Didier Drogba’nın Galatasaray dönemi uzun sürmedi; buna rağmen kulübün yakın tarihinde kolayca hatırlanan bir yer edindi. Bunun nedeni yalnız dünyaca tanınan bir futbolcu olması değildi. Akhisar karşısındaki ilk maçında gol ve asist üretti, Real Madrid’e karşı unutulmaz bir vuruş yaptı, Fenerbahçe karşısında Süper Kupa’yı getiren golü attı. Juventus ile oynanan iki grup maçında da sonuca doğrudan dokundu. İstanbul’a yanında büyük bir geçmiş getirmişti; sarı kırmızılı formayı giydiğinde o geçmişe yeni ve somut karşılaşmalar ekledi.
Onun futbolunu yalnız güçlü fiziğiyle anlatmak eksik kalır. Drogba savunmacıyla temas kurarken topun nereye düşeceğini okuyabiliyor, hava topunu arkadaşının kullanabileceği bir pasa çevirebiliyor ve dar alanda beklenmedik bir bitiriş yapabiliyordu. Güç ile tekniği aynı hücum içinde birleştirmesi, Galatasaray için farklı çözümler üretti. Bir santrforun gol atması kadar takımın ileriye yerleşmesine yardım etmesi de önemlidir. Drogba, gerektiğinde hücumun son vuruşunu yaptı; gerektiğinde başkasının golüne giden ilk sağlam temas oldu.
Fransa’da başlayan, Londra’da büyüyen kariyer
11 Mart 1978’de Abidjan’da doğan Drogba’nın profesyonel futbol yolu Fransa üzerinden gelişti. Le Mans, Guingamp ve Marseille dönemlerinden sonra 2004’te Chelsea’ye transfer oldu. İngiliz Profesyonel Futbolcular Birliği’nin kariyer özeti, Marseille ile 2004 UEFA Kupası finaline ulaştığını ve aynı yaz Londra’ya geçtiğini kaydediyor. Bu ilerleyiş, çok genç yaşta her şeyi hazır bulan bir yıldız hikâyesi değildi. Farklı kulüplerde kazandığı deneyimi giderek daha üst düzey rekabete taşıyan bir santrforun gelişimiydi.
Chelsea’de José Mourinho ile başlayan dönem, onu Avrupa’nın en dikkat çekici forvetlerinden biri hâline getirdi. Premier League’de şampiyonluklar yaşadı, iki kez gol kralı oldu. Premier League’in Kasım 2018 tarihli değerlendirmesi, ilk gol krallığını 2006–2007’de 20, ikincisini 2009–2010’da 29 golle kazandığını belirtiyor. Bu iki farklı sezon, Drogba’nın yalnız fiziksel üstünlük kuran bir hedef oyuncu olmadığını gösteriyor. Ceza sahasında düzenli sonuç üretebilmesi, takımın hücum yükünün önemli bir bölümünü taşımasına imkân verdi.
2012 Şampiyonlar Ligi finali ise kariyerindeki en belirgin dönemeçlerden biri oldu. Bayern karşısında son bölümde attığı beraberlik golünün ardından penaltı atışlarında kupayı getiren vuruşu yaptı. Galatasaray’a transfer olduğunda o gecenin üzerinden bir yıl bile geçmemişti. Bu yakın geçmiş, taraftarın beklentisini büyütüyordu. Önemli olan, böylesine büyük bir başarıyı yaşamış futbolcunun yeni takımında hangi sorumluluğu alacağıydı. Drogba’nın Türkiye’deki başlangıcı, beklentinin yalnız ismine bağlı kalmayacağını kısa sürede gösterdi.
Ocak 2013: Hücuma yeni bir ağırlık
Galatasaray, Drogba transferini 28 Ocak 2013’te duyurdu. Kulübün transfer açıklaması, Chelsea sonrasındaki Shanghai Shenhua döneminden gelen oyuncuyu tanıtıyordu. Aynı kış Wesley Sneijder da kadroya katılmıştı. Takımın zaten ligde şampiyonluk iddiası ve Avrupa’da devam eden bir yolu bulunuyordu. Yeni isimlerin görevi, mevcut oyuncuların emeğinin üzerine ek bir kalite koymaktı. Drogba’nın gelişiyle Burak Yılmaz’ın hareketliliği, Sneijder’ın pas becerisi ve santrforun top saklama gücü aynı hücum hattında buluştu.
Bu birlikteliğin işlemesi için görevlerin birbirini tamamlaması gerekiyordu. Drogba sırtı dönük top aldığında Burak savunmanın arkasına koşabiliyor, Sneijder ise ikinci topu veya geri çıkarılan pası bekleyebiliyordu. Hücumun her seferinde kısa paslarla kurulması zorunlu değildi; ileriye gönderilen bir top, Drogba’nın temasıyla yeniden takımın kontrolüne girebilirdi. Bunun değeri yalnız rakip kaleye yaklaşmak değildi. Baskı altında kalan savunma ve orta saha da ileriye çıkmak için zaman kazanıyordu. Onun fiziksel varlığı, takımın boyunu yeniden düzenleyebileceği bir bağlantı sağladı.
Akhisar’da birkaç dakikada kurulan bağ
15 Şubat 2013’te Akhisar Belediyespor karşısında ikinci yarıda oyuna girdi. Galatasaray henüz gol bulamamıştı. Resmî maç anlatımı, 67. dakikada Burak Yılmaz’ın ortasına yaptığı kafa vuruşuyla skoru değiştirdiğini kaydediyor. Üç dakika sonra Sneijder ile paslaşmasının ardından Burak’a gol pasını verdi. Galatasaray maçı 2–1 kazandı. İlk golünde bitirici, ikincisinde hazırlayıcı olması, yeni santrforun iki temel özelliğini aynı kısa bölümde gösterdi.
İlk golün gelişimi, Drogba’nın yalnız ceza sahasında bekleyen bir isim olmadığını da anlatıyordu. Sneijder uzun pasıyla Burak’ı sağda buldu, Burak ortaladı, Drogba bitirdi. Sonraki goldeyse roller değişti; bu defa Drogba topu taşıyan ve arkadaşını kaleye yaklaştıran oyuncuydu. Üç futbolcunun aynı hücum içinde farklı görevleri paylaşabilmesi, savunmanın tek bir kişiye odaklanmasını zorlaştırdı. Taraftar için bu başlangıç heyecan vericiydi, çünkü transferin kâğıt üzerindeki ihtimalleri birkaç gerçek pas ve vuruşla sahada görünür hâle gelmişti.
Madrid karşısında beklenmedik vuruş
9 Nisan 2013’te Real Madrid ile oynanan çeyrek final rövanşında Galatasaray 3–2 kazandı. Drogba, Amrabat’ın ortasını topuğuyla uzak köşeye göndererek takımının üçüncü golünü attı. UEFA’nın karşılaşma raporu, Eboue ve Sneijder’ın gollerini izleyen bu vuruşun tribünlerde yarattığı hareketi anlatıyor. Galatasaray ilk maçın dezavantajını bütünüyle kapatamadı ve toplam 5–3 ile elendi. Buna rağmen rövanş, takımın güçlü rakibine karşı verdiği cevabın değerli bir örneği olarak kaldı.
Drogba’nın golündeki incelik, fiziksel gücüyle kurulmuş genel görüntüsünü tamamlıyordu. Savunmacıyla boğuşan bir santrfor, gelen her ortayı sert bir kafa veya düz bir ayak vuruşuyla bitirmek zorunda değildir. Topun geliş yönünü ve kalecinin konumunu fark edip daha kısa bir hareket seçebilir. Bu pozisyonda alışılmışın dışındaki çözüm, kaleye dönmek için gereken zamanı ortadan kaldırdı. Drogba’nın tekniği güçten bağımsız değildi; güçlü gövdesiyle bulunduğu yeri koruyup ayağındaki hassasiyetle sonuca gitmesi, aynı futbol becerisinin iki parçasıydı.
Süper Kupa’yı getiren kafa
11 Ağustos 2013’te Fenerbahçe ile oynanan Süper Kupa karşılaşması normal sürede golsüz kaldı. Drogba’nın 99. dakikada attığı kafa golü, Galatasaray’a 1–0’lık galibiyeti ve kupayı getirdi. UEFA final haberi, Mert Günok’un kurtarışlarıyla uzatmaya taşınan maçın bu golle çözüldüğünü kaydediyor. İlkbaharda lig şampiyonluğu yaşayan Drogba, yeni sezonun başında bir finali daha doğrudan etkiledi. Büyük maç tecrübesi bu kez sarı kırmızılı forma altında bir kupanın parçasıydı.
Uzatmada gelen kafa golünün zorluğu yalnız yükseğe sıçramakta değildir. Yorgunluk arttığında koşunun zamanını ve vuruş dengesini korumak gerekir. Drogba, savunmanın arasındaki kısa fırsatı değerlendirdi. Fakat golün ardından mücadele sona ermedi; Fenerbahçe karşılık aradı, Muslera da Kuyt’ın vuruşunda önemli bir kurtarış yaptı. Bu ayrıntı kupanın ortak emeğini hatırlatıyor. Santrforun golü kapıyı açtı, kalecinin ve savunmanın direnci sonucu korudu. Drogba’nın finaldeki büyük katkısı, takım arkadaşlarının tamamladığı bu bütünün içindeydi.
