Galatasaray, 2020-2021 sezonuna geniş bir değişimle giriyor. 11 Eylül itibarıyla yedi yeni futbolcu kadroya katıldı, geçen sezonun dokuz ismiyle yollar ayrıldı. Önceki lig sezonunun 56 puan ve altıncı sırayla bitmesi, bu yazın değerlendirmesini daha da önemli kılıyor. Ben yeni kadroya bakarken transfer listesinin uzunluğundan çok, ayrılan oyuncuların görevlerinin nasıl paylaştırılacağını merak ediyorum.
Üstelik transfer dönemi henüz kapanmış değil; 5 Ekim’e kadar hareketlilik sürebilir. Dolayısıyla bugün gördüğümüz tabloyu sezon boyunca hiç değişmeyecek son kadro diye sunamayız. Buna rağmen lig başlıyor ve ilk maç için kullanılacak oyuncular belli. Gelecekte yapılabilecek bir transferi beklerken mevcut takımın nasıl oynayacağı sorusunu ertelemek mümkün değil.
Gelen yedi oyuncu aynı ihtiyaca cevap vermiyor
Arda Turan, Emre Kılınç, Oğulcan Çağlayan, Fatih Öztürk, Omar Elabdellaoui ve Kerem Aktürkoğlu ile sözleşme imzalandı; Oghenekaro Etebo da Stoke City’den kiralandı. Bu isimlerin hepsini tek bir transfer notuyla değerlendirmeyi doğru bulmam. Kalede deneyim, sağ bekte devamlılık, hücumda farklı seçenekler ve orta sahada yeni bir çözüm arayışı aynı yazın ayrı başlıkları.
Arda’nın dönüşü kulüple geçmişten gelen bağı nedeniyle özel bir anlam taşıyor. Kerem ise alt ligdeki üretimini daha yüksek seviyeye taşıma sınavına hazırlanıyor. Birinden deneyimiyle katkı beklerken diğerinin gelişimine zaman tanımak gerekecek. Kadro kurulurken farklı yaş ve kariyer aşamalarının birbirini tamamlaması, her oyuncuya aynı beklentiyi yüklemekten daha sağlıklı.
Ben burada teknik ekibin en önemli işini, oyuncuların güçlü yanlarını ortak bir oyuna yerleştirmek olarak görüyorum. Kanatta topu ayağına isteyen futbolcunun yanında savunma arkasına koşan bir seçenek gerekebilir. Bek ileri çıkıyorsa orta sahadan emniyet gelmeli. Yeni isimlerin kalitesi kadar, bu ilişkilerin ne kadar erken kurulacağı da sezon başlangıcını belirleyecek.
Ayrılıklar en çok hangi bölgeleri etkiliyor?
Kiralık dönemleri biten Onyekuru, Seri, Andone ve Lemina ayrıldı. Mariano ve Nagatomo ile devam edilmedi; Maicon’un Al-Nassr’a transferi tamamlandı. Adem Büyük Yeni Malatyaspor’a dönerken Selçuk İnan futbolculuğu bırakıp teknik ekibe geçti. Luyindama yeniden kullanılabilir bir seçenek olarak, Diagne de Club Brugge’deki kiralık döneminin ardından takıma döndü.
Bu değişimde orta sahanın alışkanlıklarının yenilenmesini özellikle önemsiyorum. Bir oyuncunun ayrılması yalnızca bir forma numarasını boşaltmaz; pası kimin alacağı, baskı altında kimin yön değiştireceği ve kaybedilen topun peşine kimin gideceği de değişir. Kadroda kaç orta saha bulunduğunu saymak yerine, bu görevlerin eksiksiz karşılanıp karşılanmadığına bakmalıyız.
Diagne’nin dönüşü de hücum planını etkileyebilir. Aynı mevkide iki seçenek bulunması, her zaman ikisini birlikte kullanmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Rakibin savunma yüksekliği, ceza alanındaki oyuncu ihtiyacı ve maçın gidişi farklı tercihler gerektirebilir. Önemli olan, yedek başlayan futbolcunun da ne zaman ve hangi görevle oyuna girebileceğini bilmesi.
Bonservis başlığı toplam maliyetin tamamı değil
Yazın şu ana kadarki girişlerinde altı oyuncu için bonservis ödenmediği, Etebo için ise 675 bin avro kiralama bedeli bulunduğu açıklandı. Bu tabloyu bütçe disiplini açısından dikkate değer buluyorum. Fakat buradan bütün kadronun yalnızca bu paraya kurulduğu sonucu çıkmaz. Oyuncu ücretleri, sözleşme süreleri ve diğer giderler ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Bu ayrımı korumak, transferi küçümsemek değildir. Tam tersine, kararları doğru ölçmek için gerekli. Bonservissiz gelen bir oyuncu uzun ve yüksek ücretli sözleşmeyle ciddi yük yaratabilir; bedel ödenen başka bir transfer ise yıllarca katkı verebilir. Ben sportif ve mali verimi, manşetteki tek rakam yerine sözleşmenin bütünüyle birlikte okumayı tercih ederim.
Hazırlık maçlarından kalan üç farklı görüntü
Galatasaray ilk hazırlık karşılaşmasında İstanbulspor’u Diagne’nin golüyle 1-0 yendi. Ardından Ümraniyespor karşısında Falcao ve Ömer Bayram’ın golleriyle 2-0 kazandı. Hatayspor ile oynanan son hazırlık maçı ise 1-1 tamamlandı. Bu üç sonuç, lige başlarken kayıpsız bir yarışın garantisi değil; teknik ekibin farklı oyuncuları denediği çalışmaların skor karşılığı.
Ümraniyespor maçında devre arasında çok sayıda değişiklik yapılması, sonucun yanında oyuncu denemelerinin önemini hatırlatıyor. Böyle karşılaşmalarda aynı on birin doksan dakika birlikte oynamasını beklemeyiz. Yine de değişikliklerden sonra pas mesafelerinin korunması ve oyuncuların ortak görevleri anlayabilmesi, hazırlığın gerçek verimini gösterebilir.
Hatayspor karşısında Arda, 32. dakikada Saracchi’nin yakın direğe gönderdiği topu gole çevirdi; rakip 67’de Gökhan Karadeniz ile eşitliği sağladı. Ben ilk goldeki bek-hücumcu bağlantısını, yeni kadronun geliştirmesi gereken işbirliklerinden biri olarak görüyorum. Bir pozisyonu bütün sezonun kanıtı saymam; ama hangi ilişkinin üzerinde çalışılabileceğini gösteren bir örnek olarak önemserim.
Sezon başında benim kontrol listem
İlk bakacağım konu, top kaybedildiğinde takımın birbirinden kopup kopmadığı olacak. Hücumda çok sayıda yaratıcı oyuncu kullanmak cazip; bunun savunma mesafeleriyle desteklenmesi gerekiyor. İkinci konu, baskı altında pası sadece geriye döndürmek yerine güvenli biçimde ileri taşıyabilmek. Üçüncüsü de değişikliklerden sonra oyunun tanınabilir kalması.
Bu başlıkların hepsini ilk haftada kusursuz görmeyi beklemiyorum. Ancak eksiklerin hangi yönde giderileceğine dair bir fikir görmek istiyorum. Taraftarın sabrı, ortada anlaşılır bir çalışma olduğunda güçlenir. Her kötü bölümde yalnızca yeni transfer beklemek ise mevcut kadronun geliştirebileceği çözümleri görünmez hâle getirir.
Tek tek imzaları incelemek isteyenler Arda’nın sözleşme şartlarına ve Kerem Aktürkoğlu’nun gelişim yoluna bakabilir. Benim yeni sezon öncesindeki ölçüm, kaç transfer yapıldığı değil, bu oyuncuların birlikte ne kadar iyi bir takım oluşturacağı. Yenilenmenin gerçek anlamı lig başlayınca burada ortaya çıkacak.



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap