Galatasaray, 21 Haziran 2020’de Gaziantep FK karşısında 3-1 öne geçtiği maçı 3-3 bitirdi. Ahmet Çalık’ın kırmızı kartından sonra on kişiyle farkı ikiye çıkarmıştık; buna rağmen son düdükte elimizde bir puan vardı. Maxim’in 90+15’teki penaltısı, gecenin en sert kırılma anı oldu. Ben bu beraberliğin üzüntüsünü yalnızca son vuruşa bağlamıyorum. O noktaya nasıl geldiğimizi, kurduğumuz üstünlüğü ve kaybettiğimiz kontrolü birlikte konuşmak gerekiyor.

Türk Telekom Stadyumu’ndaki mücadele, Süper Lig’in 28. haftasındaydı. Galatasaray 51, Gaziantep FK 34 puana ulaştı. Rize’deki 2-0’lık yenilginin ardından kazanmak istediğimiz bir maçtan daha galibiyetsiz ayrıldık. İki haftanın toplamında alınan tek puan, şampiyonluk beklentisinin gerektirdiği karşılık değildi.

Altı golle değişen maç tablosu

  • 17. dakika: Djilobodji, Gaziantep FK’yi öne geçirdi.
  • 36. dakika: Falcao eşitliği sağladı.
  • 40. dakika: Belhanda ile Galatasaray 2-1 öne geçti.
  • 66. dakika: Feghouli farkı ikiye çıkardı.
  • 78. dakika: Twumasi skoru 3-2 yaptı.
  • 90+15: Maxim penaltıdan eşitliği getirdi.

Bu sıralama, maçın neden bu kadar ağır bir hayal kırıklığı bıraktığını açıklıyor. Geri düştük, çevirdik, eksik kaldık, buna rağmen bir gol daha bulduk. Yani yalnızca korumaya çalıştığımız tesadüfi bir üstünlük yoktu. Takımın hücum kalitesiyle ürettiği bir avantaj vardı. Benim eleştirim de tam burada başlıyor: Bu avantajı son bölüme taşırken aynı açıklığı ve soğukkanlılığı gösteremedik.

İlk yarıda Feghouli bağlantısı ve Belhanda’nın golü

Gaziantep, Güray Vural’ın kornerinde Djilobodji’nin kafa vuruşuyla öne geçti. Ardından Galatasaray’ın hücum bağlantıları işlemeye başladı. Onyekuru’nun kaleciyi geçerek gönderdiği topu Kana-Biyik çizgiden çıkardı. Kısa süre sonra Feghouli’nin pasını Falcao gole çevirdi. Belhanda ise Seri’nin hazırladığı pozisyonda rakiplerinden sıyrılarak ikinci golü attı.

Ben bu bölümdeki hücumların değerini, futbolcuların birbirlerinin hareketini tamamlamasında görüyorum. Pas yalnızca ayağa ulaşmıyor, sonraki hareketi de hazırlıyordu. Falcao’nun bitiriciliği, Feghouli’nin zamanlaması ve Belhanda’nın dar alandaki becerisi birlikte sonuç verdi. Galatasaray’ın oyununu değerlendirirken bu üretimi, maçın sonunda yaşanan hayal kırıklığının içinde tamamen kaybetmemek gerekir.

Kırmızı karttan sonra gelen üçüncü gol

Ahmet Çalık, ikinci yarının başlarındaki Kenan Özer pozisyonunda kırmızı kart gördü. Galatasaray on kişi kaldı. Ardından Emre Akbaba’nın yerine Taylan Antalyalı oyuna girdi. Eksilmeye rağmen Saracchi’nin soldan taşıdığı hücumda Feghouli topu ağlara gönderdi ve skor 3-1 oldu.

Bu gol bana, bir kişi eksilmenin hücum ihtimalini otomatik olarak bitirmediğini hatırlatıyor. Doğru pas zinciri ve doğru koşuyla rakibin dengesini yine bozabilirsiniz. Ancak golün ardından oynanacak bölümün ihtiyacı farklıdır. Artık hem skor avantajını hem sayısal eksikliği aynı anda yönetmek gerekir. Gereksiz top kaybı, rakibe yalnızca yeni hücum değil, yeniden yerleşmek zorunda olduğunuz ek mesafe de kazandırır.

Ben böyle bir tabloda her oyuncunun aynı anda ileri gitmesini de, herkesin ceza alanına gömülmesini de istemem. İleride topu tutabilecek bir bağlantı bırakılmalı, savunma önündeki alan tamamen rakibe teslim edilmemeli. Rakip ne kadar rahat ikinci top toplarsa, bir kişi eksik takımın üzerindeki baskı o kadar süreklilik kazanır.

Twumasi’nin golüyle değişen son bölüm

Oyuna sonradan giren Twumasi, 78. dakikada farkı bire indirdi. Gaziantep’in yeniden sonuca ortak olmasıyla her duran top ve her ceza alanı ortası daha ağır bir baskı yarattı. Okan Kocuk, Kenan Özer’in kafa vuruşunda önemli bir müdahale yaptı. Bizim tarafta ise uzatma bölümünde Sekidika’nın hazırladığı fırsatta Onyekuru topa dokunamadı.

Bu iki uçtaki pozisyonları birlikte düşünmek gerekiyor. Bir tarafta farkın kapanmasını önleyen kurtarış, diğer tarafta karşılaşmayı bitirebilecek bir hücum vardı. Ben maç yönetimini yalnızca oyuncu değişikliği sayısıyla ölçmem. Top kazanıldığında nerede tutulduğu, hangi pasın seçildiği ve takımın yeniden nasıl yerleştiği de sonucun parçasıdır. Baskı altında yapılan küçük bir tercih, bütün takımın tekrar savunmaya koşmasına neden olabilir.

Uzatmalardaki karar zinciri

Kayode’nin uzatmada ağlara gönderdiği top, VAR incelemesinin ardından pozisyon öncesindeki faul nedeniyle gol sayılmadı. Daha sonra Okan’ın topu elinden geç çıkardığı gerekçesiyle Gaziantep lehine endirekt serbest vuruş verildi. Bu hücumun devamında Sekidika’nın Maxim’e müdahalesi için penaltı kararı çıktı. Maxim 90+15’te skoru eşitledi.

Galatasaraylı olarak bu son bölümün yarattığı öfkeyi anlıyorum. Yine de hakemin niyeti hakkında elimizde olmayan bir bilgi ileri sürmek yerine, verilen kararları ve sahadaki karşılığını ayrı ayrı değerlendirmeyi tercih ederim. Bir kararın tartışılması, öncesindeki oyun yönetimini konuşmamıza engel olmamalı. Aynı şekilde kendi hatalarımızı konuşmak da hakem kararlarının incelenmesini gereksiz kılmaz.

Beraberlikten sonra önümüzde kalan sorumluluk

Mariano’nun kartı ve Ahmet Çalık’ın ihracı, Başakşehir maçı öncesinde savunmadaki seçenekleri de daralttı. Galatasaray artık yalnızca kaybolan iki puanı düşünerek hazırlanamazdı. Eksik kadroyla yeni bir düzen kurmak, moral kırılmasını yönetmek ve aynı baskıyı tekrar yaşamamak için neyin değişeceğini belirlemek gerekiyordu.

Ben bu 3-3’ü “takım hiçbir şey yapmadı” diye okuyamam; üç gol ve geri dönüş bunun tersini söylüyor. Ama “şanssızdık” diyerek de kapatamam. On kişiyle 3-1’i bulacak kaliteyi gösterdikten sonra, o üstünlüğü son düdüğe taşımanın yollarını daha iyi bulmalıydık. Bu maçın bende bıraktığı asıl sızı, kazanabileceğimiz bir gecenin elimizden bu kadar geç çıkmasıdır.