Galatasaray, 22 Aralık 2020'de Türk Telekom Stadı'nda Göztepe'yi 3-1 yenerek Süper Lig'deki puanını 26'ya yükseltti. On dördüncü hafta karşılaşmasında Emre Kılınç ve Arda Turan'ın erken golleriyle üstünlüğü alan sarı-kırmızılılar, Soner Aydoğdu'nun cevabının ardından ikinci yarıda Sofiane Feghouli ile farkı yeniden ikiye çıkardı. Fatih Karagümrük yenilgisinin ardından gelen galibiyet, Galatasaray'ın yeniden kazanmasını sağladı; ancak maçın belirli bölümlerinde yaşanan sıkıntıları tamamen ortadan kaldırmadı.

Galatasaraylı olarak bu akşamın en güzel tarafını, kaybedilen maçın öfkesini yeni bir puan kaybına dönüştürmemek olarak görüyorum. Takım doğru başladı, farklı oyunculardan gol katkısı aldı ve ihtiyaç duyduğu üç puanı kazandı. Fakat 3-1 kazandık diye doksan dakika boyunca her şeyi doğru yaptığımızı söyleyemem. Erken üstünlüğün ardından yaşanan tedirginliği ve Göztepe'nin bulduğu fırsatları da konuşmalıyız. Galibiyeti küçümsemeden eksikleri görmek, bu takımın daha iyi olmasını istemenin en doğal yolu.

Galatasaray-Göztepe maçının golleri ve skor akışı

Maçın ilk on dört dakikasında üç gol vardı. Galatasaray'ın hızlı başlangıcına Göztepe'nin kısa sürede cevap vermesi, karşılaşmanın erken kopmasını önledi. İlk yarı 2-1 tamamlandı; ikinci yarıdaki tek geçerli gol sarı-kırmızılılardan geldi.

DakikaGolü atan oyuncuSkor
4Emre KılınçGalatasaray 1-0 Göztepe
12Arda TuranGalatasaray 2-0 Göztepe
14Soner AydoğduGalatasaray 2-1 Göztepe
62Sofiane FeghouliGalatasaray 3-1 Göztepe

Bu akış, galibiyetin yalnızca hızlı başlangıçla açıklanamayacağını gösteriyor. İki farkı bulduktan sonra maçın geri kalanı kendiliğinden gelmedi. Galatasaray'ın yeniden rahatlayabilmek için üçüncü gole ihtiyacı oldu. Bana göre karşılaşmanın esas değerlendirmesi de ilk iki golün heyecanıyla son golün rahatlığı arasındaki bölümde yapılmalı.

Karagümrük yenilgisinden dört gün sonra gelen cevap

Galatasaray, 18 Aralık'taki Fatih Karagümrük karşılaşmasında uzatmalarda beraberliği bulmuş, ardından Mevlüt Erdinç'in 90+11'deki golüyle 2-1 kaybetmişti. Göztepe maçı bu sonucun dört gün sonrasına denk geldi. Önceki yenilgide Marcao ve Fatih Terim'in gördüğü kırmızı kartlar da yeni karşılaşmanın hazırlığını etkileyen gelişmeler arasındaydı.

Böyle bir maçın ardından verilecek tepkinin yalnızca sert açıklamalardan oluşmasını istemem. Asıl cevap, bir sonraki rakibe karşı daha hazırlıklı olmaktır. Göztepe önünde erken gol bulmak bu açıdan değerliydi: Takım, önceki maçın tartışmasını sahaya bir ağırlık olarak taşımak yerine yeni karşılaşmaya sonuç alma isteğiyle başladı. Yine de bu galibiyeti önceki hataların silinmesi şeklinde okumuyorum. Karagümrük maçında son bölümün yönetimi eleştirildiyse, o ders kazanılan günün sonunda da geçerli kalmalı.

İlk 11'de dört değişiklik, saha kenarında Levent Şahin

Galatasaray maça Okan Kocuk; Omar Elabdellaoui, Ryan Donk, Christian Luyindama, Marcelo Saracchi; Taylan Antalyalı, Younes Belhanda, Emre Kılınç, Sofiane Feghouli, Arda Turan ve Mbaye Diagne ile başladı. Karagümrük maçına göre Linnes, Oğulcan ve Emre Akbaba yedeğe çekildi; kırmızı kart gören Marcao görev alamadı. Yerlerine Omar, Luyindama, Belhanda ve Arda ilk 11'e girdi.

Fatih Terim, PFDK'ya tedbirli sevki nedeniyle yedek kulübesinde bulunamadı; saha kenarındaki sorumluluğu yardımcı antrenör Levent Şahin üstlendi. Buradaki durum bir teknik direktör değişikliği değildi. Terim'in teknik direktörlüğü devam ederken bu karşılaşmanın saha kenarı yönetimini yardımcısı yürüttü.

Dört değişikliğin ardından gelen galibiyeti, önceki maçta başlayan dört oyuncunun bütün sorunların nedeni olduğu şeklinde yorumlamam. Kadro tercihleri rakibe, oyuncuların durumuna ve ihtiyaç duyulan görevlere göre anlam kazanır. Bu akşam benim açımdan önemli olan, geri dönen isimlerin takımın hücum bağlantılarına katkı verebilmesiydi. Rekabetin yararı da burada: Bir oyuncu dinlendiğinde veya oynayamadığında takımın bütün planı çökmemeli.

Emre Kılınç'ın golü: İlk şuttan sonra da hücum devam ediyor

İlk gol, öndeki baskı sonrasında gelişti. Diagne'nin vuruşunu Megyeri çıkardı; seken topu Emre Kılınç gole dönüştürdü. Bu pozisyonda dikkatimi çeken, santrforun şutuyla hücumun bitmemesi. Emre'nin devam eden topa hazır olması, ilk fırsat sonuç vermediğinde ikinci bir gol imkanı oluşturdu.

Ben Galatasaray'ın ceza sahası çevresinde böyle bir devamlılık göstermesini isterim. Top bir arkadaşımızın ayağındayken diğer oyuncuların yalnızca seyirciye dönüşmemesi gerekiyor. Kaleciden dönen top, savunmanın kısa uzaklaştırması veya ilk vuruşun engellenmesi yeni bir fırsat yaratabilir. Bu fırsatı kullanabilmek, hücumun nereye gelişeceğini takip etmeyi ve doğru anda doğru alanda bulunmayı gerektiriyor. Emre'nin golünü değerli kılan da sadece isabetli vuruşu değil, vuruş yapabilecek konuma gelmesiydi.

Gol katkısının orta sahadan gelmesini ayrıca önemsiyorum. Rakip savunmanın yalnızca Diagne'yi kontrol ederek bütün tehlikeyi bitiremediği bir takım kurabilirsek hücum seçeneklerimiz genişler. Bunun her maçta aynı oyuncudan gol beklemek anlamına gelmediği açık. İstediğim, farklı oyuncuların ceza sahasına girişleriyle rakibin görev paylaşımını zorlaştırabilmek.

Donk'un pası, Arda'nın koşusu: Tecrübe somut katkıya dönüştü

İkinci golde Donk savunmanın arkasına uzun pasını gönderdi, Arda Turan hareketlenip kaleciyle karşı karşıya kaldı ve fırsatı değerlendirdi. Arda böylece Galatasaray formasıyla ligdeki iç saha golünü, Şubat 2010'daki Kasımpaşa karşılaşmasından sonra yeniden buldu.

Bu pozisyonu sadece iyi bir bitiriş olarak görmüyorum. Pası verenle koşuyu yapanın aynı anı okuması, savunmanın yerleşimini aşmamızı sağladı. Arda'nın tecrübesinden beklediğim katkı da tam olarak bu tür kararlarda ortaya çıkmalı. Topu ayağına isteyen bir oyuncu olmakla yetinmeyip uygun anda savunmanın arkasına hareketlenmesi, Donk'un pasına karşılık verdi.

Ancak geçmişe duyulan sevgiyle bugünkü performansı birbirine karıştırmam. Arda'nın golüne sevinmek için eski başarılarını yeniden sıralamaya ihtiyacım yok; bu akşam yaptığı iş zaten değerli. Aynı şekilde bir sonraki maçta katkısı yetersiz kalırsa onu konuşabilmeliyiz. Futbolcuyu tarihinden dolayı sürekli savunmak da tarihinden dolayı peşinen reddetmek de doğru değil. Formanın karşılığı sahada gösterildiğinde takdir etmek gerekir.

Soner Aydoğdu'nun cevabı: 2-0 maçı bitirmedi

Göztepe, Halil Akbunar'ın sağdan hazırladığı atakta Soner Aydoğdu'nun topuk vuruşuyla farkı bire indirdi. Golün, Arda'nın golünden yalnızca iki dakika sonra gelmesi Galatasaray'ın rahatlamasına izin vermedi. Rakibin iyi yaptığı işi teslim etmek gerekiyor; fakat bizim o hücumun gelişimini değerlendirme sorumluluğumuz da ortadan kalkmıyor.

Ben böyle bir anda yalnızca gol vuruşunu yapan oyuncuya değil, ona pasın hangi koşullarda ulaştığına bakarım. Topu getiren rakibe ne kadar baskı uygulanabildi, ceza sahasındaki hareket nasıl takip edildi, ilk müdahalenin arkasında güvence var mıydı? Bu sorular, tek bir futbolcuyu suçlamak için değil, aynı pozisyonun tekrarını zorlaştırmak için sorulmalı.

İki farklı üstünlüğün en büyük faydası, daha düşünerek oynayabilme alanı açmasıdır. Bu alanı kullanmak yerine hemen gol yemek, sadece tabeladaki farkı azaltmıyor; takımın kararlarını da aceleye sürükleyebiliyor. Galatasaray'ın geliştirmesi gereken taraf, avantaj yakaladığı anda oyunun disiplinini gevşetmemek. Daha fazlasını istemekle elindekini önemsemek birlikte yürümeli.

Arda'nın maç sonu sözleri skorun arkasındaki tedirginliği anlattı

Arda Turan, karşılaşmanın ardından farkın bire inmesiyle takımın olumsuz düşüncelerden etkilendiğini ve bir süre baskı altında kaldığını söyledi. Top kendilerindeyken iyi işler yaptıklarını belirtirken daha iyi oynamaları gerektiğini de kabul etti. Taraftarın yokluğunu hissettiklerini ve takım arkadaşlarına yardımcı olmaya çalıştığını dile getirdi.

Bu açıklamada en çok, galibiyetin arkasına saklanılmamasını önemsiyorum. Soyunma odasının düşüncelerini dışarıdan tahmin etmek yerine, kaptanın kendi değerlendirmesinde maçın zorlandığı bölümün kabul edildiğini görüyoruz. Bana göre bu kabul, çözüm için iyi bir başlangıç. Fakat devamında o tedirginlik geldiğinde ne yapılacağının da belirlenmesi gerekiyor.

Kazanırken sakin kalmak, topu gereksiz yere yavaşlatmak değildir. Birkaç doğru pasla yeniden yerleşmek, savunmayla orta saha arasındaki mesafeyi korumak ve arkadaşına güvenli seçenek sunmak da oyunu yönetmenin parçalarıdır. Galatasaray'ın kaptanından ve tecrübeli oyuncularından beklentim, tam bu anlarda arkadaşlarının kararlarını kolaylaştırmaları. Liderlik yalnızca itiraz etmekte veya gol sevincinde öne çıkmakta değil, maç karıştığında takımı yeniden düzenleyebilmekte de görülmeli.

İkinci yarının başındaki savunma müdahaleleri küçümsenmemeli

Göztepe ikinci yarının başında tehlikeler oluşturdu; Okan Kocuk, Luyindama ve Donk'un müdahaleleri farkın kapanmasını önledi. Sonucu belirleyen tek şey Galatasaray'ın attığı üçüncü gol değildi. Skor hâlâ 2-1'ken yapılan savunma işleri, o gole üstün durumda ulaşabilmemizi sağladı.

Bir kalecinin kurtarışı veya savunmacının kapanması, gol kadar kolay hatırlanmayabilir. Ben değerlendirmede bunları arka plana atmam. Bununla birlikte başarılı son müdahaleye sevinirken, takımın neden o müdahaleye ihtiyaç duyduğunu da konuşmak gerekir. Her defasında bir oyuncunun yetişmesine bağlı kalan savunma, güvenli bir düzenle aynı şey değildir.

Marcao'nun olmadığı maçta Donk ile Luyindama'nın katkısı önemliydi; ancak bütün savunma yükünü iki stopere yazamayız. Önlerindeki oyuncuların top kaybından sonraki davranışı ve kenarların geri dönüşü de savunmanın parçası. Benim istediğim, tehlikeyi son anda savuşturan müdahalelerin yanında, tehlikeyi daha oluşmadan zorlaştıran bir takım yerleşimi. Böylece kazanılan maçların içindeki gereksiz stres de azalabilir.

Taylan'ın pası ve Feghouli'nin golü Galatasaray'ı rahatlattı

Üçüncü gol, Taylan Antalyalı'nın savunma arkasına gönderdiği topa hareketlenen Feghouli'den geldi. Cezayirli oyuncu kontrolünün ardından sol ayağıyla bitirdi. Bana göre bu golün değeri, farkı artırmasının yanında pas ile koşunun birbirini doğru tamamlamasında yatıyor.

Topu taşıyan futbolcuya yalnızca daha yaratıcı olmasını söylemek yeterli değildir. Önünde hareketlenen, rakibin arasından çıkıp pas yolu açan arkadaşları da bulunmalı. Taylan'ın tercihi ile Feghouli'nin hareketi aynı düşüncenin iki parçası gibi buluştu. Bu nedenle golü tek başına olağanüstü bir pas veya yalnızca kaliteli bir bitiriş olarak anlatmak eksik kalır. İkisi birlikte anlam kazandı.

Galatasaray'ın hücumda aradığı çeşitlilik için bu tür iş birliklerini önemli görüyorum. Her topun kenara gidip ortayla sonuçlandığı bir düzen yerine, merkezden savunma arkasına ulaşabilmek rakibe başka bir problem çıkarır. Rakip bu pası engellemek için geriye çekildiğinde, topu kullanan oyuncuya farklı alanlar açılabilir. Bu, bir gecede bütün hücum sorunlarının çözüldüğü anlamına gelmiyor; fakat üzerinde çalışılabilecek somut bir hücum seçeneği gösteriyor.

Taylan Antalyalı hem gelişimini hem savunma eksiklerini konuştu

Taylan, maç sonrasında hücumda çok fırsat ürettiklerini ancak savunmada rakibe net pozisyonlar verdiklerini belirtti. Selçuk İnan'la çalışmanın gelişimine önemli katkısı olduğunu, takım arkadaşlarının desteğinin de performansını yükselttiğini anlattı. Yeni görevine uyum sağladığını ifade ederken bireysel başarısını takımın yardımıyla birlikte değerlendirdi.

Bu yaklaşımı seviyorum. Güzel bir asist yapan oyuncunun yalnızca kendi hareketini anlatmak yerine takımın eksiklerine de işaret etmesi, futbolu bütünüyle düşündüğünü gösteren değerli bir tutum. Selçuk İnan'ın katkısının anılması da oyuncu gelişiminin sadece maç dakikalarından oluşmadığını hatırlatıyor. Antrenmanda verilen yönlendirme, maçların birlikte incelenmesi ve tecrübeli bir ismin aktarımı da önem taşıyabilir.

Yine de Taylan'ın gelişimini, orta sahadaki bütün sorumlulukları onun üstüne yıkmanın gerekçesi yapmam. Pas bağlantısını kurmasını, hücumu başlatmasını ve geniş bir alanı tek başına korumasını aynı anda beklersek iyi yaptığı işleri de zorlaştırabiliriz. Doğru düzen, formda oyuncudan daha fazla iş istemek kadar, o işi yapabileceği koşulları sağlamayı da gerektirir.

Feghouli'nin mesajı: Bireysel katkıdan önce takımın yeri

Feghouli, Karagümrük maçından sonra bir cevap vermeleri gerektiğini ve Göztepe galibiyetiyle bunu yaptıklarını söyledi. Farklı bölgelerde oynayabildiğini belirtti; kişisel gol ve asist katkısından önce Galatasaray'ın hedeflediği konuma ulaşmasını önemsediğini vurguladı. Arda ile Belhanda'nın katkılarına da dikkat çekti.

Benim için oyuncunun nerede yazıldığından çok, o bölgede hangi işleri yaptığı önemli. Feghouli kenardan başladığında merkeze gelip arkadaşına pas seçeneği sunabiliyorsa bu hareketin arkasındaki alanın da paylaşılması gerekir. Hücum özgürlüğü değerli; fakat birbirinin görevini tamamlamayan özgürlük, takımın bazı alanlarını boş bırakabilir. Kaliteli oyuncuların bir arada oynamasını savunurken bu dengeyi göz ardı etmem.

Bu maçtaki golün ardından beklediğim, her hücumu Feghouli üzerinden kurmak değil. Arda, Belhanda, Emre ve Taylan'la birlikte farklı pas yolları oluşturabilmek daha güçlü bir seçenek. Bir oyuncunun engellendiği gün başka bir bağlantı kurulabiliyorsa takım daha zor savunulur. Galatasaray'ın hücum kalitesini, yalnızca tek bir futbolcunun iyi gününe bağımlı olmaktan çıkarabilmesi gerekiyor.

Diagne gol atmadı, Galatasaray üç farklı isimle kazandı

Maç öncesindeki Opta verileri, Diagne'nin Galatasaray formasıyla arka arkaya dört lig maçında toplam altı gol attığını gösteriyordu. Göztepe karşısında geçerli gol bulamadığı için bu seri sona erdi. Buna karşılık takım, Emre Kılınç, Arda Turan ve Feghouli'nin katkılarıyla üç gol üretti.

Ben bunu santrfora ihtiyaç kalmadığı şeklinde değil, gol yükünün paylaşılabildiği bir örnek olarak görüyorum. Diagne'nin ilk goldeki şutu hücumun parçasıydı. Bir forveti yalnızca gol hanesiyle değerlendirirsek böyle katkıları kaçırabiliriz. Tersine, hücuma katkı verdi diye kaçan fırsatları hiç konuşmamak da doğru olmaz. İyi değerlendirme, iki tarafı aynı anda görebilmeli.

Galatasaray için asıl kazanç, rakibin tek bir oyuncuya önlem alarak gol tehdidini tamamen bitirememesi. Orta sahadan ve kenarlardan ceza sahasına doğru zamanda giren futbolcular bu açıdan önemli. Aynı görev için birkaç kişi üst üste yığıldığında değil, farklı koşularla savunmanın kararını zorlaştırdığında çeşitlilik oluşur. Bu galibiyetten devam ettirmek istediğim özelliklerden biri bu.

Bartuğ Elmaz'ın ilk maçı, galibiyetin geleceğe dönük notuydu

On yedi yaşındaki Bartuğ Elmaz, uzatma bölümünde Emre Kılınç'ın yerine girerek Galatasaray A takımındaki ilk resmî maçına çıktı. Darıca Gençlerbirliği karşılaşmasında oyuna girmek için hazırlanmış, fakat maç sona erdiği için fırsat bulamamıştı. Bu kez ilk adımını attı. Aynı son bölümde Emin Bayram da Belhanda'nın yerine oyuna dahil oldu.

Bir genç oyuncunun ilk dakikalarını önemserim, ancak bu kısa süreyi büyük bir performans değerlendirmesine dönüştürmem. Bartuğ'un neler yapabileceğini anlamak için bundan sonraki hazırlığına, sorumluluklarına ve kullanımına bakmak gerekir. İlk forma, gelişim yolunun başlangıcı olabilir; yolun tamamı değildir.

Galatasaray'ın altyapısından gelen futbolcuları yalnızca gelecekteki transfer gelirleriyle anmasını istemem. Önce hangi görevi öğrenebilecekleri ve takıma nasıl katkı verebilecekleri konuşulmalı. Kazanılan maçların böyle fırsatlar yaratması güzel. Bu fırsatın anlamını büyütecek olan ise ertesi antrenmanda başlayan çalışma ve zaman içinde kurulacak devamlılık. Genç oyuncuya güvenmek, onu abartılı övgülerle karşılayıp ilk hatasında vazgeçmemeyi de gerektiriyor.

Göztepe'ye karşı iç sahadaki lig serisi sekiz galibiyete çıktı

Maç öncesinde yayımlanan Opta verilerine göre Galatasaray, Göztepe'yi ağırladığı son yedi Süper Lig karşılaşmasını kazanmıştı. Bu akşamki sonuçla seri sekize yükseldi. Ancak aynı veriler, Göztepe'nin bu maça kadar sezonun altı deplasmanında yalnızca bir kez kaybettiğini de gösteriyordu. Dolayısıyla rakibin dış sahadaki direncini küçümsemek için gerekçe yoktu.

Geçmişteki üstünlük taraftara güven verebilir; futbolcuya otomatik galibiyet sağlamaz. Ben sekizinci zaferi bu yüzden sadece serinin devamı olarak değil, o günün rakibine karşı yeniden kazanılmış bir sonuç olarak değerlendiriyorum. Eski maçların itibarıyla yeni maç oynanmaz. Hazırlık, mücadele ve doğru kararlar her defasında tekrar gerekir.

Göztepe'nin puanı 18'de kalırken Galatasaray'ın 26'ya çıkması, gecenin puan tablosundaki net karşılığı. Bu sonuçtan sezon sonuna ilişkin kesin hüküm üretmek ise erken. Yarışta değer taşıyan bir galibiyet aldık; bunun devamını getirmek için maçın hem olumlu taraflarını hem uyarılarını ciddiye almalıyız.

Trabzonspor deplasmanına giderken sevinç kadar hazırlık da gerekli

Galatasaray'ın sıradaki lig gündemi Trabzonspor deplasmanı. Feghouli ve Arda, maç sonu açıklamalarında bu karşılaşmaya hazırlanmanın önemini vurguladı. Feghouli ayrıca önlerindeki yoğun maç dönemini iyi geçirmek istediklerini belirtti. Göztepe galibiyeti bu hazırlığa moral sağlayabilir; ama henüz oynanmamış bir maçın sonucunu belirlemiyor.

Ben Trabzonspor karşılaşmasına taşınmasını istediğim üç şeyi açıkça görüyorum: Önde birlikte yapılan baskı, pası tamamlayan topsuz koşular ve gol sorumluluğunun paylaşılması. Düzeltilmesini istediğim konu ise rakip bir gol bulduğunda takımın dengesinin fazla sarsılmaması. Hücumdaki özgüvenle savunmadaki soğukkanlılığı aynı anda koruyabilirsek daha sağlam bir takım oluruz.

Yoğun takvimde kadro değişikliklerini de yalnızca ceza veya sakatlık çıktığında hatırlamamak gerekir. Yedekten gelen futbolcunun yapacağı işi bilmesi ve takım arkadaşlarının onun özelliklerine alışık olması önemli. Hazır seçenekler oluşturmak, oyuncu sayısını artırmaktan daha kapsamlı bir iş. Bu maçta ilk 11'e dönen isimlerin katkısı, kullanılabilir kadro derinliğinin değerini gösteren bir örnek oldu.

Galatasaraylı olarak benim notum: Kazandık, ama rehavete yer yok

Ben bu galibiyete memnunum. Karagümrük'teki hayal kırıklığının ardından yeni bir kayıp yaşanmadı, üç farklı oyuncu gol attı ve takım yeniden kazandı. Bunları küçümsemek haksızlık olur. Fakat aynı ölçüde, Göztepe'nin yakaladığı fırsatları yok sayıp savunma sorununun kalmadığını söylemek de gerçeği eksik anlatır.

İyi bir takım, yalnızca kötü sonuçtan sonra kendisini eleştiren takım değildir. Kazandığında hangi davranışın risk yarattığını da görebiliyorsa gelişir. Taylan'ın savunmadaki fırsatlara, Arda'nın maç içindeki tedirginliğe işaret etmesini bu yüzden değerli buluyorum. Şimdi bu tespitlerin sahada görülebilecek düzeltmelere dönüşmesini beklerim.

Galatasaray üç golle kazandı; bundan sonraki hedef, böyle galibiyetleri daha güvenilir bir oyunla tekrarlamak olmalı. Erken gollerin sevincini yaşayalım, Feghouli'nin bitirişini ve Taylan'ın pasını takdir edelim. Ama kazandığımız akşamda da daha iyisini istemekten vazgeçmeyelim. Bana göre sarı-kırmızılı formanın hakkı, yalnızca üç puana sevinmekte değil, bir sonraki üç puan için aynı ciddiyetle hazırlanmaktadır.