Juventus’a karşı iki maç, üç önemli dokunuş
2 Ekim 2013’te Torino’da Juventus ile 2–2 berabere kalınan maç, Drogba’nın oyun zekâsını farklı yönleriyle gösterdi. Önce savunmadaki hatayı değerlendirip Buffon’dan önce topa ulaştı ve Galatasaray’ı öne geçirdi. Juventus son bölümde skoru 2–1’e getirdiğinde ise cevap yine onun katkısıyla oluştu. UEFA’nın Torino raporuna göre kafayla indirdiği topu Umut Bulut gole çevirdi. Bir deplasman puanının içinde hem golü hem hazırlayıcı dokunuşu vardı.
Aralık ayındaki İstanbul karşılaşmasında da benzer bir ortaklık ortaya çıktı. Bu kez kafayla indirdiği topu Sneijder tamamladı ve Galatasaray 1–0 kazanarak gruptan çıktı. İki Juventus maçını birlikte düşününce Drogba’nın hava üstünlüğünün yalnız kendi golü için kullanılmadığı görülüyor. Kafa vuruşu bazen şut, bazen pas olabiliyordu. Rakip savunmacının yanında topu arkadaşının önüne yumuşatabilmek, kaba kuvvetten daha fazlasını gerektirir. Drogba bu becerisiyle Umut ve Sneijder’ın bitirişlerini mümkün kılan alanı oluşturdu; takımın hücum seçeneklerini genişletti.
Chelsea dönüşü ve takım oyununun sınırı
Mart 2014’te Galatasaray, son 16 turunda Chelsea ile eşleşti. İstanbul’daki 1–1’in ardından Londra’da 2–0 kaybetti ve elendi. Drogba için eski kulübüne rakip olarak dönmek özel bir karşılaşmaydı. UEFA’nın rövanş değerlendirmesi, hava toplarında mücadele etmesine karşın yeterli desteği bulamadığını belirtiyordu. Bu maç, onun güçlü yanları kadar bir santrforun takım yapısına duyduğu ihtiyacı da gösterdi. İleri uçta top kazanmak, çevresinde devam ettirecek oyuncular bulunmadığında tek başına yeterli olmuyordu.
Galatasaray’daki dönemi 2013–2014 sezonunun sonunda tamamlandı; aynı sezon takım Türkiye Kupası’nı kazandı. Drogba daha sonra Chelsea’ye döndü ve 2014–2015 lig şampiyonluğunu da yaşadı. Ardından Montreal ve Phoenix dönemleri geldi. Kasım 2018’de profesyonel futbolu bıraktığını açıkladı. Farklı ülkelerde geçen son yılları, Avrupa’daki rekabetin ardından futbol bağını sürdürdüğü başka bir dönemdi. Galatasaray ise bu uzun yolculuğun içinde kısa fakat yoğun bir bölüm olarak kaldı. Bir buçuk sezondaki karşılaşmalar, taraftarın onu hâlâ yakından hatırlaması için yeterli iz bırakmıştı.
Sahanın dışına uzanan sorumluluk
Drogba’nın tanınırlığını kullandığı alanlardan biri sosyal çalışmalardı. Ocak 2007’de Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın iyi niyet elçisi oldu. Birleşmiş Milletler’in 10 Haziran 2014 tarihli haberi, Galatasaray döneminin hemen ardından sıtmayla mücadeleye dikkat çeken bir kampanyaya katıldığını kaydediyor. Çocukluğunda hastalıkla karşılaşmış olması, çalışmanın kişisel tarafını oluşturuyordu. Futboldaki görünürlüğünü sağlık sorunlarına yönelik farkındalık için kullanması, taraftarın tanıdığı sporcunun saha dışındaki sorumluluklarına da somut bir örnek verdi.
Bu çalışmalar onun kaçırdığı bir golü değiştirmiyor, kazandığı maça fazladan puan eklemiyordu. Fakat futbolcunun toplumla ilişkisi yalnız doksan dakikadan oluşmuyordu. Büyük bir oyuncuyu izleyen insanlar onun işaret ettiği başka konulara da ilgi duyabiliyordu. Drogba, bu ilgiyi farklı bir amaç için kullanmayı seçen isimlerden biriydi. Haziran 2019’dan bakıldığında Galatasaray taraftarına bıraktığı portrede iki yön birlikte duruyor: Akhisar’dan Juventus maçlarına uzanan sportif katkı ve futbolun sağladığı görünürlüğü saha dışındaki çalışmalara taşıyan sorumluluk. Sarı kırmızılı formayla geçirdiği kısa sürenin kalıcı etkisi de bu geniş insan hikâyesinin içinde yerini buluyor.
Kapak fotoğrafı: Didier Drogba, Galatasaray formasıyla gol sevincinde. Fotoğraf: AFP/Getty Images, UEFA’nın 2013 arşivi. Arşiv fotoğrafı



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap