Galatasaray, 7 Mart 2021'de Demir Grup Sivasspor ile sahasında 2-2 berabere kalarak zirve yarışında iki önemli puan bıraktı. Türk Telekom Stadı'ndaki 29. hafta karşılaşmasında iki kez geriye düşen sarı-kırmızılıları Radamel Falcao'nun golleri ayakta tuttu. Ancak son bölümdeki fırsatlar galibiyete dönüşmedi. Galatasaray 58 puana ulaşırken, bir maç eksiği bulunan Beşiktaş 60 puanla liderlikte kaldı. Ankaragücü yenilgisinin ardından gelen beraberlik, son iki lig karşılaşmasındaki toplam puan kaybını beşe çıkardı.
Bu akşamı yalnızca Falcao'nun güzel dönüşüyle hatırlamak isterdim. Ne var ki iki gol atan bir santrforun performansı bile kazanmak için yeterli olmadı. Benim açımdan maçın özeti burada: Hücumda emek harcayarak bulduğumuz karşılığı, savunmada önleyebileceğimiz hatalarla tüketiyoruz. İki kez beraberliği yakalamak mücadele isteğini gösterir; fakat kendi sahamızda sürekli geriden gelmeye çalışmayı normalleştiremeyiz. Galatasaray'ın ihtiyacı, her hafta yeni bir kurtarıcı bulmak değil, iyi hücumunu daha güvenilir bir savunmayla tamamlamak.
Galatasaray-Sivasspor maçının golleri ve başlangıç kadrosu
Ali Şansalan'ın yönettiği karşılaşmada ilk yarı Sivasspor'un 2-1 üstünlüğüyle tamamlandı. Galatasaray ikinci yarıda eşitliği sağladı, ancak maçın hiçbir bölümünde skor üstünlüğünü ele geçiremedi.
| Dakika | Golü atan futbolcu | Galatasaray açısından skor |
|---|---|---|
| 9 | Max Gradel | 0-1 |
| 14 | Radamel Falcao | 1-1 |
| 38 | Tyler Boyd | 1-2 |
| 68 | Radamel Falcao, penaltı | 2-2 |
Fatih Terim maça Muslera; Linnes, Donk, Marcao, Saracchi; Taylan Antalyalı, Gedson Fernandes, Belhanda, Babel, Onyekuru ve Falcao ile başladı. İlerleyen bölümde Luyindama, Feghouli, Kerem Aktürkoğlu, Arda Turan ve Halil Dervişoğlu da görev aldı.
Kadroda farklı hücum seçeneklerinin bulunmasını değerli görüyorum. Ama bir takımın üretkenliği, sahadaki hücumcu sayısından ibaret değil. Topu alan oyuncunun önünde koşu, yanında pas seçeneği, arkasında da güvence bulunmalı. Bu üçü birlikte olmadığında hücumun bir bölümünü çok iyi yapıp başka bir bölümünde bütün avantajı kaybedebiliyoruz. Sivasspor karşısında güzel pas bağlantılarıyla basit savunma hatalarının aynı maçta buluşması, bu dengenin neden önemli olduğunu gösterdi.
Linnes'in geri pası ve Gradel'in golü: Risk doğru yerde alınmalı
Sivasspor'un ilk golü, Linnes'in Muslera'ya göndermek istediği geri pasın kısa kalmasıyla geldi. Araya giren Gradel, dokuzuncu dakikada fırsatı değerlendirdi. Rakibin uzun topuyla başlayan bölüm, Galatasaray'ın kendi ceza sahası çevresinde yaptığı hatayla sonuca ulaştı.
Bu pozisyonda Linnes'in sorumluluğunu saklamanın anlamı yok. Ancak eleştiriyi oyuncuya hakaret ederek tamamlamak da bize hiçbir şey kazandırmaz. Benim sorum, bu pasın neden güvenli görüldüğü. Kaleciye dönüş yolunda rakip varsa ve topun hızından emin değilsen farklı bir karar gerekir. Pasla çıkmayı savunmak, her koşulda geriye oynamayı savunmak değildir. Gerektiğinde topu tehlikeli bölgeden uzaklaştırmak, futbol anlayışından vazgeçmek değil, durumu doğru okumaktır.
Bir şampiyonluk adayının rakibine hiç fırsat vermemesini bekleyemeyiz; fakat rakibin gol bulmak için harcamak zorunda olduğu emeği azaltmamalıyız. Hücumda birkaç doğru pası arka arkaya yapmak için uğraşırken savunmada tek bir dikkatsiz tercihle geriye düşmek, takımın bütün planını değiştiriyor. Artık sadece rakibi açmaya değil, kaybedilen skoru telafi etmeye de enerji harcıyoruz. Daha maçın başında kendimize böyle bir yük çıkarmamalıyız.
Falcao'nun ilk golü, bireysel kalitenin açık karşılığıydı
Galatasaray'ın cevabı beş dakika sonra geldi. Babel'in pasını alan Falcao, Robin Yalçın'dan sıyrılıp vuruş açısını oluşturdu. Sağ ayağının içiyle gönderdiği top direğe çarparak ağlara gitti. Kolombiyalı santrfor, sadece ceza sahasına servis bekleyen değil, kendi şutunu hazırlayabilen bir oyuncu olduğunu gösterdi.
Bu golde beni etkileyen, hareketin gösterişinden çok amacına uygunluğu. Rakibi geçmek için gereksiz yere uzatılmış bir çalım yok; vuruşu mümkün kılacak kadar alan açıp doğru köşeyi bulmak var. Golcülük bazen tam da bu kadar sade bir kararda ortaya çıkıyor. Falcao'ya yönelik önceki eleştirilerimiz ne olursa olsun, bu akşam yaptığı işi takdir etmek gerekir. Bir oyuncunun geçmişte yaşattığı hayal kırıklığı, bugünkü iyi performansını görmezden gelme hakkı vermez.
Yine de harika bir golü takım planının yerine koyamam. Böyle bir vuruş her karşılaşmada gelmeyebilir. Teknik heyetten beklentim, Falcao'nun kendi becerisiyle açtığı alanların yanında, takım arkadaşlarının hazırladığı daha uygun bitiriş fırsatlarını da çoğaltması. Oyuncunun kalitesini kullanmakla bütün hücumun sorumluluğunu ona bırakmak arasında önemli bir fark bulunuyor.
Boyd'un golünde dönen topu kim takip etmeliydi?
Sivasspor, uzun taç atışının ardından gelişen pozisyonda yeniden öne geçti. Gradel'in sert vuruşunu Muslera çıkardı; dönen topu Tyler Boyd tamamladı. İlk yarının 38. dakikasında gelen gol, Galatasaray'ın bulduğu eşitliği koruyamadığı anlamına geliyordu.
Burada benim eleştirim, kalecinin ilk müdahalesinden sonra savunma işinin bitmiş gibi görünmesine. Muslera şutu engellediğinde top hâlâ oyundaydı. Topun nereye döneceği ve rakibin onu kimin önünde karşılayacağı da savunmanın sorumluluğunda. Yalnızca ilk vuruşa odaklanıp devamındaki hareketi takip etmezsek iyi bir kurtarışın değerini birkaç saniye içinde kaybedebiliriz.
Bir futbolcunun hatasını herkesin üzerine dağıtıp sorumluluğu belirsizleştirmek istemiyorum. Ama golü yalnızca son dokunan oyuncunun bulunduğu noktadan anlatmak da eksik. Uzun taçtaki ilk karşılamadan ceza sahası çevresindeki şuta, oradan dönen topa kadar birbirini izleyen işler var. Galatasaray'ın bu zincirin bir yerinde rakibi durdurması gerekiyordu. Savunma çalışmasının amacı, ilk hamle sonuç vermediğinde ikinci bir güvence bırakmak olmalı.
Kaçan fırsatlar, hücumun tamamen işlemediği anlamına gelmiyor
Galatasaray, Gedson'un şutunda Ali Şaşal Vural'ı geçemedi. Onyekuru, Babel'in ortasıyla buluştuğu uygun pozisyonu değerlendiremedi. İkinci yarıda Babel'in yakın mesafeli kafa vuruşunda da kaleci etkiliydi. Bu nedenle karşılaşmayı hiçbir şey üretemeyen bir takımın puan kaybı olarak tarif etmek doğru olmaz.
Fakat üretilen fırsatın sayısı, kaçan iki puanı geri getirmiyor. Kalecinin başarısını teslim ederken vuruşlarımızın kalitesini de sorgulamalıyız. Topu sadece kaleye göndermekle kalecinin müdahalesini zorlaştıran bir yere göndermek aynı iş değil. Kimi pozisyonda yön, kiminde zamanlama, kiminde de daha iyi durumdaki arkadaşını görme kararı belirleyici olabilir. Bunların her birini ayrı incelemek, bütün kaçan fırsatları şanssızlık diye toplamak kadar kolay değil ama daha yararlı.
Ben hücumdaki doğru davranışları korumaktan yanayım. Babel'in arka direği görmesi, Onyekuru'nun o bölgeye hareketlenmesi veya Gedson'un şut alanına girmesi üzerinde çalışılabilecek bağlantılar. Sorun, bu bağlantıların hiçbir değer taşımaması değil; hazırlığın son dokunuşla yeterince tamamlanmaması. Çözüm ararken iyi yapılanı da bozacak kadar ölçüsüz bir tepkiye ihtiyaç yok.
Ofsaytla iptal edilen gol ve VAR sonrasında gelen eşitlik
Falcao, ikinci yarıda Belhanda'nın serbest vuruşunda topu bir kez daha ağlara gönderdi, ancak ofsayt nedeniyle gol geçerli sayılmadı. Ardından Babel'in Uğur Çiftçi ile mücadelesi incelendi; elle oynama gerekçesiyle Galatasaray penaltı kazandı. Falcao, 68. dakikada atışı gole çevirerek skoru 2-2 yaptı.
Sayılmayan golü geçerli iki gole ekleyip hat-trick gibi anlatamayız. Aynı şekilde penaltı kararının VAR incelemesinden sonra verilmesiyle hakemlerin diğer pozisyonlardaki tercihleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bir kararın lehimize çıkması, bütün yönetimin doğru olduğunu kanıtlamaz; tartışmalı başka bir karar da gerçekleşmiş golü değersizleştirmez.
Futbol açısından ise 68. dakikadaki eşitlik, galibiyet için hâlâ oynanabilecek önemli bir bölüm bırakıyordu. O andan sonra topu daha hızlı dolaştırmak kadar, ceza sahasındaki koşuları birbirini tamamlayacak şekilde yapmak da gerekliydi. Herkesin aynı anda aynı noktaya gitmesi baskı görüntüsü yaratabilir, ama savunmacının kararını zorlaştırmayabilir. Galibiyet golü için kalabalıktan çok doğru yerleşime ihtiyaç vardı.
Oyuncu değişiklikleri, Halil'in fırsatı ve son dakikalardaki baskı
Donk'un sakatlığı nedeniyle 50. dakikada Luyindama oyuna girdi. Terim, 72'de Babel ile Belhanda'nın yerine Feghouli ve Kerem'i aldı. 79'da ise Onyekuru ve Gedson çıktı; Arda ile Halil Dervişoğlu sahaya girdi. Böylece son bölümde hücumun bağlantıları ve ceza sahasındaki seçenekler değişti.
Halil, oyuna girdikten kısa süre sonra kornerden gelen topu çok uygun durumda dışarı gönderdi. Uzatmalarda Feghouli'nin şutunu Ali Şaşal çıkardı; devam eden baskıda Kerem ve diğer hücumcuların denemeleri de gol olmadı. Galatasaray son ana kadar galibiyet aradı, ancak aradığı vuruşu bulamadı.
Halil'in fırsatı elbette eleştirilebilir. Böyle bir anda gol beklersiniz ve olmayınca kızarsınız. Ama bütün puan kaybını, maçın son bölümünde oyuna giren bir genç futbolcunun ayağına bırakmak adil değil. Ondan önce yenilen iki golü ve kullanılmayan diğer fırsatları da aynı ölçüyle değerlendirmek zorundayız. Bir pozisyonun değeri büyük olabilir; karşılaşmanın bütün sorumluluğu tek pozisyona sığmaz.
Feghouli'nin sağladığı şut tehdidini ve Kerem'in ceza sahasındaki hareketliliğini de sırf gol çıkmadı diye yok saymam. Kulübeden gelen oyuncuların oyuna bir şey eklemesi önemli. Bundan sonra tartışacağım konu, bu katkıların daha erken veya farklı görevlerle kullanılıp kullanılamayacağı olur. Değişikliklerin başarısını yalnızca son düdükteki skora değil, çözdükleri ve çözemedikleri sorunlara bakarak ölçmek gerekir.
Gradel ancak 90+6'da atıldı: Uzun süreli sayısal üstünlük yoktu
Sivasspor'da Gradel, 90+6'da ikinci sarı kartını görerek oyun dışında kaldı. Dolayısıyla rakibin maçın önemli bir bölümünü on kişi oynadığı söylenemez. Galatasaray'ın sayısal üstünlüğü, uzatmaların sonundaki kısa süreyle sınırlıydı.
Bu ayrıntı, eleştirinin doğru yere yönelmesi için önemli. Rakip eksildiğinde kalan fırsatı kullanmayı elbette isterim; ama doksan dakikanın hesabını birkaç dakikalık üstünlük üzerinden kurmam. Asıl değerlendirme, iki takım da tam kadroyken bulduğumuz ve verdiğimiz pozisyonlarla başlamalı. Son anların telaşı, maçın daha önce hangi kararlarla zorlaştırıldığını unutturmamalı.
Falcao 134 gün sonra gol attı, takım yine de kazanamadı
Falcao, ligde son olarak 24 Ekim 2020'de Erzurumspor'a karşı gol atmıştı. Sivasspor maçındaki ilk golüyle 134 günlük arayı kapattı; ikinci golünün ardından bu sezonki Süper Lig toplamını yediye yükseltti. Bu süre bütün günlerini forma giyerek geçirdiği bir gol suskunluğu değildi; aradaki dönemde sakatlıklar nedeniyle düzenli oynayamamıştı.
Maç sonrasında kendisini rahat hissettiğini söyleyen Falcao, zor döneminde destek olan teknik heyete ve arkadaşlarına teşekkür etti. Takıma yardımcı olmaya odaklandığını ve önündeki Kayserispor maçını düşündüğünü belirtti. Ben bu açıklamayı, fiziksel durumuyla ilgili kesin bir garanti olarak değil, oyuncunun o akşam kendisini nasıl hissettiğinin ifadesi olarak okurum.
İki golle dönmesi sevindirici, fakat asıl ihtiyaç devamlılık. Galatasaray'ın forvet seçeneklerini birbirine rakip isimler üzerinden değil, takımın farklı ihtiyaçlarını karşılayan oyuncular üzerinden değerlendirmek istiyorum. Falcao iyi oynadığında başka bir santrforu değersizleştirmeye gerek yok. Önemli olan, formda ve hazır futbolcunun katkısından yararlanırken bütün düzeni tek kişinin olağanüstü vuruşuna bağlamamak. Bu geceki performans, hücum için bir imkan gösterdi; savunmanın sorunlarını ise kendiliğinden çözmedi.
Son iki maçta beş puan kayıp: Liderlik neden el değiştirdi?
Galatasaray, sekiz lig galibiyetinin ardından Ankaragücü'ne yenilmişti. Sivasspor beraberliğiyle son iki karşılaşmadan yalnızca bir puan çıkardı. Böylece alınabilecek altı puanın beşi kaybedildi. Beşiktaş'ın 6 Mart'ta Gaziantep'i 2-1 yenmesiyle oluşan liderlik tablosu, Galatasaray'ın ertesi gün kazanamaması nedeniyle değişmedi.
| Takım | Oynanan lig maçı | Puan |
|---|---|---|
| Beşiktaş | 27 | 60 |
| Galatasaray | 28 | 58 |
Ben bu farkı yalnızca iki puan diye küçültemem, çünkü maç sayıları eşit değil. Rakibin eksik karşılaşmasının sonucunu şimdiden yazmak da doğru olmaz. Bilinen gerçek, Galatasaray'ın bir maç fazla oynadığı halde iki puan geride bulunması. Kendi kontrolümüzdeki maçları kazanamadığımızda rakibin puan kaybetmesini bekleme ihtiyacımız artıyor. Şampiyonluk iddiasını güçlendirecek yaklaşım ise başkalarının takviminden umut aramadan önce kendi puan üretimimizi düzeltmek.
Önceki sekiz galibiyetin değeri hâlâ var; o puanlar silinmedi. Fakat geçmişteki iyi seri, bugünkü iki kaybı önemsiz yapmıyor. Yarışın içindeyiz diye rahatlayamayız, iki maç kazanamadık diye bütün sezonu bitmiş de sayamayız. Doğru tepki, sorunun tekrar eden tarafını bulup onu düzeltmek. Ankara'da farklı, İstanbul'da farklı pozisyonlar yaşandı; ortak sonuç ise kazanmak için yeterli dengeyi kuramamamız oldu.
Sivasspor'a İstanbul'da ilk lig puanı, evde biten beş maçlık seri
Galatasaray, bu karşılaşmaya kadar Sivasspor'u İstanbul'da ağırladığı 14 Süper Lig maçının tamamını kazanmıştı. 2-2'lik sonuç bu eşleşmede iç sahadaki ilk lig puan kaybı oldu. Ayrıca Galatasaray'ın evinde art arda kazandığı beş lig maçının ardından galibiyet serisi de kesildi.
Bu iki kayıt farklı şeyleri anlatıyor. Biri belirli bir rakibe karşı uzun yıllara yayılan geçmiş, diğeri bu sezonun yakın dönemindeki iç saha performansı. Beraberlikle galibiyet serisi bitti; fakat bu sonuç bir iç saha yenilgisi değildi. Tarihsel üstünlüğün sona ermesine kızabiliriz, ancak geçmişteki 14 galibiyetin bugünkü rakibe karşı otomatik bir hak oluşturmadığını kabul etmeliyiz.
Sivasspor'un puanı alabilmek için gösterdiği direnci küçümsemiyorum. Rakip kaleci müdahalelerini yaptı, savunma son bölümde golü önledi, hücumcular da buldukları fırsatları değerlendirdi. Kendi eksiklerimizi anlatmak için karşı tarafı şanslı bir seyirci gibi göstermeye gerek yok. Galatasaray'ın büyüklüğüne yakışan, rakibin yaptığı işi doğru tanıyıp onu aşacak cevabı hazırlamak. Eski sonuçları hatırlamak güzel, yeni galibiyet için yeniden çalışmak zorundayız.
Terim iyi oyuna vurgu yaptı; savunma da o oyunun parçası
Fatih Terim, maç sonunda oyuncularının pas bağlantılarını, baskısını ve rakip hatlar arasında top alabilmesini olumlu değerlendirdi. İyi mücadeleye ve çok sayıda fırsata rağmen iki puan bırakıldığını söyledi. Yenen golleri ise rakibe kolay imkan tanınan hatalar çerçevesinde ele aldı.
Hocanın hücumdaki gelişmeyi görmesini anlıyorum; bu maçta gerçekten gol olabilecek ataklar üretildi. Ama iyi futbolun yalnızca rakip kaleye yakın oynanan bölümden oluştuğunu kabul etmiyorum. Kendi kalene doğru atılan pas da kaleciden dönen topun takibi de aynı futbolun içinde. Hücumu başarılı, savunma hatalarını oyundan bağımsız kazalar sayarsak toplam performansı olduğundan iyi değerlendirebiliriz.
Benim teknik heyetten beklediğim, hücumdaki doğru parçaları korurken riskli kararların tekrarını azaltması. Her hata için yeni oyuncu istemek zorunda değiliz. Pas tercihinin sınırları, kaleciye dönüşte güvenli açı ve ceza sahası içindeki takip sorumluluğu mevcut kadroyla da geliştirilebilir. Topu iyi kullanmak için yapılan çalışmanın, topu kaybetmemek ve kaybedildiğinde yeniden savunmak için yapılan çalışmayla aynı ciddiyette olması gerekiyor.
Zemin tartışması: Sorun varsa çözülmeli, tek açıklama haline getirilmemeli
Terim, Türk Telekom Stadı'nın zemininin pas oyunlarını zorlaştırdığını anlattı. Başka statta oynama seçeneklerine ilişkin soruyu yanıtlarken mevcut koşullarda kendi sahalarında devam edeceklerini belirtti. Belhanda da yayıncı kuruluşa verdiği röportajda zemini eleştirdi; Florya'daki antrenman sahasının daha iyi durumda olduğunu söyleyerek iyileştirme istedi.
Bu şikayeti baştan mazeret diye geçiştirmem. Pasla oynamak isteyen bir takımın evindeki zeminden sürekli yakınması, kulüp içinde somut karşılık bulması gereken bir konu. Oyuncu alırken onun tekniğini önemsiyorsak, o tekniği kullanacağı çalışma ve maç koşullarını da önemsemeliyiz. Benim beklentim, zemin için kimin hangi işlemi yapacağı ve iyileştirmenin nasıl takip edileceği konusunda ciddi bir plan olması. Yeşil görünmekle iyi futbol oynanabilir olmak aynı şey değil.
Ancak sahanın durumu her yanlış kararı otomatik olarak açıklamıyor. Geri pasın seçimiyle dönen topa rakipten önce hareket etmek arasında farklı sorumluluklar var. Zeminin etkisini inceleyelim, gerekli bakımı ve uzman desteğini isteyelim; aynı anda oyuncuların koşullara göre daha güvenli tercihler yapmasını da bekleyelim. Yönetimsel sorumlulukla teknik sorumluluğu birbirine karşı kullanmanın faydası yok. Galatasaray'ın ikisinde de iyileşmeye ihtiyacı olabilir.
Hakem itirazlarında tartışılan pozisyon ile verilen karar ayrılmalı
Terim'in en belirgin itirazlarından biri, 59. dakikada Ziya Erdal'ın Onyekuru'ya müdahalesiydi. Teknik direktör bu pozisyonda kırmızı kart gerektiğini savundu ve VAR yönetimini eleştirdi. Sahadaki gerçek karar ise Ziya Erdal'ın oyuna devam etmesi, Gradel'in çok daha sonra ikinci sarı karttan atılmasıydı.
Galatasaray'ın kararların tutarlı uygulanmasını istemesini destekliyorum. Fakat bir pozisyon için kırmızı kart beklemekle, kırmızı kart çıksaydı kesin kazanacağımızı söylemek farklı iddialar. İkinci sonucun garantisini kimse veremez. Eleştirinin gücü, gerçekleşmemiş bir maç sonucu üretmekten değil, pozisyonun neden tartışıldığını açıkça ortaya koymaktan gelmeli.
Ayrıca hakeme yönelik itirazın, savunma hatalarını konuşmayı engellemesine karşıyım. Falcao'nun golünü, Ali Şaşal'ın kurtarışını ve Linnes'in geri pasını aynı açıklamanın içine sıkıştıramayız. Bunlar farklı sorumluluk alanları. Hak arayışı sürerken takımın kendi işini daha iyi yapmasını beklemek, Galatasaray'ın yanında durmaktan vazgeçmek değildir. Benim taraftarlığım tam tersine, kulübün kontrol edebildiği yerde daha güçlü olmasını istemeyi gerektiriyor.
Kayserispor öncesinde kadro ve oyun için yeni görevler var
Galatasaray'ın sıradaki lig rakibi Hes Kablo Kayserispor. Sivasspor maçında sarı kart gören Belhanda bu karşılaşma için cezalı duruma düştü. Donk'un oyundan çıkmasına neden olan sakatlığının ayrıntıları konusunda ise yalnızca bu maçın gelişiminden hareketle kesin bir süre söylemek doğru olmaz.
Hazırlıkta ilk görmek istediğim, hücumun her seferinde geriye düşüldükten sonra hızlanmaması. Maçın başından itibaren pasın yönünü belirleyen, rakibin baskısını görerek karar veren ve ceza sahasındaki görevleri paylaşan bir takım gerekli. Sivasspor karşısında bulunan fırsatları daha sakin bitirebilmek kadar, benzer fırsatları rakibe bu kadar kolay vermemek de öncelik olmalı.
İkinci olarak, yedekten gelen futbolcuların katkısını yalnızca son dakikaların çaresizliğine bırakmamalıyız. Kerem'in hareketi, Feghouli'nin şutu veya Halil'in ceza sahasına girişi ayrı seçenekler sunabiliyor. Bunların hangisinin hangi rakibe karşı daha erken kullanılacağı çalışılmalı. Yeni maçta aynı isimler oynasa bile aynı sorunlarla karşılaşmak zorunda değiliz; görevler ve kararlar geliştirilebilir.
Sonuç: Falcao'nun gollerini boşa çıkarmamak için daha sağlam takım gerek
Bu gece Galatasaray'ın tamamen etkisiz olduğunu söylemek gerçeğe uymaz. Falcao'nun iki golü, kalecinin kurtardığı vuruşlar ve son bölümdeki baskı ortada. Ama iyi yaptığımız işlerin çokluğu, yanlış yaptığımız birkaç kritik işi önemsiz kılmadı. Bir geri pas ve bir dönen top, hücumda harcanan emeği yeniden beraberlik arayışına çevirdi. Maçın asıl dersi bana göre burada.
Galatasaraylı olarak takımı desteklemeyi sürdürüyorum; ancak desteğimi her puan kaybına yeni bir açıklama bulmak şeklinde göstermeyeceğim. Kendi sahamızda iki gol attığımız bir karşılaşmayı kazanabilmek için daha fazlasını beklemek hakkımız. Bu beklenti yalnızca daha çok şut değil; daha dikkatli pas, daha doğru takip ve gerektiğinde riski azaltabilen karar demek.
Galatasaray zirve yarışında yara aldı, fakat yarışı bırakmış değil. Şimdi yapılması gereken, kaybı küçültmek değil, tekrarını önleyecek işi yapmak. Falcao'nun dönüşünü hücum için kazanç sayalım, savunmanın aynı ciddiyetle toparlanmasını isteyelim. Liderliğe yeniden yaklaşmanın yolu, rakibin hata yapmasını beklerken kendi hatamızı alışkanlık haline getirmemekten geçiyor.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap