Wesley Sneijder’ın Galatasaray’daki yerini anlatmak için birkaç golü hatırlamak bile yeterince güçlü bir başlangıç sunuyor. Juventus karşısında karın ve ağır zeminin içinde gelen vuruş, Fenerbahçe derbisinde uzak mesafeden bulunan iki gol, Türkiye Kupası finalindeki sakin bitiriş… Fakat onun sarı kırmızılı formayla bıraktığı iz, bu görüntülerin toplamından daha geniş. Sneijder top ayağına geldiğinde çevresindeki oyunun yönünü değiştirebilen, hem pasıyla hem şutuyla rakibe farklı sorular soran bir futbolcuydu. Dört buçuk sezon boyunca Galatasaray’ın hücumlarına bu çok yönlü tehdidi taşıdı.
Haziran 2019’dan bakıldığında, İstanbul dönemi artık tamamlanmış durumda. Futbol yolculuğu ise Galatasaray’dan sonra Nice üzerinden Katar’a uzandı. Sarı kırmızılı taraftarın zihnindeki Sneijder, çoğunlukla topu önüne alıp başını kaldırdığı o kısa anla yaşıyor. Rakip savunma onun şutunu kapatmak için öne mi çıkacak, pasını kesmek için geride mi bekleyecek? İyi bir oyun kurucu bu kararsızlığı oluşturur. Sneijder’ın büyük maçlardaki etkisi, yalnız ayağındaki teknik kaliteden değil, bu iki seçeneği aynı anda canlı tutabilmesinden kaynaklanıyordu.
Ajax’tan İstanbul’a taşınan birikim
Sneijder, Ajax altyapısından yetişerek Avrupa futboluna çıktı. Ardından Real Madrid ve Inter formalarını giydi. UEFA’nın Ocak 2013 transfer haberi, İspanya’daki ilk sezonunda lig şampiyonluğu yaşadığını ve 2010’da Inter ile Şampiyonlar Ligi kazandığını hatırlatıyordu. Galatasaray’a geldiğinde 28 yaşındaydı. Büyük kulüplerin baskısını tanıyor, önemli Avrupa karşılaşmalarında sorumluluk almış bulunuyordu. Bu geçmiş, transferin yarattığı beklentiyi yükselten temel unsurdu.
2010 yılı, kariyerinin uluslararası ölçekte en dikkat çekici dönemlerinden biriydi. Inter’in Avrupa başarısının ardından Hollanda ile Dünya Kupası finaline çıktı. Kulübün 2016 tarihli kariyer portresi, aynı yıl UEFA tarafından en iyi orta saha oyuncusu seçildiğini de kaydediyor. Bu birikim, İstanbul’da her topu doğru kullanacağı anlamına gelmiyordu; ama oyunun sıkıştığı anlarda sorumluluğu üstlenmek konusunda önemli bir deneyim sağlıyordu. Yeni takımının ihtiyacı da yalnız ünlü bir isim değil, bu deneyimi sahaya aktarabilecek bir futbolcuydu.
İlk yarım sezonda 14 numarayla
27 Ocak 2013’te Beşiktaş karşısında ilk kez Galatasaray forması giydi. Başlangıçta sırtında 14 numara vardı; 10 numarayı sonraki sezon aldı. İlk yarım sezonuna lig şampiyonluğunu ve Şampiyonlar Ligi çeyrek finalini sığdırdı. Takıma sezon ortasında katılan bir oyun kurucu için kolay bir ortam değildi. Arkadaşlarının koşularını, topu hangi ayağa istediklerini ve baskı altında nasıl davrandıklarını hızla öğrenmesi gerekiyordu. Burak Yılmaz’ın savunma arkasına hareketi ile Drogba’nın topu saklama becerisi, Sneijder’ın kullanabileceği farklı hücum yolları oluşturdu.
Bu iki forvetin varlığı, oyun kurucunun görevini zenginleştiriyordu. Burak hareketlendiğinde erken ve doğru şiddette pas önemliydi; Drogba’ya gelen topta ise ikinci topun nereye düşeceğini sezmek gerekiyordu. Sneijder aynı hücum içinde hem pasör hem ceza sahasına geç gelen bitirici olabiliyordu. Takımın bütün atakları ona bağlı değildi; Selçuk, Hamit, Melo ve kanatlardan gelen destek de düzenin parçasıydı. Ancak Sneijder, rakibin orta saha ile savunma arasındaki alanını kullanarak bu oyuncuların emeklerini kaleye daha yakın bir noktada birleştirebiliyordu.
Real Madrid karşısında hem hazırlayan hem bitiren
9 Nisan 2013’te Real Madrid karşısında alınan 3–2’lik galibiyet, bu çift yönlü hücum katkısının erken örneklerinden biri oldu. Sneijder önce Eboue’nin golünde pası verdi, ardından Galatasaray’ı 2–1 öne geçiren golü attı. Maçın ardından yapılan değerlendirmede karşılaşmanın en iyi oyuncusu seçildi. İlk maçtaki 3–0’lık yenilgi nedeniyle Galatasaray elendi, fakat rövanştaki performans takımın büyük bir rakibe karşı nasıl karşılık verebildiğini gösterdi.
Eboue’ye hazırladığı gol ile kendi bitirişi birbirini tamamlıyordu. Birinde takım arkadaşının şut imkânını gördü, diğerinde doğrudan sonuca gitti. Oyun kurucunun sürekli asist araması da sürekli şut düşünmesi de savunmanın işini kolaylaştırabilir. Sneijder’ın değeri, rakibe tek bir davranış kalıbı sunmamasındaydı. Madrid gecesinde hücumun merkezinde bulunurken bütün topları uzun süre ayağında tutması gerekmedi. Bazen doğru anda bırakılan pas, bazen ceza sahası çevresindeki bir dokunuş yeterli oldu. Bu çeşitlilik, taraftarın ondan duyduğu heyecanı ilk aylarda somutlaştırdı.
Juventus maçında ağır zemine karşı hafif dokunuş
10 Aralık 2013’te başlayan Juventus karşılaşması kar nedeniyle durdu, ertesi gün devam etti. Galatasaray’ın gruptan çıkmak için kazanması gerekiyordu. Ağırlaşan zemin pas oyununu ve oyuncuların dönüşlerini zorlaştırdı. UEFA’nın maç raporunda anlatıldığı gibi, bitime beş dakika kala Drogba’nın kafayla indirdiği topu Sneijder yerden bir vuruşla gole çevirdi. Galatasaray 1–0 kazandı, grubunu ikinci bitirdi ve Juventus’un önünde son 16 turuna yükseldi.
O gol, Sneijder ile Drogba’nın birbirini tamamlamasının en belirgin görüntülerinden biri. Drogba hava topundaki gücüyle hücuma devam imkânı sağladı; Sneijder ikinci topun ardından doğru alanı ve vuruşu buldu. Şartlar daha çok güç mücadelesini öne çıkarırken son hareketin ölçülü yapılması fark yarattı. Böyle bir zeminde topa gereğinden fazla dokunmak veya vuruşu geciktirmek, savunmaya yetişme fırsatı verebilirdi. Sneijder’ın bitirişi, hücumun fiziksel başlangıcını teknik bir sonuca bağladı. Bu nedenle gol yalnız hatırlanan bir sevinç değil, iki farklı futbol becerisinin ortak üretimiydi.
Kupa finalinin tek golü
7 Mayıs 2014’te Eskişehirspor ile Konya’da oynanan Türkiye Kupası finalinde Galatasaray yine tek golle kazandı. Golün sahibi Sneijder’dı. Finalin resmî maç anlatımı, 70. dakikada gelişen hücumda topun Yekta ve Selçuk üzerinden Sneijder’a ulaştığını, onun da ceza sahası içinde plaseyle bitirdiğini kaydediyor. Çok sayıda fırsatın çıkmadığı karşılaşmada bu vuruş kupayı belirledi. Galatasaray 15. Türkiye Kupası’nı kazanırken Sneijder maçın en iyi oyuncusu seçildi.
Juventus karşısındaki golle kupa finalindeki golün ortak noktası, fırsatın az olduğu bir oyunda doğru kararı vermekti. Her maç uzaktan sert şutlara izin vermez; bazen kalecinin konumunu görüp daha kontrollü vurmak gerekir. Sneijder’ın ceza sahasına yaklaşırken taşıdığı tehdit, bu ayrımı yapabilmesinde yatıyordu. Rakip onu yalnız pas dağıtan bir orta saha olarak değerlendiremezdi. Hücum ilerlediğinde gol bölgesine katılıyor, takım arkadaşlarının açtığı alanı kullanıyor ve gerektiğinde hücumun son halkası oluyordu. Final, bu rolün doğrudan kupaya dönüştüğü karşılaşmaydı.
Derbiyi değiştiren iki şut
18 Ekim 2014 Fenerbahçe derbisinde ise çözüm ceza sahasının dışından geldi. Maçın son bölümünde Sneijder’ın iki uzak şutu ağlara gitti; Galatasaray 2–1 kazandı. Kulübün karşılaşma kaydı, Hollandalı oyuncunun gollerden önce de uzak mesafeden denemeler yaptığını gösteriyor. Sonuç alınamayan ilk vuruşların ardından oyundan kopmadı. Savunmanın arasına girmek zorlaştığında, onun şut tehdidi Galatasaray’a farklı bir çıkış sağladı. İki golün kısa aralıkla gelmesi, derbinin bütün duygusunu değiştirdi.
Bu şutları yalnız fiziksel kuvvetle açıklamak eksik kalır. Topu vuruşa hazırlayan dokunuş, bedenin dengesi ve kalenin hangi bölümünün hedeflendiği de işin içindeydi. Sneijder’ın tekniği, dar bir hazırlık süresinde güçlü vuruş yapabilmesine imkân veriyordu. Rakip için çözüm yalnız ceza sahasını kalabalık tutmak değildi; dışarıya çıkıp onu karşılamak da gerekiyordu. Bu zorunluluk, takım arkadaşlarına başka alanlar açabilirdi. Fenerbahçe gecesinde şutlar doğrudan gol oldu; Sneijder’ın bu tehdidi, golle sonuçlanmadığı hücumlarda bile savunmanın yerleşimini etkileyen bir unsurdu.
2015 yarışında kritik haftalar
2014–2015 sezonundaki katkısı ekim derbisiyle sınırlı kalmadı. 16 Mayıs’ta Gençlerbirliği karşısında Galatasaray’ın tek golünü attı. 32. hafta maçının kaydı, şampiyonluk yarışının son bölümünde alınan 1–0’lık galibiyeti gösteriyor. Bu, aynı zamanda Sneijder’ın Galatasaray formasıyla 100. maçıydı. Sezonun başındaki derbiyle son haftalardaki bu karşılaşma arasında aylar vardı; ikisinde de daralan oyunda sorumluluk alması, takım için belirleyici bir devamlılık oluşturdu.
Bir sonraki hafta Beşiktaş karşısındaki 2–0’lık galibiyette Yasin Öztekin ile birlikte gol atan isim oldu. Kulübün derbi arşivi, bu iki golcüyü şampiyonluğa giden son büyük adımın içinde anıyor. Galatasaray sezonu 20. lig şampiyonluğuyla tamamladı. Sneijder’ın ikinci lig zaferi, dört yıldızın kazanıldığı dönemle birleşti. Büyük maçlarda parlayan futbolcunun sezon boyunca da katkı vermesi gerekiyordu; mayıs ayındaki golleri, onun hikâyesini yalnız birkaç gösterişli gecenin ötesine taşıdı.
Dört buçuk sezonun ardından
14 Temmuz 2017’de Galatasaray ile Sneijder’ın yolları karşılıklı anlaşmayla ayrıldı. Kulübün veda açıklamasındaki toplam 175 maç ve 46 goldü. Bunlar onun Galatasaray’daki bütün resmî karşılaşmalarını kapsayan rakamlardı. Aynı açıklamada ikinci kaptanlığı ve Hollanda millî takımında ulaştığı forma rekoru da anılıyordu. İstanbul’dan ayrıldığında arkasında yalnız goller bırakmadı; takımın sorumluluk taşıyan oyuncularından biri olarak geçirdiği yılları da bıraktı. Taraftarın ona duyduğu bağlılığın içinde bu zamanın payı vardı.
Daha sonra Nice’e, 2018 başında da Al Gharafa’ya geçti. Katar liginin tanıtım haberi, yeni kulübündeki başlangıcını kaydediyor. Galatasaray açısından ise Sneijder’ın adı, yaratıcı orta saha geleneğinde kendine özgü bir yere yerleşti. Hagi ile aynı numarayı giymiş olması kıyaslamaları getirdi; fakat onun mirası kendi maçlarında oluştu. Madrid’deki rakibine İstanbul’da verdiği cevap, Juventus’a karşı turu getiren vuruş, Konya’daki kupa ve derbilerdeki şutlar… Hepsi, aynı oyuncunun pasla düşünürken golü de arayan futbol aklının farklı ifadeleriydi.
Kapak fotoğrafı: Wesley Sneijder, Galatasaray’ın parçalı formasıyla. Kaynak: Anadolu Ajansı, 2015 arşivi. Arşiv fotoğrafı



Yorumlar (0)
Bu yazıya ilk yorumu sen bırak. Sarı kırmızıya dair fikrini paylaş.
Yorum yap