Galatasaray, 23 Şubat 2020’de Fenerbahçe’ye konuk olacağı derbinin hazırlıklarını 22 Şubat’ta tamamladı. Florya’daki son antrenmanın ardından takım kampa geçti. Benim için bu haberin asıl anlamı, maç öncesi bekleyişin artık sahadaki tercihlere dönüşecek olmasıydı. Kazanma isteğimiz açıktı; o isteği doksan dakikaya yayacak düzenin nasıl kurulacağı ise asıl konuşulması gereken konuydu.

Derbi arifesinde taraftarın zihni kolayca geçmiş karşılaşmalara, serilere ve büyük sözlere gider. Ben böyle günlerde daha somut sorulara dönmeyi tercih ederim. Top bizdeyken ilk pası kim çıkaracak, top kaybedildiğinde orta saha hangi alanı koruyacak, kanat oyuncusunun koşusuna kim eşlik edecek? Son idmanın tamamlanması, bu soruların önemini azaltmaz; tam tersine karar saatinin yaklaştığını gösterir.

Son çalışmada neler yapıldı?

Fatih Terim yönetimindeki basına kapalı idmanda pas çalışmasının ardından taktik çalışma yapıldığı açıklandı. Takım daha sonra Raffles İstanbul’da kampa girdi. Bu bilgi, hazırlığın genel içeriğini anlatıyor; kapalı idmanda hangi özel dizilişin veya hangi oyuncu eşleşmesinin denendiğini açıklamıyor. Dolayısıyla açıklanmayan bir planı kesin bilgi gibi yazmak doğru olmaz.

Pas çalışmasını derbi heyecanının yanında sıradan bir ayrıntı saymam. Baskı altında topu doğru ayağa göndermek, arkadaşına dönüş imkânı bırakmak ve ilk kontrolü kolaylaştırmak oyunun temelidir. Büyük maçlarda bu temel hareketleri aceleyle yapmak, rakibe beklemediği hücumlar verebilir. Ben son hazırlığın değerini, oyuncuların birbirinin kararını daha çabuk okuyabilmesinde ararım.

Lemina ve Saracchi haberleri neden farklı anlam taşıyordu?

Hafta içindeki 19 Şubat çalışmasına ilişkin açıklamada Saracchi’nin tedavisini tamamlayıp takımla çalıştığı, Lemina’nın ise gününü tedaviyle geçirdiği belirtilmişti. Bunlar aynı başlık altında toplanabilecek iki sıradan kadro notu değildi. Biri savunmanın sol tarafındaki seçeneklere, diğeri orta sahanın görev paylaşımına doğrudan temas ediyordu.

Saracchi’nin antrenmana katılması ile derbide kaç dakika oynayabileceği aynı bilgi değildir. Ben teknik ekibin vereceği kararı görmeden yalnızca antrenman haberinden kesin ilk on bir çıkarmam. Yine de sol bekte bir seçeneğin yeniden çalışmalara dönmesi, Ömer Bayram’ın nerede kullanılacağı dahil farklı tercihler düşünmeye imkân verir. Bunun hangi biçimde uygulanacağı ise maç kadrosuyla netleşir.

Lemina tarafında soru, tek bir oyuncunun yerine başka bir isim yazmaktan daha genişti. Orta sahada baskı altında top tutma, savunmanın önünü kapatma ve hücumun ilk bağlantısını kurma görevleri nasıl paylaşılacaktı? Ben bu sorumlulukların bir kişiye yığılması yerine, çevresindeki oyuncuların mesafeleriyle desteklenmesini isterim. Eksik oyuncuyu konuşmak gerekli; çözümü yalnızca eksik üzerinden tarif etmek yeterli değil.

Hücumda hızın yanında doğru pas zamanı

Kadıköy’de kazanmak isteyen bir Galatasaray’ın rakip yarı alana hangi yolla çıkacağını bilmesi gerekir. Onyekuru gibi savunma arkasını zorlayabilen bir oyuncuya sahipken, topu ona çabuk ulaştırmak çekici görünebilir. Ben burada çabuklukla aceleciliği ayırıyorum. Koşu başlamadan atılan pasla, savunmanın yönü değiştiğinde gönderilen pas aynı tehdidi yaratmaz.

Benim maç öncesi bakacağım ilk ayrıntı, pası verecek futbolcunun yüzünü kaleye dönebilmesiydi. Arkası dönük ve baskı altındayken zorlanan her uzun top, takımın yeniden savunmaya koşmasına yol açabilir. Önce kısa bir bağlantı kurmak, sonra kanada veya savunma arkasına gitmek daha sağlıklı bir seçenek olabilir. Bu, cesaretsizlik değil; hücumu daha uygun şartlarda başlatma tercihidir.

İkinci ayrıntı, koşuyu yapan oyuncunun yalnız kalmaması. Kanattan ilerleyen futbolcu başını kaldırdığında ceza alanında ve gerisinde seçenek görmeli. Herkes aynı çizgiye koşarsa pas açıları daralır. Birinin yakın direğe, diğerinin geriye çıkarılacak topa hazırlanması gibi görev ayrımları, hızın gol fırsatına dönüşmesini kolaylaştırır. Ben derbi hazırlığını böyle somut ilişkiler üzerinden değerlendiririm.

Top kaybından sonraki ilk hareket

Derbide hücuma çıkmak kadar, hücum kesildiğinde takımın ne yaptığı da önem taşır. İki bek aynı anda öne giderken orta saha da ceza alanına yaklaşırsa, kaybedilen topun arkasında geniş boşluk oluşabilir. Ben rakibin geçiş tehdidini tamamen ortadan kaldıran sihirli bir düzen beklemem; fakat bu riski bilen ve oyuncularına görev veren bir takım görmek isterim.

Özellikle ilk baskı başarısız olduğunda ikinci oyuncunun ne yapacağı belirleyicidir. Herkes topun peşinden aynı bölgeye giderse diğer taraftaki alan boşalır. Bazen en doğru müdahale topa koşmak değil, rakibin pas yolunu kapatmaktır. Savunma disiplini dediğim şey, geride bekleyen oyuncu sayısından çok bu kararların birlikte verilmesidir.

Taraftar organizasyonu ve maçın duygusu

Derbi için Galatasaray taraftarlarının Türk Telekom Stadı’nda toplanması, kontrollerden sonra saat 15.00’te otobüslerle Ülker Stadı’na hareket etmesi planlanmıştı. Bu, dönemin maç günü organizasyonudur; bugünkü bir ulaşım duyurusu değildir. Takımın yanında olmak isteyen taraftar için yolculuk da karşılaşmanın duygusal hazırlığının parçasıydı.

Ben tribündeki isteğin oyuncuya enerji vermesini isterim; oyunun kararlarını aceleye zorlamasını değil. Kaçan ilk fırsat, verilen ilk faul veya aleyhe gelen ilk düdük bütün planı dağıtmamalı. Büyük maçta soğukkanlılık, coşkunun eksikliği değildir. Futbolcunun maçın içinde kalabilmesi ve bir sonraki doğru hareketi yapabilmesi için ihtiyaç duyduğu dayanaktır.

Derbi arifesinde beklentim

Bu hazırlığın sonunda beklentim, Galatasaray’ın kendi oyununu kurma sorumluluğunu üstlenmesiydi. Önceki haftadaki Yeni Malatyaspor galibiyetinin getirdiği güven değerliydi; fakat yeni rakibe karşı yeni sorunların çözüleceği de açıktı. Sonraki gün açıklanan tercihleri, arşivdeki derbi kadrosundaki dört değişiklik yazısında ayrıca incelemek mümkün.

22 Şubat’ın sonunda elimizde tamamlanmış bir hazırlık, kampa girmiş bir takım ve cevabı sahada verilecek sorular vardı. Benim istediğim, büyük sözlerden önce doğru mesafeler, doğru paslar ve ortak bir mücadeleydi. Derbiye hazır olmak, maçın zorluğunu yok saymak değil; o zorluğa hangi futbolla cevap vereceğini bilmektir.