Galatasaray, yüksek maliyetli transferlerden uzak durmayı planlıyor. TRT Spor kaynaklı 13 Nisan 2020 tarihli haberde, koronavirüs salgınının ekonomik etkileri nedeniyle yeni sezon giderlerinin azaltılmasının hedeflendiği aktarılıyor. Haberdeki transfer ve sözleşme ihtimalleri, tamamlanmış anlaşmalar değil.
Ben bu yaklaşımı, Galatasaray'ın hedeflerinden vazgeçmesi olarak değil, aynı hedeflere daha doğru harcayarak ulaşma zorunluluğu olarak görüyorum. Ancak bir şartla: Tasarruf, plansızlığın üzerini örten bir kelimeye dönüşmemeli. Sadece pahalı oyunculardan ayrılmak yetmez; onların sahadaki görevlerini kimin, hangi maliyetle ve hangi kaliteyle üstleneceğini de belirlemek gerekir. Galatasaray'ın ihtiyacı daha az iddialı bir takım değil, parasını daha iyi kullanan bir takım.
13 Nisan itibarıyla transfer gündeminde ne var?
TRT Spor kaynaklı habere göre Donk'un devamı ücret indirimine bağlı. Onyekuru ve Lemina için oyuncularla anlaşılmasının ardından Monaco ve Southampton ile yeniden kiralama görüşülmesi öngörülüyor. Oyuncunun kabulüyle kulübünün onayı birbirinden ayrı aşamalar; dolayısıyla bu ihtimalleri kesinleşmiş anlaşmalar gibi değerlendiremeyiz.
Benim açımdan haberin anlamı şu: Yönetim, kadroyu koruma isteğini koşulsuz bir harcama taahhüdüne dönüştürmemeli. Bir futbolcuyu istemek, onun için her rakamın ödenebileceği anlamına gelmez. Diğer taraftan pazarlık masasına yalnızca indirim talebiyle oturmak da yeterli değil. Görüşme sonuçlanmazsa devreye girecek bir alternatif bulunmalı. Yoksa başta çizilen mali sınır, son anda oluşan oyuncu ihtiyacı karşısında kolayca aşılabilir.
Liglerin ertelenmesi bütçe hesabını neden değiştiriyor?
TFF, 19 Mart 2020 tarihli açıklamasında Süper Lig ile birlikte diğer profesyonel liglerin ileri bir tarihe ertelendiğini duyurdu. Yeni takvimin gelişen şartlara göre belirleneceği bildirildi. FIFA da 7 Nisan'da yayımladığı değerlendirmede karşılaşmaların oynanamamasının kulüp gelirleri üzerindeki etkisine dikkat çekti. Bu iki açıklama, transfer planlamasının alışılmış sezon takviminden farklı bir belirsizlik içinde yapıldığını gösteriyor.
Böyle bir ortamda benim yönetimden beklediğim ilk şey, beklenen gelirle kullanılabilir parayı birbirine karıştırmaması. İleride elde edilmesi umulan bir gelir, bugün imzalanacak sözleşmenin güvenli finansmanı sayılmamalı. Bütçe hazırlanırken yalnızca iyi senaryoya güvenilirse gelirdeki her gecikme başka bir ödeme sorununa dönüşebilir. Bu yüzden transfer kararının yanında ödeme takviminin de açıklığa kavuşmasını önemsiyorum. Kağıt üzerinde karşılanabilir görünen bir bedel, yanlış zamanda ödenmek zorunda kalındığında kulübün hareket alanını daraltabilir.
Onyekuru dosyası: Kalmasını istemek başka, bütün şartları karşılamak başka
Onyekuru'nun mevcut anlaşmasının mali çerçevesi biliniyor. 5 Ocak 2020 tarihli transfer duyurusunu aktaran Anadolu Ajansı haberine göre Monaco'ya net 750 bin avro kiralama bedeli, futbolcuya net 650 bin avro sabit ücret ödenmesi kararlaştırıldı. Anlaşma, 2019-2020 sezonunun sonuna kadar olan dönemi kapsıyor. Açıklanan bu iki kalemin toplamı 1 milyon 400 bin avro; bu rakamı tam sezonluk yıllık ücret veya bütün giderleri kapsayan nihai maliyet gibi sunmak yanlış olur.
Fatih Terim, 5 Ocak'taki açıklamasında Onyekuru'yu daha önce de istedikleri ve şampiyonlukta katkısını gördükleri bir oyuncu olarak değerlendirmişti. Benim yorumum, teknik heyetin tanıdığı bir futbolcuyla devam etmenin uyum açısından değer taşıyabileceği yönünde. Fakat bu avantajın bir fiyat sınırı olmalı. Onyekuru'yu seviyor olmamız, Monaco'nun önereceği her kiralama şartını makul hale getirmez. Oyuncu ücretinden yapılacak indirim, kulübe ödenecek bedeldeki artışla ortadan kalkacaksa gerçek bir tasarruftan söz edemeyiz. Bu dosyada tek rakama değil, paketin tamamına bakmak gerekir.
Lemina'da satın alma opsiyonu ile kiralama maliyetini ayırmak gerekiyor
Galatasaray'ın 2 Eylül 2019 tarihli resmî açıklaması, Lemina için Southampton'a net 1 milyon avro geçici transfer bedeli ve futbolcuya 2019-2020 sezonunda net 2 milyon 50 bin avro sabit ücret öngörüyor. Aynı açıklamada 30 Haziran 2020'ye kadar kullanılabilecek net 16 milyon avroluk satın alma opsiyonu bulunuyor. Bu opsiyon, ödenmiş bir bonservis bedeli değil; mevcut kiralama anlaşmasındaki ayrı bir satın alma hakkı.
Yalnızca açıklanan kiralama bedeliyle sabit oyuncu ücretini topladığımızda 3 milyon 50 bin avro ediyor. Ancak bundan yeni sezonun bedelini çıkaramayız; yeni bir anlaşmanın şartları ayrıca oluşacak. Bana göre Lemina dosyasındaki doğru soru, eski opsiyon rakamını her tartışmanın merkezine koymak değil, takımda kalmasının hangi yöntemle karşılanabilir olacağını araştırmak. Satın almak, yeniden kiralamak ve başka bir oyuncuya yönelmek farklı seçenekler. Birini savunmak için diğerlerini hiç incelememek doğru değil. Teknik heyetin oyuncudan beklediği katkı korunabiliyorsa daha uygun bir anlaşma değerlidir; korunamıyorsa yalnızca düşük bedel üzerinden başarı ilan edilmemelidir.
Ryan Donk için indirim kadar sözleşmenin yapısı da önemli
Donk'un önceki sözleşmesinin ayrıntıları, 29 Haziran 2018 tarihli kulüp açıklamasında yer alıyor. Açıklama, belirlenen maç koşuluyla 2019-2020 sezonuna uzayacak anlaşmada net 1 milyon 895 bin avro sabit ücretin yanında puan ve müsabakaya katılım bağlantılı primler öngörüyordu. Dolayısıyla yalnızca sabit ücreti konuşmak, sözleşmenin mali yapısının tamamını anlatmıyor. Yeni döneme ilişkin herhangi bir rakamı da bu eski açıklamadan hareketle kesinleştiremeyiz.
Ben Donk gibi mevcut düzeni bilen bir oyuncuyla ilgili değerlendirmede yalnızca ne kadar indirim yapılacağına bakılmasını eksik buluyorum. Sözleşmenin süresi, beklenen görev, garanti ödeme ve prim koşulları birlikte ele alınmalı. Bir yıllık anlaşmada kabul edilebilir bulunan bir ücret, aynı şartlarla uzun vadeye yayıldığında farklı bir risk yaratabilir. Tersine, bir oyuncuyla sırf yaşı veya maaşı üzerinden yolları ayırıp yerine daha pahalı ve uyumu belirsiz birini almak da tasarruf değildir. Karar, geçmişe duyulan bağlılıkla değil, gelecek dönemde alınması beklenen katkıyla verilmelidir.
Ayrılık planı kadrodaki görevlerin de yeniden dağıtılmasını gerektiriyor
Aynı haberde Selçuk İnan, Mariano ve Nagatomo ile devam edilmemesi; Seri ve Andone'nin kiralık anlaşmalarının uzatılmaması planlar arasında gösteriliyor. Bunlar o gün için basına yansıyan planlar. Sözleşme sürelerinin tamamlanmasıyla gündeme gelebilecek ayrılıkları, gerçekleşmiş işlemler olarak kaydetmek doğru olmaz.
Ben bu bölümde isimlerden önce boşalacak görevlere bakılmasını isterim. Bir futbolcunun ayrılığı maaş bütçesinde yer açabilir; ancak yerine yapılacak transferin ücreti, olası imza parası ve uyum süreci de hesaba katılmalı. Üstelik birden fazla oyuncuyla aynı dönemde vedalaşılıyorsa her dosyayı tek başına değerlendirmek yeterli değildir. Kadroda tecrübenin, saha içi sorumluluğun ve yedekleme imkanının nasıl paylaşılacağı da düşünülmeli. Geçmiş hizmetlere saygı göstermekle yeni sözleşme konusunda gerçekçi davranmak birbirine zıt değildir. Vedaların saygılı, kararların ise geleceğe dönük olmasını beklerim.
Maaş indirimi, ödeme ertelemesi ve yeni sözleşme aynı şey değil
FIFA'nın 7 Nisan 2020 tarihli rehberi, futbolun durduğu dönemde kulüplerle oyuncuların uzlaşarak çözüm üretmesini teşvik ediyor. Ücret azaltılması veya ödemelerin ertelenmesi değerlendirilirken tarafların durumunun ve adil dengenin gözetilmesi gerektiğini vurguluyor. Aynı metin, sezon sonunda bitecek sözleşmelerin fiilî sezon sonuna kadar uzatılmasını öneriyor. Bu yaklaşımı, bütün sözleşmelerin kendiliğinden değiştiği ya da kulüplerin istedikleri indirimi otomatik uygulayabildiği şeklinde yorumlamamak gerekir.
Benim dikkat çekmek istediğim ayrım basit: Bir ödemenin ileri tarihe bırakılması, o borcun ortadan kalkması demek değildir. Mevcut sezonu tamamlamak için uzlaşmaya varılması da futbolcuyla gelecek sezon için anlaşılmış olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle transfer haberlerinde kullanılan uzatma ve indirim ifadelerinin hangi döneme ait olduğunu açıkça bilmek isterim. Yönetimin başarısını yalnızca o ay kasadan daha az para çıkmasına göre ölçersek sonraki döneme taşınan yükü gözden kaçırabiliriz. Gerçek tasarrufun, ödeme takvimindeki geçici rahatlamadan ayrı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Benim görüşüm: Tasarruf adı altında plansızlığı kabul etmem
Galatasaray'ın daha dikkatli harcamasını destekliyorum; ama bunun taraftara daha düşük beklenti dayatmanın kolay yoluna çevrilmesine karşıyım. Bir yönetim, kaynakların sınırlı olduğunu söyleyebilir. Ardından hangi önceliklerle hareket ettiğini de gösterebilmelidir. Hangi mevkide mevcut kadroya güveniliyor, hangi eksik için bütçe ayrılıyor, hangi transferden mali şartlar nedeniyle vazgeçiliyor? Her pazarlığın ayrıntısını kamuoyuna açıklamak gerekmese de ortaya anlaşılabilir bir futbol planı çıkmalı. Bütçeyi kısmak bir yöntemdir; tek başına sportif proje değildir.
Benim gözümde kötü tasarruf, takımın ihtiyaç duyduğu işi yapacak oyuncudan vazgeçip aynı görevi yerine getiremeyen daha ucuz bir isim almak olur. İyi tasarruf ise gereksiz harcamayı ayıklarken gerekli kaliteyi korumaktır. Bu yüzden yüksek ücret alan her futbolcuyu yanlış transfer, düşük ücret alan her futbolcuyu fırsat olarak görmem. Oyuncunun sahaya koyacağı katkıyla maliyeti arasında anlamlı bir ilişki ararım. Ne yalnızca tanınmış bir isim olduğu için bütçeyi zorlamayı ne de ucuz olduğu için kadroyu doldurmayı doğru bulurum.
Bonservissiz futbolcu, maliyetsiz futbolcu değildir
Ben transfer değerlendirmesinde bonservis bedelinin tek başına kullanılmasına özellikle itiraz ediyorum. Bir oyuncu için eski kulübüne ödeme yapılmaması, anlaşmanın ucuz olduğunu kanıtlamaz. İmza parası, garanti ücret, temsilci ödemeleri ve varsa diğer yükümlülükler birlikte görülmeli. Birkaç sezon boyunca yüksek garanti ücret içeren bir anlaşma, ilk gün düşük maliyetli görünse bile ileride hareket alanını daraltabilir. Aynı nedenle sözleşme süresini yalnızca oyuncuyu elde tutmanın avantajı olarak değil, üstlenilen taahhüdün uzunluğu olarak da değerlendirmek gerekir.
Benim tercih edeceğim karşılaştırma şu olur: Aynı görevi yapması beklenen adayların bütün sözleşme dönemindeki maliyeti yan yana konulsun. Peşin ödeme ihtiyacı ayrıca gösterilsin. Başarıya bağlı primlerle her koşulda yapılacak ödemeler birbirinden ayrılsın. Oyuncuyla yolların beklenenden erken ayrılması gerekirse ortaya çıkabilecek yük de incelensin. Böyle bir değerlendirme yapılmadan yalnızca bonservis ödenmediği söylenerek taraftarın ikna edilmeye çalışılması bana yeterli gelmez. Transferin ucuzluğunu ilk günkü sunum değil, anlaşmanın bütün koşulları belirlemeli.
Fatih Terim'in önüne rastgele isimler değil, görevleri belirlenmiş seçenekler gelmeli
Teknik planlamada benim önceliğim, önce oyuncu adı bulup sonra ona ihtiyaç üretmek yerine, önce takımın eksik işlevlerini belirlemek olur. Orta sahada top kazanma mı eksik, baskı altında pas bağlantısı mı gerekiyor, hücumda savunma arkasına hareketlilik mi aranıyor? Bunlar aynı oyuncu profiline işaret etmeyebilir. Yalnızca mevkisi uygun diye alınan bir futbolcu, ihtiyaç duyulan işi yapmıyorsa asıl sorunu çözmez. Bu nedenle yönetimle teknik heyetin, bütçe konuşmasına oyuncu özelliklerini de dahil etmesini isterim.
Alternatiflerin hazırlanması da bu işin parçası. Birinci adayla anlaşma olmayınca tamamen farklı özellikte bir futbolcuya yönelmek, başta kurulan oyun düşüncesini bozabilir. Ben daha düşük bütçenin, daha fazla hazırlık gerektirdiğine inanıyorum. Harcama imkanın sınırlıysa deneme yanılma payın da daralır. Oyuncu izleme çalışmasının, teknik değerlendirmelerin ve sözleşme incelemesinin aynı karar etrafında buluşması gerekir. Burada savunduğum, kulübün açıklanmış yeni bir transfer listesi değil; benim Galatasaray'da görmek istediğim karar verme biçimidir.
Kiralama seçeneği kısa vadeyi rahatlatırken geleceği belirsiz bırakmamalı
Kiralık transferi baştan yanlış bulmuyorum. Uygun koşullarda, yüksek satın alma bedeline girmeden ihtiyaç duyulan katkıyı alma imkanı sunabilir. Fakat her sezon önemli görevlerin yeniden pazarlığa açılacağı bir kadro kurulmasını da sağlıklı görmem. Teknik heyetin emek verdiği bir oyuncuyla devam etmenin şartları sürekli değişiyorsa gelecek sezonun hazırlığı zorlaşabilir. Bu yüzden kiralamayı bütün kadroyu üzerine kuracağımız tek yöntem değil, farklı ihtiyaçlar için kullanılabilecek araçlardan biri olarak değerlendirmek isterim.
Bir kiralık oyuncuda kalıcılık hedefleniyorsa gelecekteki seçeneklerin mümkün olduğunca baştan anlaşılır hale getirilmesi bence değerli. Ama satın alma opsiyonunun bulunması da tek başına yeterli değil; o bedelin gerçekten karşılanabilir olması gerekir. Kullanılması bütçeyi aşacak bir hak, kağıt üzerinde avantaj gibi görünse de pratikte sınırlı fayda sağlayabilir. Tersine, kısa süreli bir ihtiyacı karşılayan kiralamadan mutlaka kalıcı transfer beklemek de gereksiz olabilir. Yöntem, oyuncunun kadrodaki görevi ve kulübün mali imkanlarıyla uyumlu seçilmeli.
Genç oyuncu tercihi ancak gelişim planıyla anlamlı hale gelir
Maliyet tartışması açıldığında benim de aklıma genç oyuncuların ve altyapının daha güçlü biçimde değerlendirilmesi geliyor. Ancak bunu sihirli çözüm gibi sunmam. Bir futbolcunun genç olması, hemen hazır olduğu veya mutlaka yüksek bedelle satılacağı anlamına gelmez. Yetenek tespiti kadar, nasıl geliştirileceği ve hangi sorumluluklarla sahaya çıkacağı da önemlidir. Sırf ekonomik olduğu için kadroya eklenip hiç kullanılmayan bir genç oyuncu, ne sportif ihtiyacı karşılar ne de kendisinden beklenen gelişimi gösterebilir.
Ben gençleşmeyi bir yaş ortalaması hesabından daha kapsamlı görmek isterim. Oyuncuya hangi görev verilecek, yanında hangi tecrübe bulunacak, hataları karşısında nasıl davranılacak? Bu soruların cevabı olmadan yalnızca genç transfer sayısını artırmak yeterli değildir. Altyapıdan gelecek bir futbolcu için de aynı yaklaşım geçerli. Ona sembolik olarak kadroda yer vermekle gerçek bir gelişim yolu açmak farklı şeyler. Buradaki düşüncem, 13 Nisan itibarıyla duyurulmuş bir gençleştirme kararını aktarmak değil; mali disiplinin nasıl kalıcı bir futbol anlayışıyla desteklenebileceğini tartışmak.
Ücret dengesi korunmadan yapılacak indirim eksik kalır
Mevcut futbolculardan fedakarlık beklenirken yeni gelenlere açıklanması zor yüksek garantiler verilmesini ben tutarlı bulmam. Her oyuncunun görevi, katkısı ve piyasa koşulları aynı olmadığı için herkesin eşit ücret alması gerektiğini söylemiyorum. Fakat farklılıkların anlaşılabilir bir gerekçesi olmalı. Kulübün ekonomik çerçevesi yalnızca bazı sözleşmelere uygulanıp diğerlerinde unutulursa tasarruf söyleminin inandırıcılığı zayıflar. Benim yönetimden beklediğim, aynı ilkeleri hem mevcut kadroyla görüşmelerde hem yeni transferlerde korumasıdır.
Oyuncunun indirim talebine yaklaşımından hareketle aidiyetini hemen yargılamayı da doğru bulmam. Bir sözleşme pazarlığının bütün koşullarını dışarıdan bilmiyoruz. Taraftar olarak kulübün çıkarını korumak istememiz, futbolcunun durumunu hiç dikkate almamamızı gerektirmez. Sağlam bir çözümün baskıyla değil, açık hesap ve karşılıklı anlaşmayla kurulmasını tercih ederim. Sadece indirim kabul ettirilmesine değil, ardından verilen sözlerin tutulabileceği bir ödeme düzeninin kurulmasına da bakarım. Güvenilirlik, yeni futbolcuları ikna ederken de korunması gereken bir değerdir.
Yönetimin başarısını hangi ölçütlerle değerlendireceğim?
Ben sezon planlamasına bakarken üç temel sorunun cevabını ararım: Takımın ihtiyaçları karşılandı mı, alınan yükümlülükler karşılanabilir mi, gelecek dönem için hareket alanı bırakıldı mı? Bunlardan yalnızca birine olumlu cevap vermek yeterli değil. Çok düşük bütçeyle kurulan ama temel görevleri eksik kalan bir kadroyu başarılı saymam. Aynı şekilde güçlü görünen bir kadro uğruna ödeme imkanını aşan sözleşmeler yapılmasını da savunmam. Mali disiplinle sportif hedefin aynı plan içinde buluşmasını isterim.
Bunun için ayrılan oyuncuların eski maaşlarını toplayıp tamamını kazanç gibi göstermeyi yeterli bulmam. Yerlerine gelecek isimlerin maliyeti ve devam eden yükümlülükler de değerlendirmeye katılmalı. Bu haber, toplamda ne kadar tasarruf sağlanacağını hesaplamaya yetecek ayrıntıyı sunmuyor. Dolayısıyla ortada kesinleşmiş yeni anlaşmalar olmadan milyon avroluk sonuçlar üretmek yerine hangi değişikliğin gerçekten bütçeyi rahatlatacağını sorgulamak daha doğru. Taraftara sunulacak tablonun, yalnızca giderden çıkan kalemleri değil, yerine eklenenleri de göstermesini beklerim.
Galatasaraylı olarak beklentim: Daha az gösteriş, daha sağlam takım
Bir transfer açıklandığında ben de heyecanlanmak isterim. Fakat Galatasaray'a bağlılığımı bir oyuncunun tanınmışlığına veya sözleşmesinin büyüklüğüne bağlamam. Bana güven verecek şey, alınan futbolcunun neden seçildiğinin anlaşılması ve takımın bir ihtiyacına cevap vermesi olur. Sırf duyurulduğu gün büyük ilgi gördüğü için bir transferi başarılı ilan etmem. Aynı biçimde, ismini daha önce çok duymadığım bir oyuncuyu da peşinen küçümsemem. Benim için önemli olan, formanın gerektirdiği katkıyı hangi şartlarla verebileceğidir.
Bu yüzden yüksek maliyetli transferlerden kaçınma düşüncesini desteklemem, yönetimin bütün kararlarını peşinen onayladığım anlamına gelmiyor. Tam tersine, daha seçici olunacağı söyleniyorsa tercihlerin daha güçlü gerekçelere dayanmasını beklerim. Tasarruf açıklamasından sonra ihtiyaçların belirsiz kalmasını, hazırlığın gecikmesini veya son anda bütçenin aşılmasını normal karşılamam. Galatasaray'ın hedefini küçültmeden kaynaklarını korumak zor bir iş olabilir; zaten yöneticilik sorumluluğunun önemli kısmını da burada görüyorum. Harcama yapmamakla doğru harcamak arasındaki farkın kaybolmaması gerekir.
Sonuç: Bütçe disiplini, doğru futbol planıyla değer kazanacak
Bu süreçte benim ölçüm, transfer döneminin sonunda kaç oyuncunun değiştiği olmayacak. Kadrodaki ihtiyaçların hangi sırayla karşılandığına ve verilen taahhütlerin kulübün imkanlarıyla uyumuna bakacağım. İyi bir planın, görüşme sonuçlanmadığında da ayakta kalabilmesini isterim. Tek seçeneğe bağlı olmayan, mali sınırlarını bilen ve teknik gerekçelerini koruyan bir hazırlık, taraftar olarak bana daha fazla güven verir.
Benim durduğum yer net: Galatasaray parasını korurken futbol aklından vazgeçmemeli. Gerekli katkıyı verecek oyuncuyla makul şartlarda devam etmek de doğru karardır; o şartlar oluşmadığında hazırlanmış bir alternatife yönelmek de. Yanlış olan, bir isme duygusal olarak bağlanıp bütçeyi zorlamak veya tasarruf gerekçesiyle sahadaki ihtiyacı görmezden gelmektir. Bu dönemi yalnızca daha az para harcayarak değil, neden ve kime para harcadığımızı daha iyi bilerek değerlendirmeliyiz. Benim görmek istediğim Galatasaray, transfer duyurusuyla değil, kurduğu takımın bütünlüğüyle güven veren Galatasaray.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap