosyalarının açıklıkla aktarılması. Bir işin hangi aşamada kaldığı bilinmiyorsa yeni ekip zamanını çözüm üretmekten önce o işi yeniden öğrenmeye harcar. Galatasaray'ın yönetimi değişebilir; kurumsal bilgisinin her seçimde sıfırlanmasına razı olmamalıyız.

Fatih Terim sorusuna verilen cevap, henüz yeni sözleşme demek değil

Seçimin ardından Elmas'a Fatih Terim ile ne zaman görüşeceği soruldu. Yeni başkan, verilen sözlerin farkında olduklarını ve gereğini yapacaklarını belirtti. Bu yanıt teknik yapılanmaya ilişkin beklentiyi güçlendirdi; ancak konuşmanın kendisini tamamlanmış bir sözleşme veya gerçekleştirilmiş bir imza töreni gibi sunamayız.

Ben futbol takımının hangi teknik anlayışla hazırlanacağının hızla netleşmesini isterim. Bununla birlikte çözümü yalnızca bir isimle yan yana fotoğraf vermekte görmüyorum. Teknik heyetin istediği oyuncuyu hangi bütçeyle değerlendireceği, transfer kararını kimlerin inceleyeceği ve görüş ayrılığında nasıl hareket edileceği de açıklığa kavuşmalı.

Başkanla teknik direktörün birbirine güvenmesi önemli; görevlerin sınırını belirsiz bırakması değil. Takımın ihtiyacını teknik ekip anlatmalı, mali yükü yönetim denetlemeli ve nihai karar ortak bir planı desteklemeli. Benim istediğim, ilk kötü sonuçta tarafların sorumluluğu birbirine bıraktığı bir ilişki değil. Başlangıçta kararlaştırılan çalışma biçiminin zor günlerde de ayakta kalabilmesi.

PSV eşleşmesi yeni yönetime uzun bir bekleme süresi tanımıyor

Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi ikinci eleme turundaki rakibi, 16 Haziran kurasında PSV Eindhoven oldu. Açıklanan takvim ilk maç için 20 veya 21 Temmuz'u, rövanş için 27 veya 28 Temmuz'u gösteriyor. Seçim akşamıyla ilk karşılaşma arasında yaklaşık bir ay bulunması, sportif kararların zamanlamasını önemli hale getiriyor.

Kulüp, sezon hazırlıklarının 14 Haziran'da Selçuk İnan yönetiminde başlatılacağını duyurmuştu. Yeni yönetimin kendi futbol planını oluşturması gerekirken mevcut hazırlığın da kesintiye uğramamasını beklerim. Seçim takvimiyle takımın çalışma takvimi aynı hızda ilerlemeyebilir; bunları birbirine mazeret yapmak yerine uyumlu biçimde yürütmek gerekiyor.

PSV karşılaşmasını daha oynanmadan kolay veya aşılmaz ilan etmiyorum. Benim için belirleyici soru, o maça hangi görevleri çalışmış bir kadroyla çıkılacağı. Önemli bir transfer son günlere kalıyorsa onun yeri daha önce kiminle hazırlanacak? Yeni gelen oyuncunun takım arkadaşlarıyla bağlantısı nasıl kurulacak? Başkanlık sevincinin ertesi gündeminde bu soruların bulunması gerekiyor. Avrupa'da yarışmak, yalnızca Avrupa hedefinden söz etmekten daha fazla hazırlık ister.

İlk mali beklentim: Büyük bir toplam değil, anlaşılır ödeme planı

Yeni başkandan önce dikkat çekici bir transfer açıklaması değil, kulübün yakın vadeli yükümlülüklerini doğru görmesini bekliyorum. Hangi ödeme ne zaman yapılacak, karşılığında hangi gelir kullanılabilecek ve tahsilat gecikirse nasıl hareket edilecek? Bana güven verecek bütçe yaklaşımı bu sorulara cevap vermeli. Burada yeni yönetimin açıkladığı bir borç tutarını aktarmıyorum; göreve başlarken öncelik vermesini istediğim işi söylüyorum.

Seçimden sonra tek bir büyük rakam açıklayıp bütün tartışmayı onun etrafında yürütmek yeterli değil. Gelir, borç, eldeki nakit ve gelecekte beklenen tahsilat aynı şeymiş gibi anlatılmamalı. Taraftarın kulübünün durumunu anlayabilmesi için kavramların da açık kullanılması gerekiyor. Ben ne tabloyu olduğundan parlak göstermeyi ne de bütün yeni kararları savunabilmek için olduğundan karanlık anlatmayı doğru bulurum.

Sponsorluk ve ticari iş birliği arayışları elbette önemli olabilir. Fakat henüz imzalanmamış bir anlaşmanın beklenen gelirini, bugün verilen garanti ödemenin güvenli karşılığı saymak istemem. İddialı hedefler kurulabilir; harcamaların ise gerçekleşebilir kaynaklarla desteklenmesi gerekir. Galatasaray'ın umutlarını büyütmekle geleceğinin ödeme imkanını tüketmek aynı şey olmamalı.

Transferde başkanın imzasını değil, takımın ihtiyacını görmek istiyorum

Yeni seçilen bir yönetimin taraftara güçlü bir başlangıç göstermek istemesini anlıyorum. Ancak sırf yeni dönemin simgesi olsun diye bir futbolcuya gereğinden fazla yük ve anlam verilmesini doğru bulmam. Transferin gerekçesi başkanın görünürlüğü değil, takımın eksik kalan işi olmalı. Bir oyuncu hangi görevi tamamlayacak ve onun gelişi mevcut kadroyu nasıl etkileyecek? Benim ilk sorum bu.

İkinci sorum sözleşmenin tamamıyla ilgili. Bonservisin düşük olması, yıllık ücretin ve diğer yükümlülüklerin de uygun olduğunu kendiliğinden göstermiyor. Oyuncunun maliyetini yalnızca duyuruda öne çıkarılan kalemle değerlendirmek istemem. Bütçe sınırı belirlenmeli ve pazarlık o sınırı aştığında alternatifin hazır olması gerekir. Bir ismi çok istemek, onun bütün şartlarını kabul etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.

Ayrıca seçim öncesindeki her vaadin aynı hızla yerine getirilmesini beklemekle bütün harcamalara peşinen onay vermeyi ayırıyorum. Bir planın uygulanması sırasında koşullar değişmişse yönetim bunu açıkça anlatabilmeli. Önemli olan, verilen sözün unutulmaması ve değiştirilmesi gereken kararın gerekçesinin saklanmaması. Taraftar olarak benim talebim gösterişli bir alışveriş değil, neden yapıldığı anlaşılır bir takım kurma çalışması.

Galatasaray'ın başkanlığı yalnızca futbol takımının yönetimi değil

Futbol gündeminin aciliyetini kabul ediyorum; fakat yeni yönetimin diğer branşları ve altyapıyı yalnızca bütçe konuşulduğunda hatırlamasını istemem. Benim desteklediğim Galatasaray anlayışında, her branşın hedefi ve kaynağı bilinçli biçimde belirlenmeli. Bir alandaki sorunu çözmek için başka bir alandaki sporcuların emeğini otomatik olarak ikinci plana atmak doğru değil.

Bu, her bölüme sınırsız harcama yapılmasını savunduğum anlamına gelmiyor. Gerçekçi hedefler konulsun, yetiştirilecek sporcuya hangi imkanın sunulacağı belirlensin ve harcanan kaynağın karşılığı takip edilsin. Aynı şekilde tesislerle ilgili projeler yalnızca sunum dosyalarında kalmasın. Hangi aşamanın tamamlandığı ve sonraki adımın ne olduğu anlaşılabilsin. Başkanlık başarısını tek bir transfer gecesine bağlamayan ölçü budur.

Yeni yönetimi hangi ölçülerle değerlendireceğim?

Elmas ve ekibi için benim ölçülerim ilk günden belli: Görevler açık mı, verilen taahhütler takip ediliyor mu, kararlar kulübün imkanlarıyla uyumlu mu ve yanlış yapıldığında düzeltme iradesi gösteriliyor mu? Hiç hata yapmayan bir yönetim vaadi beklemiyorum. Hatasını gizlemek yerine fark edip düzelten, gerekli eleştiriyi dinleyen bir yapı bekliyorum.

Üyelere düzenli ve anlaşılır bilgi verilmesi bu değerlendirmeyi kolaylaştırır. Her görüşmenin ayrıntısı veya her ticari pazarlık kamuya açılmak zorunda değil. Ancak gizlilik, tamamlanmayan işlerin sürekli belirsiz bırakılması için kullanılmamalı. Hedef açıklandıysa ilerleme de uygun aralıklarla anlatılmalı; gecikme varsa nedeni ve yeni planı paylaşılmalı.

Ben yeni yönetimin başarısını içtenlikle isterim. Bunu istemem, kendisine koşulsuz destek sözü verdiğim anlamına gelmez. Doğru kararını savunur, yanlış bulduğum kararını gerekçesiyle eleştiririm. Aynı standardı önceki yönetimlere de sonraki yönetimlere de uygulamak gerekir. Taraftarlığımın merkezinde herhangi bir başkanın itibarı değil, Galatasaray'ın iyiliği bulunuyor.

Sonuç: Sandık yeni bir başkan seçti, başarıyı çalışma belirleyecek

19 Haziran gecesinde Galatasaray'ın üyeleri tercihini yaptı. Yakın geçen yarışın ardından verilen tebrikler ve ortak çalışma mesajları, yeni dönem için değerli bir başlangıç oluşturdu. Şimdi o başlangıcın; görev dağılımına, futbol hazırlığına, bütçe disiplinine ve üyelerle kurulacak ilişkiye yansımasını beklemek gerekiyor.

Galatasaray Spor Kulübü'nün 38. başkanı Burak Elmas'a ve ekibine başarı diliyorum. Fakat yeni dönemin gerçek gücünü seçim sevincinde değil, zor kararları nasıl alacaklarında arayacağım. Kulübün geçmişine saygı duyan, geleceğini ölçüsüz vaatlere bağlamayan ve farklı görüşlerden yararlanabilen bir yönetim görmek istiyorum. Bu akşam kazanılan yetki, yarından itibaren bütün Galatasaraylıların güvenini kazanma sorumluluğuna dönüşüyor. O sorumluluğun hakkı, sözlerin büyüklüğüyle değil, yapılan işin niteliğiyle verilecek.