Galatasaray, 19 Haziran 2021'de yapılan olağan seçimli genel kurulda yeni başkanını belirledi. Galatasaray Lisesi'ndeki yarışta 1.541 oy alan Burak Elmas, Eşref Hamamcıoğlu'nun 41 oy önünde kulübün 38. başkanı seçildi. Beş adayın katıldığı seçim, son sandıklara kadar değişebilecek bir sonuç ortaya koydu. Günün ilk bölümünde Hamamcıoğlu'nun önde götürdüğü sayım, son bölümde Elmas lehine döndü. Sonuç açıklandıktan sonra iki adayın birlikte kürsüye çıkması ise yarışın ardından verilen ortak çalışma mesajını güçlendirdi.

Galatasaraylı olarak bu seçimin yalnızca kazanan ismini değil, nasıl sonuçlandığını da önemsiyorum. Birbirinden farklı tercihler sandıkta karşılaştı; şimdi o tercihlerin aynı kulübün geleceğinde yeniden buluşması gerekiyor. Başkanlık yarışının bitmesi, diğer görüşlerin kulüpteki yerinin bitmesi demek değil. Benim yeni dönemden beklentim, kazananın görevini yapabildiği, eleştirenin de sözünü söyleyebildiği bir Galatasaray. Seçim gecesindeki tebriklerin gerçek değeri, ilk ciddi anlaşmazlıkta da bu anlayış korunabilirse ortaya çıkacak.

19 Haziran seçimi nerede ve nasıl yapıldı?

Genel kurul, Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu'nda gerçekleştirildi. Toplantının divan başkanlığına İrfan Aktar seçildi. Oy verme işlemi 10.00'da başladı ve 15.00'te tamamlandı. Salgın tedbirleriyle düzenlenen seçimde 30 sandık kullanıldı; kulübün açıklamasına göre 4.731 genel kurul üyesi oy verdi.

Bu tabloya bakarken ortaya çıkan sonucun anlamını önemsiyorum. Seçim, sadece adayların konuştuğu bir gün olmaktan çıkıp üyelerin tercihlerinin belirlendiği bir aşamaya ulaştı. Kampanya boyunca bir isme duyulan ilgiyle sandıktan çıkan destek aynı şey olmayabilir. Kulübün geleceğine ilişkin kararı anlamak için söylentilere veya en görünür taraftar yorumlarına değil, açıklanan oy sonucuna bakmak gerekiyor.

Ayrıca toplantıyı yöneten divanın göreviyle başkanlık için yarışan adayların konumunu birbirine karıştırmamalıyız. Sayımın sürdürülmesi ve sonucun duyurulması, rekabetin dışında ortak güven gerektiren işler. Böyle yakın bir yarışta bütün tarafların aynı usule güvenebilmesini, hangi adayın kazandığından bağımsız olarak değerli buluyorum.

Beş adayın oy dağılımı ve pusula renkleri

Adayların kullanacağı renkler, 7 Haziran'da yapılan renk seçimiyle belirlenmişti. Başkanlık yarışının sonunda kulübün açıkladığı oylar aşağıdaki gibi sıralandı. Tablo adayların nihai oylarını gösteriyor; sayım sürerken ekrana yansıyan ara toplamlarla karıştırılmamalı.

Başkan adayıAldığı oyPusula rengi
Burak Elmas1.541Kırmızı
Eşref Hamamcıoğlu1.500Yeşil
Metin Öztürk893Mor
Mehmet Yiğit Şardan679Gri
İbrahim Özdemir92Sarı

Bu sonucu ezici üstünlük diye anlatmak doğru olmaz. Elmas en fazla oyu alarak seçimi kazandı; Hamamcıoğlu ise çok yakın bir oy sayısına ulaştı. Diğer üç adayın da farklı ölçülerde desteği bulunuyor. Benim için tablonun yönetime verdiği mesaj açık: Kulübün içinde tek bir beklenti yok. Yönetmek, yalnızca kendisine oy verenleri memnun etmeye çalışmakla sınırlı tutulursa bu çeşitlilik bir zenginlik olmaktan çıkar, sürekli bir anlaşmazlığa dönüşür.

İlk sandıklardaki üstünlük neden sonucu belirlemedi?

DHA'nın seçim günü aktarımına göre ilk 10 sandığın ardından Hamamcıoğlu 237 oy öndeydi. Yirminci sandığın sonunda fark 65'e indi. Elmas, 28. sandığın ardından toplam sıralamada ilk kez öne geçti; kalan iki sandık sonrasında başkanlığı kazandı.

Sayım aşamasıYarışın durumu
İlk 10 sandık sonrasıHamamcıoğlu 237 oy önde.
20. sandık sonrasıHamamcıoğlu ile Elmas arasındaki fark 65 oy.
28. sandık sonrasıElmas toplamda öne geçti.
30 sandığın tamamlanmasıElmas 41 oy farkla kazandı.

Bu değişimi bir futbol maçındaki geri dönüşe benzetmek heyecanı anlatabilir, fakat önemli bir fark var: Sayım ilerlerken yeni bir kampanya yürütülmedi; daha önce verilmiş oyların sonucu görünür hale geldi. Elmas'ın son sandıklarda öne geçmesi, üyelerin sayım sırasında karar değiştirdiği anlamına gelmiyor. Seçimin bu yönünü doğru anlatmak, olayın üzerine yaşanmamış bir hikaye eklememeyi sağlıyor.

Benim buradan çıkardığım ders, kısmi bilgiden kesin sonuç üretmemek. İlk sandıkta önde olanla toplamda kazanan aynı kişi olmayabilir. Bir sandığın kendi birincisiyle bütün seçimde önde olan aday da farklı olabilir. Sonuç tamamlanmadan kazanıldı veya kaybedildi demek, haberi öngörüyle karıştırır. Bu seçim, sabırla bütün tablonun görülmesinin neden gerekli olduğunu gösterdi.

41 oy farkı neyi gösteriyor, neyi göstermiyor?

Birinci ve ikinci aday arasındaki fark, 1.541 ile 1.500 oy arasındaki 41 oydan oluşuyor. Bu kadar yakın sonuç, her oyun önemini somutlaştırıyor. Ancak farkın azlığı üzerinden üyelerin niyetini, belirli grupların nasıl davrandığını veya açıklanmamış anlaşmalar bulunduğunu bildiğimizi söyleyemeyiz. Toplamlar bize tercihin sonucunu verir; her seçmenin gerekçesini değil.

Ben küçük farkı yeni başkanın görevini değersizleştirmek için kullanmam. Seçimin galibi bellidir. Bunun yanında bu sonucu sınırsız bir onay gibi yorumlamasını da istemem. Yönetme sorumluluğu başka, kulübün bütün üyelerinin her tercihte kendisiyle aynı düşündüğünü varsaymak başka. Elmas için asıl başarı, bu akşam kendisine oy vermemiş bir üyenin de ileride yaptığı işi haklı bulabilmesini sağlamak olacak.

Bu anlayış rakiplere de sorumluluk yüklüyor. Dar farkla kaybetmek üzücü olabilir; fakat seçilmiş yönetimin her kararına sırf seçimde başka yerde durulduğu için karşı çıkmak kulübü ilerletmez. Aynı şekilde destek mesajı vermek, gerektiğinde itiraz etmekten vazgeçmek değildir. Benim görmek istediğim ilişki, kişilere göre değil, kararın niteliğine göre kurulan destek ve eleştiri.

Diğer üç adayın oylarını neden gözden çıkarmıyorum?

Seçimin son bölümünün Elmas ile Hamamcıoğlu arasında yoğunlaşması, Metin Öztürk, Mehmet Yiğit Şardan ve İbrahim Özdemir'in aldığı oyları önemsiz hale getirmiyor. Açıklanan rakamların toplamına göre bu üç adayı tercih edenlerin sayısı 1.664. Fakat bu toplamı birlikte hareket eden tek bir grup gibi değerlendirmek de yanlış olur; üç ayrı adaya verilmiş oyları matematiksel olarak bir araya getiriyoruz.

Bana göre asıl mesele, kazanamayan listelerdeki fikirlerin bütünüyle kaybolmaması. Bir öneri yalnızca kaybeden adaydan geldiği için kötü olmaz; kazananın programında bulunması da onu kendiliğinden uygulanabilir yapmaz. Galatasaray'ın yararına bir düşünce varsa kimin söylediğine takılmadan incelenebilmeli. Seçimden sonra ortaklaşa çalışma çağrısının gerçek karşılığını burada ararım.

Bunun bütün listelerin görev paylaşmak zorunda olduğu anlamına gelmediğini de söylemek gerekir. Seçilen yönetim kendi sorumluluğuyla çalışmalı. Ancak başka ekiplerin bilgisinden yararlanmakla yetkisini terk etmek aynı şey değil. Başkanın güçlü görünmek için bütün cevapları yalnızca kendi çevresinde bulmaya çalışmasını istemem. Bilgiyi kullanabilmek de yöneticilik becerisidir.

Mustafa Cengiz'den kazanana ve kaybedene aynı uyarı

Mustafa Cengiz, oyunu kullandıktan sonra kazananın zafer sarhoşluğuna kapılmadığı, kaybedenin de Galatasaray'dan vazgeçmediği bir seçim temenni etti. Bu mesaj, sonuç belli olmadan önce verildi. Dolayısıyla yalnızca Elmas'a veya yalnızca Hamamcıoğlu'na yönelik sonradan yapılmış bir değerlendirme olarak okunmamalı.

Ben bu uyarının iki tarafını da önemsiyorum. Yeni yönetimin kendisine yöneltilen her soruyu seçimi kaybedenlerin rahatsızlığı sayması yanlış olur. Aynı ölçüde, görev alamayanların kulübün başarısızlığından haklılık çıkarmaya çalışması da kabul edilebilir değil. Bir Galatasaraylının seçtiği aday kazanmayabilir; bu durum kulübünün kazanmasını istemesine engel olmamalı.

Önceki dönemle yeni dönemi değerlendirirken de aynı ölçüyü korumalıyız. Devralınan iyi bir uygulama varsa devam ettirmek, yanlış bir uygulama varsa değiştirmek gerekir. Başkan değişti diye geçmişte yapılan her şeyin çöpe atılmasını da geçmişe saygı gerekçesiyle hiçbir dosyanın incelenmemesini de doğru bulmuyorum. Kulüp, kişilerin görev sürelerinden daha uzun bir sorumluluk taşıyor.

Burak Elmas'ın ilk çağrısı birlikte çalışmak oldu

Elmas teşekkür konuşmasında bütün adaylara ve ekiplerine değindi; seçimden sonra Galatasaraylıların birlikte hareket etmesini istedi. “Galatasaray'da kimse kaybetmedi.” ifadesi, galibiyeti kendi ekibinin başarısıyla sınırlamamak istediğini gösteren bir mesajdı. Bu sözün anlamını, yarışın sonucunun olmadığı şeklinde değil, kulüp içindeki bağların sürmesi gerektiği yönünde okuyorum.

Birlik çağrısının sınavı seçim gecesindeki alkış sırasında değil, yönetimin zor bir karar aldığı gün başlayacak. Farklı görüşteki bir üye dosya hakkında bilgi istediğinde aynı saygıyla cevap alabilecek mi? Yönetimin düşündüğü çözüm beklenen sonucu vermediğinde eleştiriye açık olunacak mı? Taraftarın beklentisini karşılamayan bir tercih, gerekçesiyle anlatılabilecek mi? Mesajın kalıcı değeri bu soruların cevabında olacak.

Ben Elmas'tan herkesin bütün düşüncelerini aynı hale getirmesini beklemiyorum. Böyle bir hedef gerçekçi de değil. Beklediğim, ayrılıkları düşmanlık üretmeden yönetebilmesi. Seçimi kazanmanın ardından farklı seslere ihtiyaç kalmadığı düşüncesi, bugün yapılan ortaklık çağrısının tam tersidir. Güven, sadece destekleyenlerle konuşularak büyümez.

Hamamcıoğlu'nun tebriki neden önemliydi?

Hamamcıoğlu, Elmas'ı kutlayıp onunla birlikte kürsüye çıktı. Genel kurulun tercihine saygıyı vurguladı ve yeni yönetime destek verilmesi gerektiğini söyledi. Son ana kadar süren yarışın ardından bu tutumun gösterilmesi, seçim sonucuyla birlikte kayda geçmesi gereken bir gelişmeydi.

Bir futbol karşılaşmasında rakibin emeğini teslim etmeyi nasıl değerli buluyorsam, kulüp içindeki yarışta da sonucu kabul edip başarı dilemenin aynı değeri taşıdığını düşünüyorum. Bunu olağanüstü bir lütuf gibi sunmaya gerek yok; kuruma bağlılığın beklenen davranışı olmalı. Yine de gerilimli bir gecede bu davranışın görünür hale gelmesi önemlidir.

Buradan herkes artık susmalı sonucu çıkmaz. Yeni yönetime katkı sunmanın bazen yolu iyi bir fikri paylaşmak, bazen de riskli bulunan bir karara gerekçeli itiraz etmektir. Ben seçimden sonra eleştirinin bitmesini değil, kişisel kırgınlıktan ayrılmasını isterim. Hamamcıoğlu'na oy verenlerin soruları da diğer üyelerin soruları kadar ciddiye alınmalı.

Genel kurul yalnızca başkan seçmedi

Seçim gündeminde kulüp başkanlığının yanında yönetim, denetim, disiplin ve sicil kurullarının asil ve yedek üyeleri de bulunuyordu. Bu nedenle günü tek bir kişinin koltuğa oturması olarak anlatmak eksik kalır. Yeni dönem, farklı kurulların sorumluluk üstleneceği bir kurumsal yapılanmayı da içeriyor.

Benim yönetimden beklentim işi yürütmesi; denetimden beklentim ise yapılan işi anlaşılır biçimde inceleyebilmesi. Birbirini desteklemek, kontrolü gereksiz saymak demek olmamalı. Harcamanın gerekçesinin sorulması veya bir işlemin belgesinin istenmesi, baştan kötü niyet isnadı değildir. Güvenilir yönetim, bu sorulara cevap verilebilen bir düzen kurar.

Disiplin ve üyelikle ilgili süreçlerde de seçimde hangi adayın desteklendiği belirleyici olmamalı. Bunu yaşanmış bir uygulama hakkında suçlama olarak değil, yeni dönemde korunmasını istediğim ilke olarak söylüyorum. Kuralın kişiye göre değiştiği hissi oluşursa ortak çalışma çağrısı inandırıcılığını kaybeder. Kulübe duyulan bağlılığı güçlü tutacak olan, aynı durumda aynı ölçünün kullanılacağına güvenebilmektir.

Taraftarın heyecanı ile genel kurulun oyu aynı şey değil

Bu seçimde karar, oy kullanan genel kurul üyelerinin tercihleriyle verildi. Taraftarın ilgisini ise yalnızca sandıktaki adayların oy toplamına bakarak ölçemeyiz. Bir başkanın seçilmesiyle bütün taraftarların aynı kişiyi desteklediğini söylemek arasında önemli bir fark var. Ben kulübün iki alanla da sağlıklı ilişki kurmasını isterim: Üyeye hesap verilirken taraftarın beklentisi de küçümsenmemeli.

Sosyal medyada daha çok konuşulmak, seçimde daha çok oy alındığının kanıtı değildir. Tersine, sandıktan birinci çıkmak da taraftarla her konuda kendiliğinden anlaşılacağı anlamına gelmez. Bu nedenle yönetimin iletişimini yalnızca alkış aldığı kanallara göre kurmamasını bekliyorum. Eleştiri duyduğu yerde de neyi, neden yaptığını anlatabilmeli.

Benim taraftar olarak desteğim, bir isme bütün kararları için peşin onay vermek değil. Doğru işi savunur, yanlış bulduğum tercihin gerekçesini sorarım. Bu tutum başkana karşı olmak anlamına gelmez. Galatasaray'ın yararını, herhangi bir yöneticinin eleştiriden korunmasından daha önemli buluyorum.

Seçimin kazanılmasıyla görev devrini birbirine karıştırmamak gerekiyor

Elmas, seçim sonrasındaki açıklamasında asıl işin mazbatasını aldıktan sonra başlayacağını belirtti. Bu ifade, 19 Haziran gecesindeki seçim sonucuyla sonraki görev devri aşamalarının aynı olay olmadığını gösteriyor. Henüz açıklanmamış bir görevlendirmeyi, imzalanmamış bir anlaşmayı veya yapılmamış bir toplantıyı bu gece gerçekleşmiş gibi anlatamayız.

Burada yeni yönetime tanınması gereken şey belirsiz bir dokunulmazlık süresi değil, işini doğru devralabilme imkanıdır. Devam eden dosyanın son durumu, yaklaşan işlemin tarihi ve mevcut taahhüdün kapsamı bilinmeden sağlıklı karar verilemez. Acelecilikle gecikmeyi birbirinden ayırmak gerekir. Hızlı görünmek için bilgi toplamadan karar almak da hazırlık gerekçesiyle hiçbir işe başlamamak da iyi yönetim değildir.

Ben geçişin kalitesini, ilk gün kaç açıklama yapıldığıyla değil, kulübün işlerinin ne kadar kesintisiz sürdüğüyle değerlendireceğim. Görevi kimin üstleneceği belli olduğunda, onun hangi bilgiye ihtiyaç duyacağı da düşünülmeli. Devir, yalnızca bir tören değil; yeni dönemin yanlış varsayımlar üzerine kurulmasını önleyecek ciddi bir hazırlık olmalı.

Yeni başkanın ilk sınavı görevleri liyakatle dağıtmak

Seçim döneminde bir ekibin birlikte çalışması doğal. Fakat yönetim görevi dağıtılırken tek ölçü kampanyada gösterilen yakınlık olmamalı. Ben işi bilen, gerektiğinde başkana katılmadığını söyleyebilen ve verdiği kararın sorumluluğunu taşıyan insanlarla çalışılmasını isterim. Her sorunun tek kişinin önüne taşındığı bir düzen, güçlü başkanlık görüntüsü verse bile kurumun kapasitesini sınırlayabilir.

Somut bir örnek düşünelim: Bir tesis işini takip eden kişinin yalnızca açılış gününde görünmesi değil, maliyet değiştiğinde bunu zamanında fark etmesi gerekir. Bir spor branşından sorumlu kişinin de yalnızca maç sonucunu bildirmesi değil, o sonuca hazırlıkta neye ihtiyaç duyulduğunu bilmesi beklenir. Bunlar Elmas'ın açıkladığı görevler değil; yeni yönetimden beklediğim çalışma biçiminin örnekleri.

Ayrıca bir öneri, başkana yakın olmayan bir üyeden geldiği için değersiz sayılmamalı. İyi yönetici bütün doğruların sahibi olmak zorunda değil; doğru bilgiyi bulup uygulayabilecek düzeni kurmak zorunda. Seçim gecesindeki geniş katılımın anlamı, kulüp içindeki bu birikimden yararlanılabildiğinde büyür.

Vaatleri takip etmenin yolu daha fazla slogan değil

Yeni dönemin yalnızca iddialı açıklamalarla değerlendirilmesini istemiyorum. Bir hedef söylendiğinde onun hangi adımlarla gerçekleştirileceği, kimin sorumluluğunda olduğu ve ilerlemenin nasıl anlaşılacağı da belirlenmeli. Hedefin sahibi olmayan bir duyuru, sonraki ay neden tamamlanmadığı bile açıklanamayan bir beklentiye dönüşebilir.

Benim tercih edeceğim ölçü basit: Söylenen iş yapıldı mı, yapılmadıysa hangi engelle karşılaşıldı ve şimdi hangi karar alındı? Her ticari görüşmenin ayrıntısının açıklanması gerekmeyebilir, ama bu durum bütün sonuçların belirsiz kalmasını haklı çıkarmaz. Gerçek bir gecikme gerekçesiyle sorumluluğun sürekli başka yere aktarılması arasındaki fark görülebilmeli.

Başkanın başarısını sadece ilk açıklanan transferin büyüklüğüne bağlamam. Seçimden çıkan güven, taraftarın hoşuna gidecek bir isimle kısa süreli olarak büyüyebilir; kalıcı olması için işleyen yönetim gerekir. Ben bir duyuruya sevinirken onun kulübe ne yüklediğini ve nasıl bir ihtiyacı karşıladığını sormayı bırakmayacağım. Seçimi kazandıran heyecanla kurumu yönetmek için gereken disiplin birlikte bulunmalı.

Benim oy farkından çıkardığım mesaj: Dinlemek zayıflık değil

Bu kadar yakın biten bir yarışın ardından yeni başkanın herkese aynı anda hitap etmesi kolay olmayabilir. Zaten beklenen, herkesin her karardan mutlu olması değil. Kararın neden alındığının anlaşılması ve itiraz edenin baştan dışlanmaması daha gerçekçi bir hedeftir. Bazen doğru bir karar ilk anda tepki de çekebilir; o durumda yönetim gerekçesini sakince anlatabilecek hazırlıkta olmalı.

Ben dinleyen bir başkanı kararsız, eleştiri kabul etmeyen bir başkanı güçlü saymam. Güç, eldeki bilgiyi tartıp gerektiğinde karar değiştirebilmekte de vardır. Seçim sırasında savunulmuş bir önerinin uygulanması mümkün değilse bunun dürüstçe açıklanmasını, sırf geri adım görüntüsü vermemek için yanlışta ısrar edilmesine tercih ederim.

Galatasaray sevgisi bu değerlendirmeyi zorlaştıran değil kolaylaştıran ortak nokta olmalı. Benim adayıma oy vermedin cümlesi, kulüp içindeki ilişkinin sınırı haline gelirse seçimde ortaya çıkan enerji boşa harcanır. Seçilen yönetimin görevi bu enerjiyi yeni bir taraflaşmaya değil, somut işlere yönlendirmek.

Sonuç: Galatasaray yeni başkanını seçti, şimdi ortak iş başlıyor

19 Haziran 2021 seçiminin akılda kalacak tarafı sadece sonucun yakınlığı değil. Sayımın yön değiştirmesi, yarışın son sandıklara taşınması ve sonuçtan sonra verilen karşılıklı tebrikler aynı günün parçaları. Bütün bunlar, Galatasaray'ın geleceği üzerinde farklı düşünen insanların yine de aynı kulübün üyesi kalabildiği bir başlangıç sundu.

Burak Elmas'a ve birlikte seçilen kurullara başarı diliyorum. Ancak benim için başarı, seçim zaferini sürekli hatırlatmak değil, o yetkiyle hangi işin yapıldığını göstermek olacak. Üyenin sorusuna cevap verebilen, taraftarın duygusunu koşulsuz onaya çevirmeyen, hatasını gördüğünde düzeltebilen bir yönetim bekliyorum. Bu beklenti herhangi bir isme özel değil; Galatasaray'ı yöneten herkese uyguladığım ölçü.

Galatasaray yeni başkanını seçti; şimdi önemli olan, farklı oyların ardından ortak sorumluluğu kurabilmek. Sandıkta yarışanlar farklıydı, yönetilecek kulüp aynı. Yeni dönemin güçlü başlaması için kazananın dinlemeye, eleştirenin adil olmaya ve görev alanın çalışmaya devam etmesi gerekiyor. Seçim gecesinin sevincini kalıcı değere dönüştürecek olan, bundan sonra yapılacak işlerin niteliği olacak.