Galatasaray, 1 Mart 2020’de Gençlerbirliği’ni 3-0 mağlup ederek Süper Lig’de üst üste sekizinci galibiyetini aldı. Donk’un erken golünü Falcao’nun iki golü tamamladı ve puanımız 48’e yükseldi. Ben bu sonucu, Kadıköy’deki büyük sevincin ardından takımın günlük işine yeniden dönebildiğini gösterdiği için değerli buluyorum. Derbi kazanmak ayrı, o galibiyeti bir sonraki hafta sağlamlaştırmak ayrı bir sorumluluk.

Bu karşılaşmada yalnızca skorun rahatlığına bakmak istemiyorum. Duran topla gelen başlangıç, sağ tarafta kurulan pas ilişkisi, ikinci yarıdaki kaleci müdahalesi ve kulübeden gelen seçenekler birlikte anlam taşıyordu. Üç farklı galibiyetin içinde bile daha iyi yapılabilecek tercihler vardı. İyi sonuçları, eksikleri konuşmanın önüne koymadığımızda takımın gelişimini daha doğru okuyabiliriz.

Maçın bilgileri ve Galatasaray’ın kadrosu

  • Tarih ve hafta: 1 Mart 2020, Süper Lig 24. hafta.
  • Stat ve hakem: Türk Telekom Stadı, Arda Kardeşler.
  • Sonuç: Galatasaray 3-0 Gençlerbirliği; ilk yarı 2-0.
  • Goller: Donk ve iki kez Falcao.
  • İlk on bir: Muslera, Mariano, Donk, Marcao, Saracchi, Seri, Ömer Bayram, Feghouli, Taylan Antalyalı, Onyekuru, Falcao.

Taylan’ın bulunduğu orta saha ile iki kanadın hareketliliği, kadronun dikkat çeken taraflarındandı. Ben ilk on bire bakarken bir oyuncunun yalnızca mevki etiketini değil, top takımdayken ve rakipteyken yapacağı işi düşünürüm. Hücumda pas seçeneği olmakla top kaybında geri dönmek aynı futbolcunun birbiriyle bağlantılı sorumluluklarıdır.

Donk’un üçüncü dakikadaki golü maçı nasıl açtı?

Ömer Bayram’ın kullandığı kornerde Donk’un kafa vuruşu, daha üçüncü dakikada Galatasaray’ı öne geçirdi. Kadıköy’de de duran toptan gol bulan Donk’un aynı alanda yeniden katkı vermesi, hücumun yalnızca kanat koşuları veya santrfor vuruşlarıyla sınırlı olmadığını gösteriyordu. Ben duran topu, maç sıkışınca hatırlanan bir son çare olarak görmem.

Erken gol, rakibin başlangıç planını yeniden düşünmesine yol açabilir; fakat bunu otomatik rahatlık saymak tehlikelidir. Öne geçen takım da hangi tempoda oynayacağını seçmek zorunda. Gereksiz acele ederse avantajın ardından top kayıpları gelir, fazla geriye çekilirse rakibi oyuna davet eder. Galatasaray’ın bu başlangıçtan sonra ikinci golü araması, benim açımdan maçın yönünü belirleyen olumlu tercihti.

Mariano, Feghouli ve Falcao bağlantısı

İlk yarının ortaları geçilirken Feghouli’nin pası Mariano’yu sağ tarafta savunma arkasına taşıdı; Mariano’nun içeri çevirdiği topu Falcao tamamladı. Bu hücumun güzelliği, son vuruştan önce iki farklı oyuncunun doğru ilişki kurmasındaydı. Biri pası hazırladı, diğeri genişlik ve koşu sundu, santrfor da ceza alanındaki işi bitirdi.

Ben bu tür gollerde yalnızca golcünün adının öne çıkmasını eksik buluyorum. Falcao’nun doğru noktada bulunması kadar, topun ona savunmanın yerleşmesine fırsat vermeden ulaşması da önemli. Kanat oyuncusu ile bek aynı alanı işgal etmek yerine birbirine yol açtığında, rakip kimin peşinden gideceğine karar vermek zorunda kalır. Hücumun kalitesi çoğu zaman bu küçük kararsızlık anında ortaya çıkar.

İkinci yarıda Feghouli’nin sağdan gönderdiği başka bir topta Falcao dokunuşu yapamadı. Ben bu kaçan fırsatı da aynı bağlantının devamı olarak okuyorum. Her benzer hücum gol olmaz; önemli olan takımın rastlantıya bağlı kalmadan tekrar tehlike oluşturabilmesi. Son vuruşu geliştirmek gerekir, fakat pozisyona ulaşma yolunun değerini de teslim etmek gerekir.

Muslera’nın müdahalesi ve 2-0’ın korunması

Gençlerbirliği ikinci yarıda serbest vuruşla tehlike yarattı; Muslera köşeye giden topu kornere çıkardı. Skor 2-0 iken yapılan bir kurtarış, sonradan gelen üçüncü golün gölgesinde kalabilir. Ben bu anı önemsiyorum, çünkü farkın bire inmesi hâlinde maçın kalan bölümünün baskısı değişebilirdi. Bu ihtimal bir kesin sonuç değil, kaleci müdahalesinin neden değerli olduğunu anlatan futbol bağlamıdır.

Savunmayı yalnızca gol yenmeyen maç sayısıyla değerlendirmem. Rakibin hangi tür fırsatlara ulaştığı ve kalecinin ne kadar zorlandığı da önemli. Bir serbest vuruşta kalecinin kalitesi belirleyici olabilir; açık oyunda aynı tehlikeleri sürekli vermek ise başka bir soruna işaret eder. Bu karşılaşmayı değerlendirirken de sonuçla pozisyonların niteliğini birlikte düşünmek gerekir.

Falcao’nun ikinci golü ve son bölüm

69. dakikada soldan gelişen hücumun devamında ceza alanında önüne gelen topu Falcao gole çevirdi. Böylece fark üçe çıktı. Kolombiyalı futbolcunun iki golü, farklı biçimlerde bitiricilik göstermesi açısından anlamlıydı: Birinde takım arkadaşının hazırladığı servis, diğerinde ceza alanındaki topu hızlı değerlendirme becerisi vardı.

Son bölümde Andone, Falcao’nun yerine oyuna girdi ve Onyekuru’nun hazırladığı pozisyonda kaleciyi geçemedi. Ben yedek oyuncunun kısa sürede fırsatın içine girmesini olumlu bulurum; fakat kısa bir bölümden bütün performansına ilişkin büyük hüküm çıkarmam. Kulübeden gelen futbolcunun görevi, maçın ritmine hızla katılmak ve takımın düzenini sürdürmektir. Bu da kadro derinliğinin sahadaki gerçek sınavıdır.

Sekiz galibiyet ve bir sonraki sorumluluk

Galatasaray bu sonuçla son sekiz lig maçından 24 puan çıkarmış oldu. Gençlerbirliği 27 puanda kalırken, bizim toplamımız 48’e ulaştı. Matematik açıktı: Seri, şampiyonluk iddiasını besleyen düzenli bir puan birikimi oluşturuyordu. Buna rağmen sekiz maçın kazanılması, dokuzuncusunun da kendiliğinden kazanılacağını söylemez.

Sıradaki lig karşılaşması 8 Mart’ta Sivasspor deplasmanıydı. Ben o maça giderken bu 3-0’dan alınacak güvenin, hazırlığın yerine geçmesini istemezdim. Önceki haftanın Kadıköy zaferi nasıl burada yeniden çalışmayı gerektirdiyse, Gençlerbirliği galibiyeti de sonraki maç için aynı disiplini gerektiriyordu.

Benim bu geceden çıkardığım sonuç, Galatasaray’ın farklı hücum yollarını aynı maçta kullanabilmesinin değeriydi. Korner, sağ kanat pasları, ceza alanı bitiriciliği ve kalecinin doğru anda devreye girmesi birbirini tamamladı. Sekizde sekiz rakamını güzel yapan, yalnızca tekrar eden galibiyetler değil, bu galibiyetlerin arkasında görülebilen ortak emekti.